“Doku” İçin Deneyim Tasarımı

Daha önceki bir yazımda dokunmanın insanoğlu için öneminden bahsetmiş, kendi hayatımda daha fazla doku ile temas etmek için neler yaptığımı anlatmıştım.

Son zamanlarda okuduklarım ve gözlemlerim “doku” tasarımının markalar için de büyük önem kazandığını, gittikçe daha fazla markanın müşteriler için tasarladıkları ürün ve hizmetlerde “doku” deneyimini göz önüne aldıklarını ortaya koyuyor. Güçlü markalar ürünlerinin tasarımında müşterilerin dokunduğu yüzeylerin onlara zevk vermesini, kendilerini güvende ve iyi hissetmesini sağlamak istiyorlar.

Ham ahşap, işlenmemiş mermer gibi doğal elementlerin yeni mobilya tasarımlarında gittikçe daha fazla kullanılması buna güzel bir örnek.

IKEA gibi seri üretime dayalı dev markalar bile son dönemde doğal malzemelere dönüş eğilimindeler. Araştırmalar doğal malzemelere dokunmanın insanlara güven verdiğini ve malzemeyi işleyen ustaya bilinç dışında da olsa saygı duymalarını sağladıklarını ortaya koyuyor.

Öte yandan Mazda yeni otomobillerinin tasarımında autocad gibi bilgisayar programlarından yararlanmak yerine, çamurdan maketler üzerinde el işçiliğinden yaralanmaya başladı yakın zamanda. Videoda Mazda’nın bu sürecini izleyebilirsiniz.

Mazda yetkilileri bu sayede müşterilerin dokunmaktan ve görmekten daha çok zevk alacakları, “ruh sahibi” otomobiller üretebileceklerini düşünüyorlar. Sıkı bi Mazda RF hayranı olarak bu dönüşümlerinin çok olumlu sonuçlar verdiğini söyleyebilirim.

Dijitalleşmenin bizi mahkum ettiği soğuk dokunmatik ekranlar ve plastik gibi suni malzemeler yerine doğal malzemeleri kullanmakta fayda var gibi. Ruhsuz standart ürünler yerine müşterilerin dokunma ihtiyaçlarına hitap eden üreticiler kazançlı çıkacaklar.

Ne dersiniz?