Mutsuzluğunuzun Tadını Çıkarın!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

1900’lü yılların başında Aldous Huxley, Amerika’ya seyahat eder. Burada gördüğü, insanlardaki sınırsız eğlence isteği, derinliksiz sohbetler, ifadesiz yüzler ona hayatının en büyük şoklarından birini yaşatır. 

Şöyle düşünür: ’Mutluluk dünyayı esir alacak. İnsanlar mutluluğa tapacak.’’

Amerika’da gördüğü bu manzara onu büyük başyapıtı ‘’Cesur Yeni Dünya’’yı yazmaya iter. 

Mutluluk ve tatmin üzerine kurulmuş bir dünya yaratır kurduğu distopyada. Bu dünyada acı, açlık, savaş, salgın hastalık yoktur. Sonsuz mutluluk hali vardır.

Birbirinin aynısı, hiç düşünmeyen, sorgulamayan, endişelenmeyen insanlar vardır. Bu dünyada sanata, edebiyata, felsefeye, bilime de gerek yoktur. Gerçekten mutludur buradaki insanlar. Mutludurlar, ama aptal bir robottan farksızdırlar. Geleceğe bir uyarı gönderiyordur sanki.

Ve biz bugün her yerde mutluluğun bir görev, zorunlu olarak yaşamamız gereken bir duygu hali olduğu aşılanan bir dünyada yaşıyoruz.

Peki gerçekten kaçınmalı mıyız acıdan? Mutsuz olma hakkı yok mu biz insaların? Hayat sırf zevk almak için mi yaşanmalı? 

Mutsuz Olmaya İhtiyacımız Var

Evet, mutsuz olmak, bir şeylerden dolayı huzursuz olmak da ihtiyacımız olan bir duygu durum. 

Çünkü mutsuzluktur hayatımıza yeni bir yön çizmemize, kendimizi geliştirmemize teşvik eden, 

Çünkü mutsuzluktur insanın kendisine önemli sorular sormasını sağlayan: ‘’Ben nerede yanlış yaptım?’’, ‘’Gerçekten ne istiyorum?’’, ‘’Benim için önemli olan nedir?’’

Düşünsenize, tüm o kaşifler, sanatçılar, bilim insanları hayatlarından memnun olsalardı, derin düşünme, bir şeyleri değiştirme ihtiyacı hissetmeselerdi, dünya bugünkü dünya olur muydu? 

‘’İnsanın kaderi hep hoşnut olmak değildir, yoksa hala ağaçlarda yaşıyor olurduk.’’

Mutsuz Olmak, Wilhelm Schmid

Sizde hayranlık uyandıran, dünyamızı değiştiren ve güzelleştiren neredeyse tüm eserler, tüm buluşlar yaratıcılarının mutsuzluklarından, huzursuzluklarından, hoşnutsuzluklarından doğmuştur. 

Mutsuzluk ve yaratıcılık neredeyse ayrılmaz ikilidir anlayacağınız. Üstelik sürekli mutlu mutlu sırıtan insanların anlamlı bir şey ürettiklerini hiç görmedim ben.

Sürekli Mutluluğu Kovalamak Sizi Mutsuzluğa Sürükler

‘’İnsan kendini hoşluk haline ne denli bırakırsa, karşı kutbun potansiyeli o denli büyür. Mutluluğu sağlığa bağlarsa, bir nezle bile onu mutsuz edebilir. Hep eğlence istiyorsa gönlü, bir saat sıkılmak onu mutsuz etmeye yeter.’’

Mutsuz Olmak, Wilhelm Schmid

Hepimizin üzerinde bir mutluluk baskısı var. Bunun olması isteniyor, çünkü piyasa bundan besleniyor, bundan kar ediyor. İçinde mutluluk kelimesi geçen binlerce yazı, video, seminer üretiliyor her gün. 

Yaşam koçu sayısı arttıkça anti-depresan kullanma oranı da artıyor. Sizce de bir gariplik yok mu? 

İşin ucu burada da sosyal medya kullanımına dokunuyor elbette. Herkes en mutlu anlarını paylaşıyor burada, sanki hayat sadece mutlu anlarımızdan ibaretmiş gibi, sanki mutsuz olmak bir suçmuş gibi. Bu durum da insanlar üzerinde daha büyük bir baskı oluşturuyor. ‘’Ben neden onlar kadar mutlu değilim?’’ Gibi sorgulamalar mutsuzluğa, hatta depresyona kadar sürükleyebiliyor. Hep daha fazlasını ister hale geliyor.

‘’Mutluluğun kimyası şayet fazla zorlanırsa insanı mutsuz eder. Çünkü çabuk tükenen, bu nedenle yenilenmesi gereken maddeler söz konusudur; yenilenmelidirler ki hayatı tekrar kışkırtabilsinler ve yeniden tükensinler… Mutlu olmaktan bazen yorulan insan da tükenir, onlarla beraber. ‘’ 

Mutsuz Olmak, Wilhelm Schmid

Yani diyebiliriz ki; mutlu olmakta ne kadar ısrar ederse, o kadar mutsuzluğa batıyor insan. 

Hayatın Her İki Yanıyla da Baş Edebilmeliyiz

“Sana ne olduğu değil, ona nasıl tepki verdiğin önemlidir.” Der Stoacı Filozof Epiktetos. 

Bu bakış açısı, insana güç veren, sadece olumlu duygularla değil, olumsuz duygularımızla da baş edebilmemizi sağlayan bir bakış açısı.

Benim kanaatimce, bu bakış açısını benimseyen ve onu içselleştiren kimse, hayatın ne olduğunu da kavramıştır ve aslında başına gelenlerin değil, onları yorumlama biçiminin canını sıktığını anlamıştır. 

Ve bu bakış açısıdır insanı geliştiren ve kuvvetlendiren. 

Diyeceğim o ki; mutsuzluk da tadı çıkarılması gereken bir duygu. 

Sizi mutsuz eden bir şeyler varsa hakkını verin acınızın. Belki mutsuzluğunuzdan harika bir ürün çıkacak ortaya, belki hayatınızın yönünü değiştireceksiniz, belki de gerçekten mutlu olmak için kendinizle daha keskin bir şekilde yüzleşeceksiniz. 

“Doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. Bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. Çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. İşte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür.” 

Arthur Schopenhauer

Bir Cevap Yazın