Vasatsavar Biyografiler

Hepimiz zaman zaman hayatımızın bir değerlendirmesini yapıyoruz. Nerden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, neleri başardığımızı ve bundan sonra neler yaptığımızı masaya yatırıyor, kendimizi başkaları ile karşılaştırıyor ve bazı sonuçlara varıyoruz.

Bu türlü değerlendirmeler sırasında, insan doğası gereği kendisini biraz kayırıyor ister istemez.
Başardıklarımız kendi başarılarımız, başarısızlıklarımız ise çevrenin etkilerinden, şansızlıklardan, kısmetsizliklerden dolayı oluyor.

Ve kendimizi başkaları ile kıyaslarken de kendimize torpil yapmaktan vazgeçemiyoruz.

Kimse kendisini Einstein ile karşılaştırmıyor örneğin. Daha ziyade komşularımızı, okuldaşlarımızı ya da ne bileyim eski mahalle arkadaşlarımızı seçiyoruz kıyaslama için. Kendimizi onlardan daha iyi gördüğümüz anda tatmin oluyor ve kendimizden memnun oluyoruz.

Bu bir tercih meselesi.

Gayet de insani bir durum.

Kendimizle barışık olmayı istememiz en doğal hakkımız.

Gel gelelim mükemmellik, mükemmel başarılar, mükemmel sonuçlar bu şekilde elde edilemiyor. Kendimize yüksek kıyaslama noktaları seçmezsek, vasat sonuçlara razı oluyoruz. Oysa bu ülkenin vasatlıktan uzak insanlara çok ihtiyacı var. Bir sürü vasatlığa razı oluyoruz. Vasat binalar, vasat şehirler, vasat yöneticiler, vasat sporcular, vasat mimarlar…

Bizim “vasatsavarlara” ihtiyacımız var.

Hem de çok var.

Benim kullandığım en güçlü vasatsavarlardan birisi üstün performans gösteren insanların biyografilerini okumak. Bir ömre nelerin sığdırılabileceği, insanın nelere kadir olabileceği konusunda iddialı hayatlar sürmüş insanların hikayeleri kadar mükemmellik yolunda ilham verici ne olabilir ki?

Aşağıda mükemmellik yolunda ilham verebilecek, gerçek bir vasatsavar olan Alexander von Humboldt’un biyografisinden bir kesit sunacağım. Yine bir başka vasatsavar olan Alain de Botton’un “Seyahat Sanatı” adlı kitabında rastladığım bu inanılmaz insanın, bir ömre sığdırdıklarının size de ilham verebileceğine inanıyorum.

Vasatsavarınız bol olsun.



Alexander von Humboldt
Friedrich Wilhelm Heinrich Alexander Freiherr von Humboldt, (14 Eylül 1769, Berlin – 6 Mayıs 1859, Berlin), Prusyalı bir doğabilimci ve kâşif. Humboldt’un botanik coğrafya üzerine yaptığı çalışmalar biyocoğrafya dalının temelini oluşturmuş.

1799 ile 1804 yılları arasında Güney ve Orta Amerika’ya giden von Humboldt, keşif gezileri sonucunda kıtayı bilimsel açıdan betimleyen ilk bilim adamı oldu. 21 yıl boyunca yaptığı gezilerde karşılaştıklarını devasa bir eserde topladı.

Atlantik Okyanusu’nun iki kıyısında yer alan kara parçalarının (özellikle Güney Amerika ve Afrika’nın) bir zamanlar birleşik olduğunu ilk öne süren Humboldt olmuştur. Hayatının son dönemlerinde yazdığı Kosmos adlı eserinde dünya üzerine bilgi toplayan çeşitli bilim dallarını birleştirmeye çalışmıştır.

Humboldt Güney ve Orta Amerika’ya ünlü gezisini yapmadan önce ve Avrupa, Güney Amerika’ya dair pek az şey biliyordu: Vespucci ve Bougainville kıtanın kıyılarında yolculuk etmişler, la Condamine ve Bouger ise Amazon Nehri’ni ve Peru Dağları’nı araştırmışlardı; fakat ortada hala ne yeterli sayıda harita ne de jeoloji, bitki bilimi ve yerlilerin yaşamı üzerine bilgi vardı.

Humboldt kıtayla ilgili bilgi birikiminde bir çığır açtı. Kıtanın kuzey kıyılarında ve iç bölgelerinde toplam 1500 kilometrelik bir mesafe kaydetti, yolculuğu boyunca 1600 bitki örneği topladı ve 600 yeni hayvan türü keşfetti.

Kesin bilgi veren kronometrelerin ve sekstanların sağladığı okumaların ışığında Güney Amerika’nın haritasını yeniden çizdi.

Dünya’nın manyetizması üzerine araştırmalar yaptı ve kutuplardan uzaklaştıkça manyetik yoğunluğunun azaldığını bulan ilk kişi oldu.

Kauçuk ve kınakına ağacını ilk keşfeden o oldu.

Orinico ve Rio Negro nehirlerini birleştiren akarsuların haritasını çizdi.

Hava basıncının ve irtifanın bitkiler üzerinde etkilerini ölçtü.

Amazon havzasında yaşayan insanların akrabalık ritülellerini inceledi, coğrafi ve kültürel özellikler arasındaki bağlantıları kuramsallaştırdı.

Pasifik ve Atlantik okyanuslarının tuzluluk oranlarını karşılaştırarak deniz sıcaklığının genişlikten çok akıntılardan etkilendiğini bulguladı, böylece deniz akıntıları fikrine öncülük etti.

Humboldt’un yaşamını ilk kaleme alanlardan biri olan F.A.Schwarzenberg, yazdığı biyografiye “Bir Ömre Neler Sığdırılır?” adını verdi ve Humboldt’un olağanüstü merakını cezbeden alanları şöyle sıraladı:

“1.Yeryüzü ve yeryüzünde yaşayan canlılar üzerine her türlü bilgi. 2.Evrene, insanlara, hayvanlara, bitkilere ve madenlere hükmeden doğaüstü kanunların keşfi. 3.Yeni yaşam biçimlerinin keşfi. 4.Şimdiye kadar var olmuş ama yeterince bilgi sahibi olunmayan bütün uygarlıkların ve bin bir çeşit ürünlerin keşfi. 5.İnsan soyunun yeni türlerinin (davranışları, dilleri ve kültür üzerinde bıraktıkları izlerle birlikte) bilinmesi.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s