Yoksa CEO’luk Modası Geçen Bir Unvan mı?

Retro style image of a businessman showing a wooden card reading - CEO - as he withdraws it from the pocket of his suit jacket.

(Platin Dergisinde Temmuz’da yayımlanan yazım.)

İş modeli en kısa tanımıyla bir şirketin para kazanma şeklinin hikayesidir. Hangi ürünleri ve hizmetleri, ne gibi aktiviteler, yatırımlar ve maliyetlerle üretip, hangi kanallar üzerinden kimlere sattığınız iş modelinizi tanımlar.

Çoğu sektördeki rekabet, birbiri ile tıpatıp aynı iş modeline sahip oyuncuların fiyat, kalite ya da marka gücü gibi kısıtlı sayıda farklılaşma araçları ile birbirilerini yenme çabasından ibarettir.

Örneğin tüm bankalar faiz arbitrajından ve komisyon gelirlerinden para kazanır, müşterilerine ulaşmak için şubeleri ve dijital platformları kullanır, hazine işlemleri gibi aktivitelerde uzmanlaşırlar. Bankaların arasındaki farklılaşma şube sayısı, hizmet kalitesi, marka güvenilirliği gibi unsurlarda ortaya çıkar. Yoksa iş modelleri neredeyse tıpatıp aynıdır.

İş modeli inovasyonu yapan girişimler ise sektörün kurulu para kazanma düzenine meydan okuyan yenilikçi ve devrimsel fikirlere sahip olurlar. Örneğin Amerika’da ortaya çıkan AirBnb , bireylerin birbirilerine evlerini kiralayabildikleri harika bir platform sağlayarak otelcilik sektörünün kalıplaşmış iş modeline meydan okudu.

Kullanıcılarının hayranlığını kazanan AirBnb çok kısa sürede büyüyerek 20 Milyar dolarlık bir piyasa değerine ulaştı. AirBnb yenilikçi iş modeliyle otel endüstrisi üzerinde yıkıcı bir etki yaptı ve dünyada en çok konaklama rezervasyonu alan turizm işletmesi haline geldi. Üstelik AirBnb bir tek otel bile açmadı, sadece insanların evlerini diğer insanlara pazarlayabileceği bir platform sundu.

Dünya’nın en büyük otel zincirlerinden olan Hilton ve Marriott’un piyasa değerlerinin sırasıyla 27 ve 23 Milyar Dolar civarında olduğunu düşünürseniz, 2007’de kurulan AirBnb’nin son derece düşük bir yatırım maliyeti ile ne kadar büyük bir değer yarattığını daha iyi anlayabilirsiniz. İşte iş modeli inovasyonlarının inanılmaz potansiyeli.

İşin ilginci AirBnb’nin kurucuları olan Brian Chesky ve Joe Gebbia bir iş modeli inovasyonu yapmak için çıkmamışlar yola. Ev arkadaşı olan iki kafadar işsiz kaldıklarından San Francisco’daki dairelerinin kirasını ödeyemez duruma düşmüşler. Bunun üzerine ikili dairelerini konferanslara katılmak için kente gelen misafirlere internet üzerinden kiralamaya karar vermiş. Bu tesadüfü başlangıcın bir iş modeli mucizesine nasıl dönüştüğünü ise tarih yazıyor.

Peki ama Hilton ve Marriot gibi dev kaynaklara, sadık müşteri portföylerine, çok güçlü markalara ve derin sektör tecrübesine sahip kuruluşlar neden AirBnb gibi bir fikri bulamadılar. Bu iki genç, tabirimi hoş görürseniz, “zibidi girişimci” biraz şanslı bir başlangıçla da olsa, AirBnb fikrini hayata geçirirlerken dev otel zincirlerinin anlı şanlı CEO’ları ne yapıyorlardı acaba?

Hayır CEO’lara asla haksızlık etmek istemem. Bu dev kuruluşların CEO’luğuna yükselebilmiş insanların son derece zeki, bilgili, çalışkan, vizyon sahibi ve başarılı olduklarına inancım tam. Aksi takdirde müthiş rekabetçi yönetici pazarından sıyrılarak zirveye erişmeleri mümkün olmazdı.

Asıl sorun kişilerde değil, unvandan başlayarak CEO’luğun iş tanımının ta kendisinde bana kalırsa.

CEO’nun İngilizce açılımı Chief Executive Officer’dir. Sözlüklerde Executive kelimesinin anlamı “Yasaları, kuralları uygulama yetkisi olan” şeklinde verilir. Yani birisinin “executive” güce sahip olması, önceden tanımlanmış yasaları ve kuralları başkalarına uygulatma gücü taşıması anlamına gelir. Bu arada executive kelimesinin kökeni de “execution”dan, yani uygulamaktan gelir. Officer ise “memur” demektir.

Kulağa biraz kaba gelebilir ama işin özünde sermaye sahipleri CEO’ları başarısı ispatlanmış iş modellerini çalışanlara uygulatan yetkili memurlar olarak görürler. Örneğin sermayedarın bir bankası vardır. Bankaların iş modelleri son derece net olduğundan, CEO’nun görevi bu modeli hakkıyla uygulatmak ve sermayedarlara para kazandırmaktır.

CEO’lar üzerlerindeki kar baskısı yüzünden inovasyonun gerektirdiği şekilde uzun dönemli düşünmeye isteseler de pek ağırlık vermezler. Onların derdi her ay toplanan yönetim kurullarına ve üç ayda bir borsaya gönderilen finansal raporlara iyi “kar rakamlar” sunabilmektir. Zaten çoğu CEO zamanının önemli bir kısmını bu toplantılara hazırlanmakla geçirir dersem abartmış olmam.

İş modellerinin çok uzun yıllar geçerliliğini koruduğu geçmişin iş dünyasında işe yarayan klasik CEO’luk işte tam da budur; kurulu ve başarısı ispatlanmış iş modelini hakkıyla uygulamak, uygulatmak ve şirketi kara geçirmek.

Oysa inovasyonun inanılmaz hızlandığı, iş modellerinin birbiri ardına yıkıldığı günümüz iş dünyasında “uygulama memurlarına” değil, değişen müşteri ihtiyaçlarını okuyan, teknolojik imkanları içselleştiren ve bunları yenilikçi iş modellerine dönüştüren ve belki de en önemlisi mevcut iş modellerini yıkmaya cesaret eden, tıpkı AirBnb’nin kurucuları gibi birer girişimci zihniyeti ile hareket eden üst yöneticilere ihtiyaç var.

Ben bu yeni yöneticilere havalı bir unvan bulamadım açıkçası. Ama içinde yıkmanın, yaratmanın ve girişimciliğin geçtiği bir üst yönetici unvanı keşfetmenin zamanı geldi de geçiyor… Önerilerinize açığım.

Bu yeni unvanın içini dolduracak şekilde üst yöneticilerin iş tanımlarını, sahip olmaları gereken beceri ve nitelikleri de yeni baştan tasarlamak gerekiyor tabii ki. Peki bu iş tanımın içinde neler mi olmalı? Belki başka bir yazıda da buna değinirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s