Beyin Fırtınaları Yasaklansın!

Son söyleyeceğimi ilk söyleyeim: Beyin fırtınaları işe yaramazlar. Beyin fırtınalarından büyük fikirler çıkmaz. Beyin fırtınaları sadece vakit kaybıdır. Ve beyin fırtınaları yasaklanmalıdır.

En azından çoğunlukla rastladığım uygulama şekilleri ile…

Akşam mesai saatinden sonra yapacağınız iki saatlik uyduruk bir beyin fırtınası ile ne yeni ürün fikri bulabilirsiniz ne de şirketinizin sorunları için mucize bir çözüm. Güzel bir ikram varsa yedikleriniz yanınıza kar kalır, gerisi hikayedir, eve geç kalmanız da cabasıdır.

Hafta sonu iki gün bir otele şirketçe toplandığınızda beyin fırtınası ile vakit kaybedeceğinize otelin imkanlarından yararlanıp, ne bileyim, spor filan yapsanız hem kendiniz, hem de şirketiniz için daha hayırlı bir iş gerçekleştirmiş olursunuz. Ne de olsa sağlıklı beden sağlıklı düşüncenin temelidir.

Kimse darılmasın. Bugünkü yaygın uygulama şekilleri ile beyin fırtınalarının tek bir fonksiyonu vardır: “Kurumsal Gaz” diye adlandırabileceğim şeyi almak.

Bilirsiniz işte: Kurumda birikmiş ve muhtelemen de çözülmesi imkansız bir sürü sorunu, harbiden çözmek yerine, herkesi bir araya getirip konuşturarak sanki yol alınıyormuş gibi bir his yaratmaktan bahsediyorum.

Böylece insanlar fikirlerini söylemiş olurlar…

Böylece katılımcı yönetim yapılmış olur…

Asıl önemli olan herkesin fikrini söylemesidir…

Falan, filan…

Mesela “çalışan memnuniyeti anketi” sonuçları düşük mü çıktı, patlat bir beyin fırtınası. Üstelik çalışmaya bütün memnuniyetsizliği yaratan yöneticileri filan da çağırma, zaten memnuniyetsizliklerini belirten alt kadrolara çözüm fikirlerini sor. Sonra bu fikirleri memnuniyetsizliğin asıl müsebbibi yöneticilerin onayına sun.

Nasıl, kulağa komik geliyor öyle değil mi?

Ama durum gerçekten de budur.

Sürecin sonunda bir iki de suya sabuna dokunmayan aksiyon alınırsa harika. Asıl meselelere dokunulmamış olabilir ama biraz da olsa kurumsal gaz alınmıştır işte. Misyon tamam, hadi şimdi gerçek işimize dönelim.

Çoğu beyin fırtınası katılımcısı (bu onların ilk seferi değilse en azından) yukarıda anlattığım senaryoyu yakından bildiğinden asıl fikrini de söylemez zaten.

Bir kaç şeyden çekinir tecrübeli katılımcılar:

Birincisi her ne kadar beyin fırtınasında “çılgın fikirlerin” ve “açık sözlülüğün” desteklendiği filan söylense de, bu işin bir de yarını vardır ve “gerçek hayat” bu tip çılgınlıkların ve açık sözlülüğün hiç de hoş karşılanmadığı bir evrendir. Her akıllı katılımcı büyük kurumlarda sık “Neme lazım?” diye düşünüp politik konuşmanın erdemlerini gayet iyi bilir. Tecrübeyle sabittir.

İkincisi ise katılımcıların hazırlıksız gelmiş olmalarıdır. Örneğin müşterilerin yaşadığı deneyimin iyileştirilmesi amaçlı bir beyin fırtınası yapılıyordur ama müşterilerin kurum hakkında gerçekten ne düşündüğü konusunda kimsenin en ufacık bir bilgisi yoktur. Muhtemelen son anda çağrılmışlardır ve kervan yolda düzülecektir. Ne yazık ki bilgi olmayınca fikir de olmaz. Nokta.

Üçüncüsü ise bir kurum çalışanlarının çoğunun birbirine benzemesidir. Evet, kurumların bu konuda acayip güçlü bir performansı vardır. Kurumlar tüm çalışanlarını birbirilerine benzetirler. Nasıl yaparlar tam bilemiyorum açıkçası. Belki de kurum kültürü tam da bu işe yarıyordur: İnsanları tek tipleştirmek.

Oysa bütün araştırmalar gösteriyor ki, fikirler farklılıklardan çıkar. Güçlü fikir üretimi uyumla değil karşıtların çatışması ile oluşur. Çoğu fikir farklı alanlardaki mevcut çözümlerin yeni kombinasyonları ile üretilir.

Beyin fırtınası yapan grupta bir tane bile “fırlama” ya da “çıkıntı” denebilecek insan yoksa, oradan adam gibi bir fikir de çıkmayacaktır. Beyin fırtınası yapan grupta başka bir disiplinden -mesela sanat- birileri bulunmuyorsa çıkacak fikrin vasat olacağına size garanti verebilirim.

Tecrübeli beyin fırtınası katılımcılarının sessiz kalmasına neden olan son bir faktör de, zaten yapılanların bir işe yaramayacak olduğunu bilmeleridir. Daha önceki hevesli denemelerinde ürettikleri fikirlerin başına gelenleri görmüşlerdir.

Fikirleri bir üste onaya sunulmuş ve reddedilmiştir…

Fikirleri hiyerarşinin süzgecinde seyreltmiş, hafifletilmiş ve etkisiz hale getirilmiştir…

Ya da, belki de en kötüsü, fikirlerinin beyin fırtınası seansından sonra başına ne geldiğini bile öğrenememişlerdir. Şu senaryo size de tanıdık geliyor mu? Beyin fırtınası seansı yapılır, fikirler toplanır ve sonrasında kocaman bir sessizlik. Ne bir aksiyon, ne bir duyuru. Hiç bir şey, sadece sessizlik.

Sizin şirketinizdeki beyin fırtınaları da yukarıda anlattıklarımla benzer nitelikler gösteriyorsa, hemen yapmanız gereken bir şey var.

Acilen beyin fırtınalarını yasaklayın.

Yapılacak daha iyi işleriniz var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s