Plazalara Bayram Geldi!

river_plaza_8369386Bu hafta plaza çalışanlarında genel bir gevşeme gözlemliyorum: “X konusu vardı, bayram sonrası bakarız”. “Toplantıyı bayram sonrasına erteleyelim”…

Bayram yaklaştıkça tuz kokulu bir tatil havası plaza koridorlarında dolaşmaya başladı anlayacağınız. Son derece normal tabi. Bu herkes için böyle. Özellikle plaza insanının epi topu senede bir kaç hafta tatili olduğunu düşünürsek bayram tatili tadından yenmiyor.

Ancak bu gözlem bana başka bir gerçeği de anlatıyor. İşini tutkuyla yapan insan az bu ülkede. Read more

Amazon Echo ile Moda Endüstrisini Yıkmaya Hazırlanıyor

71ieIpLFXiL._QL70_Amazon  dünyayı ele geçirmeden rahat etmeyecek sanırım; şimdiki hedefi moda endüstrisindeki geleneksel oyunu kökten değiştirmek.

Amazon’un sesli asistanı Echo’nun gözleri de var artık. Bu gözlerle sizin fotoğrafınızı çekiyor, giyim tercihinizi değerlendiriyor, yağmur gibi bir beklenti varsa sizi uyarıyor ve tabii ki yeni giyim önerilerinde de bulunuyor. Videosu aşağıda. Read more

Bir Günde 467.000.000 Paket Sevk Etmek?

main-picture-e1408432463188-700x329Genelde yazılarımın bir mesaj kaygısı olur. Bugünse hiç bir mesaj kaygım yok. Sadece şaşkınlığımı ve hayranlığımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Büyük oyun değiştirici Jack Ma’nın kurduğu Alibaba, hiç şüphesiz son yılların en göz alıcı girişimlerinden. Size Alibaba ile ilgili bir kaç dudak uçuklatıcı istatistik vereyim.

Tüketiciler 11 kasım 2015’in ilk sekizdakikasında Alibaba’dan tam 1 milyar dolarlık alışveriş yapmışlar. Sadece 8 dakikada.

Amerika’lıların ünlü “Black Friday” indirim günün Çin versiyonu olan “Bekarlar Günü”ne denk gelen 11 Kasım 2015 bittiğinde Alibaba’nın günlük satışı 14 Milyar doları bulmuş.

Bir günde 14 MİLYAR DOLAR…

Peki bu ciroyu elde etmek için kaç paket ürün sevk edilmiş gün içerisinde sizce?

467.000.000 paket.

Yazıyla dörtyüzaltmışyedimilyon paket.

Sadece bir günde.

Jack Ma’nın gerçek bir oyun değiştirici olduğu kesin. Çıtayı fazla yükselttiği de öyle.

 

 

Dünyay(n)ı Nasıl Değiştireceksin? 

reading-girl

Şirketlerde yaptığım konuşmalardan sonradan en çok karşılaştığım sorulardan birkaçı: “Hocam kariyerimi nasıl değiştirebilirim?” “Emekliliğe kadar özel şirket beni tutmaz ki gençler geliyor, ne yapıcaz?” “Başarılıyım ama öne çıkmak icin başka ne yapmam lazım?”…

Bir çok kurum çalışanının karın ağrıları ortak anlayacağınız. Kimi cafe açmak, kimi şirkette üst düzey pozisyon kapmak, kimi benim gibi eğitimci ve konuşmacı olmak istiyor.

Siz de onlardan biri misiniz? Read more

Beyaz Yakalının Yaratıcılıkla İmtihanı 

creative-thinking

Bir gün ofiste yine maillerin içine gömülmüşsünüz, yapmanız gereken koca bir iş listesi var.

O sırada yeni bir mail geliyor. Bilmem ne workshop daveti. Falanca gün, filanca saatte müşterilerimizi nasıl daha memnun ederiz konusuyla ilgili  yaratıcı fikirler bulmak icin toplanıyoruz. Bir de dip not: “Toplantı öncesi yaratıcı fikirlerinizi düşünerek hazırlıklı gelin lütfen!” 

Hiç yabancı gelmedi di mi?

Her beyaz yakalı ömrü hayatında bir çok kez böyle bir mail almış ve bu “yaratıcı fikir üretme” çalışmalarına katılmıştır. Deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki, böyle bir çalışmada yaratıcı fikir bulunmaz. Çıkan fikirler de hayata geçirilmez!

Neden mi?

1- Yaratıcılık becerisi sag beyni harekete geçirerek kazanılır. Yani fikir bulmak icin önce beyni hazırlamak lazım. Bunun icin ısınma turları, sanat, duyguların harekete geçirilmesi gibi bir çok yöntem var. Gelen mail üzerine kendi kendine düşünerek yaratıcı fikir çıkmaz.

2- Oyunu değiştirecek fikirler icin önce ilham gerekir. İlham icin de vizyonunuzun heyecan vermesi lazım. Neden yepyeni fikirlere ihtiyaç var, nereye varmak istiyoruz konusunda kişilerde ilham yaratmadan oyunu değiştirmek güç.

3- Hiç kimse bir mail üzerine oturup yeni fikir düşünmez. Beyaz yakalının yaratıcılıkla imtihanı o yuvarlak toplantı masasına kalır.

Sıkıcı bir odada “hadi yaratın” diyerek imkansızı istemeyin. Öncesinde kişileri yeni fikirler içn nasıl motive edersiniz onun yollarını araştırın. Ödüllendirme, takım oyunu vb çalışmalarla kişileri destekleyin.

Bunları yapmadan, beyaz yakalıdan dünyanızı değiştirecek fikirler çıkmasını beklemeniz bir hayal. Benden söylemesi!

Üçüncü Türden Tehlikeli Yakınlaşmalar: Startuplar ve Büyük Kurumlar

MV5BMjA1MTIyMjczMV5BMl5BanBnXkFtZTgwNTQ1NzE2NzE@._V1_.jpgİnovasyon dünyasında son akım büyük kurumların içinde girişimci (startup) takımları yaratmak. İşleyiş kabaca şöyle:

  • kurumun içinden bir takım oluştur,
  • bu takımı yalın girişimcilik (lean startup) metodolojileri konusunda eğit,
  • çalışanlar arasında yarışmalar düzenleyerek fikirler oluştur,
  • takımın metedoloji konusunda tecrübeli dış mentorlar ata,
  • takımı kurumsal prosedürlerden geçici olarak kurtar,
  • yoğun bir çalışma ile fikirleri yalın girişimcilik ilkelerine göre geliştir,
  • sonunda fikirleri üst yönetime sun,
  • onay alan fikirleri işe dönüştür.

Temel olarak son derece doğru bir yöntem. Madem startuplar inovasyon konusunda daha hızlılar, onların tekniklerini uyarlamaya çalışmak da fayda var. Ben de sık sık bu tür projelerin içinde yer alıyorum.

Ama…

Read more

“Yaşlılar Yaratıcı Olmazlar”mış… Hadi Oradan!

alfred-hitchcock-www-cinematheia-com_Yaşım yavaştan 50’ye dayandığından mıdır nedir, sadece gençlerin inovatif olabileceği söylendiğinde tüylerim diken diken oluyor.

Evet kabul gençlerin beyni daha hızlı çalışıp daha yeni bağlantıları daha kolay kurabiliyor. Gençlerden yaratıcılık patlamaları beklemek doğal.

Ama tecrübenin, yıllara yayılan deneme-yanılma-öğrenme süreçlerinin yaratıcılığa hiç mi katkısı yok yahu?

Read more

Otomobil Endüstrisi Yerle Bir Oluyor…

1-unbundling-carSefer paylaşımı siteleri, oto-pilotlu araçlara dayanan servisler,  saatlik araç kiralama hizmetlerinin yaygınlaşması…

Bütün bunlar otomobil endüstrisini yıkacak inovasyonlar, girişimler.

Taa ZipCar’dan beri anlatıyorum, kimseleri inandıramıyorum otomobil sektörünün yıkılacağına.

Ama yıkım başladı, hem de ne başladı…

Yeni bir araştırma Amerika’lıların %9’unun son bir yıl içinde bir daha satın almamak üzere otomobillerini sattıklarını ortaya koyuyor. Bu öncü kitle otomobil sahipliği yerine ihtiyaç duydukça kullanacakları servisleri tercih etmişler.

Şu anda Amerika’da 163 milyon otomobil var. 2030’da bu sayının 44 milyona düşeceği öngörülüyor.

Ne yıkım ama?

Sizin sektörününüzün dijitalleşmenin yıkımından etkilenmeyeceğine gerçekten inanıyor musunuz?

Her sektörde oyun değişiyor.

Siz hazır mısınız?

İnovasyon Tutkusu İçin “Anlam” Şart!

 

maxresdefault

Büyük kurumlarda iyi fikirlerin hayata geçirilememesinin bir çok nedeni var. Bugün sadece birinin üzerinde duracağım: “Anlam Yoksunluğu”

İnovatif fikirleri hayata geçirecek olan biz fanilerin duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarımızın en temelinde “bir anlam üretmek” yatıyor. Yaptığım iş neye hizmet ediyor sorgulamasıyla başlayan süreç, “ben neden varım, ne yapıyorum”a kadar giden felsefi bir boyuta erişebiliyor.

Yapılan araştırmalar, 21. Yüzyıl insanının en büyük derdinin anlam arayışı olduğunu öne sürüyor. Anlam üretmek bu kadar temel bir ihtiyaçken, büyük bir tutuluyla çalışmayı gerektiren inovasyon bundan nasıl kopuk olabilir ki?

Bugün başarılı inovasyonlar yapan şirketleri incelediğimizde çalışanlara fikirlerin hayata geçmesiyle oluşacak anlamları çok güçlü bir şekilde anlattıklarını görüyoruz.

Read more

İnovasyon İçin Kurumlarınızda Hamamböceklerine İhtiyacınız Var

AMER COC

İnovasyon çok zorlu yolculuk. Hata yapma, başarısızlığa uğrama ihtimaliniz çok yüksek.

İş modeliniz yanlış olabilir, pazar büyüklüğünü abartılı tahmin etmiş olabilirsiniz, teknolojiniz çalışmayabilir, yatırımcılar fikrinizi itici bulabilirler… Yüzlerce nedenden başarısız olabilirsiniz.

Hamamböceği gibi olmak bu nedenle çok önemli.

Okuduğum ilginç bir makalede AirBnb fikrinin ünlü girişim hızlandırma merkezi Y Combinator tarafından red edilmek üzereyken yaşanan ilginç bir tesadüfle nasıl geriye döndüğünü anlatıyor.

Read more

İnovasyon Kültürü Yaratmak Neden (Neredeyse) İmkansızdır?

slave.png“İnovasyona çok önem veriyoruz” diyen yöneticilerin “bu amaçla kurumsal kültürümüzü değiştireceğiz, inovasyonu en önemli değerimiz haline getireceğiz” tadında konuşmalarına sık sık denk geliyorum.

Palavranın da böylesi!..

Yukarıdaki türden laflar eden bir yöneticinin -çok iyi niyetli de olsa- kurumunu inovasyon konusunda bir adım ileriye götürmesi imkansızdır. Tam tersine bu tür yolculuklara çıkan yöneticiler inovasyon kavramının içinin boşalmasına neden olur, hatta olacak inovasyonu da engeller, insanları safsataları ile bıktırırlar.

Read more

Kadınların Ev İşi Çilesi Bitmiyor, Nerde Bu İnovatörler?

İnovasyonun tanımında müşteri problemlerine çözümler getirmek var. Ev işleri ile uğraşan kadınlar toplumda çok büyük bir kitle oluşturduklarına göre, onların problemlerini çözmek büyük inovasyon fırsatları yaratabilir.

Elektrikli ev aletleri ev işlerini kolaylaştırmak ve kadınlara zaman kazandırmak için tasarlanırlar, öyle değil mi? Elektrikli ev aletlerinin kullanımın artmasının insanların boş zamanlarında artışa neden olması beklenir doğal olarak.

Ama gerçekler farklı.

Read more

Müşteri Deneyimine Yatırımın 10 Finansal Getirisi

Müşteri memnuniyetinin önemli olduğunu her yönetici bilir. Ama mesele müşteri deneyimini mükemmelleştirecek projelere parasal yatırım yapmaya gelince herkes pek bir cimrileşir.

Bu ikircikli davranışının nedeni gayet basit: Yatırılacak paranın somut ve hesaplanabilir, artacak müşteri memnuniyetinin finansal getirisinin ise soyut ve hesaplanamaz olması. Yöneticilerin somut rakamlara odaklanması boşuna da değildir, onların performansı da bu rakamlar üzerinden ölçülür.

Jeff Toister tarafından yazılmış 13 Ways To Calculate The True Cost of Customer Service adlı makalede bu problemi aşmak için 13 finansal göstergeye odaklanmanız öneriliyor. Ben Toister’in önerisini biraz basitleştirerek aşağıdaki 10 finansal göstergeyi hesaplayabilirseniz, müşteri deneyimi konusunda yapılacak yatırımları rasyonalize etmeniz ve yöneticileri ikna etmeniz kolaylaşır diyorum. Read more

Avatar, Titanic, Olağanüstü Başarı, Olağanüstü Emek, James Cameron…

Avatar ve Titanic gelmiş geçmiş en çok gişe hasılatı yapan iki film olma özelliklerini koruyorlar hala. Avatar 2.8 Milyar dolarlık, Titanic ise 2.2 Milyar dolarlık hasılatlara ulaşmış muazzam başarı hikayeleriler. Özellikle Titanic’in ne kadar eski bir film olduğunu düşünürsek başarısını daha da çok takdir edebiliriz.

Pek bu iki dudak uçuklatıcı derecede başarılı filmin ortak özellikleri ne? Yönetmenleri James Cameron tabii ki. Daha doğrusu James Cameron’un kişiliğinde somutlaşan olağanüstü çalışma, detaylara inanılmaz özen ve yaratıcılığın sınırlarını zorlama tutkusu…

Bu aralar ilgiyle okuduğum Hikaye Tasarımı (Daren McColl & Gaston Legorburu / MediaCat) adlı kitapta Cameron’un Titanic ve Avatar’ın üretimi sırasında yaptıklarını öğrenme şansını buldum ve hem kendisine hem de filmlerine saygım daha da arttı.

Read more

Müşteri Odaklılık Yalan Testi Mektubu

Duvarlarında “müşteri odaklılık en birinci değerimizdir” yazmayan şirket kalmadı iş aleminde. Büyük kurumlar palavracılığı zaten severler, müşteri odaklılık ise en sevilen palavralardan.

Aslında “müşteri” kelimesini kullanmak bile hata bana kalırsa. Onun yerine “insana” odaklanmaya ne dersiniz?

Çünkü sizin müşteri diye çağırdığınız ve yürüyen birer cüzdan olarak gördüğünüz varlıklar birer insanlar. Belki sizin için birer istatistik onlar ama aslında birer insanlar. Ve eğer insanlara insan gibi davranırsanız onlar da size iyi davranırlar. Bu kadar basit.

Read more

Çekirdek İşe Odaklanmak Tehlikelidir

Herhalde strateji literatüründe en çok yer etmiş, strateji danışmanlarının ağzına en çok pelesenk olmuş kavramdır “çekirdek işe odaklanmak”.

Çekirdek işe odaklanmanın temel mantığı bir işletmenin kaynaklarını tek bir alandaki gelişime ayırması, bu sayede hem uzmanlaşmanın sağlanması, hem artan verimlilik sayesinde karlılığın artması, hem de markanın müşterilerin gözünde o alanın dominant oyuncusu haline gelmesi şeklinde özetlenebilir.

Ülkemizin birbirinden farklı ve bağlantısız bir sürü konuda at koşturan holding yapılanmalarını ya da tekstilden kazandığı parayla inşaat işine girmeyi büyük iş adamlığı sanan tipik girişimci profilini düşünürseniz, çekirdek işe odaklanmanın oldukça akıllıca bir strateji olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Read more

Müşteri Deneyimi Tasarımının Özü: Düşük Değerli Etkileşimleri Yok Etmek

Pek çok şirkete müşteri deneyimi tasarımı konusunda eğitimler veriyorum. Bu konuda oldukça geniş tecrübeye ve metodolojik bilgiye de sahibim. Hatta müşteri deneyimi yönetimi konusunda iki de kitabım var.

Ama itiraf etmem gerekir ki, Amerika’lı gözlük perakendecisi Warby Parker’in CEO’su olan Neil Blumenthal’in iyi bir deneyim tasarımının en temel ilkesini sığdırdığı kısa ve özlü cümleye hayran kaldım, ben neden bu kadar özlü bir şekilde derdimi ifade edemedim diye hayıflandım.

Blumenthal “Müşterilerimizle düşük değer yaratan etkileşimleri azaltıp, yüksek değer yaratan etkileşimleri artırmaya çalışıyoruz” diye özetliyor şirketlerinin deneyim tasarımı ilkesini.

Read more

Montenegro’ya Cennet Betona Teslim Olmadan Gidin

kotor-slider-01

Kızımı sömestr tatilinde Montenegro’ya (Karadağ) götürdüm.

İtiraf etmem gerekirse hem ziyaret, hem ticaretti amaç. Bir iki arkadaşımdan iyi gayrimenkul yatırım fırsatları olduğunu duymuştum. Bir de oldukça düşük maliyetlerle şirket kuranlara hızlı oturma izni çıkarıldığı söyleniyordu. Memleketimizin durumları malum, incelemek istedim Montenegro’yu.

Türkçe ismiyle Karadağ’ın doğasına denilecek söz yok. Dağların dimdik yamaçlarla denizle buluştuğu ülkenin kıyıları boyunca öyle çok güzellik var ki, insan fotoğraf çekmeye doyamıyor.

Read more

Bir İşine Özen Şaheseri: La La Land

la-la-land-afis

Bazı insanlar işlerini o kadar özenerek yapıyorlar ki, sonunda ortaya koydukları ürünün kaçınılmaz bir kaderi oluyor: “Şaheserlik” mertebesine yükselmek.

Bir önceki eseri Whiplash’de caz davulcusu olma yolundaki bir gencin inanılmaz mücadelesini nefes kesici bir filme dönüştüren yönetmen Damien Chazelle, La La Land (Aşıklar Şehri) ile pek çoğumuzun pek de hoşlanmadığı bir türe, yani müzikale, yepyeni bir soluk getiriyor ve kelimenin tek anlamıyla “büyüleyici” bir deneyim yaşatıyor izleyicisine.

Whiplash ve La La Land’in genetik kardeşler olduğu çok açık. Her ikisinde de sanat aşığı gençlerin hayallerine ulaşmak için giriştikleri ümitsiz, yorucu ve yıldırıcı serüvenlere tanık oluyoruz. Ama Whiplash’in sert atmosferinin tersine La La Land aşk, müzik, estetik, romantizm ve şıklık dolu, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir dünyanın içinde anlatıyor hikayesini. Read more

Düşman Kardeşler: İnovasyon ve Alışkanlıklar

Biz insanlar alışkanlıklarımızın kölesiyiz.

Yapmayı bir kez iyi öğrendiğimiz şeyleri yapmaya, artık üzerinde hiç kafa yormadan kullanabildiğimiz ürünleri kullanmaya ve bir şekilde alıştığımız markaları satın almaya bayılıyoruz.

Yeni şeyler öğrenmektense, harika olmasalar da, iyi bildiğimiz eski şeylere sadık kalmak, alıştığımız davranışlarımızı devam ettirmek genlerimize işlenmiş bir davranış kodu adeta.

Alışkanlıkların hayatlarımızda bu kadar güçlü bir rol oynamasının nedeni  gayet basit: Enerji tüketimimizi minimize etme çabamız…

Read more