Erteleme Hastalığından Kurtulmanın Yolları

procrastination.Siz de benim gibi müzmin bir erteleyici iseniz, yazılması gereken bir rapora veya teslim edilmesi gereken bir ödeve bir türlü girişememenin sıkıntılı deneyimi hemen zihninizde canlanacaktır; bir yandan işi ertelemenin vicdan azabı içinizi kemirir, bir yandan o anda zevk aldığınız şeyin, örneğin favori dizinizi izlemenin tatmini aklınızı çeler.

“Erteleyici” bir insan olmak profesyonel hayatınızı, imajınızı ve hatta özel ilişkilerinizi bile çok olumsuz etkileyebilir. Kimse verdiği sözleri tutmayan ya da işlerini son ana bıraktığı için kalitesiz ürünler teslim eden insanlarla çalışmaktan hoşlanmaz. Eşinizin sürekli ertelediğiniz minik ev tamiratı gibi sorumluluklarınıza tepki göstermesi de kaçınılmazdır. Erteleyici bir insanın olumlu bir imaj çizmesi imkansızdır.

İşin enteresan yönü ise ertelemenin en çok bizzat erteleyiciyi mutsuz etmesidir. Bir işi yapmayı ileriye doğru atmak çoğu insanda stres ve mutsuzluk duygularını körüklüyor. Ayrıca erken ve indirimli biletler almak yerine son an tercihlerinde bulunmanın ekonomik açıdan da sakıncaları var.

Kolaycılığa kaçıp erteleme hastalığına sahip insanları “tembel” diye yaftalamak mümkün. Ama son dönemlerde yapılan bilimsel araştırmalar aslında erteleme eğilimimizin beynimizin fizyolojisi ve çalışma şekli ile yakından ilgili olduğunu gösteriyor. Eğer beynimizin bizi neden ertelemeye sürüklediğini iyi anlarsak, doğru önlemleri alarak davranışımızı değiştirmemiz mümkündür.

The Next Web adlı web sitesinde yayınlanan Denis Duvauchelle’e ait bir makale ertelemenin psikolojisi ve ondan kurtulmanın yöntemleri hakkında harika ipuçları sunuyor.

Başarısızlık Korkusu:

Duvauchelle’e göre insanlardaki erteleme güdüsünün arkasında kaybetme, başarısızlık korkusu ya da hata yapmaktan çekinmek gibi faktörler yatıyor. Araştırmalar erteleme alışkanlığı yüksek insanların, başarızlığa uğramaktan korktukları bir işin altına girmektense, etraflarına (ve kendilerine) o işi yapmaya niyetlerinin olmadığını, yoksa isteseler başarabilecekleri mesajını vermeyi amaçladıklarını gösteriyor.

Bu tuhaf davranışımızı şöyle açıklayabiliriz sanırım: İnsan doğası yaşamak ve çoğalma güdülenmesi ile yapılanmış durumda. Başarısızlık korkusu bu iki temel güdüyü tehdit ettiğinde kişi duygusal bir tepkiyle kendisini haklı çıkarmaya çalışıyor. Sosyal statümüzün tehdit altında olduğu durumlarda da beynimiz “canım yapmak istemiyor” tutumunun “becerememekten korkuyorum” itirafına göre daha avatantajlı olduğunu düşünüyor.

Kitap yazmak ya da spor yapmak gibi, faydası ancak uzun vadede görülebilecek aktiviteleri ertelemeye daha fazla meyilli olmamızın sebebi de paralellik gösteriyor yukarıdaki argümanla. Uzun vadede gelecek olumlu sonuçlar beynimizde belirsizlik yarattığından (tamam kitap yazıcam da, basacaklar mı acaba?) strese giriyoruz ve işe tamamen karşı çıkma ya da ayak sürüme ile kendimizi bu stresten kurtarmaya çalışıyoruz. Böylece beynimiz bizi olası olumsuz sonuçların stresinden kurtarmış oluyor.

Duygular Daha Hızlı:

Beynimizin duygusal reaksiyonları amilga bölgesinde meydana geliyorlar. İstenmeyen bir durumdan kurtulmak isteyen beynimizin amilga bölgesinde norepinephrine adlı kimyasal salgılanıyor. Bu salgı korkumuzu ve endişimizi körüklüyor ve vücuda adrenalin pompalanıyor.

Yani duygusal tepkimelerimiz amalga bölgesinde gerçekleşiyor. Amalga bölgesinin bir olaya karşı duygusal tepki geliştirmesi saniyenin 32’de biri gibi inanılmaz kısa bir sürede gerçekleşiyor. Buna karşın bilinçli beynimizin olayları tartarak doğru tepkileri vermesi 3 saniye civarında sürüyor. Duygusal tepkilerin, bilinçli ve sağduyulu tepkilerden önce gelmesinin temel nedeni işte bu süre farkı.

İnsanoğlunun mutluluk hormonu olan dopamine çok ihtiyaç duyduğu biliniyor. Sürekli dopamin ihtiyacımızın bizi kısa vadede zevk veren (sevdiğimiz diziyi izlemek) davranışlara sürüklemesi, buna karşın uzun vadede sonuç alacağımız aktivitelerden (dönem ödevimizi yapmak) ise uzak tuttuğu da ayrıca bilinen bir gerçek.

Pek Ne Yapmalıyız?

Bir işi zamanında yaptığımızda kendimizi ödüllendirmek, erteleme hastalığından kurtulmanın en etkil yöntemi.

Örneğin evde pineklemek yerine spora gittiğimizde, spor sonrasında kendimizi sevdiğimiz bir arkadaşımızla sohbet etmekle ödüllendirirsek, beynimiz dopamin salgılayacağından işi zamanında bitirmek ile mutluluk arasında bir bağlantı kurulmuş olacaktır. Bu nedenle çocukların eğitiminde oyunun önemi büyüktür. Oyun sayesinde çocuklar için ders çalışmak eğlenceli ve dopamin salgıladıkları bir faaliyete dönüşebilir.

Çok büyük projeleri (örneğin kitap yazmak) küçük ve bir oturuşta tamamlanabilen faaliyetlere bölmek ve planlamak da erteleme hastalIğından kurtulmak için iyi bir yöntemdir.

Bu sayede beynimiz sık sık başarı ve zevk duygusuna erişeceğinden erteleme yerine işe hemen girişmeyi tercih edecektir. Ayrıca başlangıçta zor görünen işlere hemen giriştiğinizde alacağınız olumlu sonuçlar da dopamin salgılamanıza neden olacak ve beyninize işi hemen bitirmenin çok zevkli olabileceğini gösterecektir.

One thought on “Erteleme Hastalığından Kurtulmanın Yolları

  • Bir işi hemen yapmamanın bir miktar ertelemenin, tamamlanma zamanından hemen önce bitirmenin girişimcilere ait bir özellik olduğunu belirten bir Tedx konuşması dinlemiştim. Belki de bu alışkanlığın sizde bulunması bir tesadüf değil.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s