Mesele Mutluluk Değil Yeğenim, Mesele Anlam…


Pek çok büyük kurum iş yerinde mutluluğu artırmanın yollarını araştırıyor. Mutlu çalışanların daha verimli, daha adanmış ve daha sadık olacaklarına dair onlarca araştırma sonucunun tetiklediği bir eğilim bu.

Çalışanlarınızın mutlu olması sadece ticari nedenlerle değil, insani nedenlerle de önemli, kim insanların mutlu olmasını istemez ki? Sırf bu nedenle bile iş yerinde mutluluğu artıracak çalışmaları destekliyorum elbette.

Öte yandan bir kurumun en azından mutluluk artırıcı faaliyetlere ayırdığı kadar kaynağı, çalışanların işlerinde bulacakları “anlamı” güçlendirecek uygulamalara da ayırması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdir de çalışanları Umutsuz Ofis İnsanları olmaktan kalıcı olarak kurtarmanız mümkün değildir.

Hatta biraz daha ileri giderek diyebilirim ki insanların yaptıkları işi gerçekten anlamlı bulması durumunda onları mutlu etmek için belki pek de fazla çaba göstermenize gerek kalmayacaktır.

Bu karmaşık kavramı basit bir örnekle açıklayım; ebeveynlikle…

Mutlu Etmeyen Ama Anlamlı Bir İş: Ebeveynlik

Bir kız çocuğu babası olarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki, çocuk yetiştirmeyi bir iş olarak düşünürseniz, ebeveynliğin dünyanın en mutlu edici işi olduğunu kimse iddia edemez. Yanılıyor muyum?

Bir çocuğu başarılı bir yetişkin olarak büyütmenin her aşaması ebeveynler için son derece yorucu, zorlayıcı, endişe verici ve tüketici bir süreçtir. Elbette bu zorlu süreç boyunca mutlu anlar da vardır. Ama bir çetelesini tutacak olsanız çocuklarınızın sizi pek de mutlu etmeyen davranışlarının ve durumlarının çok daha fazla olduğunu rahatlıkla görürsünüz.

Yine de çocuk sahibi olup da bundan pişmanlık duyan, ebeveynlikten istifa eden, ya da motivasyonu düşük olduğu için annelik-babalık görevlerini aksatan kimseyi göremezsiniz.

Tam tersine çoğu anne baba için çocuk yetiştirmek için hayattaki en anlamlı olgudur, tüm enerjilerini, maddi ve manevi imkanlarını ve duygusal kapasitelerini onlar için tüketmek de hayatlarının tek anlamıdır.

İş Hayatında Mutsuz Eden Ama Kaçınılmaz Şeyler Çoktur

İş hayatında yaptığımız her şeyin mutluluk verici olması da tıpkı ebeveynlik de olduğu gibi imkansızdır.

Bir işletmenin rutin çarkları içerisinde insanı mutlu etmekten çok uzak, sıkıcı, yorucu ve zorlayıcı olan ama yerine getirilmesi yine de şart yüzlerce faaliyet bulunur. İnsan kaynakları departmanlarının tipik mutluluk artırıcı çabalarının bu faaliyetlerin potansiyel mutsuzluk kaynakları ile başa çıkması beklenemez.

Ve kabul, ofislerin ve üretim tesislerinin insanı mutlu edecek ortamlara dönüşmesi için yapılabilecek tonlarca şey vardır (ve bunlar yapılmalıdır da). Ancak yine de bir iş yerinin örneğin güzel bir sahildeki ya da yuvanızdaki mutluluğu vermesi tamamıyla imkansızdır.

Hiç Mutsuz Olmadan Olağanüstü Başarılar Elde Edilemez

Bazen iş hayatında büyük başarılar için insanı mutlu etmekten tamamen uzak şeyler yapmak de gerekebilir.

Örneğin önemli bir inovasyon projesi ya da büyük bir ihale teklifi üzerinde çalışırken ömürlerini bilgisayarların başında tüketen, beslenmeyi pizzaya, özel hayatı ise çocuğunun sesini telefonda duymaya indirgeyen çalışanları düşünün… Bu işleri yaparken mutlu olmalarını beklemek pek de mantıklı değildir belki. Öte yandan bu işlerde başarılı olunması şirketin değerini katlayacaktır.

Şahsen insan hayatında mutluluğun çok abartılan ve insanoğlunun kapasitesini kullanmaktan uzaklaştıran bir kavram olduğunu da düşünmüyor değilim bu arada.

Eğer mesele sadece mutluluk olsaydı, PayPal’i sattığında cebine 1.5 milyar doları koyan Elon Musk’un bir sahil kasabasına yerleşmesi daha akıllıca olurdu herhalde. Oysa o yeniden büyük bir mücadeleye girip Tesla’yı ve SpaceX’i kurmayı tercih etti. Telsa ve SpaceX kurulurken onu çok mutsuz eden pek çok şey gelmemiş midir başına sizce?

Sanırım Elon Musk’u Elon Musk yapan şey mutluluk arayışı değil. O hayatın anlamıyla ilgileniyor, anlamlı bir hayat yaşamaya çalışıyor.

Dünyayı petrol tüketen ve kendi kendine yok eden süreçten çıkarmak ona anlamlı geliyor. Mars’a düzenli ve ekonomik yolculuk yapabilen uzay gemileri geliştirmeyi insanlığın geleceği açısından anlamlı buluyor. Eğer mesele anlam değil de mutluluk olsaydı bunların hiçbirini geliştiremezdi.

Mutluluk mu Daha Önemli Anlam mı?

Öncelikle mutluluk ve anlamın her zaman el ele gitmediğine de dikkatinizi çekmek isterim.

North Carolina Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, iş yerlerinde mutlu olduğunu ifade eden katılımcıların %75’inin işlerini anlamlı bulmadıklarını gösteriyor. Peki işini anlamlı bulmayan ama bir şekilde kendini mutlu hisseden insanlardan gerçekten üstün performans beklenebilir mi?

Pek de beklenemez.

Energy Project adlı bir danışmanlık firmasının yaptığı araştırma işlerini anlamlı bulan insanların şirketlerinde kalmaya üç katlı daha eğilimli olduklarını gösteriyor. Şirkete sadakati artırmak için en önemli değişken anlam gördüğünüz gibi.

İşini anlamlı bulan insanların bulmayanlara göre işlerinden 1.7 kat daha çok tatmin olduğu ve şirketlerinin gelişimine yönelik yaratıcı faaliyetlere 1.4 kat daha fazla katıldığı da aynı araştırma ile ortaya konmuş. Anlam yoksa olağanüstü performans yok. Mutluluk gerekli ama yeterli değil.

 Peki İşe Anlam Nasıl Katılır?

Bu da bir sonraki yazımın konusu olsun değerli okurlarım.

Ama bir ipucu vermem gerekirse bir işin anlamlı olması, başkalarının hayatına kattığı değerin güçlü olması ile gerçekleşir. Bu konuda daha önce yazdığım “İşinizle Ne Değer Katıyorsunuz?” adlı makaleye bir göz atabilirsiniz şimdilik.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s