Haddini Aş Hikayeleri 5: Freddie Mercury

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

‘’Ben star olmayacağım, ben efsane olacağım.’’ Diyerek atıyor hayallerine giden yolda adımlarını.

Yaşamayı çok seven ve içinden geldiği gibi yaşayan, işini büyük bir coşkuyla yapan bir adam. Dünyanın gördüğü en büyük vokallerden…

Tanzanya’nın Zanzibar adasında doğuyor Freddie. Okula gitme zamanı gelince ailesi iyi bir eğitim alsın diye Hindistan’a bir yatılı okula gönderiyor ve o zamanlardan sanata, özellikle müziğe olan yatkınlığı ortaya çıkıyor. Sanat ve sporla ilgili derslerde büyük başarılar sergilerken matematik ve fen derslerinde hem ilgisiz hem de başarısızdı.

Müziğe olan tutkusu gittikçe artıyor o dönem… Ve 7 yaşındayken ailesini ikna ederek piyano dersleri almaya başlıyor. Çok utangaç bir çocuk olmasına karşın piyanonun başına geçtiğinde bambaşka bir insana dönüşüyordu. Hatta ilk grubu da okuldayken kurduğu ‘’The Hectics’’.

Freddie 17 yaşındayken Zanzibar’da çıkan bir iç savaş yüzünden ailesi onu da alıp İngiltere’ye yerleşiyorlar. Bu taşınma ailesini üzse de Freddie gayet mutluydu ve orada büyük işler yapacağının hayaliyle yaşıyordu. Çok büyük bir fırsattı onun için.

Resim ve müzikte çok iyi olmasına rağmen, bu alanlarda akademik bir geçmişi olmadığı için İngiltere’de konservatuvara kabul edilmiyor. Onun yerine teknik bir okula yazılıyor. Ama müzikten vazgeçmiyor tabii ki. Queen’e katılmadan önce 2 kez kendi grubunu kuruyor, küçük yerlerde sahne alıyorlar.

Queen’e Dahil Olması

Aslında grubun ismi o zamanlar ‘’Smile’’ ve grubun üyelerinden Tim Stafell, Freddy’nin birlikte çokça zaman geçirdiği yakın arkadaşıydı. Grubu dinlemeye, konserlerine de sıkça giderdi. Smile müzikal ve tiyatral bir gruptu. Değişik kostümler giyip sahnede şov yapıyorlardı ve bu tam da Freddie’nin istediği şeydi aslında. Kendi tarzına çok yakın buluyordu grubun tarzını.

Tim staffell bir gün daha büyük işler için Smile’dan ayrılacağını söylemesiyle Freddie gruba katılmak için adım atıyor, grubun diğer üyelerine hayallerinden, planlarından bahsederek onları etkilemeyi ve ikna etmeyi başarıyor.

Hemen çalışmalara başlıyorlar tabi. Fakat bir şey eksikti; grubun ismi. Birçok alternatif türetilse de en etkili öneri Freddie’den gelir: QUEEN

Bu isimle ilgili şunları söylüyor: ‘’Queen’in konsepti kral ve kraliçelerle ilgili, göz kamaştırıcılık bizim bir parçamız ve biz beyefendi olmak istiyoruz.’’ Ve aslında bu tanımla Queen’i diğer rock gruplarından ayırmış oluyor.

Ve Şov Başlıyor!

İsimlerini duyurana kadar yerel konserlerde performanslarını sergiliyor, henüz tanınan bir grup olmadıkları için kendi şarkılarını çok çalamıyorlardı konserlerinde. Zamanla üniversite çevrelerinde yavaş yavaş ünlenmeye ve davetler almaya başlıyorlar.

İlk albümlerini 1973’te kendi imkanlarıyla çıkarıyorlar, fakat pek ses getirmiyor. Asıl dönüm noktası, albümden sonra çıkardıkları single olan ‘’keep yourself alive’’… Çünkü bu şarkı Londra radyolarında çalınmaya başlıyor.

Ertesi yıl tam 3 adet albüm çıkarıyorlar ve artık gittikçe ünleniyor, televizyon programlarına davet alıyorlardı. Dördüncü albümleri kendilerini dünyaya tanıtacak, son yılların en büyük hitinin yer aldığı albümdü. İlk çıktığı anda büyük ses getiren ve sonraki yıllarda dahi rock tarihinin en iyi şarkısı olarak kabul görecek Bohemian Rhapsody bu albümdeydi.

Tüm Kuralları Yıktıkları Şarkı: Bohemian Rhapsody

Freddie mercury tarafından yazılan şarkı ilk başta prodüktörler tarafından pek tutulmuyor. Çünkü onlara göre bir şarkının hit olabilmesi için süresi üç dakikayı geçmemeliydi, fakat bu şarkı tam altı dakikaydı ve şarkıyı kısaltmaları isteniyor.

Ve Queen’in cevabı: “Bu şekliyle kullanın, şarkıda hiçbir kısaltma yapmayacağız.”

Şarkı sevilse de kimse hit olabileceğine ihtimal vermiyordu.

Freddie bir gün albüm çıkmadan önce, şarkının bir kopyasını dinlemesi için radyocu arkadaşına veriyor. Fakat single çıkana kadar çalmaması için de sıkı sıkı uyarıyor. Arkadaşı şarkıyı dinledikten sonra Freddie’yi arıyor ve şarkının mükemmel olduğunu, radyoda sadece bir kez çalmak istediğini söylüyor ve ikna ediyor. İnsanların tepkisini ölçmek istiyor aslında. Ertesi gün şarkı radyoda çalındığında dinleyiciler tarafından o kadar iyi tepkiler alıyor ki… Düşünün albüm henüz çıkmadan tam yüz bin sipariş alıyor ve çıktığı gibi İngiltere listelerinde birinci sırada yerini alıyor. Ayrıca yine bu albüm, İngiliz plak enstitüsü tarafından ‘son 20 yılın en iyi albümü’ seçiliyor.

Öyle ki ‘’hit olması imkânsız’’ dedikleri şarkı, müzik ile ilgili birçok sitede hala dünyanın gelmiş geçmiş en iyi şarkısı olarak gösteriliyor.

Ürettikleri şeye sonsuz inançları vardı onların ve kimseyi dinlemediler, kurallara boyun eğmediler, inat ettiler…Sonunda yapmak istedikleri şeyle kendilerini tüm dünyaya kabul ettirdiler. Dünya çapında bir gruptu artık Queen.

Yorulmak Bilmeyen, İnatçı Bir Deha

Freddie, hayatı boyunca hiçbir zaman teknik eğitimi almamasına rağmen 100 yılın en iyi rock vokali kabul ediliyor. Çünkü o tutku duyduğu işi yapıyordu ve hiç de alçak gönüllü değildi. Hayallerinin peşinden inatla koştu ve bunlara tüm kalbiyle inanıp herkesi ikna etti.  Queen’i Queen yapan şarkıları, toplamda 72 şarkıyı tek başına yazıp düzenledi.

İşine inanılmaz bağlıydı. Bazı zamanla stüdyolarının önünden geçerken “dur aklıma bir şey geldi, 5-6 dakikada halledip geleceğim” deyip 6-7 saat boyunca içeride müzik aletleriyle uğraşırmış ve arkadaşlarını saatlerce beklettiği olurmuş.

Bununla da kalmıyor, şarkılarını yazmaya harcadığı zaman kadarını sahnedeki kostümlerini dizayn etmeye de harcarmış. Bir oturuşta 5-6 saat boyunca kostüm dizaynı yapar, tüm ayrıntılarına dikkat edermiş.

Ben Gidiyorum, Ama Şov Devam Etmeli

Freddie ölüm döşeğindeyken öyle bir şarkı yazıyor ki… ‘’Show must go on’’ diyor, yani ‘’şov devam etmeli.’’

Dinleyenin içini titreten bir parça. Yaşadığı duygularını öyle bir iletmeyi başarıyor ki karşı tarafa… Bazı şeylerin bittiğini, fakat ‘Queen’ efsanesinin bir şekilde sürmesi gerektiği söylüyor.

Vazgeçme eşiğine geldiğinizde, çok yorgun hissettiğinizde, yapılacak işler gözünüzde büyüdüğünde, dertleriniz, inanlar sizi bunalttığında açın bu şarkıyı ve ölmeden 6 hafta önce nasıl söylediğine bakın.

Hayatının sonlarına doğru yapılan bir röportajda şunları söylüyor: “Yeniden doğup dünyaya yeniden gelseydim yine aynı şekilde yaşayıp aynı şeyleri yapardım, hiçbir şeyden pişman değilim, hayatta alınacak her zevki yaşadım ve istediğim her şeyi deneyimledim, geride hiçbir şey bırakmadım”

Freddie Mercury, ‘’efsane olacağım!’’ diyerek çıktığı yolda, tüm sınırları zorladı, tüm kuralları yıktı, hiçbir zaman mütevazı olma gereği duymadı ve haddini öyle bir aştı ki… Ve evet, sesiyle, şarkılarıyla, hayatıyla efsane oldu.

Bir Cevap Yazın