Sevdiğine Tam Teslim Olmak

BXP157711Hesapsız kitapsız sevgi ne zor şey değil mi?

İş için de geçerli bu, aşk için de.

Her ikisinde de kendimizi kayıtsız şartsız teslim edemiyoruz bir türlü. Hep hesap, hep kitap, hep sonunu görme, hep bize faydasını anlama endişesi.

Mesele işse “bu işten para kazanabilir miyim?” diyoruz o anda yaptığımıza kendimizi tamamen kaptırmak yerine örneğin.

“Bu meslekte kariyer yapılır mı?” sorusu kemiriyor beynimizi tam da her şeyimizle işimize teslim olmamız gerekirken.

“Ama yöneticilerim beni takdir etmiyorlar” diye hayıflanıp yarım yamalak yapıyoruz olağanüstü yapmamız gereken şeyleri.

Mesele aşksa durumlar daha da karışık.

“Bu kadın benimle beraber olmaz ki!” diyoruz mesela müthiş bir kadın için güzel bir şey yapmak, onun gözlerinin içini güldürmek varken.

Ya da “bu adam evlenilecek adam değil ama” diye belki kısa ama hiç yaşamadığımız kadar yoğun bir aşkı yaşatacak ilişkilerden uzak tutuyoruz kendimizi. Tam da kendimizi her şeyimizle kaptırmamız gerekirken, pek nadir bir fırsat elimize geçmişken.

Oysa bir kaptırsak kendimizi çok sevdiklerimize, çok sevdiğimiz işe, çok sevdiğimiz kadına, çok sevdiğimiz erkeğe. Sonunu hesaplamadan, başımıza açılabilecek dertleri kitaplamadan, kendi önceliklerimizi boş vererek.

Sadece teslim olsak. Her şeyimizle.

İşte belki o zaman harika şeyler çıkacak ortaya daha önce hayalini bile kuramadığımız.

Harika bir ilişki kuracağız belki ömrümüzün gerisini bulutların üzerinde yaşatacak. Ya da o kadar olağanüstü şeyler yapacağız ki işimiz bizi bambaşka ufuklara taşıyacak.

Belki de bunlar olmaz tabii.

Kendinizi tamamen sevdiğiniz kişi sizi terkeder, gider. Olabilir yani. Ya da yıllarca ilmek ilmek ördüğünüz işiniz yeni bir teknolojiye yenilir, iflas edersiniz. Bu da olabilir yani.

Ama ne gam? Kendinizi işinize, aşkınıza tamamen kaptırdığınız o dönemdeki akışı, mutluluğu, derinliği hissetmeye değer yine de. Hem de ne değer!

Teslim olmak lazım bazen. Hesapsız, kitapsız.

Keşke şiir yazabilseydim bu konuda. Ama yazılmışı var zaten.

gönül, çalamazsan aşkın sazını
ne perdeye dokun ne teli incit
eğer çekemezsen gülün nazını
ne dikene dokun ne gülü incit

Aşık Hüdai’nin bu ölümsüz mısralarıyla bitiriyorum bu yazıyı. Çalın aşkın sazını, çekin gülünüzün nazını.

İyi bir hafta sonunuz olsun.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s