Siyasi Partiler İçin Girişimcilik Rehberi Bölüm 2 : Katılımcı Tekno-Siyaset

İletişim ve bilişim teknolojilerindeki inanılmaz hızlı gelişim ile siyasi partilerin taş devrinden kalan hantal uygulamaları arasındaki “yönetim anlayışı farkı” günden güne büyüyor.

Rehberin bu bölümünde siyasi partilere bu açığı kapatmak için neler yapabileceklerini sunmak istiyorum. Bakalım ilgilenen olacak mı?

1-Katılımcı Yönetime Geçmek

Bugünün seçmenleri akıllı telefonları ve sosyal medya platformları ile her an fikirlerini, görüşlerini ve eleştirilerini bildirmeyi istiyorlar. Aynı şekilde herkes takip ettiği kişilerin herhangi bir konu hakkında görüşlerine de hemen erişmek istiyor.

Özellikle gençler bu araçları kullanarak yönetim kararlarına katılmayı, kendi isteklerini karar süreçlerine entegre etmeyi ve yaratıcı fikirlerini duyurmayı arzuluyorlar. Ayrıca karar süreçlerinin şeffaflaşması da modern teknolojileri kullanmaya alışkın insanların talepleri arasında.

Teknolojide ve seçmen davranışındaki hızlı değişime karşın siyasi partiler hala son derece  merkeziyetçi ve kontrol odaklı karar alma mekanizmalarına sahipler. Pek sık dile getirilen “parti disiplini” kavramı da aslında bu merkezileşmiş, renksiz ve yaratıcılıktan uzak karar alma mekanizmalarına bir övgü gibi.

Oysa parti teşkilatlarını, parti üyelerini ve hatta partiye karşı olanları bile karar alma mekanizmalarının içine katmak yeni teknolojilerle artık çok kolay. Bu sayede kararların kalitesi  ve uygulamalardaki yaratıcılık artacağı gibi, alınan kararların geniş toplum kesimlerince daha çok benimsenmesi de mümkün hale gelecek.

Alın size toplumsal huzuru sağlamanın çağdaş yolu.

2-Açıklık, %100 Açıklık

Bir diğer modern toplum talebi de “açıklıkla” ilgili. Artık herkes açıklık peşinde. Gizli kapaklı, kokusu sonradan çıkan politik kararlardan herkes rahatsız. Üstelik bir şeyin gizli kalması zaten eski günlere göre çok da zor. Hatta imkansız.

Gezi Parkı olaylarında gördük ki, hükümetler klasik medyayı ne kadar baskılarlarsa baskılasınlar, sosyal medya ve usstream gibi canlı yayın platformları sansürü derhal anlamsız kılıyorlar.

Akıllı telefon sayısındaki inanılmaz artış klasik medyanın önemini zaten sürekli olarak azaltacak gibi gözüküyor. Ben de dahil olmak üzere etrafımdaki pek çok insan, sosyal medya üzerinden aldıkları bilgileri merkezi medyanın sunduklarına göre daha güvenilir buluyorlar.

Bu nedenlerle siyasi partilerin açıklığı temel bir iletişim ve yönetim stratejisi olarak belirlemesi şart.

Ayrıca siyastçiler kararlar alıp bunu seçmenlerine ve teşkilatlarına duyurmak yerine, partilerinin uzun vadeli vizyonunu, misyonunu ve değerlerini net olarak belirlemeli, modern iletişim araçları ile seçmenlerini bu konularda açık olarak bilgilendirmeliler. Ama günlük kararlar ve lokal uygulamalarda teşkilatlara ve seçmenlere geniş bir özerklik alanı bırakmalılar. Bu sayede çok daha canlı, yaratıcı ve aksiyon odaklı siyasi yapılar oluşturulabilir.

3-Çift Taraflı İletişim ile Seçmenlerle Derin İlişki Kurmak

Seçmenlerle iletişim tek taraflı aktığı (siyasetçi söylüyor, seçmen dinliyor) “miting”, “ulusa sesleniş”, “grup konuşması” gibi klasik metotlar yerine etkileşimin karşılıklı olduğu çalıştaylar, sosyal medya, podcast ve webcast gibi çağdaş iletişim araçlarını kullanmak, siyasetçilerin seçmenleri ile olan ilişkilerini derinleştirecek, daha güçlü ve duygusal bağ içeren ilişkilerin kurulmasını da sağlayacaktır.

Bu sayede sadık, partisi için mücadele etmeye ve inisiyatif almaya niyetli bir seçmen kitlesi yaratılacaktır. Herhalde bütün siyaetçiler böyle bir kitle yaratmanın önemini ve zorluklarını biliyorlardır. Modern iletişim teknolojileri ile destekelenen çift taraflı iletişim bu konuda müthiş fırsatlar sunuyor.

4-Kalabalıkların Gücünden Yararlanmak İçin Tekno-Siyaset

Bugünün akıllı girişimcileri, iletişim teknolojileri, internet ve sosyal medyanın kullanımı sayesinde ürünlerini tüketicilerle birlikte geliştirmenin, iş fikirlerini hayata geçirmek için kalabalıklardan sermaye katkısı almanın, inovatif fikirler için kalabalıkları sürece katmanın yollarını keşfettiler bile.

Bizim için yeni kavramlar olmakla beraber crowdsourcing (kalabalıktan kaynak bulmak), crowdfunding (kalabalıktan sermaye bulmak), crowdideation (kalabalıktan fikir bulmak)  birer kelime olarak İngilizce sözlüklere girdiler ve girişimciler tarafından sık sık kullanılıyorlar.

Siyasetçilere önerim basit aslında.

Benim tekno-siyaset adını verdiğim yeni siyaset anlayışında, siyasi liderler sosyal medya ve iletişim teknolojileri sayesinde sık sık seçmene görüşlerini sormalı, onlardan problemlerin çözümü için yaratıcı fikirler toplamalı, karar alırken basit oylama ve çevrim-içi anketlerden yararlanmalı ve kendi sosyal medya hesapları üzerinden takipçileri ile karşılıklı iletişim içinde olmalılar. Bu sayede kalabalıkların o müthiş gücünden ve enerjisinden yararlanmak mümkün olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s