İnovasyon “Sunum” İnsanlarının Değil “Duyu” İnsanlarının İşi

2017 yılında büyük kurumlarla çok sayıda inovasyon projesi yönettim, 50’nin üzerinde inovasyon ekibine mentorlük yaptım.

Yılın muhasebesi için üzerinde çalıştığımız onlarca projenin başarı/başarısızlık sebeplerine kafa yordukça karşıma ilginç ve sık tekrarlanan bir desen çıkıyor: “Duyu” insanlarının inovasyon projeleri, “sunum” insanlarının inovasyon projelerinden çok daha başarılı oluyorlar.

Bu başarı farkı hem projelerin yatırım alma oranlarında hem de fikirlerin gerçekten hayata geçirilme maceralarında kendisini gösteriyor.

Sunum insanlarını kolayca tanırsınız; onlar daha projenin ilk gününden itibaren yapacakları nihai yönetici sunumuna kitlenen beyaz yakalılar. Bütün çalışma boyunca yöneticilerinin neyi beğenip beğenmeyeceğine kafa yoran, politik olarak yanlış laflar etmemeye daima özen gösteren, fikri geliştirmekten ziyade etkileyici bir şekilde nasıl anlatacaklarına emek harcayan tipler bunlar.

Sunum insanları için fikirlerinin çözmeye çalıştığı problem çok önemli değil, onu derinlemesine anlamaya, problem sahiplerinin yaşadıklarını kavramaya çalışmıyorlar. Bu tipler geliştirmeye çalıştıkları çözümle aşk da yaşamıyorlar. “Yöneticiniz bu fikirden hoşlanmaz” dendiği anda hemen fikirlerinden vazgeçiyor, daha iyi “sunulabilecek” bir çözüme kafa yormaya başlıyorlar.

“Duyu” insanları “sunum” insanlarından çok farklılar.

Duyu insanları hem çözmeye çalıştıkları problem konusunda tutkulular, hem de problemi gerçekten çözen bir ürün geliştirmeyi samimiyetle dert ediniyorlar. Bu motivasyonla yola çıkan duyu insanları müşterilerin hem somut hem de duygusal ihtiyaçlarını anlamak için tüm duyularını kullanıyorlar.

Duyu insanları müşterileri can kulağı ile dinliyor, gözlemliyor, içinde bulundukları şartları derinlemesine anlamak için kullandıkları ürünlere dokunuyor, ortamı hissetmek için bazen burunlarını, bazen de dillerini kullanıyorlar.

Duyu insanları projelerinin ilk gününden itibaren çözüm prototipleri geliştirmeye, bu prototiplerini kendilerini yoğun olarak kullanarak onları duyumsamayı, havalı powerpoint slaytları hazırlamak yerine gerçek ürünler geliştirip onlara dokunmayı seviyorlar.

Bir inovasyon projesi için takım kurarken sunum insanlarından kaçınıp duyu insanlarına odaklanmakta büyük fayda var.

Tabii fikri değerlendirecek yöneticiler için de aynı şey geçerli ama o da başka bir yazımızın konusu olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s