Yeni Yıla Hedefler Koymayın, Maymun İştahlı Olun!

New Year's ResolutionsBugün bir arkadaşımla birbirimizin yeni yıllarını kutlarken konu hedeflere geldi.

Aslında doğal da; yeni yıl dönümleri hep hedeflerimizin gündemde olduğu günlerdir. Herkes yeni yıla girerken kilo vermekten tutun, kariyerinde ilerlemeye, çocuğuyla daha kaliteli zaman geçirmekten, daha fazla kitap okumaya kadar pek çok hedef koyar kendisine. Sağolsunlar kişisel gelişim eğitimcileri ve bu alanda yazılan pek çok kitap da, hedefler koymanın ve onlara ulaşmak için planlar yapmanın ne kadar önemli olduğunı anlata anlata bitiremezler.

Kişisel hedefler meselesi kendi içinde bir endüstriye dönüştüğünden özel aplikasyonlar, şık ajandalar, hatta hedef ölçen saatler gibi çok sayıda araç de geliştirilmiş durumda.

Bilemiyorum, belki benimkisi kişisel bir sorundur ama yeni yıl için hedefler koymanın bende hiç işe yaramadığı kesin. Bu konuda epeyce kapsamlı denemelerim de oldu üstelik. Uzun süre kafa patlatıp iş hayatında kullanılan türden hedef matrisleri tasarladığım, hedeflerimi ne kadar gerçekleştirdiğimi takip etmek için yazılımlar, aplikasyonlar satın aldığım bile vakidir söylemesi ayıp.

Bütün bu denemelerimin sonucu hep hüsran oldu. Daha ilk bir ayı tamamlayamadan unuttum bütün o hırslı hedefleri ve hayallerimdeki Bora’ya dönüşemeden, her zamanki Bora’ya razı oluverdim. Değişmek hiç de kolay bir zanaat değil en nihayetinde. Üstelik insan kendisinin kusurlarında bir güzellik bulmak ve tutturamadığı hedefler için bahaneler üretmek konusunda da pek maharetli.

Aslına bakarsanız değerli okurlarım tecrübelerim bana hedefler koymaktansa, sevdiğim şeyleri yapmaya devam etmenin daha iyi sonuçlar getirdiğini gösterdi hep. Ya da yeni bir şeyler deneyip sevdiklerimi bir alışkanlık haline getirmenin…

Mesela blog yazmayı çok seviyorum. Ve bu konuda hiç bir hedefim de yok. Sadece seviyorum ve inanın blog yazarak geçinmenin bir yolunu bulsam, bilgisayarımın başından ayrılmadan günlerimi geçirebilirim. Sonuç: Hiç bir hedef koymama rağmen şu anda blogumun (www.boraozkent.com) 12.000’e yakın takipçisi var. Bir amatör için hiç de fena değil. Gelecek yıla blogumla ilgili bir hedefim var mı? Hayır yok. Sadece daha fazla yazabilmek için zaman istiyorum evrenden. Daha fazla ve daha güzel paylaşımlarda bulunmak bir tutku içimde.

İnovasyon eğitimleri vermeyi de çok seviyorum. Hayır, her zaman ve her gruba değil tabii, bazen ayaklarımın geri geri gittiği de oluyor dürüst olmak gerekirse. Ama çoğu zaman ben de katılımcılarımda de mutlu çıkıyoruz eğitimlerimden. Sonuç: Hiç bir satış çabam olmadan, hatta canımın çekmediği pek çok işi redetmeme rağmen daha şimdiden 2014 yılım doldu bile (Nazar etmeyin ne olur!). Satış için çabalamadan, müşteri seçerek iş yapmanın keyfini anlatamam size. Çok şükür.

Öte yandan spor yapmayı pek sevmiyorum. Hadi dürüst olayım, hiç sevmiyorum. Evet, ben de sizler gibi spor kulüplerine üye olup, yıllık aidatı peşin peşin bayılıp, sonra her gün salona gitmemek için kendisine bahaneler uyduranlardanım. Hatta daha 15 gün önce yine bir kulübe üye oldum, belki bu sefer severim umuduyla. Gerçi şu anda bu yazıyı yazmak yerine sporda olmam lazım ya:) Öte yandan spora vücudumun çok ihtiyacı var. Bu nedenle 2014’ün ilk üç ayında kendimi spor yapmaya zorlayacağım. Ümidim, beynimi yeniden programlayıp spor yapmadığım durumlarda rahatsızlık hissetmemi sağlamak. Kulağa biraz salakça geliyor, biliyorum. Deneyeceğim en azından, hayırlısı.

Son bir yılda üniversitede girişimcilik dersleri veriyorum. Bakın işte ondan da pek zevk alıyorum. Ama asıl konu, girişimcilik eğitimi vermek için öğrendiklerim. Hayatımı çok etkileyen “yalın girişimcilik” düşüncesinden bahsediyorum. Yalın girişimcilik temelde şunu söylüyor: Bir fikrin varsa ufak denemelerle onu hemen hayata geçirmeye çalış. Bu sırada pek çok şey öğrenirsin, en başta da fikrinin tutup tutmayacağını tabii. Eğer fikrin tutarsa ne ala, fikrini büyütmek için çok çalışma zamanı gelmiştir. Eğer küçük denemelerinde fikrinin tutmayacağını anlamışsan o zaman da ne ala. En azından batık bir yatırımdan erken aşamada vazgeçmiş olursun.

Ben yalın girişimcilik düşüncesini hayatımıza taşımanın, büyük hedefler koyaral kendimizi strese sokmaktan, başaramadığımızda da kendimizi dövmekten daha iyi bir fikir olduğuna inanıyorum artık. Mesela gelecek yıl daha çok spor yapmayı hedeflemeyin. Hemen spor yapmaya başlayın. Vücudunuz ilk hamlığını atana kadar sevmeseniz de belirli bir düzeni tutturun. Sonrasında da spora gitmeyi canınız hiç istemiyorsa, vazgeçin. En azından spor türünü değiştirin, belki içinizdeki cevher fitnesste değil de teniste ortaya çıkar. Baktınız tenisten de sıkıldınız, kendinizle barışın. Siz sporcu değilsiniz işte, ne yapalım? Belki bir de yürüyüş yapmayı denemekte fayda var.

Evet değerli okurlarım, yılın bu son yazısında size maymun iştahlı olmayı  öneriyorum. 2014 bol bol yeni şeyler deneyeceğiniz ve aralarından inşallah bir kaçını sevip alışkanlık haline getireceğiniz bir yıl olsun. Baktınız hiç birini mi sevmediniz. O da sorun değil. Sadece daha başka şeyler denemeniz gerekiyor olabilir belki de.

Mutlu ve Bol Denemeli Yıllar Dilerim Sizlere…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s