Kurumsal Samimiyetsizlik Çalışanları Perişan Ediyor

Gerçekçi olmamız lazım.

Bir kurumun performansını belirleyen tek unsur çalışanlarının motivasyonu ve kuruma ne kadar adanmış oldukları değildir. Monopolist ya da oligapolist bir pazarın oyuncusu olmak, çok güçlü bir dağıtım ağı, devletin sağladığı bazı imtiyazlar ve patent korumasına sahip teknolojiler de kurumların iyi finansal performans sergilemesini sağlayabilirler.

Ayrıca çalışanların daha iyi iş fırsatlarından yoksun olduğu ortamlarda, kurumların hem çalışanlarını samimiyetsizlik okyanuslarında boğması hem de onları korkutarak onlardan yüksek verimlilik alması mümkün olabilir. Bugün bile ülkemizde benzer durumları zaman zaman görüyoruz.

Lakin çalışanlarının sevmediği, kendilerini adamadığı bir kurumun olağanüstü performans göstermesi ve uzun vadede başarılı olması eşyanın tabiatına aykırı. Özellikle de günümüzün aşırı rekabetçi ve her an yenilikler gerektiren iş ortamında şirketler adanmış çalışanlara muhtaçlar. İnsanları korkutarak onların kas gücünden yararlanmanız mümkün ama onları yaratıcı yapmanız ve değişim için mücadele etmelerini sağlamanız mümkün değil.

Kurumsal samimiyetsizlik işte tam da bu konuda gösteriyor öldürücü etkisini.

Taa Maslow’dan beri yapılan neredeyse tüm araştırmalar “güvende olmak ihtiyacı”nın insanlarının davranışlarını belirleyen en önemli unsurlardan birisi olduğunu gösteriyor. İnsanlar önce kendilerini güvende hissetmek istiyorlar. Geri kalan tüm motivasyonel unsurlar daha sonra geliyor.

Tabii burada güvenden tek kastettiğimiz düzenli maaşı olan bir iş güvencesine sahip olmak değil yalnızca.

İnsanlar dürüst ortamlarda olmak istiyorlar.

Tüm çalışanlar kendilerine söylenenlerin doğru olduğunu, yöneticilerin sözlerinin arkasında duracaklarını, şirket duvarlarını süsleyen değerlerin işler kötü gittiğinde de unutulmayacağını, bir değişim girişimi başlatılıyorsa bunun başarılması için herkesin gerçekten mücadele edeceğini bilmek, buna gözü kapalı inanmak istiyorlar. Herkes samimiyetsiz toplantılardan uzak durmak istiyor anlayacağınız.

Olağanüstü performans ancak bu durumda ortaya çıkıyor.

İnsanlar ancak bu durumda vazifelerini yapmanın ötesine geçip, kurumları için daha fazla mücadele ediyor, yaratıcı fikirlerini ortaya koyuyor ve değişim için mücadele ediyorlar.

Kurumunuzda bir önceki yazımda ele aldığım “Kurumsal Samimiyetsizlik” sendromlarını görüyorsanız hemen kesin ve kararlı bir mücadeleye girmenizi tavsiye ediyorum.

Aksi takdirde olağanüstü performans mümkün değil.

En iyi ihtimalle vasat bir şirket olabilirsiniz.

Ve vasatlık hiç de eğlenceli değil!

2 thoughts on “Kurumsal Samimiyetsizlik Çalışanları Perişan Ediyor

  • Kurumsal samimiyetsizliğini yenmeye adamış şirketler bunun gereklerini yerine getirdiğinde çalışan samimiyet derecelerini arttırır ve arttıracaktır da fakat bu yönelim samimiyetsiz çalışanlarını da değiştirebilir mi?H.S.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s