%1’lik İyileşmelerin İnanılmaz Toplam Gücü

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

David Brailsford İngiliz Ulusal Bisiklet takımının başına getirildiğinde takımının başına getirildiği dönemde İngiliz profesyonel bisikletçiler 100 yıla varan karanlık bir dönemden geçmekteydiler. 

1908 yılından bu yana, İngiliz biniciler Olimpiyat Oyunlarında sadece bir altın madalya kazanmışlardı ve son 110 yıldır bisikletin en büyük yarışı Tour de France’da hiçbir İngiliz bisikletçinin birinciliği yoktu.

Durum o kadar vahimdi ki, İngiliz bisiklet üreticileri markalarını kötü etkileyeceğini düşündükleri için  İngiliz milli takımına bisiklet satmayı red ediyorlardı.

Dave Brailsford’un seçilme nedeni onun “marjinal kazanımların toplamı” adını verdiği yönetim stratejisinin bisiklet federasyonu yöneticilerinin çok ilgisini çekmeseydi.

Brailsford bisikletçilerin antrenman tekniklerinden, beslenme şekillerine, bisikletlerin bakım süreçlerinden, nakil yöntemlerine, spor kafilesinin nerelerde konakladığından, konaklama sırasında kullanılacak yastıklara kadar her küçük detayda yapılacak küçük iyileştirmelerin, sonunda büyük bir kümülatif faydaya dönüşeceğine inanıyordu.

İlk Etapta Yapılan Makul Marjinal İyileştirmeler:

Bu temel felsefe ile yola çıkan Dave Brailsford ve yardımcıları hemen her detayda küçük iyileştirmeler yapmaya giriştiler.

İlk etapta girişilen yenilikler nispeten akla kolay gelecek fikirlerdi.

Bisiklet seleleri daha konforlu olacak şekilde yeniden tasarlandı. 

Bisiklet lastikleri alkolle sıvanarak yol tutuşları güçlendirildi. 

Bisikletçiler elektrikle ısıtılan şortlar giyerek kaslarını sıcak tutmaya başladılar. 

Sporcuların üzerine biyomedikal sensörler takılarak performans bilgileri toplandı. 

Çeşitli kumaş tipleri rüzgar tüneli testlerine tabii tutularak daha hafif kumaşlar belirlendi.

Daha İddialı ve İlginç Alanlarda Girişilen Değişimler:

Ama Brailsford’un hayalleri ve stratejisi çok daha büyüktü. 

Dolayısıyla Brailsford %1’lik iyileştirmelerini gittikçe daha ilginç, kimsenin aklına gelmeyen alanlara yaymaya başladı. 

İşte birkaç örnek.

Çeşitli masaj jelleri denenerek yoğun yarışların sonunda kasların kendini daha kolay onarması sağlandı. 

Bir cerrah bisikletçilere ellerini daha iyi yıkamayı öğretti, böylece hastalık kapmalarının önüne geçilmeye başlandı. 

Bisikletlerin taşındığı kamyonların içi beyaza boyanarak bisikletilerin performansını bozan toz taneciklerinin tespitleri kolaylaştırıldı

Her sporcu için en uygun yastık ve yatak takımı belirlenerek bunlar turnuvalara taşınmaya başlandı.

Ve daha neler neler…

İnanılmaz Başarılar Geliyor:

Onlarca alanda yapılan küçük iyileştirmenin sonuçları ne mi oldu dersiniz?

İnanılmaz oldu.

Brailsford’un takımın başına geçmesinden beş yıl sonra, İngiliz Bisiklet Takımı, Pekin’deki 2008 Olimpiyat Oyunlarındaki altın madalyaların 60’ını kazandı. Dört yıl sonraki Londra Olimpiyat Oyunları’nda ise İngilizler dokuz Olimpiyat rekoru ve yedi dünya rekoru ile inanılmaz büyük bir başarı kazandı.

Aynı yıl Bradley Wiggins Fransa Bisiklet Turu’nu kazanan ilk İngiliz bisikletçi oldu. 

Ertesi yıl ise takım arkadaşı Chris Froome yarışı kazandı ve İngiliz takımına altı yıl içinde beş Tour de France zaferi kazanandıracak 2015, 2016 ve 2017 şampiyonluk rallisini başlattı.

2007-2017 arasında İngiliz bisikletçiler 178 dünya şampiyonası ve 66 Olimpiyat veya Paralimpik altın madalya kazandılar ve bisiklet tarihinin en önemli koşusu olarak kabul edilen Tour de France’da da 5 zafer elde ettiler.

%1’lik İyileştirmeler Neden Böyle Kümülatif Sonuçlara Yol Açıyorlar?

Hikaye hoşunuza gitmişse kendi kendinize şu soruyu sormaya başlamış olabilirsiniz: “Neden küçük iyileştirmeler sonunda bu kadar dikkate değer sonuçlara ulaşıyor ve bu yaklaşımı kendi hayatınızda nasıl tekrarlayabilirsiniz?”

Sonuçta çoğumuzun milli bisiklet takımı yönetmek gibi bir hedefi yoksa da kilo vermekten, iş kurmaya, kitap yazmaktan, iyi beslenmeye kadar pek çok zorlu hedefi var. Acaba İngiliz performans direktörünün fikirlerini kendi hedeflerimize uyarlayabilir miyiz?

James Clear “Atomic Habits” isimli kitabında %1’lik iyileştirmelerin uzun vadeli etkisini aşağıdaki grafikte görselleştirdiği bir matematik formülle veriyor.

Bir yıl boyunca herhangi bir konuda kendinizi her gün %1 iyileştirebilirseniz yıl sonunda tamı tamına 37 kat daha iyi bir performans göstermeye başlayabilirsiniz. 

Tam tersine aynı konuda kendinizi her gün %1 oranında kötüleştirirseniz 365 günün sonunda performansınız %97 oranında azalacaktır. Yani pratikte performansınız sıfırlanacaktır.

Elbette her konuda her gün %1 iyileştirme yapılamaz. Ayrıca bir noktadan sonra fiziksel kısıtlamalar da sizi engellemeye başlarlar. 

Örneğin mevcut durumda 1 metre yükseğe sıçrayabilen bir basketbolcu, sıçrama becerisini her gün %1 iyileştirerek yıl sonunda 37 kat daha fazla sıçrayamaz. Çünkü 37 metre sıçrayabilen insanlar fiziksel olarak mümkün değiller. (En azından yerçekimli dünyamızda.)

Ama şurası garantili: Bir basketbolcu her gün daha yükseğe sıçramak için küçük iyileşmeler yaparsa yıl sonunda mutlaka daha yükseklere sıçramanın yollarını bulacaktır.

Zorluk Nerede?

Küçük iyileştirmelerin kümülatif etkisi hem matematik formülle hem de Dave Brailsford’ın ilham verici hikayesi ile sabit. Lakin uygulaması çok zor.

Zorluk %1’lik iyileştirme fikirlerini bulmak ve uygulama zorluğu değil. Herkes kendi alanında bu tür detayları yakalayıp bir şeyleri değiştirme yeteneğine ve becerisine sahip bence. 

Zorluk bu tür değişimlerinin ödüllerinin ancak uzun vadede alınabilmesi ve insan beyninin uzun vadeli değişimleri yönetmeye hiç ama hiç uygun olmaması.

Mesela kilo vermeye karar verdiğinizi varsayalım. 

Bugün yemek yeme alışkanlığında yapacağınız %1’lik bir iyileşmenin kısa vadece herhangi bir etkisini göremezsiniz. Akşam teraziye çıktığınızda kilonuz değişmez, aynadaki görüntünüz de hala iç karartıcılıktadır. 

Yani eforunuz ödüllendirilmemiştir.

Beynimiz bu durumdan nefret eder. Hatta tepki olarak bir şeyler atıştırarak kendinizi avutmanızı bile isteyebilir sizi. Geceleri buzdolabının kapağını sıkça açıyorsanız kısa vadeli ödül peşindeki beyninizin gazabına uğruyorsunuz demektir.

Gelgelelim eğer beslenme alışkanlıklarınızda %1’lik günlük iyileştirmelere sabırla devam ederseniz, bir gün kümülatif olarak büyük bir gelişimle karşılaşırsınız. O güne kadar farketmediğiniz o minik adımlar bir gün sizi başkalarının kıskanarak baktığı bir sağlık abidesine dönüştürebilirler.

Sanırım %1’lik iyileştirmeler yolculuğuna çıkan insanların akıllarında şu basit gerçekliği hep tutmaları gerekiyor: 

Hayattaki önemli başarıların ya da başarısızlıkların çoğu ani değişimlerin sonuçları değil, bir şeyleri her gün yüzde 1 daha iyi veya yüzde 1 daha kötü yapmayı seçtiğimiz tüm anların toplamıdır.

Ünü kişisel gelişim uzmanı Jim Rohn şöyle diyor bu konuda: “Başarı, her gün uygulanan birkaç basit disiplindir; başarısızlık ise her gün tekrarlanan birkaç yargı hatasıdır.”

Ne dersiniz %1’lik iyileştirmelere başlamanın zamanı gelmemiş mi çoktan?

İlerideki makalelerde sizlere başka önerilerim de olacak bu konuda.

Bir Cevap Yazın