Hayaller “Bilgi Çağı”, Gerçekler “İlgi Arsızlığı”

Yüzyılın başlarında internet hayatlarımıza yeni yeni girerken, uzmanlar “bilgi ekonomisi”ne adım attığımızı müjdeliyorlardı.

Sanal ortamdaki bilginin artışı ve bilgiye erişimin kolaylaşması insanoğlunu bilgi çağına taşıyacak, dolayısı ile bilgi şirketleri ve işçileri yeni çağın kazananları olacaktı.

Bu öngörüye tamamen yanlış çıktı demek doğru değil elbette. Internet her türlü bilgiye kolayca erişilebilecek dev bir kütüphaneye dönüştü gerçekten de. Ve bilgi şirketleri ile işçileri de bu işten kazançlı çıktılar.

Ama bilgi çağı insanları gerçekten daha bilgili yaptı mı, işte orası epey tartışmalı.

Wired dergisi yazarlarından teorik fizikçi Michael Goldhaber ta 1997 yılında yazdığı ünlü “Attention Shoppers” (İlgi Alışverişçileri) makalesinde, aslında içinde yaşadığımız çağın “bilgi ekonomisi” değil de “ilgi ekonomisi” olduğunu iddia eder.

Goldhaber’e göre internet insanların gerçek bilgiye ulaşmasına değil de, onlarını dikkatini çekerek bir şeyler satmaya çalışanların imparatorluğuna dönüşecektir. 1997’de sosyal medyanın daha  pek ortalıkta olmadığını düşünürseniz Goldhaber’in derinlikli öngörüsüne gerçekten hayran olmamak mümkün değil.

İnternet bugün aslında devasa bir ilgi ve dikkat çekme ortamı.

İnternete konan her türlü haber, bilgi ve paylaşım ilgi çekmek için yapılıyor. (Ve evet bu yazı da öyle tabii:))

Özellikle sosyal medya şirketleri ile çevrimiçi medya üreticileri (Örn: Netflix, Onedio, Buzzfeed vb.) bizlerin dikkatini çekmek ve ilgisini kazanmak için inanılmaz derecede yaratıcı fikirler de buluyorlar işin doğrusu.

İşte bir kaç örnek:

  • Netflix: Dizinin başından asla kalkmamanız için otomatik bölüm atlama.
  • Facebook: Anılarınızı size hatırlatarak ilişkiyi derinleştirmesi.
  • Instagram: Canlı hikaye uygulamaları ile hep aplikasyonda kalmanızı sağlaması.
  • Haber Siteleri: En çok tıklama sağlayan çarpıcı başlığı belirleyen yapay zeka algoritmalarının kullanımı.

Bu spesifik örneklerin dışında tüm sosyal medya, alışveriş ve çevrimiçi haber sitelerinin tavsiye etme, like düğmesi, zaman akışı yönetimi gibi şeytansı uygulamaları da var.

Hatta tüm bu teknikleri öğrenebileceğiniz yanda kapak resmini gördüğünüz Nir Eyal tarafından yazılmış Hooked gibi kitaplardan da geçilmiyor piyasada.

Aslında bilginin bolluğu dikkat ve ilgi çekmeyi zorunlu hale getiriyor girişimciler açısından.

“Bugün nerede yemek yiyeyim?” diye Google’a sorduğunuzda o kadar çok yanıt sıralanıyor ki, bir şekilde dikkatinizi çekmeyenleri görmüyorsunuz bile.

Bu tüm ürün ve hizmetler için geçerli bir durum. Aşırı bolluk dikkat çekmeyi zorlaştırıyor gittikçe.

Nusret gibi tuhaf davranışlarıyla ilgi çeken kahramanların(!), Trump gibi içi boş ama dikkat çeken konuşmalar yapan siyasetçilerin, “Sen Gittin Ya Ben Çok Güzelleştim” türü sansasyonel isimlerle kitap yazan Nilgün Bodur gibi yazarların(!) bu kadar başarılı(!) olmalarının nedeni, dikkat çekme ve ilginç olma sanatını çözmüş olmaları.

Onlara kızacak bir şey yok, çağ bunu gerektiriyor.

Ve tüm bunları yazarken benim de aklımdan ister istemez şu soru geçiyor tabii: “Acaba okurumun ilgisini çekecek miyim?”

Durum bu, yapacak bir şey yok:)

İlgi ekonomisine hoş geldiniz.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s