Silikon Vadisi "Projesi"

Önce takdirlerimi ileteyim.

Bir süre önce Cumhurbaşkanı Sayın Gül, geçen hafta da Başbakan Sayın Erdoğan ünlü Silikon Vadisi’ne gittiler, Google, Facebook, Apple gibi bilişim devlerini yerinde ziyaret ettiler, teknoloji ile haşır neşir oldular ve Türkiye’ye buralardan nasıl  know-how taşırız konusunda hem uzmanlardan bilgi aldılar, hem de fikirler ürettiler, akıl yürüttüler.

Türkiye yönetiminin en tepesindeki bu iki ismin bu davranışlarını sevindirici ve ümitlendirici buluyorum.

Yalnız Başbakan Erdoğan’ın gezi sırasında “Bu ihale öncesinde silikon vadisini görmek suretiyle bilişim teknolojisinde neler oluyor, yeni gelişmeler neler, bunları yerinde görelim istedik. Çünkü, bizim bu proje benzeri bir projeyi İstanbul’da gerçekleştirme hedefimiz var” demesi beni biraz endişelendirmedi değil. Bu endişemden dolayı inovasyon konusunda yıllardır yazıp çizen, eğitimler veren birisi olarak  İstanbul’a Silikon vadisi projesine ben de bir katkıda bulunayım dedim.

Eğer Silikon Vadisi fikrini bir “proje” olarak görüp, bunun için İstanbul’un bir yerlerine yine binaların dikilip, teknoloji firmalarına buralarda bir takım avantajlar (örneğin vergi indirimleri) sunulması planlanıyorsa, yandım gülüm keten helva derim ben. İşin özünü fena halde ıskalarız böyle bir düşünce ile. O binalardan yaratıcı bir düşünce çıkması imkansızdır.

Çünkü Silikon Vadisi’nin özü binalar ya da vergi avantajları değildir. Silikon Vadisi’nin özü her türlü ayrıksı fikrin hoş görüldüğü, farklı düşünmenin yüceltildiği, özgür düşüncenin ve kuralları sarsmanın doğal karşılandığı, daha da önemlisi teşvik edildiği bir kültüre sahip olmasıdır.

Silikon Vadisi bu özgürlükçü kültür sayesinde Dünya’nın en zeki, yaratıcı ve girişimci insanlarının bir araya toplandığı, birbirilerinden etkileştiği ve bu sayede fikirlerin süreli olarak geliştiği, evrildiği, yenilendiği bir ekosistem yaratmayı başarmış durumda. İşin sırrı burada, binalarda ya da vadinin fiziksel özelliklerinde değil.

Eğer Facebook’un Social Network filmini izlemişseniz kurucu Zuckerberg’in ve onun işlerini büyütmesini sağlayan Napster kurucusu Sean Parker’in ne kadar aykırı ve rahatsız tipler olduğunu hemen hatırlayacaksınız. Üstelik çevreleri de böyle tiplerle çevrili. Böyle insanlardan hoşlanmayabilirsiniz ama yaratıcılıkla aykırılığın el ele gittiği de bir gerçek.

Bu çılgın insanlar çılgın bir çalışma temposu ile çalışıyor, birbirilerinin fikirlerine fikirler ekliyor, yeni projeler üretiyor ve bir yandan da eğleniyorlar. Evet, eğlenmek de yaratıcılığın bir parçası. Aşağıdaki Zuckerberg henüz Harvard öğrencisi kampüste düzenlediği bir hacking yarışmasını gösteriyor. Bizim üniversite kampüslerimizde böyle bir sahne nasıl karşılanırdı  diye düşünmeden edemiyor insan. Oysa çılgınlık ve yaratıcı deha birbirilerine o kadar yakın ki…

Acaba İstanbul’a Silikon Vadisi projesinden bu tür özgürlüklerin olduğu, yaratıcılığın kutsandığı ve aykırılıkların cesaretlendirildiği bir ortam mı kastediliyor? Öyleyse sorun yok, harika. Aksi halde betonetme iğrenç binaların altında ezilen İstanbul’umuza yeni binalar eklemeyelim derim ben. Eğer bu işler binalar ile olsaydı Dubai kesin dünyanın inovasyon merkezi olurdu nitekim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s