Haddini Aş Hikayeleri 4: Peter Dinklage

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Peter Dinklage, yani Game of Thrones’un bilgesi Tyrion Lannister, dünyaca tanınan, oyunculuğunu kanıtlamış bir adam bugün. Fakat onun bu noktaya gelene kadar yaşadıklarından, çektiği sıkıntılardan, ne kadar tutkulu ve azimli bir insan olduğundan kimsenin haberi olduğunu sanmıyorum.

Onun yolculuğu hepimize ilham verecek ve hepimizi motive edecek türden bir yolculuk.

Bu yazıda, Peter Dinklage’nin başarılı bir oyuncu olana kadar neler yaşadığını, hayatının önemli anlarını anlattığı bir konuşmasından cümleleri de sık sık kullanarak paylaşacağım sizlerle.

Müzik öğretmeni bir anne ve sigorta satıcısı bir babanın oğlu olarak dünyaya geliyor Dinklage. Doğuştan “Akondroplazi” (kalıtsal bir cücelik) hastalığı taşıdığı için 1,35 metre boyunda bir cücedir.

29 yaşına kadar sevmediği işleri yaparak, mutsuz bir şekilde, oradan oraya savrularak geçiyor hayatı.

Şöyle tanımlıyor o günlerini:

“29 yaşındaydım. Bilgi işlem ile ilgili bir işim vardı ve işimden nefret ediyordum. Fakat o işe yapışıp kalmıştım. Kımıldayamıyordum… her şeyi kabullenmiş gibiydim. Tam 10 yıl ısıtması olmayan bir evde yaşadım ve sevmediğim işime 6 yıl boyunca devam ettim. Belki de değişimden korkuyordum.’’

İşte bu evrede, 29 yaşında hayatını baştan inşa etme kararı alıyor Dinklage ve inşa ettiği bu yeni hayatta tutku duyacağı işi yapmaya, aktör olmaya karar veriyor. Yaşayacağı maddi manevi tüm zorlukları göze alarak istifa ediyor saplanıp kaldığı işinden. Ve diyor ki:

“Kendime alacağım tüm aktörlük işlerinde, ne kadar kazandırırsa kazandırsın, bundan sonra işler ister daha iyi olsun ister daha kötü, çalışan bir aktör olacağım. Ne internetim vardı ne cep telefonum ne de bir işim… Fakat güzel şeyler olmaya başladı. ‘Imperfect Love’ isimli bir oyunda düşük ücretli bir tiyatro işi buldum. 29 Yaşımda, bilgi-işlem işinden ayrılmak… Evet çok korkmuştum. Fakat bu beni çok acıktırdı, gerçekten acıktırdı. Tembellik edemezdim.”

Bu arada oynadığı ilk tiyatro oyununun önemi çok büyüktü onun için. Çünkü bu oyundan sonra “13 Moons” isimli bir filmde oynadı ve bu film de diğerlerine zemin hazırladı. Oyunculuk kariyeri yavaş yavaş şekilleniyordu artık.

Düşünsenize, bilgi işlemden oyunculuğa… Bugün insanlar bırakın sektör değiştirmek, çalıştığı kurumu değiştirmekten ödü kopuyor. Peki sizce neden? Neden çalıştığımız işin beklentilerimizi karşılamadığını, değerlerimize ve karakterimize uygun olmadığını görünce inatla devam ediyoruz? Ve bu insanlara o kadar normal geliyor ki artık, ‘’ben işimi tutkuyla yapıyorum, her sabah coşkuyla uyanıyorum.’’ Dediğimde yüzlerdeki şaşkınlık ifadesini görmemek imkânsız.

Bize armağan edilmiş bir hayat var ve sonsuz sayıda ihtimaller içeren bir evren. Adım atmak için neyi bekliyoruz?

İnsanız biz, yanlış seçimler yaparız, hayatımızı yanlış inşa edebiliriz. Fakat biz o kadar güçlüyüz ki, hepimiz. Bankada çalışan Ayşe de, marangoz Mehmet de, öğretmen Zeynep de… Nerede olursak olalım, kaç yaşında olursak olalım hayatımızı istediğimiz yöne çekme, istediğimiz mükemmelliğe ulaştırma gücüne sahibiz.

Bakın Peter Dinklage konuşmasının devamında neler demiş:

“Sizlere dünyada birçok şeyin olanağı olmadığı söylenebilir. Lütfen, başkalarına sormak için uğraşmayın bile. Dünyaya hazır olduğunuzu söylemeye çalışmayın. Sadece gösterin. Yapın! İnanın bana rayına oturuyor. Benim gibi 29 yaşınıza kadar beklemeyin, bekleseniz de geç değil.”

“Yaşamınızın geri kalanını kendinizle tanışmak için inşa edin. Dönüm noktaları aramayın çünkü hiçbir zaman bulamayacaksınız. Sizi tanımlayan anlar halihazırda gerçekleşti ve gelecekte de halihazırda gerçekleşmiş olacak.”

“Size hazır olduğunuzu söylemelerini beklemeyin. Harekete geçin… Kendinize hata yapma fırsatını vermek için yılların geçmesini beklemeyin.”

Hepimizin gerçekleştirmek istediği, düşündüğünde içini kıpır kıpır eden hayalleri var. Fakat eminim çoğumuz adım atmak için her şeyin mükemmel olmasını, doğru zamanı bekliyoruz. Günler birbirini tekrar ederken öylece oturup bir şeylerin değişeceğini beklemek, kendimize yapacağımız büyük bir kötülük değil mi sizce de.  

Ne yapmak istiyorsanız şimdi başlayın, sizi hayata yeniden bağlayacak, her sabah büyük coşkuyla uyanmanızı sağlayacak, anlamlı bulduğunuz şeyin peşine takılın, şimdi. Her gün küçük adımlar atın ve bunu yaparken başarısız olma, hata yapma korkularınızı bir kenara bırakın. Yaşamaya başlayın hak ettiğiniz hayatı. 🙂

Peter Dinklage’nin o etkileyici konuşması:

Bir Cevap Yazın