Patron Lütfen Beni Pikniğe Götürme!

“Hadi şirketçe beraber bir yere gidip motive olalım. Şehir dışında bir otel olsun. Konaklamalı gidelim illa ki. Sabah yeni yıl hedeflerimizi konuşuruz. Daha sonra bir kaç departmanın yöneticileri sunum yapar, şahane olur.”

“Öğleden sonra da bir aktivite yapsak. Hazine mi arasak? Yok hayır, hep beraber bir puzzle çözelim bitirince –Şirketimizi Çok Seviyoruz Heyo!– filan gibi bir şeyler çıksın. Akşam da bir gala yemeği yapalım, şöyle herkes şık şık giyinsin. Dans filan ederiz, sonunda da hep beraber bir halay. Oldu bitti işte. Ekip böylece iyice bir motive olmuş olur…”

Nasıl, yukarıda yazdıklarım size de tanıdık geliyor mu?

Şirketinizde de böyle şeyler yapılıyor mu?

Yapılmıyorsa şaşarım vallahi! Koca bir sektör kurulmuş durumda bu “motivasyon organizasyonu” meselesi için. Organizasyon şirketleri, kurumsal oyunlar, konuşmacılar, hokkabazlar, cambazlar ve daha neler neler…
İlla ki sizin şirketinizde bu sektörün gelirlerine biraz katkıda bulunuyordur. Yılda en az bir kez böyle bir şeyler yapıyorsunuzdur.

Eh, biraz daha zayıf ekonomili bir şirketiniz varsa, öyle şatafatlı organizasyonlara gücünüz yetmiyorsa, en azından yılda bir kez pikniğe filan götürüyorsunuzdur arkadaşları. Kimi motive etmez ki çalışma arkadaşları ile birlikte piknik yapmak, öyle değil mi?

Maksat kimse motivasyonsuz kimse kalmasın!

Daimi muhaliflik yapmak istemiyorum ama bu tür uygulamaların anlamlı, güçlü ve kalıcı bir motivasyon etkisi yapacağından şüphelerim var.

Tabii ki insanların bir araya gelmesi, iş dışında bir şeyler paylaşması hoş. Bunun belki motivasyona da biraz etkisi olur. Ama bu şekilde sağlanacak motivasyon sabun köpüğü gibidir. İşteki ilk, bilemediniz ikinci gün köpük uçar, tüm çalışanlar tekrar motive olmak için gelecek yılın pikniğini beklemeye başlarlar.

Kusura bakmayın ama, kibarca ifade etmem gerekirse, motivasyon çok daha derin bir mevzudur.

İnsanların yaptıkları işte bir anlam, bir amaç bulmaları ile başlar motivasyon. Yaptığım iş Dünya için ne ifade ediyor. Kime nasıl bir yararım var? Şirketim müşterilerine ne sunuyor, onların hayatlarına ne katıyor? Bu sorulara verilecek güçlü yanıtlar, motivasyonun ilk adımıdır. Ki çoğu şirketin bu sorulara iyi bir yanıtı olduğundan şüpheliyim.

İkinci önemli konu ustalaşmadır. İnsan ustalaşmak ister. İnsan şu soruların yanıtlarını arar iş yerinde: Şirketim yaptığım işte ustalaşmama yardımcı oluyor mu? Öğrendiklerim ve kazandığım beceriler beni farklı kılıyor ve daha iyi bir geleceğe hazırlıyor mu? Hakikaten yaptığım işte “en iyi” olmak konusunda yol alıyor muyum? Yöneticilerim, liderlerim bana yeni şeyler öğretiyorlar mı? Ki çoğu şirkette ustalaşma meselesinin bir numaralı gündem maddesi olmadığını düşünüyorum.

Son konuda özgürlükle ilgili. İnsanlar özgür olmak isterler, özgürlük uğruna savaşırlar. Peki o zaman şu sorular önemli değil midir? İş yerim bana işimi iyi yapmam konusunda gerekli özgürlüğü tanıyor mu? Çalışacağım yeri ve çalışma saatlerimi seçme özgürlüğüm var mı mesela? Yeni projelere vakit ayırmam için özgür bırakılıyor muyum? Bu sorulara olumlu yanıt yoksa, gerçek anlamda motivasyon da yoktur. Nokta. Ki özgürlüğün şirketlerin  prosedür manuellerinde hangi madde altında ele alındığını inanın çok merak ediyorum.

Motivasyon hakkında okuduğum en iyi kitap olan Drive’de Daniel Pink bunları detayları ve kanıtları ile anlatıyor.

Kitabın hiç bir yerinde insanların pikniğe gidince motive olduğuna dair bir kanıta rastlamadım.

Siz pikniğe gidin isterseniz yine de.

Ama ben almayım, teşekkürler.

One thought on “Patron Lütfen Beni Pikniğe Götürme!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s