Kimsenin Size Borcu Yok!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Pek çoğumuz hayatta istediğimiz yerde değiliz.Kariyerimiz ilerlemiyor, girişimimiz zararda, evliliğimiz sarsıntıda, çocuklarımız başarısız…

Ve pek çoğumuz bunlar için suçlayacak ve bize borçlu olan birilerini buluyoruz.

Kariyerimiz ilerlemiyor, çünkü yöneticimiz bize terfi sözünü tutmadı.

Girişimimiz para kaybediyor, çünkü seçtiklerimiz ekonomide sözlerini yerine getiremiyorlar.

Evliliğimiz sarsıntıda, çünkü eşimiz bize karşı anlayışlı ve sevecen değil.

Çocuklarımız okulda başarısızlar çünkü tembeller, oysa biz onlar için saçlarımızı süpürge ettik.

Çektiğimiz sıkıntıların nedeni olarak başkalarını suçluyor ve bize borçlarını ödememelerinden dolayı öfkelenerek günlerimizi geçiriyorsak…şey…üzgünüm ama… galiba… ömrümüzün sonuna kadar günlerimizi böyle geçirmeye devam edeceğiz!

Söylenmek, suçlamak, öfkelenmek… Kabul ediyorum, bunlar gayet insani tepkiler ve evet hepimiz zaman zaman haksızlıklara uğruyoruz.

Ama bazılarımızın haksızlıklar karşısında tepkisi farklı oluyor.

Başkalarını suçlamayı bırakıp harekete geçiyor bazılarımız. Kendilerini başkalarının insafına emanet etmekten vazgeçip, hayatlarının kontrolunu kendi ellerine alıyorlar. Suçlamak yerine eyleme geçiyorlar yani.

Peki siz hangisini seçiyorsunuz? Suçlamak mı, eylem mi?

3 thoughts on “Kimsenin Size Borcu Yok!

  • Bora bey merhaba,

    Sizi yakından takip ediyorum ve tecrübelerinizden faydalanmaya çalışıyorum.
    (Şu ana kadar pek başarılı sayılmam:) )
    Benim özlemim biraz farklı..
    61 yaşımdayım.ODTÜ-Ekonomi mezunuyum.Uzun yıllar bankacılık sektöründe çalıştım ve iyi bir profesyonel
    olmayı başardığıma inanıyorum(konusunda çok okuyan, disiplinli ve iyi bir yönetici vb).
    Headhunter firmalarından çok iyi teklifler almama rağmen bankacılığı bıraktım ve sivil toplum örgütlerinde çalışmaya
    başladım.Bazen gönüllü ve bazen düşük maaşlı..
    Sebebi şu; ben bu ülkeye borcumu ödemek istiyorum. Bu da bitmeyen bir duygu..
    Pek çok dernek ve vakıfta üst yönetici olarak çalıştım ve amacım sistemlerini biraz daha kaliteli ve verimli
    hale getirmek oldu.Hayatına olumlu dokunduğum çok fazla genç oldu ama sistemlerine ne kadar katkım oldu?
    Bazen çok bazen de az..
    Şimdi ise kendim bir örnek model oluşturup sistemi çalışır hale getirip (sürdürebilirlik) ve gençlere bırakmak istiyorum.
    Çözüm oluşturmak istediğim sorunlar şunlar:genç işsizliği-niteliksiz eğitim-üretimden uzaklaşma, çiftçiliğin
    bitirilmesi-çiftçilerin fakirleşmesi ve tarımı bırakmaları-tarımda aracıların kazanması-sağlıksız gıda-köylerin
    terk edilmesi.
    Amacım şunlar,
    1)Bu sorunları dert eden,uzman bir ekip oluşturmak ( eğitimciler, tarım uzmanları, gıda mühendisleri ve gıda
    pazarlamacıları)
    2)Bu konularla ilgili dernek, vakıf, birlikler ve akademisyenleri bir araya getirerek küçük çaplı ama uygulamalı
    bir model oluşturmak.
    3)İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğini alarak, büyükşehir sınırları içinde bulunan tarım arazilerinde
    köylüleri eğiterek,planlama yaparak, mümkün oluğu kadar ithal değil yerli girdi kullanarak (tohum, gübre)
    organik tarıma yönlendirmek ve üretimden satışa kadar aracıları kaldırmak.(üretim ve tüketim kooperatifleri ile)
    4) Sağlıklı gıda üretmek, çiftçilerin kazanması, halkın daha ucuz ve sağlıklı gıda tüketmesi.
    5) Gençlerin şehirden kırsala yönelmesi, uygulamalı iş öğrenmeleri..
    6)İzmir Belediye’sinin başardığı gibi yerelden kalkınma modelini başarmak..
    7) Artı eğer yaratarak tarım ve gıdada sanayileşmek..
    Ne hayal değil mi..Düşündükçe mutlu oluyorum..
    Şimdilik daha bir ve ikinci maddeler için uğraşıyorum..Yani network ve ekip oluşturmak.Bunda da
    açıkçası zorlanıyorum.Daha önce tespit ettiğim (yazıları ve televizyondan) uzmanlara, e-posta ile
    ulaşmak biraz zor oluyor ama mücadeleye devam edeceğim..
    Size niye mi yazdım.Herhalde insan sevginiz ve mücadele gücü yaratmaya çalıştığınız için..
    Sevgiler…
    Hacer Itır Övül

    • Gönüllü işbirliği yapan sivil toplum kuruluşlarında çalışmak, katkı koyman ne yücel gönüllü bir eylem. Tebrikler Hacer hanım. Özel sektör havuç-sopa motivasyonunu yüzlerce yıl kullanıyor, yönetmek de insan kullanma sanatıdır demişti bir büyük yöneticim.. kamu sektörü ise nepotizm in Allah ını yapar yüzyıllardır. Aile de ise önce ananın,babanın isteklerini yapar iyi evlat olur sonrada eşinin,çoçuğunun isteklerini yapar iyi eş, iyi baba olursunuz. çocuğunuzun telefonunu, bisikletini, arabasını değiştirmeyin de görün kimler iyi babaymış, eşinizin yeni ev, mobilya, paris, venedik tatil talebini karşılmayın da görün kimler iyi kocaymış…ÜÇÜNCÜ SEKTÖR, NGO organizyonda çalışmak nasuh mahruki olmak kendi everestinize çıkmak eyleme geçmek ne güzel, tema vakfında hayyetin karaca olmak ,toprak dede olmak eyleme geçmek, fidan dikmek ne güzel eylemdir.oy ve ötesi gibi yüzbinleri bir araya getirmek oyları çaldırmamak ne güzel bir eylem dir. BORA ÖZKENT olmak, sanal olsa bir yaşam koçu olmak, guru olmak ne güzel bir eylem…Kendilerini başkalarının insafına emanet etmekten vazgeçip, hayatlarının kontrolunu kendi ellerine alıyorlar. Suçlamak yerine eyleme geçiyorlar yani.BORA gibi, HACER gibi…..

      • Güzel düşünceleriniz için teşekkürler.Tahmin ediyorum ki gençsiniz. 60 hatta 70 yaş hiç geç değil inanın. Ailevi sorumluluklarınız zamanla azalacak. Çünkü çocuklarınız kendi hayatlarını yaşamaya başlayacaklar.Belki emekli de olacaksınız ve bir sürü boş vaktiniz olacak. O zaman daha fazla özgürleşeceksiniz. inanın.
        STK’larda çalışmak çok zevkli..Neden mi? Çünkü para düşünmeden, sosyal fayda sağlamaya çalışıyorsunuz.
        Başkalarının hayatına olumlu dokunmak bence gerçek yaşamın anlamı.
        Siz de yaparsınız… İlla Nasuh Mahruki olmaya gerek yok..Çok daha azı bile insana müthiş haz veriyor.. Çok sevgiler..Hacer Itır Övül
        Not: Büyük yöneticiniz henüz gelişmemiş biri.Gerçek yöneticiliği de ayrıca konuşuruz:)

Bir Cevap Yazın