Hilton’da Aç Gözlü Hancı Deneyimi Yaşamak!

Kızımın sömestr tatilini fırsat bilip Phuket’e gittik geçen hafta. Normalde fanatik bir AirBnb kullanıcısıyım ama bu kez hem tembelliğimden hem de Tayland’ın kendine özgü şartlarını bildiğimden 5 yıldızlı uluslarası bir otel zincirini tercih ettim; Hilton Phuket Arcadia’da kaldık.

Keşke kalmasaydık!

Tamam, deniz kıyısındaki otelin konumu şahane, tesisleri de çok güzel. Buraya kadar sorun yok. Ama hizmet, kendini iyi hissettirmek, misafirperverlik? İçler acısı diyeyim ve biraz açayım.

THY sabaha karşı varıyor Phuket’e. Bu durumda bir gece öncesi için paraya kıyıp rezervasyon yapmazsanız öğlen saatlerine kadar check-in yapamıyorsunuz. Çok sayıda havayolu benzer saatlerde Phuket’e erken indiklerinden istisna bir durum değil bizimkisi.

10 saatlik uçuş süresine havaalanı transferlerini ve formalitelerini de kattığınızda İstanbul Phuket yolculuğu yaklaşık 15 saat sürüyor. 4 saatlik zaman dilimi farkını da düşünürseniz otele ne halde geldiğimizi takdir edebilirsiniz. Lobinin koltuklarında sürünen her milleten insanları göz önüne alınca, Hilton’un bize benzer misafirlerle sık sık karşılaştığını rahatlıkla söyleyebilirim

Misafirperver bir ev sahibi olsaydı Hilton’dan bu durumdaki misafirleri için neler yapmasını beklerdiniz?

Mesela içten bir gülümseme ile sıcak bir karşılama iyi olabilirdi değil mi? Sizi tazeleyecek, biraz kendinize getirecek ufak tefek ikramlar da hoşunuza giderdi muhakkak.

Ayrıca sabaha karşı otele giren müşterilerin üstlerini değiştirmelerini ve belki bir duş almalarını sağlayacak bir ortam da sağlanabilirdi.

Hatta sadece “Efendim siz lobimizde dinlenin biraz, odanız hazır olur olmaz ben size haber vereceğim endişe etmeyin” gibi nazik bir açıklama bile sizi rahatlatabilirdi.

Ama Hilton Phuket yukarıdakilerden hiç birisini yapmadı. Çünkü bu otel misafirperver bir ev sahibi gibi değil de, müşterilerinin her adımında onlardan para söğüşlemeye çalışan aç gözlü bir hancı gibi davranmayı tercih etti.

Bakın açgözlü hancılar nasıl davranıyorlar size örnekleri ile anlatayım.

Hiç bir karşılama ya da tazeleyici ikram yapılmadı öncelikle, buz gibi bir deneyimle giriş yaptık otele.

Daha sonra resepsiyon görevlisi hayatından bezmiş bir ifade ile “odanız henüz hazır değil” diyerek başlattı süreci. Ne zaman hazır olur diye sorunca “şu anda bilemiyorum saat 13’de tekrar gelin” dedi. O sırada henüz sabahın 5’i idi. 5 yıldızlı otel nezaketi bu mu olmalıydı sizce?

“Hiç mi boş oda yok?” diye üsteleyince demin ki suratsız arkadaş birden canlandı ve “şu kadar ekstra para öderseniz bir üst segment odamız var” dedi. Belli ki arkadaşın bir satış hedefi vardı. Ücret farkı çok yüksek olduğundan kabul etmeyince suratsızlığı bütün ihtişamıyla geri döndü.

Suratsız arkadaş “peki üstümüzü değiştirecek bir yer önerin” deyince ise tuvaletleri kullanmamızı önerdi, çünkü diğer alternatif olan fitness salonu henüz açılmamış. 5 yıldızlı otel müşterisine üstünü değiştirmek için tuvaletleri öneriyor, ne hoş değil mi?

Çaresizlik içinde hem biraz vakit geçirmek hem de bir kahve içip kendimize gelmek için kahvaltıya yönlendiğimiz de ise henüz “check-in” yapılmadığından kahvaltı edemeyeceğimizi öğrendik. Ancak dudak uçuklatacak bir bedel karşılığında kahvaltı edebilirmişiz. “Tamam da son gün de erken çıkacağız kahvaltı edemeyeceğiz, bunu ona sayın” bari deyince de “olmaz” dışında br yanıt alamadık.

Çaresizlik içinde lobideki koltuklara uzandık ve uyuklamaya başladık, tam bir sefalet hali anlayacağınız. Saat 9’a doğru otelin içindeki Starbucks’ımsı bir kafeden bir fincan kahveyi 25 liraya alabildiğimde aç gözlü hancının aç gözlülüğünün boyutu hakkında daha da net bir fikir sahibi oldum. Paris Hilton ne kadar gezip eğlense az valla.

Saat 11’e doğru tekrar resepsiyona gittim. İyi ki de gitmişim, o arada bir oda boşalmış meğerse ama bize haber vermeyi tenezzül etmemişler. Sefaletimiz böylece nihayet sona erdi.

Hilton tatilin geri kalan sürecinde de aç gözlü hancı deneyimini her an hissettirmeye devam etti. İnanılmaz pahallı ekstralardan kaçmak için gizli gizli bakkaldan alışveriş etmek zorunda kaldık. Döviz bozdurmaya kalktığımızda ondan da kar etmeye çalıştılar. 7 gecelik tatilimizin hiç bir anında otelin bizi iyi ağırlamaya çalışan bir işletme olduğunu hissetmedik kısacası.

AirBnb gibi çözümlerin ve misafirperver küçük otellerin dünyayı güzelleştiren çözümler olduğuna inanıyorum.

Hilton gibi aç gözlü hancılarla bir daha asla işim olmaz. Sizlerler de paylaşayım dedim, belki bizim gibi söğüşlenmekten kurtulursunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s