Aman Bir Laf Gelmesin!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Büyük kurumlarda yapılan çoğu işte ve alınan kararların kahir ekseriyetinde ‘aman laf gelmesin!’ güdüsünün ‘hakikaten harika bir iş yapalım’ isteğine ağır bastığını gözlemliyorum.

Mesela yeni bir ürün tasarımı sürecini düşünelim. Harika ürünler genellikle sade ürünlerdir.

Ama büyük kurumlarda örneğin bir aplikasyon tasarlarken ‘aman X departmanının ürününü dışarıda bırakırsak bize laf gelir’ denilerek müşteri açısından kafa karıştırıcı ürünlerin piyasaya sürüldüğünü şahsen çok gözlemledim.

Ya da bir toplantı organizasyonunu ele alalım.

Aslında o toplantıda alınması gereken karar konusunda etkin ve yetkin insanların sayısı çok azken ‘ya Z departmanından toplantıya kimseyi çağırmazsak A bey pek bozulur’ denip, odalara sığmayan ama karar da alamayan kocaman toplulukların bir araya toplandığına o kadar çok tanık oldum ki.

Belki haddimi aşmak olacak ama büyük şirketlerdeki yoğun çalışma saatlerinin epeyce önemli bir bölümünün ‘aman laf gelmesin’ aktivitelerine ayrıldığını düşünüyorum.

Buradan doğan verimsizlik bir yana, bu sendromun harika ürünlerin, hizmetlerin, deneyimlerin ve zevkli bir çalışma ortamının tasarlanmasına da engel değil mi? Çare nedir derseniz hazır bir cevabım da yok açıkçası. Belki birlikte tartışarak bulabiliriz. İyi cumalar.

Bir Cevap Yazın