Yerçekimi Beni Yere Yapıştırdı!

Yerçekimi Filminin Afişi

Hepiniz kendi yaptığımız işle gurur duymak, övünmek isteriz.

Hepimiz kendi çabalarımızın takdir görmesini, başarılarımızın farkedilmesini arzularız.

Hepimiz bu dünyada bir fark yaratmayı, öldükten sonra bile unutulmamayı, hep anılacağımız bir şeyleri yaratmayı hayal ederiz.

Ve pek çoğumuzda işimizi iyi yaptığımıza, diğerlerinden farklı olduğumuza, en iyisini hakettiğimize inanırız işin açıkçası.

Ben de inovasyon, müşteri deneyimi ve yaratıcılık konularında Türkiye’nin en bilgili insanlarından birisi olduğuma ve bunu çok iyi eğitimlerle aktarabildiğime inanıyorum mesela. Malumunuz bir yandan da yazmaya, güzel, okunabilir ve ufuk açıcı yazılar, kitaplar kotarmaya çalışıyorum. Eh yazı yazmak konusunda da fena değilim diye düşünüyorum kendimce.

Ama yönetmenliğini Alfonso Cuarón’un yaptığı Yerçekimi (Gravity) adlı sinema filmini izlediğimde, ne kadar küçük şeylerle uğraştığımı, ne kadar dar bir alanda paslaştığımı, ne kadar az ürettiğimi ve işimde mükemmelleşmek konusunda yapılacak o kadar çok şey varken, bazen kendimi tembelliğe, sıradanlığa razı olmaya ve durumu kurtarmaya nasıl da teslim ettiğimi düşünmekten alıkoyamadım doğrusu.

Uzayda mahsur kalan iki insanın basit hikayesini inanılmaz bir sinema şaheserine çeviren Yerçekimi, kamera tekniğinden, müziğine; ses efektlerinden, oyunculuğuna kadar her ama her unsuru ile mükemmel. Bana kalırsa tam bir başyapıt var karşımızda. Adeta uzayda sürükleniyormuşsunuz duygusuna kapıldığınız sahneler, emsalsiz bir sinema deneyiminin ne demek olduğunu gösteriyor insana.

Filmi kendi oğlunun yazdığı senaryoya dayandıran Alfonso Cuarón hiç bir detayı atlamamış. Bu mükemmel filmin ortaya çıkması için nasıl özenli bir çalışma yapıldığını Beyazperde’de film eleştirisi köşesinden Oktay Ege Kozak’tan alıntıladığım bazı bilgilerle aktarayım:

“…Uzun yıllar süren denemelerden sonra baba-oğul Cuarón’lar ‘Kafes’ ismi takılan, aktörlerin kontrollü statik bir mekan içinde dururken ışıkların etraflarında dolaştığı bir sistem yaratmışlar. Bu statik çekimlerden sonra arka planlar sonradan bilgisayarda yaratılmış.


Filmin baş rol oyuncusu Sandra Bullock, rolüne o kadar detayla yaklaşmış ki, Cuaron ve Bullock sadece karakterin hangi durumlarda nasıl nefes alıp vermesi gerektiğini bile aylarca tartışmışlar. Bu denli detay dikkati, Bullock’un peformansının her karesinde kendini gösteriyor…”

Aşağıda fragmanını paylaştığım bu harika filmi mutlaka sinemada 3 boyutlu olarak izleyin. Ama filmi izlerken lütfen bir yandan da kendi işinizde mükemmelleşmek ve emsalsiz işler ortaya koymak konusunda ne kadar çok yol alabileceğinizi düşünün. Hepimiz işimize Alfonso Cuarón kadar özen göstersek, her şeyin ne kadar farklı olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?

Ben hayal etmeye başladım bile.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s