Akışkan Olun Ya da Ölün!

Yavaş yavaş ısıtılan suya konmuş kurbağa misali, değişimi hep hissediyordum da kavanozdan bir türlü sıçrayamıyordum. Sonra yaşadığım bir olay içinde bulunduğum suyun sıcaklığını öyle aniden 1.000 derece birden yükseltti ki “Yandım Allah!” deyip (kendime göre) devasa bir sıçrama ile kendimi yükseğe, uzağa ve dışarıya fırlattım.

Mesleğimin ölmekte olduğunu gördüm o gün.

Daha doğrusu, mesleğimin çok köklü bir değişimle evrildiğini, alıştığım, sevdiğim, bildiğim, üstadı olduğum yöntemlerin çok yakın bir gelecekte işe yaramayacağını, hatta belki bugün bile işe yaramadıklarını anladım.

Türkiye’nin en büyük gazetesinin insan kaynakları sayfasında (ve en güzel yerinde) 4 hafta boyunca bir eğitim programımız hakkında ilan vermiş ve hiçbir satış fırsatı dahi yaratamamıştık. Bir iki arayan müşteri adayı vardı gerçi ama tam da hedef kitlemizde değillerdi (birisi kocasından boşanmakta ve dolayısı ile kendine yeni bir iş bulmak isteyen 50 yaşlarında bir hanımefendi idi örneğin!).

Harcadığımız onca para boşa gitmişti. Pazarlama yöneticime şöyle iyi bir çatmaktan beni alıkoyan tek şey, gazetede ilan verme kararını benim vermiş olmamdı. Canım pek sıkkındı.

Bu sıkıntılı ruh haliyle Antalya’da bir müşterimize “Değişim Yönetimi” konusunda bir konuşma yapmak için uçağa bindim. Uçağa binmeden hemen önce (pazarlama yöneticimizin tavsiyesine uyarak) nereye gittiğimi ve ne konuda konuşacağımı anlatan birkaç tane twit attım. Öylesine.

Uçaktan indiğimde Blackberry’min (bu dünyada bir yerimin olduğumu hissettiren) kırmızı ışığı yanıp sönüyordu.

Epey gereksiz mailin arasında twitterden bana ulaşan iki kişi dikkatimi çekti. Birisi (sadece sosyal medyadan tanıştığım bir hanım) “Hocam bu eğitimi biz de kurumumuz için istiyoruz, teklif geçebilir misiniz?” diyordu. Bir ikinci tweet ise eski bir müşterimden gelmişti: “Bora hocam, değişim eğitimleri verdiğini bilmiyordum, haftaya bir görüşsek böyle bir ihtiyacımız var!”.

Sevgili okurum ben 44 yaşındayım.

ODTÜ’de son sınıftayken 3.5 inçlik floppy disketlerle iş görürdük. O kadar eski toprağım yani.

Ve itiraf ediyorum ki o aydınlanma gününe kadar sosyal medyayı büyük bir balon olarak görüyordum.

Gençlerin oyun sahası idi bana kalırsa. Pazarlama yöneticimin ısrarı ile girdiğim, biraz eğlenceli, biraz da bilgilendirici, biraz da boş bir dünyaydı benim için.

O tuhaf günde ise artık sosyal medya ve etrafındaki yeni teknolojilerin hayatın ta kendisi olduğunu anladım.
Onlar oyuncak değillerdi.

Onlar belki de şimdiye kadar hayatımıza tanıştığımız bütün araçların içinde en dönüştürücü, en yıkıcı ve en yaratıcı olanlardı.

Onlar gözümün önünde gazete reklamcılığı endüstrisini öldürmüştü örneğin. Sonra bir iki insan kaynakları yöneticisi ile sohbet ettiğimde zaten gazetelerin insan kaynakları ilavelerine hiç bakmadıklarını, LinkedIn’in esas eleman bulma kaynağı olduğunu öğrendim. Haftada bir kez yayınlanan ve günün sonunda kese kağıdı olan bir kağıt parçası, dinamik, güncel, etkileşimli ve bol içerikli sosyal medya platformları ile nasıl başa çıkabilir ki?

Gazeteler küçülecek. Personel sayıları sürekli düşecek. Siyasi etkileri de azalacak. Önümüzdeki dönem akıllı her iş adamı gazete işlerini satmaya çalışacak. Gazeteciler daha az para kazanacaklar. Daha az saygı görecekler. Ve gazetelerin beslediği tüm yan sanayiler de bir çöküşe girecek. Benim gördüklerimi herhalde devasa bütçelere sahip büyük reklam verenler de görüyorlar, öyle değil mi?

Fakat sevgili okur, bu yazı dizisi medya sektörü hakkında değil.

Bu yazı dizisi tamamen ve kesinlikle ve yalnızca seninle ilgili.

Ben sosyal medya ve çevresindeki teknolojilerin kendi mesleğimi, yani eğitim sektörünü nasıl kökten değiştirebileceğini, değiştirdiğini gördüm o gün. Yarın biraz anlatacağım. Buna nasıl hazırlandığımızı da (ki bu kelime bana çoktan geç kaldığımızı gösteriyor esasında).

Ama bu yazı dizisi eğitim sektörü ile ilgili de değil. Bu yazı dizisi tamamen ve kesinlikle ve yalnızca seninle ilgili.

Evet, sosyal medya etrafımızdaki değişimi tetikleyen en önemli unsurlardan birisi. Bu yazı dizisine de ilham veren konu.Ama bu yazı dizisi sosyal medya ile de ilgili değil sevgili okur.

Bu yazı dizisi tamamen ve kesinlikle ve yalnızca seninle ilgili.

Konumuz senin geleceğin. Senin işin. Senin ilişkilerin. Senin bu dünyadaki yerin. Ve senin mesleğin. Senin kazanacağın para.Konumuz değişimin seni nasıl etkileyeceği. Ve daha da önemlisi bu değişimle nasıl başa çıkacağın.

Seni “akışkanlık” diye bir kavramla tanıştıracağım. Altında farkında olmadan ısınan suyun derecesini aniden yükselteceğim ve sıçramana yardım edeceğim. Yükseğe, uzağa ve dışarıya sıçramana.

Aslında güzel günler bizi bekliyor. Tabii “akmaya” hazırsan.

Yarın görüşürüz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s