Siyasi Partiler İçin Girişimcilik Rehberi

Başarılı girişimcilerin en önemli özelliklerinden birisi çevrelerindeki değişimi iyi okuyup stratejilerini değiştirmek, yeni işler kurmak ve hatta bazen de geçmişte çok başarılı olmuş işlerini kapatmaya razı olmaktır.

Her başarılı girişimci bilir ki, iş hayatı fazla duygusallığı, geçmişe körü körüne bağlanmayı ve çevredeki değişimle kavga etmeyi kaldırmaz. Değişime ayak uydurmak, hatta daha değişim gerçekleşmeden öngörüp ona hazırlanmak girişimcilerin bir numaralı başarı ilkesidir.

Özellikle CHP ve MHP yıllardır yükselmeyen, hatta zaman zaman gerileyen oy oranları ile tıpatıp “başarısız girişimcilere” benziyorlar. Çünkü bu müzmin muhalefet partilerilerimiz yukarıda açıkladığım temel başarı ilkesinin pek farkında değiller.

Her iki parti de kuruldukları günden bu yana hep aynı ideolojileri savunan, kemikleşmiş düşünce kalıplarının içerisinde sıkışmış, yeni fikirler ve düşünceler üretmeyen, işin en acısı da heyecan verici siyasi liderler yetiştiremeyen örgüt yapılarına ve insan kaynaklarına sahipler. CHP ve MHP toplumun değişen dinamiklerini ve teknolojinin inanılmaz sosyolojik etkisini tamamen ıskalamış durumdalar.

Ak Parti’ye gelince..

Sürekli yükselttiği oy oranları ile şimdiye kadar başarılı bir girişimcinin özelliklerini sergilediği açık. Onlar toplumun değişim ihtiyaçlarını şimdiye kadar başarıyla okudular ve hızla aksiyona geçtiler.

Ama Ak Parti yönetiminin de Gezi Parkı olaylarına müthiş hazırlıksız yakalandığını, twitter üzerinden bu kadar büyük bir kitlenin merkezi bir organizasyon olmadan hareketlenebileceğini öngöremediği açık. Bakmayın “dış mihraklar” açıklamalarına, onlar da gerçek durumu anlamaya çalışıyorlar henüz.

Siyasilerin bütün bu aymazlığına karşın Türkiye kadar genç bir nüfusa sahip bir ülkenin değişim dinamikleri inanılmaz boyutta.

36 Milyon Türk 30 yaşından genç örneğin. Bu geniş kitlenin tamamı 12 Eylül askeri harekatından sonra doğmuş. Yine yaklaşık 24 milyon Türk 19 yaşının altında. Bu yaş grubundaki insanlar 1997’de gerçekleşen 28 Şubat sürecinde ya henüz dünyaya gelmemişlerdi ya da sadece 3-4 yaşlarında bebeklerdi.

Kısacası Türkiye nüfusunun büyük bir bölümü siyasetçilerin zihinlerinde yer etmiş travmalardan, referanslardan ve ayrışma konularından tamamen habersizler neredeyse.

Türkiye’nin iletişim teknolojileri ile ilişkisi de siyasi partilerin kavrayışının çok üzerinde. Yetişkin nüfusun neredeyse tamamı bir cep telefonuna sahip örneğin.  Bu telefonların %20’si akıllı telefonlar. Ayrıca şu anda satılan yeni telefonların da yarıdan fazlası akıllı telefon kategorisine giriyor.

Ve Türkiye’de yaklaşık 35 milyon Facebook ve 10 milyon civarında twitter kullanıcısı var. Ki bu kitlenin sosyal medyayı ne kadar etkin kullanabildiğini Gezi Park’ında hep beraber gördük.

İşte bütün bu ahval ve şeriat içerisinde siyasi partilerimizin (özellikler de muhalefetin) bir girişimci gibi davranmayı öğrenmesi gerekiyor. Hem de acilen.

O nedenle önümüzdeki günlere yayılacak yazılarımda siyasi partilerimize bir girişimci gibi davranma rehberi sunacağım. Umarım yazdıklarım en azından bazılarının gözüne çarpar da, Türkiye siyasetinde esebilecek bir değişim rüzgarına vesile olurlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s