Maldivler: Cennet Turizmi

honeymoonZihninizde canlandırdığınız cennet nasıl bir yer? Her birimizin hayal gücünün sınırları bize başka imgeler doğuruyor değil mi? Ben size benimkini anlatayım

Üzerinde neredeyse hiç beton bina olmayan, tropik ağaçların bembeyaz kumların içinden masmavi gökyüzüne yükseldiği ve duyabildiğiniz yegane sesin usul usul kıyıya çarpan dalga sesleri olduğu mavi yeşil bir ada düşünün. Ayak bastığınız andan itibaren, bugüne kadar bildiğiniz, deneyimlediğiniz her şey engin bir durulukta başkalaşıyor ve huzurun sizdeki tanımı değişiyor.

İşte Maldivler’deki 1.200 adadan biri olan Baros’a ilk ayak bastığımız anda kendimizi cennette hissetmemizin sebebi de buydu.

Tüm bu baş döndürücü özelliklerinin yanında, adadaki tek katlı, doğal malzemelerle üretilmiş tasarım şaheseri villalar Hint okyanusu ile uyum içinde birleşiyor ve zihnimdeki cennet hayaline katkıda bulunuyordu.

Altı günlük enfes tatilin sonunda bizi havaalanına götürecek sürat botuyla adadan uzaklaşırken ise cennete veda etmenin derin hüznünü yaşadık. İstanbul’un beton cehennemine dönüşün ruhlarımızı nasıl kararttığını hangi sözlerle tarif edebilirim ki?

roomview
Villada Manzara

Her şeyin bu kadar büyüleyici ve aynı zamanda bu kadar sade olduğu bir tatil beldesi daha önce hiç görmemiştim. Bu kadar dinlendiğim, dünyanın dertlerinden koptuğum, kendimi doğanın bir parçası gibi hissettiğim ve “yaşamak ne güzelmiş ya” dedirten bir tatil yaşadığımı da hatırlamıyorum.

Küçücük Maldivler devletinin turizme bakışı, zaten enfes bir coğrafyaya sahip olan bu adalar ülkesinin tüm duyularınıza hitap eden harika bir tatil beldesine dönüşmesini sağlamış. Bir yandan Maldivler’i takdir ederken, bir yandan da ülkemizin cennet kıyılarını, adalarını, kentlerini düşürdüğümüz zavallı hale ve acınası turizm anlayışımıza dertlenmemek mümkün değil.

Ne mi yapmışlar turizm adına bizi bu kadar büyüleyen?

Cevap çok basit: Doğaya neredeyse hiç dokunmamış, dokunmak zorunda kaldıkları yerlerde ise onunla tamamıyla uyumlu, hatta bazen onu daha da güzelleştiren tesisler geliştirmişler. Az sayıda turist gelmesini ama gelenlerin yaşadıkları şahane deneyimden dolayı çok para harcamasını sağlamışlar.

Maldiv’lerde 1.200 adanın 200’ünde birbirine benzer şahane tesisler var. Örneğin bizim kaldığımız Baros adası sadece 75 villadan oluşuyordu ve 150 yatak kapasitesi vardı. Bizim turizmcilerin eline geçse, ağaç sayısını azaltarak dikecekleri kocaman bir binayla rahatça 1.000-1.500 kişinin sığdırılabileceklerine eminim.

transferotel-baros-promotion
Baros Adası

Villaların yarısı denizin üzerinde, yarısı ise deniz sıfır olacak şekilde sahile yerleştirilmiş. Sahil villaları ağaçların içine öyle bir saklanıyorlar ki, denizden bakınca neredeyse hiç görülmüyorlar. Bu durum size ıssız bir adaya düşmüşsünüz ve o adada sadece siz varsınız hissini uyandırıyor. Villanızın bahçesinde otururken gördüğünüz tek şey alabildiğine mavilik.. Denizle gökyüzünün rengi aynı olduğundan ufuk çizgisini ayırt edemiyorsunuz.

villabeach
Villa

Adada 3 restoran yer alıyor, hepsi de tek katlı son derece mütevazı. Adanın zemini tamamen kumdan oluşuyor (üzerini betonla kaplamayı akıl etmemiş enayiler!), dilerseniz hiç ayakkabı giymeden o incecik bembeyaz kumların üzerinde ayaklarınızı doğayla barıştırabiliyorsunuz. Adanın ortasındaki şahane barın zemini bile kum o kadar söyleyeyim.

Adanın çevreleyen Hint Okyanusu mercan resifleri ile bezenmiş. Şnorkelle yüzdüğünüzde bile Kayıp Balık Nemo’nun tüm dostları ile ahbaplık edebiliyor, köpekbalıkları ile göz göze gelip hem heyecanlanıyor, hem de vakur, sizi görmezden gelen hareketlerine hayran kalıyorsunuz. Daha hevesli dalgıçlar için derin su dalışları da organize edilebiliyor tabii.

fish
Nemo ve Arkadaşları

Bu nefis tesiste aldığınız hizmet de mükemmel. Her villanın bir villa hostu var. Odanızdaki telefondan tek düğme ile doğrudan hostunuza ulaşabiliyorsunuz. Hostlar hem bilgili, hem nazik hem de süper yardımcılar.

Kendinizi onların ellerine bıraktığınızda çözemeyecekleri hiç bir derdinizin olmadığına eminsiniz. Diğer personelin tamamı da son derece güler yüzlü, hepsi bir dediğinizi iki ettirmemek için kendilerini parçalıyorlar. Sizi her an şımartmaya hazır bir misafirperverlik örneği gösteriyorlar.

Yemekler ise her damak tadına uygun diyebilirim. Biz zaten uzak doğu ve Hint mutfağını çok sevdiğimizden özellikle zevk aldık. Ama dileyenlere Avrupa mutfağı da sunuluyor. Bu kadar güzel deniz canlılarının yaşadığı yerde klasik yemekler neden özlenir bilemiyorum ama “ayy onu yemem”cilerin içi rahat olsun, hamburger bile var adada.

bath
Banyo Böyle Bir Şey de Olabiliyormuş

Maldivleri ulaşılması zor ve tam da bundan dolayı harika kılan yönü ise fiyatlandırma stratejisi. Her şey çok ama çok pahalı olduğu adalara çok az insan gelebiliyor. Zaten bir adada mahsur kaldığınızdan çareniz de yok, ne isterlerse ödüyorsunuz. Cennetin bir bedeli olacak tabii.

Hazır turizm kötü giderken biz de turizm politikamızı bir gözden geçirsek, cennet gibi ülkemizi ucuzcu turistlere peşkeş çeken iğrenç tesisleşmeden vazgeçip, zengin turistleri kendimize çekecek Maldivler’e benzer fikirleri düşünsek diyeceğim ama… Neyse, Antalya’ya ilk Rus uçakları inmeye başlamış, ben onların yollarına güller dökmeye gidiyorum.

Teşekkür: Yazıya katkısından dolayı Pınar Kaçar’a, güzel fotoğrafları için de Meltem İskit’e teşekkür ederim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s