15 Yaşında Çocuğun İnanılmaz İnovasyonu

Son zamanlarda rastladığım en etkileyici röportajlardan birinde Jack Andraka adlı bir gençle tanışıyoruz. 15 yaşındaki Jack bilim dünyası tarafından hayretle karşılanan bir inovasyon yapmış: Pankreas kanserinin teşhisi için ekonomik, pratik ve doğru sonuç veren bir test yöntemi…

Forbes dergisinde yayınlanan bu harika röportajı sizlerle paylaşmak istedim. İçinde inovatif düşünme yöntemlerinden, yaratıcı ve bilim meraklısı çocuklar yetiştirmeye ve doğru inovasyon iklimini yaratmaya kadar pek çok konuda ipuçları bulacağınız röportajı keyifle okumanızı diliyorum. Sanırım siz deokumayı tamamladığınızda aynı benim gibi “insanlar ne evlatlar yetiştiriyorlar” diyeceksiniz.

İnovasyon Kaç Yaşında Olduğunuzu Umursamaz

Jack Andraka ile tanışmanızı istiyorum. Bu, bugün, yarın ve gelecekte oldukça fazla duyacağınız bir isim. Jack bir bilim adamı ve bir inovasyoncu. Ve onun pankreas, akciğer ve yumurtalık kanserinin teşhis edilmesi için çok basit bir test yaratması ile ilgili çalışmaları gerçekten hayret verici.

İşte onun gerçeklerinden bazıları:
  • Onun testi şu an için mevcut olanlardan 168 kez daha hızlı.
  • 26.000 kez daha ucuz. (Evet, bu bir baskı hatası değil.)
  • Ve neredeyse %100 hatasız.

Bütün bunları daha da şaşırılacak hale getiren ise şu: Jack sadece 15 yaşında.

Dolayısıyla, Jack ile konuşmak zorundaydım. Ona tweet attım. Bana geri dönüşü oldukça hızlıydı ve beni hazırlıksız yakaladı. “Bu harika olur! Bugün okuldan 2:15’te çıkıyorum.” Klinik çalışmalarının o kadar etkisi altındaydım ki Jack’in hala bir öğrenci olduğunu unutmuştum.
Jack, mesothelinin bazı kanser cinsleri için kilit belirleyici olduğunu fark etmiş ve testini yaratmak için insanlardaki mesothelin belirleyici antikorları karbon nanotüpleri ve sıradan filtre kağıtları ile karıştırmış. Ortaya çıkan sonuç ise, bir şeker hastasının kan şekerini ölçmek için kullandığına benzer bir “seviye ölçme çubuğu” olmuş.

Ancak gelin hikayeyi doğrudan ondan dinleyelim:

-İlk kez bilim ve özellikle de kanser ile ilgilenmeye nasıl başladın?
Bilim ile erken bir yaşta ilgilenmeye başladım çünkü ebeveynlerim asla sorularıma cevap vermez ancak her zaman cevapları kendim bulmam için bana yardımcı olurlardı. Dolayısıyla “bilimle uğraştığımı” bilmeden nasıl hipotezler yapmam ve onları test etmem gerektiğini öğrenmiştim.


Kanserle, özellikle de pankreas kanseriyle ilgilenmeye, “amcam”, yani yakın bir aile dostumuz bu hastalıktan vefat edince başladım. Bunun hakkında araştırma yaptıktan sonra her gün 100 kişinin pankreas kanserinden öldüğünü ve erken teşhisin geliştirilmiş bir şekilde hastalığı atlatmak için kilit nokta olmasına rağmen, ucuz, hızlı ve hassas testler olmadığını fark ettim. Daha iyi bir yol olması gerektiğini düşündüm.

-Buna meydan okuman için kim ya da ne sana cesaret verdi?

Zorluklardan gerçekten hoşlanıyorum ve özellikle de görünüşte karmaşık olan sorunlara ince ve basit çözümler bulmak çok hoşuma gidiyor. Pek çok matematik yarışmasına katıldım ve matematik hocalarım bize her zaman gerçekten çok karmaşık bir sorunu çözmek için kaba kuvvet kullanabilmemize rağmen başka araçlar aramaya ve bu sorunu çözmek için daha ince bir yol bulmamızı söyler. Benim matematik kahramanlarım gerçekten çok zor olan bir ispatı birkaç zarif satıra indirgeyebiliyorlar. Dolayısıyla bu düşünce tarzıyla bu yeni sorun hakkında da düşünmeye başladım.

-İnsanlar senin inovasyonunun yaşından dolayı bir şekilde daha az önemli olduğunu düşünüyorlar mı?
İnsanların yaşımdan dolayı benim inovasyonumun daha az önemli olduğunu hissettiklerini düşünmüyorum. Bunun çok iyi bir fikir olduğunu görebiliyorlar. Ancak konferanslara gittiğim zaman hafif bir “yaş” sorunu olduğunu hissedebiliyorum, çünkü toplantı öncesi konuşmalarda insanların benim bir konuşmacının etrafta dolanan çocuğu olduğumu düşünüyorlar ama konuşmaya başladığım zaman gerçekten inanılmaz şekilde muhabbet edebiliyoruz. İşte bu yüzden internet inanılmaz bir şey – insanlar sizin yaşınızın kaç olduğunu ya da hangi ırktan olduğunuzu göremiyorlar ve bu kanaldan inanılmaz bilgi alış verişi yapabiliyorum.


-Bu buluşu yapmak kolay mıydı? Bu buluş bir parlama şeklinde mi geldi… ve sonra da detaylar şekillendi?
Farklı konular hakkında pek çok dergi ve makale okuyup sonrasında kanepeye uzanıp ya da kısa bir yürüyüşe çıkıp bilgilerin yerleşmesini sağlamayı seviyorum. O zaman aniden aklıma bir fikir geliyor ve noktaları birleştirebiliyorum. Sonrasında ise boş alanları doldurabilmek için okumaya geri dönüyorum. Bu sezgiyle beraber, deniz ve tatlı su organizmaları üzerinde kütle ve nano metal oksitlerin etkileri ile ilgili önceki araştırmam sırasında nanopartikülerler hakkında bir şeyler okumaya çok vakit harcadım. Tek duvarlı karbon nanotüplerin madde biliminin süper kahramanları olduklarını hissettim ve onlarla ilgili biraz daha çalışmak istedim. Sonra biyoloji dersinde onlarla ilgili bir çalışma okuyordum ve öğretmenimiz de antikorları açıklıyordu. Aniden aralarında bir bağlantı kurdum ve pankreas kanserindeki fazla proteinlere tek duvarlı karbon nanotüpleri ve antikorları dağıtsam nasıl olur diye düşündüm. Tabi ondan sonra beni pek çok okuma, öğrenme ve planlama bekliyordu!


-“Reddedilmeler” seni nasıl yönlendirdi? Ya da seni hayal kırıklığına mı uğrattılar?
Erkek kardeşim yarışırken ISEF’i ziyaret etmiştim ve işlerini laboratuarda yaptıklarından bahseden çocuklarla konuştum. Çok kolay görünüyordu ve ben de internette araştırma yaparak benim bölgemde yaşayan ve pankreas kanseri üzerinde çalışan pek çok profesörün isimlerini ve profesyonel e-posta adreslerini buldum. Sonrasında ise sadece arkama yaslanıp alacağım kabullerin akmasını bekleyeceğimi sanıyordum! Haftalar boyunca sonsuz ret cevabı aldım. En yardımcı olanı da aslında projemdeki tüm hataları ve projemin neden imkansız olduğunu açıklamak için zaman ayıran bir araştırmacınınkiydi. Umutsuzluğa kapılmaya başlamıştım!

-Sana yardımcı olan akıl hocalarının rolü neydi?
199 tane red cevabı aldıktan sonra sonunda Johns Hopkins Tıp Fakültesi’ndeki Dr. Maitra’dan bir e-posta aldım. Bir görüşme için beni davet etti. Annem oraya kadar arabayla beni götürdü ve bıraktı. Bu görüşme için oraya girmek oldukça neşelendirici ancak bir o kadar da korkutucuydu! Şanslıyım ki gerçekten iyi hazırlanmıştım ve hatta yanıma ihtiyacım olacak malzemelerin ücretleri ve katalog numaralarını bile almıştım. Bana bunun bir burs teklifi okumak gibi olduğunu söyledi. Hala temel laboratuvar rutinlerim oluyor ve Dr. Maitra ve bana destek veren diğer doktor olan Dr. Chenna’ya bana göstermiş oldukları sabır ve ayırdıkları zaman için minnettarım.

-Senin düşünme şeklini harekete geçiren ve ünlendiren bilim hakkında ne düşünüyorsun?

İnsanların beni tanıyor olmalarına çok şaşırıyorum. Benim ilk baştaki hedefim, pankreas kanserini teşhis etmek için basit ve ucuz bir sensor yapıp yapamayacağımı görmekti çünkü bu hastalık yüzünden çok fazla insan ölüyordu. Ama bilim adına tanınıyor olduğum için çok mutluyum çünkü bununla ilgili bir şeyler paylaşmaktan ve bir şeyler öğrenmekten çok zevk alıyorum. Umarım diğer çocuklarda “eğer Jack bunu yapabiliyorsa, ben ne yapabilirim?” diye düşünürler, bundan ilham alırlar ve kendi hayatları ve toplum için bazı zorluklarla mücadele etmeyi kendilerine görev edinirler.

-Bu inovasyon sayesinde dünyan nasıl genişledi?
Hayatım şu son birkaç ay içinde değişmeye başladı. Matematik, bilim ve politika alanındaki kahramanlarımın pek çoğuyla tanıştım ve bunlara Clinton Global girişimi için konuşmaya gittiğimde tanıştığım Clinton’lar da dahil. Her yere yalnız başıma seyahat ettim ve büyük topluluklar önünde konuşmanın ve fikirlerimi paylaşmanın nasıl eğlenceli olabileceğini öğrendim.

Dünyamı en çok genişleten deneyimlerden biri, Kaliforniya’daki Singularity U’yu görmeye gittiğimde gerçekleşti. Başarısız olmaktan korkmayan ama başarısızlığı sadece bu yöntem başarısız oldu anlamında kullanıp devam eden insanlarla tanıştım. Milyarlarca insan için dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan insanlarla tanıştım. Bir şeyler başlatıyorlar, büyük düşünüyorlar ve birbirlerini destekliyorlardı.

Bana Thiel Bursu’ndan bahsettiler ve hedeflerimi gerçekleştirmek için farklı pek çok yolu görmem için gözlerimi açtılar. Kendim ve içinde olduğum küçük topluluğun dışına, daha büyük bir dünyaya bakmayı ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için nasıl yardımcı olabileceğimi düşünmeyi öğrendim.



-Jack için bunda sonraki adım ne?
Bir sonraki projem üzerinde çalışıyorum ancak elbette ki kolay olmuyor! Profesörler hala yeterli şey bilmediğimden dolayı beni laboratuvarlarına kabul etmiyorlar, hatta belki de teklifimi okumuyor, sadece kağıdın üzerinde “lise öğrencisi” yazısı görüyorlar. Ama en iyi araştırmacılar bile her teklifleri için onaylanmıyorlar.

Azimle sabretmek hala önemli! “Z Nesli” olarak Tricorder X ödülü üzerinde çalışmak için gençlerden bir grup oluşturmaya çalışıyorum ve masaya bir şeyler getirebilecek benzer görüşlü ve aynı zamanda da oldukça yoğun olan programlarından zaman ayırabilecek gençler bulmak kolay değil. Bu ay önce Londra’daki Royal Society (Kraliyet Ailesi) Tıp Fakültesi’nde, ardından da Long Beach TED’de konuşma yapacağım, farklı biyoteknoloji şirketleri ile bulduğum sensoru üretmeleri ve ilk işletmemi açmak için konuşuyorum. Ve tabi bir de yapmam gereken ev ödevlerim var!

Bravo Jack!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s