Tokyo Gezisi İzlenimlerim Son – Görülmesi ve Yapılması Gerekenler

Aslında başkalarına neyi görüp görmeyeceklerini, neyi yapıp yapmayacaklarını önermekten biraz çekinirim. Özellikle de Tokyo gibi büyüleyici bir şehri, gizemlerle dolu Japonya’yı ve Japon insanını keşfetmek herkesin bireysel tercihlerine bırakılmalı. Nitekim benim önerilerim de kendi zevklerime ve tercihlerime göre, değerlendirip değerlendirmeyeceğiniz tamamen size kalmış.

İşte Tokyo önerilerim.

Konaklama:

Metro istasyonuna yakın bir yer seçtiğiniz sürece Tokyo’nun her semtinde kalabilirsiniz. Her yer güvenli ve belli standartların üzerinde konaklama olanakları sunuyor. Biz Airbnb’den son anda bulduğumuz Ningyocho İstasyonuna yakın bir evde kaldık. Burası turistik olmayan ama turistik yerlere yakın bir bölge. Son derece rahattı.

Ryokan Oteller Çok İlginçler
Ryokan Oteller Oldukça İlginçler

Eğer havalı restoranlara, kulüplere, dükkanlara yakın olayım derseniz Roppongi, geceleri çılgın kulüplere akar, Red Light’da vampirleşen Japonlarla partilemek isterim derseniz Shinjuku, artık yavaş yavaş ölen geleneksel Tokyo hayatını anlayım derseniz Asakusa size göredir.

Bu arada Tokyo’da oteller son derece pahallılar o yüzden AirBnb iyi bir seçim oldu bizim için. Yalnız kiralayacağınız evin bizim standardlarıma göre çok küçük olacağına kendisini şimdiden alıştırın kendinizi. Bir de gece 12’den sonra metro çalışmıyor. Eğer gece hayatı meraklısıysanız konaklama seçiminizi ona göre yapın.

Yeme-İçme:

Tokyo Paris’in hemen ardından Dünya’da en çok Michelin yıldızlı restorana sahip şehri. Ve yeni açılan  arayı da hızla kapatıyor. Michelin yıldızlı restoranlar Tokyo’da da oldukça pahallılar tabii ki. Ama Türkiye’de de restoranlarda bolca kazıklandığınızdan (mesela geçenlerde Yeni Lokanta denen yere kişi başı 250 lira bayıldık) çok da astronomik değil rakamlar.

Öte yandan benim gibi sokak mutfağını ve geleneksel restoranları seviyorsanız Tokyo size tam bir cennet vaat ediyor. Tempura (Yağda kızartılmış deniz ürünleri),  Sushi (Ki bizim alıştığımızdan farklı olarak onlara Saşami meraklısılar yani bildiğiniz çiğ balık), Ramen (Genellikle soğuk servis edilen makarna) ve hazırlanma göstersi de harika olan Tepinyaki restoranlarına hemen her köşede rastlıyorsunuz.

Paranız Çoksa Garsonunuz Bir Geyşa Olabilir
Paranız Çoksa Garsonunuz Bir Geyşa Olabilir

Benim favorim size özel bir oda tahsil edilen Ryoutei adı verilen geleneksel restoranlar oldu. Size tahsil edilen odaya ayrıca özel bir garson da atanıyor. Biz o kadar pahallısını denemedik ama bazı restoranlarda Geyşa’lar yapıyormuş servisi.

Bu restoranlarda Saki (pirinç rakısı) içip pek çok farklı tadı içeren menüsü olan Kaiseki Ryouri’nin tadını çıkararak geleneksel çay seromonisi ile süreci kapatmak mutlaka yaşanması gereken bir deneyim.

Et meraklılılarına da harika bir seçenek sunuyor Tokyo: Kobe Beef. Kobe şehrinin ertafındaki özel çiftliklerde çok özel koşullarda yetiştirilen hayvanlardan elde edilen Kobe Beef oldukça pahallı restoranlarda servis ediliyor. Öte yandan bizdeki NusrET türü anlamsız ve rezil kazıklanmalara alışkın olanlara bu inanılmaz lezzet hiç de pahallı gelmeyecek. Mutlaka denemenizi tavsiye ederim.

Alışveriş

Japonya’da alışveriş denince akla hemen elektronik geliyor elbette. Ben yurtdışından elektronik ürün almayı pek tercih etmediğimden ilgilenmedim ama Akihabara semti bu konunun cenneti. Yalnız fiyatlar pek de ucuz değil ve ürünler Japonya şartlarına göre tasarlanmış. Benim kıyaslama yaptığım çoğu üründe Türkiye daha avantajlı çıktı.

Bana kalırsa Japonya’da asıl alışveriş heyecanını giyim ve aksesuarda yaşarsınız.

ayumi
Çılgın Giyimli Japon Gençleri

Özellikle Omotesando Hills’in arkasındaki sokaklarda 2-3 katlı binalarda bulunan butiklere bayılacaksınız. Ben bu kadar şık, farklı ve hip ürünü başka hiç bir yerde görmedim. Zaten Japonlar giyime çok meraklılar ve kilo sorunu olmadıklarından ne giyseler de yakışıyor. Yalnız özellikle Türk erkekleri giyim alışverişinde zorlanabilirler çünkü beden standartları bizden farklı:(

Turistik hediyeliklerin ve yelpaze gibi geleneksel Japon ürünlerinin peşindeyseniz Asakusa bölgesi burada bulunan kentin en eski pazar sokağı olan Nakamise-Dori tam bir cennet. Burdaki dükkanlarda pazarlık da yapabiliyorsunuz. En azından biz yaptık:) Bir de Tokyo Sky Tower’in altındaki alışveriş merkezindeki aksesuar, kırtasiye gibi ürünlerin güzelliği, farklılığı ve estetiği karşısında büyülendim. Özellikle benim gibi kırtasiye meraklılılarının kendilerinden geçeceklerine eminim.

Marka ürünlere hasta olanların gideceği en önemli adres ise Ginza. Dünyada önemli marka ne varsa burada devasa mağazalarını bulabilirsiniz. Benim hiç ilgimi çekmedi, o ayrı.

Japonya’da vergiler oldukça yüksek. Bu nedenle pasaportunuz her daim yanınızda olsun ve Tax-Free opsiyonlarınızı mutlaka sorun derim son olarak.

Eğlence, Yaşam…

Tokyo’nun her köşesinde bir ayrı bir aktivite ve heyecan var. Benim en favori bölgem ise en tiki ve çılgın Japon gençlerinin volta attığı Yoyogi Park, ona çok yakın Harajuku Takeshita-dori (gotik ve hello kitty tarzı ergen gençler)
Omotesando Hills’in arkasındaki sokaklarda 2-3 katlı binalar, kafeler, cool butikler oldu. İnsan buralarda sırf etrafına bakarak günler geçirebilir.

Ben tatile kızımla gittiğimden gece hayatını pek anlamadım. O nedenle bu konuda fazla tavsiyede bulunamayacağım. Ama Shinjuku bizim Taksim’e benziyor. Burada ünlü bir de red light district var. Roppongi ve Shibuya ise havalı gece kulüpleri ile ünlüler. Tabii benimkisi sadece teorik bilgi:)

Tapınaklar, Müzeler ve Diğer Turistik Meseleler:

Eğer yolculuk planınızda Kyoto varsa Tokyo’daki tapınakları es geçebilirsiniz. Kyoto’da göreceklerinizin yanında Tokyo’dakilerin hiç bir ilginçliği yok. Eğer illa ki göreyim diyorsanız Sensō-Ji ile Meiji Jingu yeterli olacaktır. Bunlarda da pek etkilenmedim ya neyse.

Diğer yandan Tokyo tam bir müze cenneti.

Ghibli Müzesi Kaçırılmamalı
Ghibli Müzesi Kaçırılmamalı

Diğer müzeler hakkında her yerde bilgiye ulaşabilirsiniz ama bizim açık ara favorimiz şehrin biraz dışında kalan Ghibli müzesi oldu. Siz de benim gibi ünlü Japon çizgi film üstadı Hayao Miyazaki hayranıysanız bu müzeyi mutlaka görmelisiniz.

Miyazaki’nin de ortağı olduğu Studio Ghibli adlı yapım şirketinin binasının dönüştürülmesi ile ortaya çıkan müze sinemanın büyüleyici dünyasına inanılmaz bir yolculuk. Müze çocuklar için de son derece ilginç bir deneyim ve bir film nasıl yapılır konusunda uygulamalı ders niteliğinde.

Son Söz:

Tokyo devasa bir şehir ve biz 5 günde çok küçük bir bölümünü gezebildik. Bir kez daha mutlaka gitmek istiyoruz. Umarım yazılarım sizi de Tokyo’yu görmeye teşvik etmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s