Akışkan Olun Ya da Ölün! Son Yazı

Ve geldik serinin son yazısına. Bugünkü yazı biraz fazla uzun. Umarım sabredip okursunuz.

İşte akışkan olmanın yolları.



“LinkedIn Skills Odaklı” Hareket Edin:

Akışkan olmak açlıktan nefesinizin kokması demek değil. Tam tersine hedef keyifli ve heyecanlı bir hayat yaşamak.  Ve bu parasız olmaz. Bir akışkanın hayattaki ana amacı para değildir. Ama güzellikleri yaşamak için bir miktar paranın gerektiği de açık.

Bu nedenle akışkan olmak sürekli olarak yeni beceriler geliştirmeyi gerektirir. İş gücü pazarının ihtiyaç eğilimlerini sezinleyip  bir süre sonraki beceri ihtiyacını görmüş ve kendinizi şimdiden geliştirmeye başlamışsanız akışkan olmaya başladınız demektir.

Örneğin birkaç yıl önce sosyal medyadaki çılgın gelişimi öngörüp bu konuda kendilerini uzmanlaştırmaya başlayanlar, bu günlerde hem istedikleri işi buluyorlar, hem de akışkan hayatlar sürüyorlar. Aralarından en akıllı olanları ise bir sonraki eğilimi düşünmeye başladılar bile. En yeni beceri ihtiyacına sahip olanlar, genellikle iyi para kazanırlar, çünkü arzı az bir hizmeti sunarlar.

Artık akıllı insan kaynakları departmanları eleman ararken adayların özgeçmişlerine değil becerilerine bakıyorlar. LinkedIn profilinizin “Skills” bölümünde en çok ihtiyaç duyulan beceriye sahipseniz sırtınız yere gelmez demektir. Özellikle teknoloji, yaratıcılık ve bilgiye dayalı -ki  bu işler doğaları itibarı ile daha akışkan meslek fırsatları sunarlar-  en popüler becerileri geliştirmek çok akıllıca olacaktır.



Her Türlü Uzun Vadeli Borçtan ve Özellikle de Kredi ile Konut Alımından Uzak Durun:

İnsanların akıllı yatırım diye kendilerine bir ev almaya çalışmalarına aklım, sırrım ermiyor.
İstanbul’da en iyi koşullarda bir evin yatırım geri dönüş hızı 30 yıllar civarında. Böyle iyi yatırım mı olur?

Üstelik gelirinizin büyük kısmını evinizin taksitlerine ayırdığınızda esnek düşünme fırsatlarınızı da tamamen yok ediyorsunuz. Her ayın sonunda sizi büyük taksitler beklerken akışkan olmayı aklınızdan bile geçiremezsiniz.

Diyelim ki 10 yıl vadeli bir borca girip elinizdeki bütün nakit parayı da yatırıp bir ev satın aldınız. Hayatınızın 10 yılını kötü geri dönüşe sahip bir yatırım için heba ettiniz demektir.

Oysa bugün İstanbul koşullarında ortalama bir fiyata satın alacağınız (diyelim ki 500.000TL) bir evin parasıyla kendi  becerilerinize inanılmaz hızlı geri dönüşe sahip yatırımlar yapabilirsiniz. En iyi üniversitelerde veya özel eğitim kurumlarında kendinizi geliştirebilir, çok düşük yatırımlarla dijital ortamda çok önemli varlıklar edinebilirsiniz (bu konuya biraz daha detaylı değineceğim).

Aynı şekilde lüks bir otomobil, tekne ve diğer bilumum zımbırtı için borçlanmaktan da kesinlikle kaçınmalısınız.



Kişisel Markanızı ve Network’ünüzü İyi Yönetin:

Ben iki kere sıfırlandım hayatımda. İlk girişimcilik denemem hüsranla sonuçlandı ve epeyce borçla battım (buna sıfırlanma değil de eksilenme demek lazım aslında), ikincisinde ise yarı ortak ve profesyonel olarak çalıştığım Fed Training’ten (tam da ilk işten doğan borçlarımı ödeyip tekrar sıfıra dönebildiğim noktada) ayrılmak zorunda bırakıldım. İşten atıldım anlayacağınız.

Bugün durumumdan ve eşimle birlikte kurduğum şirketimin performansından çok memnunum Allah’a şükür, ama çok zor günler yaşadım.

Her iki inişte de beni aynı şeyler kurtardı. İnsanların “Bora Özkent “ markasına güvenmesi ve yıllar içinde oluşturduğum “Network”um. Eğer şahsi markanız, yani adınız ve soyadınız güvenilir ise, insanlar size yeni fırsatlar sunacaklardır. Ve eğer networkunuzde iyi insanlar varsa size iyi fırsatlar sunacaklardır. Bu kadar basit.

Bu nedenle insanın kendisine bu iki konuda güvenmesi ve bu alanlara uzun yıllar boyunca yatırım yapması, ona büyük esneklik kazandırır. Akışkan olmak, ancak güvenilir bir kişisel marka ve güçlü bir networkle olur. Bugün geriye baktığımda bu iki alana keşke daha fazla yatırım yapmış olsaydım diyorum sadece.



Dijital Varlıklar Yaratın ve Yönetin:

Yazı dizisinin daha önceki bölümlerinde dijitalleşmenin iş hayatlarımızı nasıl etkilediğini anlatmıştım. Öte yandan dijitalleşme bir yandan da inanılmaz fırsatlar sunuyor.  Bugün Türkiye’de sadece blog yazıp ciddi para kazananlar var örneğin.

Blog yazıp para kazanmanın en güzel yönü müthiş esnek bir hayatınızın olmasıdır.  Lap-Top’unuz neredeyse ofisiniz oradadır. Üstelik blog yazmak bütün gününüzü almayacağından, yeni iş ve zevk alanlarına akmak için de bol bol zamanınız kalacaktır.

Bugün dijital varlıklarınızın arasında sosyal medya gücünüz (takipçilerinizin sayısı ve onları etkileme şekliniz)’de çok önemli rol oynuyor. Bu hafta İnsan Kaynakları Zirvesinde paralel oturumlar arasında en çok izleyici çeken konuşmacılardan birisiydim. Salon beni dinlemek için gelen insanlarla dolup taştı.

Neden mi?

Çok da şöhretli bir insan sayılmam açıkçası ama hem kendim, hem de ekibimin sosyal medya gücünü kullanarak insanları konuşmam konusunda en iyi bilgilendiren insanlardan birisi oldum. Bugün 5 kişilik bir şirketiz ve oldukça senior bir arkadaşımız sadece “marketing”, temel olarak da “digital marketing” yapıyor. Web sitemize yaptığımız hem parasal hem de emeksel yatırım da oldukça büyük.

Sonuç, benim konuşmam doluyor.

Ve daha da önemli sonuç satışlarımız artıyor.

İnsanlar sizinle tanıştıklarında sizi mutlaka “Google”luyorlar. Eğer Google aramasında sizinle ilgili doğru dürüst bir şey çıkmıyorsa yandınız. Bugünün “fakir genci” dijital ortamda varlığı olmayan kişi demek anlayacağınız.

O nedenle blog yazmak, sosyal medyada aktif olmak, profesyonel olarak yöneteceğiniz bir web sitesine sahip olmak şart. İnanın bana, bunlar bir ev almaktan çok daha iyi yatırımlar. Bu varlıklarınız güçlüyse akışkanlığınız da yüksektir, önünüze sürekli yeni fırsatlar açılacaktır.



Paralel Kariyerler Yaşayın

Diyelim ki mevcut sabit gelirli işinizi ve iş yerinizi seviyorsunuz. Ne güzel. İlla da işinizi bırakın, maceralara atılın demiyorum ki size. Onun yerine şunu öneriyorum. Bir yandan sevdiğiniz işi yapmaya devam edin ama bir yandan da başka bir alanda da kariyer yapmaya başlayın.

İyi bir blogger olun mesela. Ya da bir takım kurslara katılıp yeni beceriler öğrenin. Hatta küçükçaplı girişimcilik denemeleri de yapın. Özellikle internet ortamı oldukça düşük yatırımlarla gayet güzel iş fırsatları sunuyor insana.

Paralel kariyeriniz size müthiş bir esneklik sağlar. Hem yepyeni bir alanda bir varlık inşa etmeye başlamış olursunuz, hem de bir gün asıl işiniz ters gittiğinde size alternatif bir yol sunar. Paralel kariyerinizi hobiniz de olabilecek, zevk aldığınız bir alandan seçerseniz çok da eğlenebilirsiniz üstelik.

İşte böyle değerli takipçilerim.

Akışkan olmak hiç de zor değil.

Ve çok eğlenceli.

Ve bugünün acayip hızlı değişen iş dünyasında şart.

Umarım aklınızı çelmişimdir.

4 thoughts on “Akışkan Olun Ya da Ölün! Son Yazı

  • Size gerçekten teşekkür ediyoruz Bora bey.Artık şirketlerin ne tip insanlar aradığını,kariyer hedeflerimizi nasıl şekillndirebileceğimizi,tek bir mesleğe odaklı kalmanın ne kadar tehlikeli olacağını,kendimizi hangi alanlarda nasıl geliştireceğimizi ve tabiki akışkanlığın ne demek olduğunu daha iyi biliyoruz..unfade_66

    Beğen

  • 64 yaşımda, 6 yıldır emekliyim, beni bile çok etkiledi blog yazılarınız. Kızlarımın yaşında olsamda bende akışkan ve göçmen olsam diyorum. Gerçi benim profesyonel yöneticilik yaşantım, o zamanın ortamına göre, akışkan ve kısmen göçmendi.Kişisel network oluşturma konusunu ilgiyle bekliyorum. Saygılarımla,Kenan Albayrak

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s