Radikal İnovasyon Fabrikası: BMW

bmw-i3-aussen-540x304Kurumlar ürünlerinin performansında küçük artışlar sağlayan (incremental) inovasyonlar yapmak konusunda oldukça güçlü sistemlere sahipler. Toplam kalite yönetimi ile başlayıp, 6 sigma gibi uygulamalarla gelişen pek çok akım, kurumların ürünlerinin performansını adım adım yükselten inovasyonları yapmak konusunda oldukça uzmanlaşmalarını sağladı.

Bugün geldiğimiz noktada ise yukarıdaki yöntemlerden ortaya çıkan inovasyonlar pek çok sektörde yeterli değiller. Örneğin otomobil pazarında araçların her yıl daha verimli olacak şekilde gelişmeleri firmalara pek de önemli bir rekabet avantajı sağlamıyor artık. Otomobil üreticileri daha radikal, pazarı tamemen yeniden tanımlayan inovasyonlara ihtiyaç duyuyorlar.

BMW firmasının BMW-i projesi otomobil sektöründeki en önemli radikal inovasyon projesi olarak değerlendirilebilir örneğin.

BMW’nin bir alt markası olarak doğan ve ‘Doğuştan Elektrikli’ sloganıyla tüm dünyada tanıtılan BMW i3, baştan aşağı elektrikli tahrik sistemiyle çalışacak şekilde tasarlanan dünyanın ilk premium sınıf modeli. Ürün özellikleri piyasadaki diğer hiç bir araca benzemeyen i3 için BMW yepyeni bir fabrika kurmuş. Karbon-fiber’den üretilen araç benzerlerinden çok daha hafif ve bakımı da kolay bu arada.  (Otomobilin teknik özellikleri ile ilgili daha fazla teknik bilgiye şu linkten ulaşabilirsiniz.)

Fakat i3’ü radikal inovasyon sınıfına sokan yönü bu teknolojik özellikleri değil açıkçası. Esas mesele şu: BMW i3 dünyanın ilk tam ağ tabanlı elektrikle çalışan otomobili. BMW i3’te standart olarak verilen SIM kart, BMW ConnectedDrive servislerini çalıştıran anahtar olarak öne çıkıyor. Aslında BMW i3 bir otomobilden çok bir cep telefonu uygulamasına benziyor desem abartmış olmam.

Sistem acil durum çağrı işlevi gibi bildik özelliklerin yanı sıra, elektrikli mobiliteyi artırmak için özel olarak geliştirilen navigasyon hizmetlerini de sunuyor. Dahası, sürücüler akıllı telefonlarını kullanarak her an otomobilleriyle bilgi paylaşmak için BMW i Remote app uygulamasından yararlanabiliyorlar.

Özellikle BMW i3 için tasarlanan BMW ConnectedDrive hizmetleri navigasyon ve enerji yönetimi alanlarına odaklanıyor. Sürüş mesafesi asistanı hem güzergâh planlaması için hem de yolculuk sırasında kullanılabiliyor. Sürücünün, bataryayı bir şarj istasyonunda şarj etmesi gerekiyorsa o bölgedeki şarj istasyonlarının listesi görüntülenip, dilenirse rezervasyon yapılabiliyor. Uygulama, sürücüye şarj istasyonlarını gösteriryor ve otomobilin bu istasyonlara varmasına yetecek gücü olduğunu da kontrol ediyor.

Almanya’daki uygulamada BMW ConnectedDrive uygulamasını, müşterileri için park yeri rezervasyonu yapma, şarj istasyonlarını kiralama gibi hizmetlerle de birleştirmiş. BMW bazı noktalarda doğrudan park yeri işletmeciliğine de soyunmuş durumda. Eğer uzak bir yere seyahat edecekseniz BMW i3’ünüzü konvansiyenel benzinli bir BMW ile değiştirme şansınız da var. Bu sayede elektrikli otomobillerin en temel sorunu olan menzil sorunundan da kurtulmuş oluyorsunuz.

Görüldüğü gibi BMW firması i3 ile birlikte lüks otomobiller üretip satan tipik bir otomobil firması olmaktan çıkıp, elektrikli otomobiller ile müşterilerinin ulaşım sorunlarının tamamına çözümler üreten bir hizmet firmasına dönüşme yoluna girmiş durumda. BMW’nin bu hamlesi tam anlamıyla bir radikal inovasyon örneği oluşturuyor.

Aslında BMW’nun radikal inovasyonları i3 projesi ile sınırlı da değil. BMW’nin şu anda Münih’te pilot olarak denediği DriveNow projesi de ABD’li ZipCar’a benzeyen bir otomobil paylaşım projesi. Hatta ZipCar’dan bir adım ötesi de diyebiliriz.

DriveNow sayesinde Sadece  ehliyetinize yerleştireceğiniz ek bir çiple 300 civarındaki BMW ya da MiniCooper’a erişip, kapılarını açıp, pin kodunuzu girerek otomobili çalıştırıyorsunuz. Daha sonra ise otomobile şehirde istediğiniz yere bırakabilirsiniz. BMW ileride bu projeyi BMW marka bisikletlerle entegre etmeyi de planlıyor. BMW, DriveNow hamlesi ile yavaş yavaş bir üretici firma olma kimliğinden sıyrılıp, kiralama hizmetleri gibi ilk bakışta kendi iş modeline aykırı bir işe soyunuyor. Aşağıda DriveNow’u anlatan bir videoyu izleyebilirsiniz.

Gördüğünüz gibi hem i3 hem de DriveNow son derece radikal inovasyon girişimleri. Her ikisi de başarılı oldukları takdir de otomobil pazarını kökten değiştirme potansiyeline sahipler. Peki nasıl oluyor da sadece BMW gibi az sayıda firma bu tür radikal inovasyon projelerine cesaret ederken, çou büyük kurum olduğu yerde sayıyorlar. Bir dahaki yazımda bu konuyu ele almaya çalışacağım.

2 thoughts on “Radikal İnovasyon Fabrikası: BMW

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s