Çok Başarılı Girişim Fikirlerinin Üç Özelliği

Hangi girişim fikirlerinin büyük potansiyel taşıdığını, hangilerinin ise batmaya mahkum olduklarını tahmin etmek oldukça zor bir zanaat. En başarılı startup yatırımcılarının bile sık sık hata yaptıklarını ve en olmadık fikirler için para batırırken, sonradan harika birer işe dönüşe girişimlere başlangıç aşamasında burun kıvırdıklarını bizzat gözlemleme şansım oldu.

Tecrübem ve girişimcilik konusunda araştırmalarım başarılı bir girişim fikrini tespit etmek için üç kriterin kritik önemde olduğunu gösteriyorlar bana. Tabii ben de pek çok yatırımcı gibi yanılıyor olabilirim. Yine de bu üç kritere birden sahip olan fikirlerin şanslarının daha yüksek olduğunu söyleyebilirim.

1-Kurucuların Kendi Problemlerini Çözmeye Çalışmaları

İstisnaları olmakla birlikte, iş kurmak için fikir aramaya soyunanların kurdukları işletmelerin en kolay batan işler olduğunu söyleyebilirim. Ya da en azından pek ilerlemeyen girişimlere dönüştüklerini. “Beyin fırtınası” yapılarak bulunan fikirler hüsrana uğruyorlar genellikle.

Çünkü iyi fikirler belirli bir müşteri kitlesinin “gerçek” bir problemine çözüm getirler ve eğer bu problemleri şahsen yaşamıyorsanız keşfetmeniz oldukça zordur. Başkalarının yaşadığı problemleri derinden anlamak için epey sıkı bir araştırmacı olmanız gerekir, ki çoğu girişimcide bu yetenek yoktur.

Belki de bu nedenle dünyada büyük başarıya ulaşan girişimlerin büyük bir bölümünün girişimcilerin kendilerini rahatsız eden bir probleme çözüm getirmesiyle ortaya çıktığını gözlemliyoruz. Kendinize ait bir problemi çözmeye çalışıyorsanız problemi detaylı olarak anlıyorsunuz demektir ne de olsa. Ve aynı zamanda problemin varlığından da emin olabilirsiniz.

2-Fikrinizi Basit ve İlkel de Olsa Bir Ürüne Kendi Yeteneklerinizle Dönüştürebilmeniz

Kendinizle ilgili bir probleme odaklanmanız tabii ki iyi bir başlangıç, ama yetmez. En basit ve ilkel haliyle de olsa fikrinizi bir ürüne dönüştürebilmelisiniz. Eğer bir aplikasyon fikriniz varsa aplikasyonu yazabilmeli, eğer bir fiziksel ürün fikriniz varsa prototipi geliştirebilmelisiniz.

Fikirler ancak derme çatma da olsa bir ürüne dönüştüklerinde müşteriler için anlam kazanmaya başlarlar. Müşterilerden fikriniz konusunda gerçek geri bildirimleri ancak prototipiniz üzerinden alabilirsiniz, onlara fikrinizi anlatarak değil. Aynı şekilde yatırımcılar da sadece powerpoint slaytlarından ibaret bir sunum değil de gerçek bir ürün gördüklerinde heyecanlanırlar.

Velhasıl ne yapı edip fikrinizi bir ürüne dönüştürebilmelisiniz ve kıt kaynaklara sahip bir girişimci adayı olarak bunu ancak kendiniz yapabilirsiniz.

3-Başkaları da Fikrinizle İlgilenmeli

Fikriniz gerçekten yenilikçi ise çok az sayıda insan fikrinize ilgi gösterecektir. Bu çok doğal, çünkü insanlar alışkanlıklarını değiştirmek istemezler ve eski çözümlerini kullanmaya devam etmek onlar için yeni bir ürünü kullanmayı öğrenmekten daha iyi seçenektir.

Ama yeni fikriniz ile “gerçekten” ilgilenecek az sayıda da olsa müşteri adayına sahip olmalısınız. Mevcut çözümlerden memnun olmaya ve yenilikçi bir fikri denemeye hazır müşteri adaylarına ihtiyacınız var girişiminizin ilk aşamalarında.

Pazarlama dilinde bu insanlara “erken benimseyenler” diyoruz. Eğer ürününüz için az sayıda da olsa erken benimseyen olduğunu biliyorsanız içiniz rahat olsun. Aksi halde başınız dertte demektir.
Not: Bu yazı için Y Combinator kurucusu Paul Graham’ın fikirlerinden geniş şekilde yararlandım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s