Rekabet Akılsız Girişimcilerin Oyunudur

Dollarphotoclub_59982239-1100x530Hiç kuşkusuz, başkaları ile rekabet etmek insanoğlunun en temel içgüdülerinden birisi.

Daha çocukluğumuzdan itibaren kendimizi başkaları ile kıyaslamaya başlarız. “Hangimiz daha hızlı koşabiliyoruz?” gibi rekabetçi sorular bütün çocuk oyunlarının temel tasarım unsurudur. Eğitim hayatımızın ve kariyerimizin de diğer öğrencilerden ve meslekdaşlarımızdan “daha iyi” olmak fikri ile şekillendiği inkar edilemez.

Rekabetin insanların ve kurumların gelişiminde önemli bir rol oynadığını da yadsıyacak değilim. Başkalarından daha iyi olma düşüncesi spordan sanata, siyasetten bilime kadar hemen her alanda gelişimin ve verimlilik artışlarının önünü açan bir itici güç olagelmiştir tarih boyunca.

Gelgelelim konumuz girişimcilik olunca, rekabetten uzağa kaçmanın, tam tersine rekabetsiz bir alandaki en güçlü oyuncu haline gelmenin esas başarı unsuru olduğuna inanıyorum. Girişiminizi kurmak için seçeceğiniz pazarın rekabetsiz ya da çok güçsüz rekabetin görüldüğü bir alanda olması, hem karlılık, hem müşterilere erişmek hem de sürdürülebilirlik açılarından size büyük avantaj sağlayacaktır.

Genellikle rekabetsiz pazarlar küçük pazarlardır. Çünkü bir pazar çok sayıda oyunucuyı doyuracak kadar büyükse o alana zaten çok sayıda oyuncu girmiş olur.

Akıllı girişimciler bu küçük ve rekabetsiz pazarlarda baskın güç olarak çıkarlar yola. Daha sonra ise küçük pazardan elde ettikleri güç ve bilgi birikimi sayesinde kimi zaman ulusal, kimi zaman da küresel boyutta genişler ve tıpkı küçük pazarlarında olduğu gibi, küresel ölçekte de baskın güç haline gelirler.

Facebook’un hikayesi bu yukarıdaki teorimi açıklamak konusunda son derece iyi bir örnek oluşturur.

Önceleri sadece Harvard öğrencileri arasında kullanılan Facebook, daha sonra diğer üniversite kampüslerine doğru yayıldı. Takip eden aşamada Amerika pazarı işgal edilirken, daha sonra son derece iyi düşünülmüş bir strateji ile küresel pazar ele geçirildi. Bugün Facebook 1.3 milyar kullanıcısı ile dünyanın en büyük sosyal medya platformu.

Peki Facebook’un rakipleri yok muydu başlangıçta? Aslında sosyal medya pazarında myspace.com gibi güçlü oyuncular vardı ama bunlardan hiç birisi Harvard kampüsündeki üniversite öğrencilerinin ihtiyaçlarını çözecek şekilde özelleşmemiş durumdaydı.

Facebook, üniversite kampüslerindeki denemelerinde insanların sosyal medyada tanıştıkları insanların “gerçek insanlar” olduklarına emin olmak istediklerini tespit etti. Bugün Facebook’da hesap açmanın hala diğer sosyal medya sitelerinden çok daha uzun sürmesi, sizin gerçek bir insan olduğunuzu anlama ısrarından kaynaklanır.

Sonuç olarak rekabet tuzağına düşüp, düşük karlı iş modellerine mahkum olmak istemeyen bütün girişimcilere tavsiyem çok net: Rekabetten kaçın, küçük bir pazarda çözülmemiş müşteri problemlerine odaklanın ve buradan elde edeceğiniz güç ve bilgi birikimi ile büyümeye başlayın.

Sakın unutumayın, rekabet etmek akılsız girişimcilerin oyunudur!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s