Dijital Minimalizm ile Hayatı Yakalayın

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Akıllı cihazlar, uygulamalar, bitmek bilmeyen bildirimler derken kendimizi bir dijital kaosun ortasında yaşarken bulduk. 

Buraya nasıl mı geldik?

Gelin geçmişe bir yolculuk yapalım: 

2007 yılında Steve Jobs, geleceği şekillendirecek olan iPhone telefonu kullanıcılara sundu. Çok geçmeden android işletim sistemli telefonların da çıkmasıyla insanlar mobil internet ile tanıştı.

Yani öncesinde sadece evde veya işte kullandığımız internet artık cebimize girmişti. Bu teknolojiler ile sosyal medya hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Facebook ve Twitter bir anda sürekli ihtiyaç duyduğumuz mecralar olmaya başladı. Sonrasında İnstagram, whatsapp, sonu gelmeyen uygulamalar derken kendimize karmakarışık bir dünya yarattık. 

Yaşam şeklimizin nasıl değiştiğini göstermek adına sizinle Adam Alter’in bir çalışmasını paylaşmak istiyorum: 

24 Saatlik Gün

Yukarıda gördüğünüz, 24 saatlik bir ortalama iş günü, 3 farklı dönemi gösteriyor.

Günde ortalama 7,5-8 saat uyuyoruz (sleep), 8,5-9 saat çalışıyoruz (work+commute), yaşamsal aktivitelere (survival) günde 3 saat kadar ayırıyoruz.

Geriye kişisel zamanı temsil eden (personal), gördüğünüz beyaz alan kalıyor. Bu zaman diliminde bizi birey yapan isler yapıyoruz. Hobiler, yakın ilişkiler, hayata dair düşüncelerimiz, yaratıcılığımız…Hepsi burada.

Alter’in deyimiyle; ‘’Bizim için kutsal alan.’’ 

Zaman içerisinde bu kutsal alanın ne kadarının ekranlar tarafından işgal edildiğini merak ediyor musunuz? İşte cevabı: 

Ekranların Tükettiği Zaman

Boş zamanlarımızın kırmızı alan kadarını ekranlarda harcıyoruz. 

‘’Bugün, sarı alan mucizenin olduğu yer’’ diyor Adam Alter. Benliğimizin olduğu kısım.

‘’We Are Social’’ın küresel internet raporuna göre dünya genelinde sadece son 1 yılda (Eylül 2017’den Ekim 2018’e) internet kullanıcı sayısı 284 milyon, sosyal medyayı kullananların sayısı ise 320 milyon arttı.

Buna göre Ekim 2018 itibariyle dünya genelindeki internet kullanıcı sayısı 4.2 milyara ulaştı. 

Dijital dünya bizlere elbette birçok imkan ve kolaylık sağlıyor, en önemlisi zaman kazandırıyor. Fakat biz bu kazandığımız zamanı yine o dünyanın içinde harcıyoruz. 

Sahip olduğumuz sayılı günleri hiç tanımadığımız insanların ne yaptıklarını, ne yediklerini takip ederek, kirli ve boş içeriklere hatta manipülasyonlara maruz kalarak harcıyor, gerçek hayatı kaçırıyoruz.

Kafamızı ekranlardan kaldırıp hayal bile kurmuyoruz artık. 

Can sıkıcı bir gerçek de şu: Reuters’in araştırmasına göre dünya genelinde internette üretilen yalan haberler kategorisinde Türkiye %49’luk oranla ilk sırada yer alıyor. 

Sizce de sosyal medya üzerinde gerçeklerin değil de ilgi çekenlerin öne çıktığı bu çağda, medya ve iletişim çılgınlığının ortasında odaklanma becerimizi, yaratıcılığımızı, zihin sağlığımızı yitirmeye başlamadık mı? 

Hayatımızın dizginlerini tekrar elimize almak, teknolojiyi daha dikkatli kullanmak için çözüm dijital minimalizmden geçiyor. 

Dijital minimalizmi daha iyi anlamak için önce minimalizm felsefesinin ne olduğuna bir bakalım: 

Minimalizm Nedir? 

Minimalizm temelde zen öğretisine dayanan, mutluluğu sadelik ve basitlikte arayan bir felsefedir.

İnsan ihtiyacından fazla olanı arzulama isteğini sorgular ve bu duruma bir yerde dur diyerek hayatındaki fazlalıklardan kurtulmaya başlar. Böylece esas olana odaklanır ve kendini bulur.

Bu yaşam tarzını benimsediğimizde kaygı ve stresten uzak, daha huzurlu bir hayat yaşamamız mümkün hale geliyor. 

‘’Sadelik, mükemmelliğe giden yoldur.’’ Diyor Bruce Lee. 

Dijital Minimalizm Nedir?

Minimalizmin bir parçası olan dijital minimalizm, sadeleşme ve arınma ilkelerinin dijital ortamlarda uygulanmasıdır.

Dijital minimalizmin fikir babası olan Cal Newport ise bu kavram hakkında şunları söylemiştir: 

‘’Dijital minimalizm, dijital iletişim araçlarının (ve bu araçların yarattığı alışkanlıkların) hayatımızı ne kadar etkilediğini sorgulamamıza yardımcı olan bir felsefedir. Düşük değerli dijital gürültüyü kasıtlı ve agresif bir şekilde ortadan kaldırmanın ve gerçekte önemli olan araçları kullanımımızın, hayatımızı önemli ölçüde iyileştirebileceği inancıyla motive olur.’’

Peki bu gürültüden kurtulmak, dikkat dağıtıcıları geride bırakmak için neler yapmalıyız? 

1.Sosyal Medya Tüketimini Kısıtlayın

Dijital temizliğe gitmek için belki de yapmamız gereken en önemli girişim bu. Fotoğraflara bakayım, kaç like aldığımı kontrol edeyim, Youtube’da bir şeyler izleyeyim derken anlamlı hiçbir eylemde bulunmadan günün sonuna geliyoruz çoğu zaman. Bilinçsizce tüketiyoruz ve yavaş yavaş tükeniyoruz. 

2.Medya Tüketiminde Seçici Olun 

Herhangi bir dijital medya kaynağını seçerken kendinize şu soruları sorun: Bu web sitesi kaliteli içerikler sunuyor mu? Bana ne katacak? Beni ileriye taşıyacak mı? Haddimi aşmama yardımcı olacak mı? 

3.Gereksiz Tüm Uygulama ve Dosyaları Silin 

Cal Newport’un deyimiyle; ‘’Yirmili yaşlarındaki yöneticiler tarafından yönetilen birçok uygulamanın deyim yerindeyse kölesi olduk. O uygulamalar ya da onların verdiği hisler olmadan bırakın bir günü, belki bir saat bile geçiremeyecek hale geldik. Yalnız kalmaktan, iletişimde olmamaktan dünyanın sonuymuş gibi korkak hale geldik.’’ 

Telefonunuzda ya da bilgisayarınızda bulunan, kullanmadığınız tüm uygulamaları ve dosyaları silin. Ana ekranınızda olabildiğince az dosya bulundurmaya çalışın ve göz yormayan bir duvar kağıdı tercih edin. 

4.Bildirimlerinizi Kapatın 

Bağımlılığımızı arttıran bir diğer etken ise bildirimler. Bir mesaj aldığımızda ya da instagramda fotoğrafımız beğenildiğinde beynimizdeki dopamine mekanizması aktif hale geliyor ve arama, araştırma isteğimiz artıyor. Birden kendimizi telefon elimizde, mesajlarımızı kontrol ederken ya da ana sayfada dolaşırken buluyoruz. 

Bildirimleri kapattığımızda, hesaplarınıza girmek sizin tercihiniz olacaktır. Hatta kendinize e-posta ve bildirim kontrol etme saati belirleyerek büyük bir adım atabilirsiniz. 

5.Uzaklaşın

Ufak tefek işlerinizi halletmek ya da yürüyüş yapmak için dışarı çıkarken yanınıza telefonunuzu almayın. Dijital ortamlardan uzak, zihninize ve beyninize iyi gelecek hobiler edinin. 

Gelin hep birlikte tüm bu dikkat dağıtıcılardan biraz olsun uzaklaşarak gerçek hayatın ne olduğunu hatırlayalım. Hayatımızın kontrolü sadece bizde olsun. 

Hadi kaldırın kafanızı telefonunuzdan, kapatın ekranı ve anlamlı bir şey yapın bugün. Ne dersiniz? 

Araştırma: Bilge Zağlı

3 thoughts on “Dijital Minimalizm ile Hayatı Yakalayın

  • Tam da benim geldiğim nokta. ” Yazida geçen ” Düşük değerli dijital gürültü” sıfatı terminolojiye geçecek başarıda. Teşekkürler.

  • Bildirimlerin çoğunu kapatarak minimalizme ilk adımımı attım sayenizde.Gşderek de sosyal mecralarda geçirdiğim zamanı azaltarak daha faydalı aktivitelere ayıracağım zamanı artırmayı planlıyorum.teşekkürler

  • Merhaba 💙 Faydalı yazınız için teşekkür ediyorum. 💚 Minimalizm ile ilgili araştırma yaparken yazınıza rastladım ve oldukça bilgilendirici oldu benim için. 💚 İzninizle, ben de #Minimalizm hakkında yazdığım bir yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum: https://www.tarz2.com/az-coktur-sadelik-mutluluktur 💙 Yazılarınızın devamının gelmesi dileklerimle. 💙 Sevgiler 💙

Bir Cevap Yazın