Başarının Yeni Anahtarı: Kurum İçi Girişimcilik

Şirketlerin tarihi 400 yıl kadar geriye gitse de, modern kurumların ortaya çıkışı 150 yıl öncesine dayanıyor. 
 
Endüstri devriminden sonra ortaya çıkan büyük üretim tesisleri, devasa demiryolu işletmeleri ve zincirlemiş perakendecilerin yöneticileri bu kompleks yapıları kolay yönetilebilecek organizasyonlara dönüştürmeye itti. Böylece belirli fonksiyonlar (satınalma, üretim, satış) etrafında yapılanmış organizasyonlar ortaya çıktı.
Bu gelişmelerin doğal sonucu yöneticilerin pek hoşlandığı organizasyon şemalarının ortaya çıkması oldu.
Kurulların yapısı ve stratejilerin tasarlanma şekli bu organizasyon şemaları üzerine kuruldu. Organizasyon şemaları çalışanların sorumluluklarını, yetkilerini ve raporlama ilişkilerini ortaya koydu. İlk bilinen organizasyon şemasını 1854’te icat eden demiryolu işletmecisi Daniel McCallum acaba iş dünyası üzerinde bu kadar kalıcı bir etkisi olacağını düşünmüş müydü o zamanlar?
McCallum’un ortaya attığı organizasyon şemaları hiyerarşinin yukarı bölümlerinde yer alan yöneticilerin tasarladığı stratejilerin alttakiler tarafından uygulanması fikrine dayanır. Yani yukarıda düşünenler vardır, aşağıda ise uygulayanlar. 
 
1990’larda Kaplan ve Norton’un tasarladığı “Strateji Haritaları” kavramı yukarıdan aşağıya stratejinin nasıl inmesi ve takip edilmesi konusundaki soruları mükemmel bir şekilde cevaplandırdı. Böylece organizasyon şemaları “kim”, strateji haritaları ise “nasıl” sorunu çözmüş oldular.
Bu kadar tarihçe yeter.
Yukarıda anlatmaya çalıştığım gelişmeler kurumların bugünkü büyüklüklerine ulaşmalarında önem taşımakla birlikte inovasyonun, özellikle de köklü iş modeli inovasyonlarının gittikçe daha büyük önem kazandığı günümüz iş dünyasında yetersiz hale geliyorlar. Hatta bırakın yetersiz olmayı, kurumların inovasyon becerilerine ket vurdukları bile söylenebilir.
Organizasyon şemalarına dayalı kurumlar ve onları oluşturan fonksiyonlar bilinen iş modellerini uygulamak konusunda oldukça başarılılar. Planların, politikaların, prosedürlerin ve hedeflerin açıkça belli olduğu, içinde bulunulan pazarın sınırlı açıkça tanımlandığı durumlarda organizasyon şemalarının sunduğu yönetim biçimleri işe yarıyorlar.
Sorun yukarıda sıralanan konuların hiç birinde açıklığın, netliğin ve tarihçenin bulunmadığı yeni iş modellerinde ortaya çıkıyor. Mevcut organizasyon yapıları bu tür belirsizlikleri yönetmek için tasarlanmamış durumda. Örneğin yepyeni bir pazar yaratacak bir ürünün kaç adet ve hatta kime satılacağının (tabi eğer satılabilecekse) bile bilinmediği bir ortamda, satış, üretim ve pazarlama departmanlarının ne  yapmaları gerektiğini bulmak hiç de kolay değil.
21. yüzyıl kurumların bir yandan mevcut iş modellerini yönetecekleri geleneksel organizasyon yapılarını korumalarını, bir yandan da yepyeni ve yıkıcı inovatif iş modellerini hayata geçirebilecekleri, kurum içi girişimciliğe dayalı yeni yönetim anlayışlarını devreye almalarını gerektiriyor. 
 
Belirsizliği yönetebilen, yeni iş hipotezleri kurup bunları test edebilen, risk alabilen, deneme-yanılma-düzeltme sürecini hiç gocunmadan işletebilen ve tıpkı bir girişimci gibi çevik organizasyonlar yaratmak. İşte 21.yüzyılın kurumların önüne koyduğu yepyeni zorluk bu.
 
Kurum içi girişimcilik konusunda yol alanlar 21. yüzyılın kazananları olacaklar. Geriye kalanların yıkılışlarına hep beraber tanık olacağız.
Yararlanılan Kaynak: SteveBlanks.Com

5 thoughts on “Başarının Yeni Anahtarı: Kurum İçi Girişimcilik

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s