Haddini Aş Hikayeleri 6: İntiharın Kıyısından Dönüp KFC’yi Kuran Adam

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

“Hiçbir işe yaramayan bir adamım, yaşamamın ne anlamı var ki?” diyen bir adam, nasıl olur da hikâyenin sonunda arkasında milyonlarca dolar değeri olan bir marka ve ilham veren bir başarı hikayesi bırakabilir?

Bu yazımda, KFC’nin kurucusu Harland Sanders’in hikayesini anlatacağım ve girişimciliğin sadece harika bir fikir bulmaktan ibaret olmadığını, cesaret, azim ve kendine güvenden beslendiğini bir kez daha hatırlayacağız. 

Henüz ufacık bir çocukken, 5 yaşında babasını kaybeden bir adam Sanders. Annesinin işe girmesiyle mecburen kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenir.

Küçük yaşta yemek yapmaya başlar, gelecekte dünyanın en büyük restoran zincirlerinden birinin kurucusu olacağından habersiz… Tek derdi kardeşlerinin karnını doyurmak. Aşçılık yeteneği de bu dönemlerde ortaya çıkmaya başlıyor.

10 yaşındayken çalışmaya başlar. Henüz 16 yaşındayken okulu bırakma kararı alır. 17 yaşına geldiğinde dört farklı işten çıkarılmıştı küçük Sanders.

Annesi yeniden evlenir, üvey babasından gördüğü şiddete dayanamayarak evden kaçar ve kimliğindeki doğum tarihini değiştirerek Amerikan ordusuna katılır.

18 yaşına geldiğinde ordudan ayrılır ve Josephine King ile evlenir. 22 yaşına kadar trenlerde kondüktörlük yapar. Bu evliliğinden 3 çocuğu olur fakat tek oğlu olan Harland, çok fazla yaşayamaz.

Yine bir darbe ve işinden kovulur Sanders. Bu olaydan sonra karısı 2 kızını da yanına alıp onu terk eder. Hem işinden hem çocuklarından olmuş, yapayalnız, çaresiz bir şekilde hayata tutunmaya çalışan bir adam oluverir birdenbire.

Sigortacılık, kaptanlık, çiftçilik gibi farklı işlerde çalışır. Hatta bir dönem hukuk okumaya karar verir, fakat hiçbirinde başarılı olamaz. Kendisini 40 yaşını geçtiği halde bir baltaya sap olamamış, bir işe yaramayan zavallı bir adam olarak görür ve intihar etmeyi düşünür.

İşte hayatı sorguladığı, tabiri caizse dibi gördüğü bu dönemde hayatını değiştirecek şu düşünceler geçer aklından: ‘’ Yemek yapmayı çok seviyorum ve bu konuda çok iyiyim. Neden bir dükkân açmıyorum ki?’’

Corbin isimli bir kentte, benzin istasyonu, cafe ve motel satın alarak kendi işletmesini kurar Sanders. Yemekleri, özellikle soslu kızarmış tavukları o kadar lezzetlidir ki zaman içerisinde ünü tüm eyalete yayılır. Hatta Kentucky Valisi ona eyalet mutfağına yaptığı katkılardan dolayı ‘’Kentucky Albayı’’ lakabını verir.

Bu unvanı layığıyla taşımak isteyen albay, görünümüne büyük özen gösterip beyaz takım elbisesi ve siyah papyonu olmadan dışarı çıkmaz. Bu şık ve orijinal stilin zaman içinde onunla bütünleşerek, tüm dünyanın tanıdığı bir ikon haline geleceğini bilmeyenimiz yoktur sanırım.

Albay, işleri büyük ölçüde yoluna koysa da büyük bir sınavdan daha geçecektir. 

Sanders’ın hizmet verdiği, herkesin uğrak noktası olan yol, yeni yapılan bir otoban yüzünden kullanılmaz hale gelir,müşterilerinin sayısı gittikçe azalır ve sonunda biriken borçlarını ödeyebilmek için her şeyini satmak zorunda kalır. Ve evet, artık 66 yaşında, bütün servetini kaybetmiş, elinde sadece 105 dolarlık emekli maaşı kalmış bir adamdır.

Ne yapacağı konusunda bir süre düşünür ve sonunda elindeki özel bir tarifle ülkedeki restoranların kapısını çalmaya karar verir. Rivayete göre 1008 restorandan ret cevabı alan yaşlı adam gittiği 1009. Restorana teklifini kabul ettirmeyi başarır ve sattığı her tavuk için 5 sent komisyon almaya başlar.

Sanders’in lezzetli tavukları çok sevilir ve kısa zamanda satışlar büyük hızla artar.  1960’lara gelindiğinde ABD’deki yüzlerce restorana franchise verir.

Geç de olsa bolluk içinde yaşamaya başlar.

KFC artık bir efsane olmuştu. Albay Sanders, şirketin resmi yüzü olarak kalması şartıyla, şirketini 2 milyon dolara John Brown Jr.’a satar ve şirketin resmi yüzü olduğu için de her yıl kendisine 250.000 dolar ödeme yapılır.

Hayatının geri kalanını sevdiği işi yapmış ve başarıya ulaşmış olmanın huzuru içinde geçiren albay, 90 yaşında hayata gözlerini yumar. Arkasında ise 115 ülkede 19.000’den fazla noktada hizmet veren, dünyanın en büyük fastfood zincirlerinden biri olan KFC’nin yanı sıra bu müthiş ve ilham verici başarı hikayesini bırakır.

Bize 60 yaşında, defalarca düşmüş ve yara almış olsak bile, ayağa kalkıp başarmanın mümkün olduğunu gösteriyor Sanders’in hikayesi.

O zaman yazıyı Sanders’in şu sözleriyle bitirelim:

“İnsanlar, her başarısızlığın daha iyi şeyler için bir atlama taşı olabileceğini unutmamalıdır.”

Bir Cevap Yazın