Kendin Olma, Başkası Ol!


Etrafta bir sürü guru var bize içimize dönmemizi, kendimizi tanımamızı ve özümüze uygun davranmamızı tavsiye eden.

Onlara göre başarı için insanlar ilişkilerinde “otantik” olmalı, tüm davranışlarını kendi “özlerine” uygun olarak ayarlamalı ve başkalarını “taklit” etmekten sakınmalılar.

Tarkan’ın şarkısında söylediği gibi yani; “Başkası olma kendin ol!”

Ne devasa boyutta bir saçmalık ama!!!

Kişisel gelişim ve eğitimle iki satır kitap okumuşsanız öğrenmenin gerçekleşmesinde kendinize rol modeller seçmenin önemini de kavramışsınız demektir. İnsanların bir konuyu teknik olarak öğrenmeden önce o konuyu öğrenme hevesini duyması gerekir. Derin öğrenme ancak öğrenme hevesine sahip insanların tadına bakabileceği bir güzelliktir.

Başarılı insanları kendine rol modeli olarak seçmek hatta bir süre onun gibi davranmaya, düşünmeye, çalışmak çoğu zaman şaşırtıcı derecede başarılı sonuçlar verir. Onlar gibi olabileceğiniz hayali sizi yeni şeyler öğrenmeye heveslendirir, güdüler, harekete geçirir.

Okumak, yazmak, fikirler üretmek konusunda benim kendime rol modeli olarak seçtiğim insan ODTÜ’den hocam ve bir süre de patronum ve ortağım olan Arman Kırım’dır mesela.

Onun kimi zaman kışkırtıcı tavrı, öğrenme hevesi ve dünyayı keşfetme arzusunu “taklit etmek” bugünkü Bora olmamda çok etkili oldu. O dönemki “içime” bakmaya “özüme” odaklanmaya filan çalışsaydım bir halt olamazdım bu hayatta.

Bir de şu herkesin içinde harika şeyler olduğu iluzyonunu, tek derdimizin onu ortaya çıkartıp sahiplenmemiz meselesine de deli oluyorum.  Sanki hepimiz doğuştan harika genlere sahibiz, sanki hepimiz harika aileler sayesinde müthiş bireyler olarak yetiştirildik ve sanki eğitim sistemi bizi öyle bir yoğurdu ki içimiz güzelliklerle doldu.

Hadi canım siz de, geçiniz!

Hepimiz eksik doğuyoruz, en iyi niyetli ailelerde bile bir sürü hatayla besleniyor, en iyi okullarda bile saçma sapan bilgilerle beynimizi dolduruyoruz. Hepimizin bugün olduğumuzdan daha iyi olma potansiyelimiz var. Zaten hızla değişen hayat da bizden değişmemizi, adapte olmamızı, yeni becerilerle keskinleşmemizi talep ediyor.

Durum bu ilken içimize dönmek saçmalığını bir an önce bir kere bırakıp dışarıya bakmamız gerek miyor mu? Bir sürü harika şey yapan insan varken onları taklit etmek, onlarmış gibi davranmak -en azından onların olumlu alışkanlıklarını kazanana kadar- çok daha öğretici, geliştirici bir deneyim olmaz mı?

Benim önerim öğrenmek, gelişmek, kendinize takılıp kalmamak kısacası.

Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s