Yapay Zeka Artık İnsansız Öğrenebiliyor!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Önce biraz tarihçe.

Hatırlayanlarınız mutlaka vardır; 2016’de Google Deepmind’in yapay zeka plaftormu AlphaGo, daha önce 18 kez dünya şampiyonu olan Lee Sedol’u 4-1 yenmeyi başardı.

O zamanlar (yani 3 yıl önce🤓) yapay zekanın bu başarısı olağanüstü olarak nitelendirildi ve bilim insanlarını şoke etti. Hatta bu olay o kadar büyük bir etki yarattı ki altta fragmanını göreceğiniz ödüllü bir belgeseli bile çekildi.

AlphaGo’nun Başarısı Neden Önemliydi?

AlphaGo ile Lee Sedol arasındaki maçın bilim adamlarını ve benim gibi amatör yapay zeka meraklılarını heyecanlandıran yönü Go’nun olağanüstü karmaşıklığının AlphaGo tarafından nasıl olup da çözüldüğü idi.

Herhangi bir anda 10 üzeri 170 hamle olasılığı olan Go Oyununda maç kazanmak için bilgisayarların daha hızlı işlem yapması yeterli gözükmüyordu, çünkü bu kadar çok olasılık neredeyse sonsuz olasılık demekti ve sonsuzluk sadece hızla aşılamazdı.

Rakamın büyüklüğünü bir perspektife oturtmak için gözlemlenebilir evrendeki atom sayısının 10 üzeri 80 olduğunu da hatırlatmak isterim bu arada.

Öte yandan profesyonel Go oyuncularının maçları nasıl kazandıklarını açıklayamamaları da bilim insanlarını meşgul eden başka bir sorunu teşkil ediyordu.

Go, satranç gibi sadece strateji kurgulayarak kazanılan bir oyun olmaktan ziyade oyuncuların yaratıcılıklarını ve içgüdülerini de kullanmaları gereken bir bilmece gibidir. Bilgisayarlara içgüdü ve yaratıcılık nasıl olmuş da öğretilebilmişti?

(Bu konuda daha detaylı bir yazıma şu linkten ulaşabilirsiniz: https://boraozkent.com/2016/08/19/bilgisayarlar-insanlari-yenecekler-mi-muhtemelen-evet/)

Alphago daha önce insanların oynadıkları gerçek maçları izleyerek ve kendi içerisinde maçlar yaparak oyunun sırlarını çözmüş gözüküyordu ve bu tür bir derin öğrenme yöntemi hepimizi büyülüyordu.

Yeni Oyuncu: AlphaGo Zero

Buraya kadar yazdıklarımı pek çoğunuz biliyor olabilirsiniz.

Pek az insanın bildiği daha ilginç gelişme ise AlphaGo’yu yaratan ekibin sadece bir yıl sonra ortaya çıkarttıkları yeni platform olan AlphaGo Zero’nun neler başarabildiği.

AlphaGo Zero öncüsü AlphaGo’yu tamı tamına 100-0 yenebilen çok daha zeki bir yapay zeka platformuydu.

Evet, o zekasını yere göğe sığdıramadığımız AlphaGo, yeni oyuncu AlphaGo Zero’dan bir tek oyun bile alamayacak kadar zavallı kalmıştı sadece 1 yıl içerisinde.

İşin en ilginç yönü AlphaGo Zero’nun eğitiminde insanların hiç rol almamasıydı. Platform oyunu tamamen kendi çabasıyla öğrenmişti, bu da onu insanların bilgileri ile kısıtlanmaktan kurtarmıştı.

Bir diğer deyişle AlphaGo Zero Go oyunu hakkında insanların bilmediklerini bilen bir makineydi.

AlphaGo Zero Neden İnsan Oyunculardan Daha Üstün?

Nasıl ürktünüz mü? Şimdi sizi biraz daha ürküteyim.

AlphaGo Zero’ya daha önce oynanan hiç bir oyun gösterilmiş, ona oyunun temel kuralları dışında bir eğitim verilmemişti.

Buna karşın AlphaGo Zero sadece 3 gün içerisinde AlphaGo’nun yapabildiklerinin tamamını öğrendi. 40’ıncı güne gelindiğinde ise AlphaGo Zero insanoğlunun yaklaşık 2.500 yılda biriktirdiği tüm Go oyunu bilgisinden daha fazla bilgiye sahip olmuştu.

İnsani Zekanın Marjinalleşmesi

Nasıl şimdi biraz daha ürktünüz mü?

Uzmanlar AlphaGo Zero’nun hiç bir insan tarafından asla yenilmeyecek en üstün Go oyuncusu olduğunu kabul ediyorlar. 2016’ya kadar Go hep insanların kazanacağı bir oyundur derken geldiğimiz yere bakar mısınız?

Bütün hikayenin bana en inanılmaz gelen yönü 2.500 yıldır oynanan bir oyun hakkında bilgisayarın insanoğlunun bilmediği yeni strateji, taktik ve metotları sadece 40 gün içerisinde keşfetmiş olması.

Şimdiye kadar biz bilgisayarlara bir şeyler öğretmeye çalışırken artık onların bilgi seviyesine erişmek için çabalaması gereken biziz anlayacağınız.

Bu durumda en azından Go oyunu özelinde yapay zekanın insan zekasından daha üstün olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Pek AlphaGo Zero gibi yapay zeka platformları bu hızla öğrenmeye devam ederlerse ne olacak? Bir gün insanoğlunun zekası yapay zekanın çok gerisinde kalacak adeta marjinal ve önemsiz bir küsurata dönüşecek mi?

Makinelerin Fiziksel Hız Üstünlüğü

Makinelerin öğrenme konusunda insanlardan çok daha güçlü olduklarını kabul etmek gerekiyor öncelikle.

Mesela insan beyninde nöronlar yaklaşık 200 hertz hızla çalışıyorlar. Buna karşın modern çiplerin çalışma hızı 2 gigahertz’i buluyor. Bu devasa hız farkının öğrenme hızındaki inanılmaz farka yol açmasından daha doğal ne olabilir ki?

Beyin nöronları arasında aksonlar üzerinden verinin akış hızında insanoğlu makinalara yeniliyor.

İnsan beyninde nöronlar arası veri akış hızı saniyede 100 metre civarında. Bu ses hızının üçte biri seviyesinde bir hıza denk geliyor.

Makinelerin nöral ağlarındaki veri akış hızı ise ışık hızında gerçekleşiyor. Yani saniyede 299.792.458 metre hızla.

Farka bakar mısınız? Neredeyse 3 milyon kat hız farkı var aramızda.

Güçlü bir bilgisayar sadece 1 haftada insanoğlunun 20.000 yılda yapabildiğinden daha fazla araştırma ya da simulasyon gerçekleştirme şansına sahip.

Üstelik bilgisayarlar insan beyni gibi kafatasının içine hapsolması da gerekmiyor, kapasitelerini her gün artırabiliyorsunuz.

Bizi Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?

Yapay zekanın insan zekasını aşıp aşmayacağını tahmin etmek zor.

Ama yukarıdaki gelişmelere baktıkça ben bahsimi yapay zekadan yana koyuyorum.

Peki siz ne dersiniz? Sizce yapay zeka bir gün insanoğlunu her alanda yenebilecek mi?

Bir Cevap Yazın