Montenegro’ya Cennet Betona Teslim Olmadan Gidin

kotor-slider-01

Kızımı sömestr tatilinde Montenegro’ya (Karadağ) götürdüm.

İtiraf etmem gerekirse hem ziyaret, hem ticaretti amaç. Bir iki arkadaşımdan iyi gayrimenkul yatırım fırsatları olduğunu duymuştum. Bir de oldukça düşük maliyetlerle şirket kuranlara hızlı oturma izni çıkarıldığı söyleniyordu. Memleketimizin durumları malum, incelemek istedim Montenegro’yu.

Türkçe ismiyle Karadağ’ın doğasına denilecek söz yok. Dağların dimdik yamaçlarla denizle buluştuğu ülkenin kıyıları boyunca öyle çok güzellik var ki, insan fotoğraf çekmeye doyamıyor.

Hele kocaman bir iç denizin sokulduğu Kotor kıyılarını görünce insan “Como da neymiş?” demeden duramıyor. Kış şartları dolayısı ile gidemediğimiz dillere destan ulusal parklar ve tekneler çalışmadığı için göremediğimiz fiyortları da göz önüne alırsanız cennet gibi bir ülke gerçekten.

Ama…

Aması var işte.

Tanrı’nın özene bezene yarattığı bu güzeller güzeli ülkenin büyük bir derdi var: Yapılaşma… Çirkin, hayasız, utanmaz bir yapılaşma… Tıpkı Türkiye’deki gibi…

Ülkenin en turistik kenti denilen Budva zaten bitmiş ve Kuşadası tadında iğrenç bir beton ormanına dönüşmüş bile. “Rus turizmi” denen ve bizim Antalya’mızı da mahfeden sevimsiz turizm çeşidi Budva’nın canına çoktan okumuş.

Ama diğer tüm kıyılarda da durum farksız. Montenegro’nun sembollerinden olan Kotor’daki manastır adalarını direkt olarak gören kıyılarda bile “siteler” yapılıyor, oteller dikiliyor, kirlenme ile iç denizin canına okuyacak yat limanları inşa ediliyor, yollar hafriyat kamyonlarından geçilmiyor. Her an bir “Ağaoğlu” tabelası ile karşılaşacak gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Tabii hiç şaşırtmayacak şekilde yozlaşmış devlet mekanizması bu iğrenç betonlaşma sürecinin tam ortasında. Rehberimizi gördüğümüz iğrenç inşaat sahalarının çoğunda politikacıların ve bürokratların parmağı olduğunu söyledi bize. Ne kadar tanıdık konular değil mi? Sanırım eski Osmanlı topraklarının ortak kaderi bu, betona yenilmek.

Tahmin edersiniz ki gördüklerim beni buraya yatırım yapma kararından tamamen uzaklaştırdı, yağmurdan kaçarken doluya tutulmak istemiyorum.

Ama yine de tavsiyem Montenegro’daki arsız betonlaşma süreci daha fazla ilerlemeden bu doğa şaheseri ülkeyi görmeniz. Özellikle Kotor, Dobrota, Perast ve Herceg Novi çok görülmeye değer yerler. Ne yazık ki bu cennet ülke hızla Ataşehir’imsi bir beton denizine dönüşüyor, aman deyim geç kalmayın.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s