Bu Yılı “İnovasyon Yılı” İlan Ettik, Ne Hoş!

PR.lies_Kurumsal dünyanın bazı tuhaflıklarını ve tatlı yalanlarını dile getirmenin işlerim açısından pek akıllıca olmadığını biliyorum elbette. Sonuçta benim müşterilerim de büyük kurumlar ve kimse kendi tuhaflıklarının ve tatlı yalanlarının dile getirilmesine bayılmaz, değil mi?

Ama Türkiye’nin en dürüst değilse bile en açık sözlü danışmanı olmak gibi süper arızalı bir iş stratejisi benimsedim kendime. Belki de birileri hala açık sözlülüğe prim veriyordur diye umuyorum, böylece farklılaşırım bu haddinden kalabalık danışmanlar evreninde.

Gerçi muhtemelen de yanılıyorumdur, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar neticede. O zaman da yeni iş kurar, pazarda limon filan satarım ne yapayım. Batsın bu yalan kurumsal dünya!

Bugünkü kurumsal tuhaflık konumuz şu “Bu Yılı İnovasyon Yılı İlan Ettik” acayipliği.

Şirketlerin benim eğitimlerimi en çok talep ettikleri dönem de inovasyon yılı ilan edilen o yıllara denk geliyor esasında. Şirkette birisi kalkıp o yılın inovasyon yıl olduğunu ilan etmese şirket inovasyon yapmaya kalkmayacak, memleket ve dünya şahane icatlardan mahrum kalacak, ben de ekmek paramdan olacağım. Böylesine derinlikli bir mesele işte inovasyon(!).

O yılın inovasyon yılı olduğunu kimin neden ilan ettiği şirketine göre değişiyor. Uluslararası olanlarda yurtdışından talimat geliyor genellikle. Yurtdışında da kurumların yöneticiler de bu “yıl ilan etme” aktivitesini seviyorlar anlaşılan, kurumsallaşma küresel bir kavram ne de olsa.

Güzide yerli firmalarımızda ise CEO’lar son okudukları ya da katıldıkları seminerlerin gazına mı geliyorlar nedir bilinmez, “İnovasyonsuz asla” gibisinden bir ruh hali peydahlanıyor birdenbire kendilerinde.

Değerli CEO’lar inovasyon konusunda ne kadar bilgililer, kendilerine ne kadar yatırım yaptılar, dünyadaki gelişmeleri, inovasyonda başarılı şirketlerin yapılarını nasıl incelediler, işin felsefesine ne kadar kafa yordular bilinmez. Ama değerli CEO’ların ruh halleri birden inovasyona uygun hale geliveriyor işte, önemli olan da o!

Bazı diğer şirketlerde ise “Kalite Yılı”, “Müşteri Yılı”, “Verimlilik Yılı”, “Markalaşma Yılı” gibi bütün tipik yılları tükettiklerinden ve bütün hedeflerine tamı tamına 365 gün içinde ulaşmayı becerdiklerinden (sanırım) sıra artık kaçınılmaz olarak “İnovasyon Yılına” gelmiş oluyor. Gayet derinlikli bir strateji örneği daha, öyle değil mi?

Öyle ya da böyle, inovasyon yılı bir ilan edilmeye görsün, hemen hummalı bir faaliyet başlıyor şirketlerde.

Büyükçe ve süper havalı bir lansman toplantısı (ki naçizane ben de bu toplantıların değişmez “KeyNote” konuşmacısı oluyorum), yeni bir “fikir kutusu” gibi sistemin duyurulması ve şirketin bütün duvarlarını süsleyecek inovasyon konusunda özlü söz posterleri yaptırmak ile inovasyonu temel bir değer ilan etmek atılan ilk adımlar oluyorlar genellikle.

Sonra şirkette bir ya da daha fazla takım oluşturuluyor, onlara inovasyon eğitimleri veriliyor (onları da ben veriyorum bittabi) ve fikirler bulup üzerinde çalışmaları isteniyor. Sonra bu takımlar fikirlerin üzerinde harıl harıl çalışıp yine pek havalı bir toplantı ile sonuçları yöneticilerine sunuyorlar, alkışlanıyorlar, takdir ediliyorlar. Gayet hoş ve samimi bir ortam doğuyor, herkesin yüzü gülüyor.

Sonra…

Sonra yıl bitiyor tabii, ne olacak.

Unutmayalım, bir yılda 365 gün var sonuçta hepitopu. Ondan da tatilleri filan çıkarırsanız 200 gün ya kalıyor ya kalmıyor geriye.

Ve tabii evrenin durdurulmaz deviniminden dolayı yeni bir yıl da başlayacak sonuçta. Eh 0 200 günün de bir kısmını bir sonraki yılın ne yılı olacağını tartışmaya ayırmak lazım. Zaten yılın sonlarına doğru genellikle ilk üzerinde çalışılan fikirler pek de bir yere varmadıklarından, en başta CEO olmak üzere herkesin içi inovasyondan soğumaya başlamış oluyor.

Bence inovasyon yılından sonra en iyi giden yıl “Tasarruf Yılı” oluyor bu arada. İnovasyon yılında etrafa paracıkları saçıp sonuç alamayan yöneticiler yine derinlikli bir stratejik düşünmenin sonucunda artık en iyisi inovasyonu bir kenara bırakıp maliyet tasarrufuna odaklanalım diyorlar. Akıllıca, ne diyeyim?

Ve hayat böyle devam ediyor işte.

Ha bu arada Apple, Tesla, Google, General Electric gibi kurumlar inovasyonda başarı için onyıllarını harcamışlar, bütün yönetsel yapılarını, iş akışlarını, insan kaynaklarını ve bütçe önceliklerini inovasyona göre kurgulamışlar, bu şirketlerin en üst yöneticileri inovasyon süreçlerinin içinde bizzat mücadele ediyorlar, en basit fikir bile yıllar süren bir geliştirme süreci ile hayata geçiriliyormuş filan ne gam?

Önemli olan o yıl neler olduğu, sonraki yıllara kim öle kim kala.

Siz şirketinizde inovasyon yılı ilan etmeyin sevgili dostlar. Bakın Google, Apple, Tesla, GE filan nasıl uzun vadeli bir stratejiyle yapıyorlar bu işleri. Onlar çok akıllılar. Siz de akıllı olun. Onlar gibi olun. Eğer inovasyon konusunda akıllıca işler yapacaksanız beni arayın, anlatacaklarım var.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s