Yaş 45, Yolun Başı, Yeni Şeyler Öğrenmenin Tam Zamanı…

article-2147643-13355863000005dc-184_634x436

Ömrünüzün bir sonunun olduğunu bilmemiz ama ne zaman öleceğinizin belirsizliği insanoğluna lütfedilmiş en büyüleyici çıkmazdır belki de.

Epeyce felsefi tartışmayı da kaldıracak bir çıkmaz bu, ama o tür derin tartışmalara girmek beni aşar. Ben sadece iş hayatı boyutunda ele alacağım meseleyi.

Bugün bir okurumla görüştüm. Bloğumdaki yazılarımdan cesaret alıp benimle iletişime geçen 25 yılın üzerinde devlet hizmeti olan bir kamu çalışanı ile.

Bir sürü nedenden dolayı işinde çok mutsuz olduğunu, bir kariyer imkanının kalmadığını, iş yerindeki sorunların artık sadece ruh sağlığını değil fiziksel durumunu da etkilemeye başladığını yazmıştı bana bir kaç gün önce.

Yazdıklarına üzülmüş, ona belki yardımcı olabilirim diye kabul etmiştim kendisi ile görüşmeyi. Anlattıklarını detaylıca dinledikçe henüz 45 yaşında olmasına rağmen kendisini bu kadar kapana kapılmış hisseden bir insan gördüğüme şaşırdım, üzüntüm daha da arttı.

Çok mutsuz olduğu işinden yine de ayrılmak istemediğini, emekliliğine “sadece” 6 yılının kaldığını söyledi. “Ne yapabilirim sizce?” diye sordu meraklı gözlerle.

İlk söylediğim “Henüz çok gençsiniz!” oldu. Bu kadar içini karartmak, başına gelenlerden dolayı geçmişe kafayı takıp geleceği ihmal etmek için çok genç olduğunu anlattım ona dilimin döndüğü kadar.

Önce şaşırdı değerli okurum.

45’in genç bir yaş olarak algılanmasına şaşırmış görünüyordu. Altı yıl daha sabredip emekli olmayı ve kendisini standart bir emekli hayatına kaptırmayı o kadar benimsemişti ki, kendisine “henüz çok gençsiniz!” denmesi gelecekteki hayat algısına ani bir darbe oldu sanırım.

Sonra kendisini toparlayıp sordu: “E ne yapmalıyım o zaman?”

Tabii ki sadece yarım saattir tanıdığım bir insanın hayatının kalanında ne yapması gerektiğini bilemem. Haşa öyle koç veya mentor filan da değilim ki ben bilge bilge konuşayım, sorularla onu yönlendireyim filan.

Ona sade ama bence güçlü bir tavsiyem oldu naçizane: “Yeni bir şeyler öğrenmeye başlayın”. “Eğer yeni neler öğrenmek istediğinizi de bilmiyorsanız bir kaç şey birden deneyin, bakalım hangisi sizi kendinizi kaptırmaktan hoşlandığınızı bir akıntıya çekecek?”

Yeni şeyler öğrenmenin, yeteneklerinizi, becerilerinizi geliştirmenin hayata bağlayıcı müthiş etkileri olduğuna inanıyorum. Bu konuda da epeyce araştırma var zaten; öğrenmeye devam eden insanlar daha uzun ve mutlu hayatlar yaşıyorlar.

Hatta, oldukça ileri yaşta öğrendiklerini yeni iş fikirlerine dönüştüren, hayatlarının son baharında önemli işler kuran, büyük başarılar kazanan insanlar da var. Geçenlerde bununla ilgili bir yazı paylaşmıştım.

Peki yeni şeyler öğrenmek için ne zaman geç kalınmış olunur?

Bence asla geç kalınmış olunmaz, insan beyni müthiş esnek bir organ ve her yaşta yeni şeyler öğrenme kapasitesine sahip. Yeter ki ona iyi bakın ve ona inanın.

Ama sanırım pek çok insanda belli bir yaşta öğrenme isteğinin azalmasında yazımın başındaki çıkmaz büyük rol oynuyor. Yaş ilerledikçe ölümün yaklaştığı kesin ama ne zaman öleceğimizi de bilmiyoruz. Eğer çok kısıtlı bir zamanımız kalmışsa bu dünyada neden yeni bir şeyler öğrenelim ki?

Peki ya eğer önünüzde daha çok uzun yıllar varsa yaşayacağınız?

O uzun yılları mutsuzluklar ve pişmanlıklarla geçirmek yerine kendinizi sevdiğiniz bir konuda yeni şeyler öğrenmenin ve belki de yeni şeyler başarmanın büyüsüne kaptırmak daha akıllıca değil mi?

Ne dersiniz, bu kumarı oynamaya değmez mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s