Bana Problem Getirin, Çözüm Değil!

“Bana Problem Getirmeyin, Çözüm Getirin!”

Yaratıcılık ve inovasyon eğitimlerimde problemi iyi anlamanın ve ona değişik açılardan bakmanın, yaratıcı çözümün tasarımında en önemli adım olduğunu anlatıyorum yıllardır.

Buna karşın kendini iyi yöneticiden sayan pek çok aklıevvel çalışanlarına “Bana problem getirmeyin, çözüm getirin!” demeye devam ediyorlar hala.

Onlara kalırsa bu tutum çalışanlarını “dırdır yapmaktan” uzaklaştırıp, “çözümler düşünmeye” odaklıyor. Aynı şekilde pek çok çalıştayda da katılımcıların problemi detayları ile tartışmaktansa, bir an önce çözüm önerilerine atlamaya çalıştığına şahit oluyorum. Yaratıcılık adına ne büyük bir hata!

Daniel Pink’in yeni kitabı “Satışın Yeni Kuralları”nda okuduğum bir araştırma, yaratıcılığın temelde çözüme değil, problem bulmaya odaklanıldığında ortaya çıktığını gayet güzel açıklıyor.

1964 yılında Jacob Getzels ve Mihaly Csikszentmihalyi Chicago Sanat Okulu öğrencileri arasında bir deney gerçekleştiriyorlar. Deneyde öğrenciler içinde iki büyük masa bulunan bir stüdyoya getiriliyorlar. Masalardan birisinin üzerinde çizim derslerinde kullanılan yirmi yedi değişik cisim bulunuyor. Öğrencilerden cisimlerden bir kaç tanesini seçmeleri, bunları ikinci masaya yerleştirmeleri ve daha sonra da resimlerini yapmaları isteniyor.

Genç ressamlar bu süreci iki farklı şekilde yönetiyorlar. Bazıları nispeten az sayıda cisimi inceleyip kısa sürede bir fikir oluşturarak hemen çizime koyuluyorlar. Bazıları ise çok daha fazla cisimi inceleyip, bunları ikinci masanın üzerinde pek çok farklı şekilde yerleştirerek epeyce vakit kaybettikten sonra resim çizmeye girişiyorlar.

Deney sonucunda Csikszentmihalyi birinci grubun bir problem çözmeye odaklandığını çıkarsıyor:  “İyi bir resmi nasıl çizebilirim?” Ona göre ikinci grupsa problemi bulmaya çalışıyordu: “Hangi iyi resmi yapabilirim?”

Daha sonra deneydeki öğrencilerin yarattığı resimler bir sergide sanat uzmanlarının değerlendirmesine sunuluyor. Sanat uzmanları problemi bulmaya çalışan ressamların eserlerini çok daha yaratıcı buluyorlar.

Csikszentmihalyi bu sanatçıların ilerideki yıllarda profesyonel ressamlık hayatlarındaki performanslarını da inceliyor. Problemi çözmeye çalışan ressamların büyük bölümünün ileride sanat dünyasını terkettiğini, buna karşın problemi bulmaya çalışan ressamların sanat hayatının tüm kriterlerine göre daha başarılı olduklarını görüyor.

Araştırmanın ortaklarından Getzels “Bulunan problemin kalitesi, çözümün kalitesinin de belirleyicidir ” diye özetliyor deneyin sonuçlarını: “Yaratıcı insanları diğerlerinden ayıran esas özellik üstün bilgi, teknik beceri veya zanaatkarlıklarından ziyade sorunların tespiti ve keşfidir.”

Eğer kurumunuzun yaratıcılığını ve inovasyon becerilerini yükseltmek istiyorsanız, çalışma arkadaşlarınızla problemlerin üzerinde uzun uzun tartışmaya başlayarak yola çıkmalısınız. Benden söylemesi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s