Benden Kitap Tavsiyeleri – 1

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Kitapların benim dünyamda yeri çok ayrı. Çünkü onlar benim dünyayı daha iyi anlayabilmemi, geleceği daha iyi öngörebilmemi, daha doğru kararlar alabilmemi sağlıyor. Bulunduğum yere gelebilmemin de çok büyük etkisi var okuduğum kitapların.

Okuduğum ve bende iz bırakan farklı türlerdeki kitapları fırsat buldukça sizlerle de paylaşacağım bundan böyle. Belki sizlerin hayatlarına da dokunur, belki sizlere de yeni kapılar açarlar.

Hem cehaletin virüs gibi yayıldığı şu günlerde yapılacak en anlamlı, en kıymetli şey değil midir zaten okumak?

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 43: Howard Schultz

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Başkalarından fazla ilgilen,
Başkalarından fazla riske gir,
Başkalarından fazla hayal kur,
Başkalarından fazla ümitli ol.”

Dünyanın en büyük markalarından olan Starbucks’ın başarısının arkasında bu motto yatıyor. Çünkü Starbucks’ı Starbuck yapan adam Howard Schultz’un mottosu bu.

Howard’ın hayat hikayesi size, vizyon sahibi olmanın ve yaptığınız işi büyük bir inançla yapmanın eninde sonunda başarının kapılarını açacağını bir kez daha hatırlatacak.

Read more

Dijital Çağın Getirdiği Sorunlarla Nasıl Baş Edebiliriz?

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

”Dijital dünya” kavramı son birkaç yıldır sıkça kullanılan, birçok araştırmaya konu olan, üzerine birçok makale ve kitap yazılan bir kavram.

Son iki aydır bu kavramı daha önce hiç etmediğimiz kadar tecrübe ettik ve tabiri caizse makinelere iyice entegre olduk. Daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir yaşam stilinin ortasında bulduk kendimizi.

Bu dünyanın getirdiği bir takım kolaylıklar olsa da şu ana kadar insanlar üzerinde yarattığı sistemsel bozukluklar hiç de hafife alıncacak cinsten değil.

Bu yazımda bu sorunlardan birkaçına değindim ve çözüm yolları sundum.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 42: Pablo Picasso

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Dünyanın neresinde olursa olsun, resim denince akla ilk gelen isim: Picasso.

Peki Picasso nasıl Picasso oldu? Bu başarının arkasında ne yatıyor?

”Çünkü o bir dahiydi, doğuştan yetenekeliydi.” diyenleriniz olacaktır.

Ben de ”hayır” diyeceğim. O çok çalışkandı ve vizyonerdi. Bu çalışkanlığı ona eşsiz bir yetenek getirdi sonunda. Çalışkanlığı onu Picasso yaptı.

Yaşamına 14.000’e yakın tablo, 100.000 baskı, 34.000 civarı kitap resmi ve 300’e yakın heykel sığdırdı.

Kendisi diyor ki: “Çalıştığımda rahatlıyor ve dinleniyorum. Beni esas yoran hiç bir şey yapmamak oluyor.”

Read more

Kariyerinizi Geliştirecek Sosyal Beceriler

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Sonu bir türlü gelmeyen finansal zorluklar yaşıyorsanız veya kariyerinizde bir türlü istediğiniz gibi bir ilerleme sergileyemiyorsanız sosyal becerilerinizi gözden geçirmeniz gerekebilir.

Çünkü para insanlar ve ilişkiler üzerinden akar. Eğer akmıyorsa bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir.

Bu yazımda Mikeal Krogerus’un ‘’İletişim Kitabı’’ adlı kitabından aldığım notlardan yararlanarak insanlarla daha etkili iletişim kurmak üzerine, işinize yarayacak fikirlerleri seçtim ve derledim.

Read more

En Başarılı İnsanlara Göre Mutlaka Okumanız Gereken Kitaplar

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Kitap okumanın neden önemli olduğunu, sizi nasıl diğerlerinden ayıracağını, haddinizi aşmakta size nasıl yardımcı olacağını fırsat buldukça değiniyorum blogumda ve sosyal medya hesaplarımda.

Bu yazımda ise dünyanın en başarılı insanlarından kitap tavsiyelerini, bu kitapların konularını ve alıntılarını derledim.

Başarılı insanların ortak özelliği, çok fazla kitap okuyor olmaları. Sadece başarılı olmadan önce değil, başarıya ulaştıktan sonra da çok okuyor olmaları. Ancak elbette rastgele kitaplar değil bunlar. Gelin o kitaplardan birkaçına göz atalım.

Read more

”Ortalama İnsan” Devri Kapanıyor!

(Okuma Süresi: 7 Dakika)

Birçoğumuz hem kendimizi hem tanıştığımız insanları ‘’ortalama insan profili’’ ile kıyaslayarak değerlendiriyoruz. 

Eğitimimiz, kariyerimiz veya sosyal hayatımız ortalamadan çok sapınca kaygılanıyoruz. Çocuklarımız ortalamaya göre gelişim kaydetmeyince onlar hakkında türlü endişeler üretiyor zihnimiz.

Çünkü ‘’ortalama olmak’’ güven verdi bugüne kadar. Çünkü güven vermesi istendi. Çünkü sistemin hayatı söz konusuydu. 

Ancak size bir haberim var: Yaşadığımız yüzyılda ’’ortalama olmak’’ artık bir sorun haline geliyor. Bu yüzyıl, başarılı olmak için ortalamanın dışına çıkmamız, kendi yolumuzu kendimiz çizmemiz gereken bir yüzyıl. 

Peki ortalamadan sapmanın tehlike olarak görüldüğü bir dünyada bunu nasıl başaracağız? 

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 40: Johann Wolfgang Von Goethe

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

”Yaşamak, kendi kendini adam etmektir. Zeka ve bilgisini kullanarak etinden, kemiğinden kendi heykelini kendi eliyle yapmaktır.”

Dünya edebiyatının en büyük yazar ve düşünürlerden biri olarak kabul gören Goethe’ye ait bu sözler. 

Öyle bir deha ki Goethe, Kafka onu“Hayat üzerine söylenebilecek olan her şeyi söylemiş biri” olarak tanımlıyor. 

Yaşamı boyunca çok okumuş, çok düşünmüş, çok yazmış bir deha, insanlığa en çok faydası dokunan dehalardan biri o. 

Read more

Hayatı Yaşamaya Değer Kılan Nedir?

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

İnsanlık var olduğundan beri sorar durur kendine bu soruları: Neden yaşıyoruz? Hayatı yaşamaya değer kılan nedir?

Ve sanıyorum insanlık olarak hayatı ve anlamını en çok sorguladığımız dönemlerden birini yaşıyoruz. En çok kendimizle kaldığımız, kendimizi dinleme fırsatı bulduğumuz bir dönem bu.

Şikayet ettiğimiz birçok şey önemini yitirdi bir anda. Aslında şikayet edilecek bir şeyimiz olmadığını gördük hatta. Hayatımız kusursuz olmasa da içinde yaşadığımız o düzenin aslında ne büyük bir nimet olduğunu gördük.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 38: Anne Frank

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Tam iki sene boyunca ışık girmeyen daracık bir çatı katında, ailenizle birlikte saklanmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Her an korku içindesiniz. Ses çıkmasın diye ayak ucunuzda yürümek zorundasınız. Konuşurken, hatta nefes alıp verirken dahi dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü eğer yakalanırsanız etnik kökeniniz yüzünden toplama kamplarına gönderileceksiniz ve muhtemelen oradan sağ çıkamayacaksınız.

Bu yazımda kısacık ömründe, kocaman korkularla yaşasa da yarınlara olan inancından, umut etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyen, hayatının son 2 yılında yazdığı günlüklerle dünya tarihine adını yazdıran Anne Frank’ten bahsediyorum.

Read more

Bu Yüzyılın Kazananları Duygusal Zekası Yüksek Olanlar Olacak!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

21. Yüzyıl bizi sert bir dönüşüme zorlarken, bireylerin ve toplumların ihtiyaçları da farklılaşıyor. Bugünün dijital dünyası, iş yaşamından beklentileri ve çalışan profillerindeki yetkinlikleri de değiştirmeye devam ediyor.

Dünya Ekonomik Forumu da yayımladığı ‘’İşin Geleceği’’ raporunda 2022 yılına kadar öne çıkan yetkinliklerden birisinin ‘’duygusal zeka’’ olduğunu belirtti.

Geleceğe hazırlanmak ve oyunu bugünden değiştirmek istiyorsanız kolları sıvayıp, bu yetkinliği geliştirmek için kafa yormaya başlamalısınız.

Read more

Zorluklar Karşısında Ayakta Tutacak Bir Beceri: Analitik Düşünme

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Bugün iş dünyasının en çok aranan becerilerinden olan, fakat hem çalışanlarda hem yöneticilerde pek az rastlanan analitik düşünebilme becerisi, geleceğin iş dünyasında da önemini korumaya devam edecek.

Bir yerde analitik düşünme becerisine sahip insanlar varsa, orada üretkenlik vardır, yaratıcılık vardır, inovasyon vardır. Tüm o büyük buluşlar analitik düşüncenin bir ürünüdür.

Eğer geleceğin dünyasında söz sahibi olmak ve fark yaratmak istiyorsak analitik düşünme becerimizi geliştirip iyileştirmek için çabalamalıyız.

Peki ”analitik düşünebilmek” tam olarak nedir ve bu beceri nasıl geliştirilebilir?

Haddini Aş Hikayeleri 36: Mahatma Gandhi

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Gandhi diyor ki: “Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı…”

Bu hafta Gandhi’yi anlatmak istedim, çünkü şu günlerde dünyaya ve hayata karşı umudunu kaybeden çok insan var biliyorum. Çabalamaktan vazgeçen, inancını yitiren çok insan var.

Gandhi’yi anlatmak istedim, çünkü onun yaşamının ve yaşama bakış açısının size umudun ve azmin gücünü bir kez daha hatırlatacağına inanıyorum.

Read more

Yeni Alışkanlıklar Edinmenin Tam Zamanı!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hepimizin yaşamında gerçekleştirmek istediği önemli değişimler var. Hayalleri, büyük küçük hedefleri var. Ancak bunları nasıl yapacağımız konusunda kafa karışıklığımız asla bitmek bilmiyor ve çoğu zaman bu hayaller istek olarak kalıyor bir köşede.

Bir türlü harekete geçmiyoruz. Günler birbirini tekrar ederken öylece oturup bir şeylerin değişmesini bekliyoruz.

“Krizler, alışkanlıkları değiştirmek ve yenilerini yaratmak için birer fırsattır.” der Charles Duhigg.

Read more

Zorluklarla Baş Etmenizi Kolaylaştıracak Felsefe: Stoacılık

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hiç beklemediğimiz bir anda, beklemediğimiz bir yaşantının tam ortasında bulabiliyoruz kendimizi. Yarının nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrimiz olmayabiliyor. Çok önem verdiğimiz şeyler, bir anda önemini yitirebiliyor.

Çaresiz ve kaygı dolu olduğumuz böyle zamanlarda hayatla başa çıkmamızı kolaylaştıracak, 21. yüzyıl insanın ilacı olan, bu yüzyılda zihin sağlığımızı korumamızı sağlayacak ve bizi her alanda başarıya taşıyacak bir felsefe: Stoacılık.

Bu yazımda Stoa felsefesinden ve bu felsefeyi kendi hayatlarımıza nasıl uygulayabileceğimizden bahsediyorum.

Read more

Evden Verimli Çalışmak İçin Öneriler

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

Corona Virüsün hızla yayılması, tüm dünyada birçok şirkette evden çalışma düzenine geçilmesine mecbur bıraktı. Üstelik bu yeni düzeni daha önce deneyimlemeyen, dolayısıyla evde işlere adapte olmakta, verimini ve motivasyonunu sağlamakta zorlanan birçok çalışan var.

Yıllardır günlerinin büyük kısmını evden çalışarak geçiren bir insan olarak kendimi bu konu hakkında yazmak zorunda hissettim.

Yeni hayata uyum sağlamak için neler yapabiliriz? Etrafımızın dikkat dağıtıcılarla dolu oldu evimizde motivasyonumuzu nasıl sağlayabiliriz?

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 34: Lev Nikolayeviç Tolstoy

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

”Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Tüm düşünce ve hatıralarınızı şimdiki zamana yöneltin. Böyle yaptığınız taktirde geçmişe ait tüm acılarınız, geleceğe dair tüm endişeleriniz yok olur gider, mutluluğu ve özgürlüğü duyumsarınız.”

Hayatını yaşam üzerine düşünerek,”Ben kimim? Neden yaşıyoruz? Yaşamın anlamı ne? Yaptıklarımın ve yapacaklarımın sonucunda ne olacak?” sorularıyla geçiren, tüm zamanların en büyük yazarlarından sayılan Tolstoy söylüyor bunları.

Savaşlar görmüş, çok fazla kötülüğe şahit olmuş, sevdiklerini kaybetmiş ama kalbini her zaman temiz tutmayı başarmış ve her zaman gerçeklerin peşinde koşmuş bir yazar o.

Onun hayat hikayesini, düşüncelerini, sözlerini okuyunca eminim ki birçoğunuz içinde yaşadığımız dünyayı, kendi dünyanızı ve insanoğlunu bir kez daha sorgulayacaksınız.

Read more

Covid-19 Hakkında İlginç Bilgiler

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Covid-19 hakkında okuduğum en ilginç ve zihin açıcı bilgisellerden birisini Türkçe’ye çevirmeye çalıştım. Bu bilgisel virüsü kapan ama etkilerini semptomsuz atlatan insanları nasıl tespit edebileceğimizi ve bu tespitin hem yayılmayı engellemede hem de normal hayata dönmedeki önemini anlatıyor.

Yale Üniversitesi profesörü Nicholas A. Christakis (@NAChristakis) tarafından yayınlanan bilgiselin çevirisinde bazı hatalar yapmışsam özür dilerim, çünkü oldukça teknik bir makaleydi. Ayrıca bazı bölümlerini kısaltma cüretini de gösterdim. 

Başlıyoruz.

COVID19’u alıp iyileşirseniz ne olacağı hakkında konuşalım. Hastalığa karşı bağışıklı mısınız? Bağışıklık ne kadar sürer? Ve bu sizin hayatınız, toplumumuzun halk sağlığı ve ekonomisi için ne anlama geliyor?

Read more

COVID-19 Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

COVID-19 hakkında pek çok saçma ve akıllara ziyan mit üretilmiş durumda. Maryland Üniversitesi doktoru Faheem Younusbu saçma mitleri yıkan bir twit bilgeseli hazırlamış. Çok yararlı bulduğumdan dilimize çevirdim.

Mit-1: Coronavirus yaz aylarında ortadan kalkacak.

Doğrusu: Daha önceki pandemiler hava durumundan bağımsız davrandılar. Ayrıca biz yaza girerken Güney Yarımküre’de kış olacak. Virüs küreseldir.

Mit-2: Yaz aylarında virüs sivrisinek ısırıkları nedeniyle daha fazla yayılır.

Doğrusu: Bu enfeksiyon kan değil, solunum damlacıkları ile yayılır. Sivrisinekler yayılmayı arttırmaz.

Read more

Yalnızlığı Nasıl Fırsata Çeviririz?

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

‘’Yalnızlık’’

Birçoğunuza çok korkutucu geldiğine eminim bu kelimenin.

‘’Yapıcı yalnızlık’’

Şimdi nasıl? Daha az ürkütücü oldu sanki.

Yeryüzünün tüm insanlarının bir süre sosyal olmaya ara vermek zorunda olduğu bir dönemden geçiyoruz. Haliyle kendimizle çok fazla baş başa kalacağımız bir dönem olacak bu.

Endişeli olduğunuzu biliyorum, sürekli haberleri takip edip daha da endişelendiğinizi biliyorum. Gündemden uzaklaşmak adına kitap okurken, film izlerken dahi aklınızın bir ton soruyla meşgul olduğunu biliyorum. ‘’Ne zaman bitecek?’’ ‘’İşler ne olacak’’ ‘’Sevdiklerime bir şey olacak mı?’’

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 33: Bill Gates

(Okuma Süresi: 7 Dakika)

Sene 2015, Bill Gates Ted konuşmasında dünyaya sesleniyor. Diyor ki:

“Ebola hava yoluyla bulaşmadı, insanlar hızlı bir şekilde yatağa düştü ve virüs kentsel bölgelere ulaşamadı bile. Bir sonrakine bu kadar şanslı olmayabiliriz. Bulaşıcı hastalığa kapıldığı halde kendini iyi hisseden, bir uçağa binmiş ya da bir markete gitmiş insanlardan bu virüsü kapabilirsiniz. Bu ciddi bir problem, endişelenmemiz gerekiyor.“

”Eğer şimdi önlemimizi almaya başlarsak, bir sonraki salgına hazır olabiliriz.” 

Muhteşem bir öngörüye sahip olan, dünyanın en zengin ikinci kişisi Gates, Korona salgını ile mücadele ettiğimiz şu günlerde Microsoft’tan istifa ettiğini, hayır işlerine daha fazla zaman ayırmak, dünya sorunlarıyla daha fazla ilgilenmek istediğini açıkladı.

Read more

Günümüzün En Çok Aranan Becerisi: Eleştirel Düşünme

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Kendinize karşı ne kadar dürüstsünüz? Bir konu hakkında bilmediklerinizi rahatlıkla kabul ediyor musunuz yoksa genelde fikirlerinizin hatasız olduğunu mu düşünürsünüz?

Bir sorunla karşılaştığınızda bunun sizi geliştirecek, aşılması gereken bir zorluk olarak mı görürsünüz yoksa bir tehdit olarak mı algılarsınız?

Kendinizi meraklı, etrafında olup biteni anlamaya gayret eden bir birey olarak mı tanımlarsınız yoksa ilgisiz ve olup bitenle ilgilenmeyen bir insan olarak mı?

Bu sorulara vereceğiniz cevaplar sizin bir eleştirel düşünür olup olmadığınızı söyler. Sizin bir eleştirel düşünür olup olmamanız ise sizin ne kadar başarılı, kaliteli ve tatmin edici bir hayat yaşayacağınız söyler.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 32: Olafur Eliasson

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Çağımızın en yaratıcı, en sıra dışı, en orijinal sanatçılarından birini anlatıyorum bu yazımda.

Dünyayı değiştirmenin, dünyayı algılayış biçimimizi değiştirmekten geçtiğini söyleyen bir sanatçı. Düşünceyi eyleme dönüştürmenin yollarını gösteren bir sanatçı.

Onun hikayesinin, dünyaya bakışının, çalışma şeklinin okuyan herkese bir şekilde ilham vereceğine eminim. Ve birçok kişinin kafasındaki başarı tanımını da sorgulatacağına eminim.

Read more

Bu Yazıyı Ertelemeden Okuyun

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Önemli ve yapılmayı bekleyen bir işimiz vardır. Otururuz başına. Kolları sıvadık, tam başlayacakken bir şey olur.

Deriz ki: ‘’Ben bu işi yapabilecek kadar bilgiye sahip değilim sanki. Hadi çok saçma bir şey çıkarsa ortaya?’’

Bir süre kaygı, şüphe, özgüvensizlik duygularıyla boğuştuktan sonra:

‘’Bu masa çok dağınık ya, önce bir toparlayayım böyle odaklanamam.’’

Masayı toplar, tertemiz yaparız.

‘’Of karnım acıktı. Aç aç da nasıl çalışayım, önce bir şeyler yiyeyim en iyisi.’’

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 31: Aldous Huxley

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Sene 1932, geleceğe dair umutlarını yavaş yavaş kaybeden Huxley, oturdu masasının başına ve başladı yazmaya. Geleceğin neye benzeyeceğini anlattı kurduğu distopyasında.

Mutluluk ve tatmin üzerine kurulmuş bir dünya yarattı. Cesur Yeni Dünya. O dünyaya birbirinin aynısı, hiç düşünmeyen, sorgulamayan, endişelenmeyen insanları yerleştirdi, hissiz insanları. Bu dünyada sanata, edebiyata, felsefeye, bilime de gerek yoktu. Gerçekten mutluydu buradaki insanlar. Mutluydular, ama aptal bir robottan farksızdılar.

Read more

Dünyanın En Kıymetli Alışkanlığı: Kitap Okumak

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Ben henüz küçük bir çocukken dünyamı rengarenk yapan onlarca arkadaşım vardı. Bu arkadaşlarım bana hayal kurmayı, dünyaya bambaşka pencerelerden bakmayı öğrettiler.

Genç bir delikanlıyken, yaşamı sorgulamaya başladığımda bana çeşit çeşit bakış açıları sundu bu arkadaşlarım. Çok sıkıntılı, stresli zamanlarım oldu. Beni rahatlatan yine onlardı. Onlar beni motive etti. Özgüvenimi arttıran da onlardı.

Üniversite yıllarıma geldiğimde kritik düşünme becerim iyice gelişmişti onlar sayesinde. Daha doğru kararlar verebilmemi ve en önemlisi geleceği anlayabilmemi sağladılar.

Ben bu arkadaşlarımı hiç bırakmadım. Hala onlarla birlikte dünyayı keşfediyor, onlarla birlikte geleceği kavramaya çalışıyorum. Ve bulunduğum noktaya gelebilmemde çok büyük katkıları var bu arkadaşlarımın.

Read more

Victoria’s Secret Meleklerinin Kanatları Kırık!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bir zamanlar muazzam yılbaşı defileleri ve efsanevi güzellikteki top modelleriyle dünyayı kasıp kavuran Victoria’s Secret, bugünlerde satışları sürekli olarak gerileyen ve sahibi olan L Brands Inc. (LB) tarafından halka kapatılarak, küçük bir butik operasyon olarak yaşatılmaya çalışılan bir başarısızlık hikayesine dönüşüyor.

Şirket her markanın başına gelebilecek en kötü sorundan muzdarip: Tüketiciler artık markanın duruşunu beğenmiyorlar.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 30: Francis Mallmann

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

‘’Çocukları rahat sandalyelere yerleşsinler diye eğittiğimizi düşünüyorum. İşin vardır, küçük bir araban, uyuyacak bir yerin vardır ve hayallerin ölmüştür.

Güvenli bir yolda gelişim gösteremezsiniz. Her birimiz hayatta bir şeyler başarmalıyız. Bu da çok çalışarak ve çok fazla risk alarak olur. Büyümek ve gelişmek için biraz belirsizliğin kıyısında olmalısınız.’’

Güney Amerika’nın en ünlü şefi Francis Mallmann diyor bunları.

Gastronomi dünyasında rekabet etmek yerine kendine bambaşka bir yol çizen, özgür olmayı seçen, görebileceğiniz en orijinal, en yaratıcı insanlardan birisi. Göçebe bir şef, bir yazar Francis.

Read more

Haddinizi Aşmak İçin Zihinsel Gücünüzü Kullanın

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hiç düşündünüz mü, neden bazı insanlar koyduğu hedeflere ulaşırken bazıları ıskalar başarıyı?

Birini iyi bir girişimci, iyi bir sporcu, iyi bir sanatçı, iyi bir eş, iyi bir ebeveyn yapanın ne olduğunu merak ettiniz mi hiç?

Yetenek, zekâ, çok çalışmak, azim, vizyon, kararlılık gibi birçok etken var, bunu hepimiz biliyoruz.

Fakat o olmadan tüm bu özelliklere sahip olmamızın çok zor olduğu bir şey var. O olmadan ne çok çalışabilecek ne de azmedecek enerjiyi kendimizde buluruz, o olmadan analitik veya duygusal zekâmız bizi bir yere kadar götürür. O olmadan yaratıcılığımızı bir yere kadar kullanabiliriz.

Peki nedir hayatımızı yönlendiren bu şey?

Söylüyorum: ‘’Zihinsel güç’’

Read more

Porsche Taycan Yandı!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Florida’da gerçekleşen olayda Porsche’un elektrikli modeli Taycan bir evin garajında yandı. Araç tamamen pert olurken, içinde bulunduğu garaja da büyük hasar verdi.

Yangının sebebi henüz belli değil ama Porsche yetkilileri aracın kendilerine ait olduğunu kabul etmiş gözüküyorlar.

Çevredeki insanlar aracın ani bir patlamayla birlikte yanmaya başladığını iddia ediyorlar. Bu durumda sorunun aracın kendisinden kaynaklandığı düşünülebilir. Ama konu araştırılmadan bir yargıda bulunmak yanlış olur.

Read more

Başarının Sırrı: TEK BİR ŞEY

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

‘’Başarı tek bir amaca yönelik hareket etmeyi gerektirir.’’ der Vince Lombardi.

Peki şu günlerde sizin odaklanmaya çalıştığınız kaç iş/görev var?

Eğer cevabınız ‘’birden fazla’’ ise, size kötü bir haberim var: beyninizi öldürüyorsunuz.

Çünkü beynimiz bunun için üretilmedi, aynı anda yalnızca tek bir işe odaklanabilme yeteneğine sahip. Eğer siz beyninize aynı anda birden fazla iş yüklemeye çalışırsanız, kendini zorlayacak ve sonunda zarar görecektir. Üstelik bu zarar kalıcı hasarlara bile yol açabiliyor.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 28: Christoph Niemann

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Bugün yaratıcılık, yenilikçilik, sezgisellik, inovasyon gerektirmeyen iş kolları yavaş yavaş insan dışı alana doğru kayıyor. 10 yıl içinde, şu an icra etmekte olduğumuz mesleklerin birçoğunu zaten yapay zekaların, insansız teknolojilerin yapıyor olacağı söyleniyor her yerde.

Hal böyle olunca, yaratıcılık bugünün ve yarının en kritik yetkinliklerinden birisi diyebiliriz.

Herkesin gördüğünü görmek, fakat daha önce kimselerin düşünmediğini düşünmek ve daha önce hiç kimsenin yapmaya kalkışmadığını yapmak… İşte bunu yapabilenler tam anlamıyla geleceğin iş dünyasının parlayan yıldızları, en çok ihtiyaç duyulanları olacak.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 27: Oprah Winfrey

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Öyle insanlar vardır ki hayatta; Daha küçük bir çocukken hırpalar hayat onları, kötü davranır. Çok acı çeker, defalarca kez yenilgiye uğrar, kayıplar yaşarlar. Olabilecek en kötü şeyler gelir başlarına…

Ama bir çıkış yolu bulana kadar mücadele eder bu insanlar. Çünkü birçoğumuzun aksine, hayatlarını değiştirebilecek cesarete sahiptirler. Ve ne yapar eder, kendi hayatlarını söke söke alır ve sonunda istedikleri insana dönüşürler.

İşte böyle insanlar beni en çok etkileyen, çok saygı duyduğum insanlar olmuştur hep.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 26: Elveda Mamba!

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Sevgili Basketbol
Babamın çoraplarını top haline getirip,
Atmaya başladığımdan beri,
Tek bir gerçek olduğunu biliyorum.
Sana aşık olduğumu.
Bu öyle derin bir aşk ki;
Aklım bedenimden,
Ruhum ve duygularıma kadar her şeyimi sana verdim.
Sana sırılsıklam aşık olan 6 yaşındaki bir çocuk olarak
Asla tünelin sonunda görmedim kendimi.
Her zaman bir çıkış yolu buluyordum kendime.
Ve bu yüzden koştum.
Hiç bir sahada basılmadık yer bırakmadım.
Ve her topa sahip olmak için çabaladım
Ben azmimi istedim,
Ben sana kalbimi verdim,
Çünkü benim için çok daha fazlasısın.
Kan ter içinde oynadım bu oyunu.
Mücadele beni çağırdığı için değil,
SEN beni çağırdığın için.
Senin için her şeyi yaptım,
Çünkü senin yaptığında buydu
Biri seni hissettiğinde
Aynı zamanda beni de hissetti.
6 yaşındaki bir çocuğa ”Laker” hayalini verdin.
Ve her zaman bunun için seveceğim seni.

Read more

Tutkulu Girişimcilerin Plansız Adımları

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Dev işler tutkulu girişimcilerin plansız adımlarıyla kuruluyorlar çoğu zaman.

Mesela Elon Musk uzay işi ile ilgilenmeye başladığında aklında SpaceX’i kurma fikrinin kırıntısı bile yokmuş.

Musk PayPal satışından gelen parayla çocukluğundan beri hayallerini süsleyen Mars yolculuğunu gerçekleştirmenin yollarını arıyormuş.

Araştırmaları sırasında Musk, NASA’nın bırakın Mars’ın kolonizasyonu, uzaya insanlı yolculuğu için bile hiç bir planının olmadığını görünce büyük hayal kırıklığına uğruyor.

Read more

Başarıya Giden Yolda Zaman Yönetiminin Önemi

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Dünyada hepimize eşit olarak verilmiş bir şey var. Çok değerli bir şey bu, bir hazine. Ve biliyor musunuz? Bu hazineyi çarçur etmeden, en doğru şekilde kullananlar ödüllendiriliyor. Hayalleri gerçek oluyor, arzu ettiği başarıya ulaşıyor.

Fakat onun kıymetini bilmeyenler, onu umursamayanlar ise oradan oraya savruluyor hayatı boyunca. Ne isteklerini tam olarak yerine getirebiliyor ne de büyük başarılara imza atabiliyorlar. Muhtemelen yolun sonuna geldiklerinde anlıyorlar onlara verilen hazinenin değerini.

Bu hazinenin ne olduğunu tahmin edebildiniz mi?

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 25: Soichiro Honda

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Bir süredir etrafımda çok fazla duyduğum yakınmalar şu şekilde:

‘’Kendi işimi kurmak istiyorum ama bu kriz ortamında hiç cesaret edemiyorum.’’

‘’Çok güzel bir girişim fikrim var ama ülke bu haldeyken işimi bırakıp sil baştan yapamam.’’

‘’İş bulamıyorum, kriz olduğundan şirketlere girmek çok zorlaştı.’’

Haklısınız da. İş kurmanın da iş bulmanın da kolay olmadığı, gerçekten fakirleştiğimiz, hayatın çok pahalı olduğu, paralarımızın hızla eridiği zor bir dönemden geçiyoruz ülkece.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 24: Jeff Bezos

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Sizi çok heyecanlandıran, hayata geçirmeyi çok istediğiniz muhteşem bir fikriniz var. 

Ama bir yandan tereddütler içindesiniz.

‘’Ya başarısız olursam?’’

‘’Ya benimle alay ederlerse?’’

‘’Ya düzenim bozulursa?’’

Sizi harekete geçmekten alı koyan bir ton soru işareti. 

Bugün gezegenin en zengin insanı olan ve 21. yüzyılın efsanevi girişimcileriden sayılan Jeff Bezos da Amazon’u kurmadan önce tıpkı sizin gibi sorular sorup duruyordu kendine. 

Ama ne yaptı biliyor musunuz? 

Kendisine yepyeni bir bir bakış açısı edindi: ‘’Pişmanlığı azaltma bakış açısı.’’

Read more

Segway Daha Ölmemiş!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Meğerse yürümenize gerek bırakmayacak mucizevi ulaşım aracı olarak tanıtılan Segway’in hüzünlü hikayesi daha bitmemiş.

Başkan Bush’un efsane düşüşü ve onu takip eden kimisi ölümlü kazalarla kan kaybeden Segway markası, yeni sahibi Çin’li Ninebot’un yönetiminde atak yapıyor.

Lyft ve Jump gibi şirketlerle yaptığı işbirlikleri sayesinde dünya elektrikli scooter pazarının %70’ini ele geçiren Segway, yeni mopedini, dağıtım robotlarını ve motorsikletini de piyasaya sundu.

Read more

Haddini Aş Hikayeleri 23: Dostoyevski

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Kitaplarını her okuyuşumda ‘’Bir insan böyle cümleler kurabilecek kadar ne yaşamış olabilir?’’, ‘’Bir insan nasıl bu kadar harika psikolojik analizler yapabilir’’ dedirten bir dehadan bahsedeceğim bu yazımda.

İnsana okumayı sevdiren, hayata bambaşka pencerelerden bakmayı öğreten bir deha bu. Kim mi? Dostoyevski.

Öyle bir deha ki, ”Bütün insanlığın son sınırı Dostoyevski değilse hiç kimsedir!” diyor Zweig ondan bahsederken.

Einstein, “Dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. Gauss’tan bile…” diyor.

Nietzsche: “Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur.”

Freud, ”Sanatçı, nevrozlu, ahlakçı ve suçlu olmak üzere dört ayrı cephesi bulunan, zengin bir kişilik yapısıyla karşımıza çıkar Dostoyevski. Acaba bu karmaşık yapıyı açıklığa kavuşturmak için nasıl bir yol izlemeli?” diye tanımlıyor.

Read more

Şirketler İkiye Ayrılıyorlar

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Çalışanlarında “fark yaratma arzusunu” tetikleyenler ve “durumu idare etmelerini” teşvik edenler.

Güzel olanı ilk kategoridekiler tabii.

Bunlar hızlı büyüyen, emsalsiz müşteri deneyimleri yaşatan ve inovasyonla barışık capcanlı kuruluşlar.

Öyle süslü “çalışan markası” ödüllerine sahip olmasalar bile, yüksek motivasyona sahip harika iş güçlerine sahipler.

Bu şirketlerin çalışanları kurumu geliştirmek için risk almayı, yeni şeyler denemeyi, deneylerden öğrendiklerini paylaşmayı ve gerekirse daha doğru şeyler yapmak için yöneticilerine itiraz etmeyi bilen insanlar.

Onlar için çalıştıkları şirketin bir gün öncekinden daha iyi bir yere dönüşmesi önemli. Çünkü şirket adeta üzerine titredikleri kendi tapulu malları.

Read more

Google İmparatorluğunun Köleleriyiz

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Google, Facebook’a göre genellikle daha iyi duygularla anılan bir şirket.

Dünyadaki tüm bilgiyi kolay kullanıma sunma misyonu onu zaman öldürmekten başka işe yaramayan Facebook’dan daha değerli kılıyor.

Lakin eğer Facebook dijital dünyanın kötü adamıysa, Google o kötü adamın bile boyun eğeceği sonsuz kudrete sahip tartışmasız imparatoru.

Google’da aramalarında ilk sayfada çıkmıyorsanız işiniz çok zor. Çünkü potansiyel müşteriler satın alma süreçlerine internetten başlıyorlar.

Üstelik tüketiciler Google’la o anda ne aradıkları bilgisini direkt olarak paylaşıyorlar. Böyle bakınca Google dünyanın en büyük ve raflarında yer mutlaka yer almak isteyeceğiniz en güçlü süpermarketi.

Google da bu gücünü bildiğinden reklam verenlerden marketlerin “raf parası” adını verdiği haraca benzer bir haraç kesiyor.

Ha reklam vermeyim ama aramalarda üst sıralarda çıkayım diyorsanız, o zaman da tüm web içeriğinizi Google hazretlerinin arzu ve kurallarına uygun hale getirme uzmanı SEO danışmanlarının eline düşüyor, tüm dünyanızı Google sizi beğensin diye kurguluyorsunuz.

Üstelik Google eğer kafası atarsa arzu ve kurallarını değiştiriveriyor ve tüm SEO yatırımlarınız da çöpe gidiyor.

Google dijital dünyanın tartışmasız imparatoru, boyun eğin, rahat edin!

Bayilik Hala Geçeri Bir İş Modeli mi?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bayiler ana şirketlerin ürünlerini müşterilere ulaştıran dağıtım/satış kanalını oluşturur ve ana şirketin tahsilat/stok yönetimi/hizmet süreçlerini de kolaylaştırırlar.

Lakin bence dijitalleşmenin esas stratejik güç kaynağı olduğu günümüzde bayilik sistemlerinin rafa kaldırılması gerekiyor. Çünkü bayilik sistemleri emsalsiz müşteri deneyimlerinin önünü tıkıyorlar.

Bayiler -haklı olarak- kısa vadeli satış ve karlılığa odaklıyken, geri dönüşü uzun vadeli müşteri deneyimi projelerine candan destek vermeleri eşyanın tabiatına aykırı.

Ama başka sorunlar da var.

Bayilik sistemi ile çalışan şirketler nihai müşteri verilerini toplayamadıklarından CRM’verileri zayıf kalıyor, veri olmayınca yapay zekanın gücünden yararlanamıyorlar, omnichannel girişimleri karmaşık faturalama ilişkilerine tosluyor ve dijital satış kanalları kurmaktan da çekiniyorlar.

Dijitalleşme bayilere olan ihtiyacı azaltan ve müşterilere direkt ulaşabilen firmaların elini güçlendiren araçlar sunuyor bugün. Kendi mağazalarına ve dijital satış kanallarına sahip şirketlerin oyunu kazanacağı bir döneme giriyoruz.

Eğer harika bir dijitalleşme projesine “ama bayilerimiz buna kızar!” diye itiraz edilen bir şirketseniz bayilik sisteminizi gözden geçirme zamanınız geldi demektir.

Dijitalleşme O Bildiğiniz SAP Projelerinden Değil!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

SAP Almanların geliştirdiği muhasebeden, üretime, planlamadan, satışa kadar bir şirketin tüm işlerini dijital olarak entegre eden dev bir yazılım. SAP’e benzer oyuncular arasında Oracle gibi devler ve Logo gibi yerli girişimler var.

Bu yazılımların temel işlevi şirketlere mevcut işlerini daha verimli yapmalarına yardımcı olmak. Ve bu konuda çok başarılılar.

Dijitalleşme ise verimliliğe değil, yenilikçi iş modellerinin önünü açmaya ve bu sayede hızlı büyüme fırsatlarını yakalamaya odaklı.

Mesela otomotivciler SAP sayesinde verimliliklerini yükseltirken, UBER dijitalleşme sayesinde insanları taşımanın yepyeni yollarını keşfediyor.

Kurumların kritik hatası dijitalleşmeyi SAP projeleri gibi yönetmeleri. Dijitalleşme sanki BT departmanının yürütmesi gereken bir ”proje“ gibi görülüyor.

Oysa dijitalleşme şirketin ortak ve yöneticilerinin ”bugün teknolojileri ile bu işi kursaydık ne yapardık“ sorgulamasıyla başlayan köktenci bir iş modeli bakış açısını gerektiriyor.

Mesela Hilton yöneticileri verimlik artışları ile övünürken, AirBnb gecede 2 Milyon kişiyi sıfır maliyetle konaklatıyor dijitalleşme sayesinde.

Şirketinizdeki dijitalleşme girişimlerini hala SAP kafasıyla yönetiyorsanız işiniz zor anlayacağınız, benden söylemesi.

Gerçekten Dijitalleşiyor musunuz?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bu aralar yöneticilerin en popüler söylev konuları arasında DİJİTALLEŞME başta geliyor.

Google, Amazon gibi dev dijital oyuncuların ve yüzlerce dijital startupın başarılarına özenen bir tek büyük kurum yöneticisi yok ki şirketinin nasıl da inanılmaz dijitalleştiğini anlatmasın.

Bir “palavrasavar” olarak yöneticilerinizin dijitalleşme konusunda ciddi mi olduklarını, yoksa palavra mı sıktıklarını test edeceğiniz 5 soru sunuyorum size.

En az bir soru için büyük bir EVET’ini varsa şirketiniz doğru yolda. Aksi takdirde sizin için üzgünüm.

1-Dijitalleşme sayesinde müşterilerimize rakiplerimizden 10 kat daha iyi deneyimler yaşatabileceğimiz süreçler ve temas noktaları tasarlıyoruz.

2-Dijitalleşmenin getirdiği verimlilikle rakiplerimizin asla yakalayamayacağı maliyet avantajları yaratıyor, bu avantajı fiyatlarımıza yansıtarak pazarı yıkıyoruz.

3-Şirketimiz mevcut iş modelini dijitalleşmeyle desteklemekten ziyade, dijital araçları kullanarak yepyeni iş modelleri yaratmanın peşinde.

4-Şirketimizin en üst kademelerinde müthiş dijital becerilere sahip insanlar var ve stratejik güçleri artıyor.

5-CEO’muz Getir, Yemek Sepeti, Armut gibi dijital çözümleri bizzat kullanıyor, Bitcoin alıp satabiliyor, bilgisayar oyunu oynayabiliyor.

Haddini Aş Hikayeleri 19: Eren Bali

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Şimdi size bildiğiniz online eğitim sitelerini sayın desem, eminim ki aklınıza ilk gelenlerden biri ‘’Udemy’’ olacaktır.

Peki bugün dünyada en çok bilinen ve kullanılan bu eğitim sitesinin arkasında Türk bir girişimci olduğunu biliyor musunuz?

Evet, bu yazımda Udemy’nin kurucusu Eren Bali’nin Türkiye’de küçük bir köy okulundan Silikon Vadisi’ne uzanan başarı hikayesini anlatıyorum.

1984 yılında, öğretmen anne ve babanın çocuğu olarak Malatya’da dünyaya geliyor Eren. İlkokulu, 5 sınıfa aynı anda ders verilen tek odalı bir köy okulunda bitiriyor. Ta o zamanlardan matematik ve bilime büyük ilgi duyuyor.

Ardından Malatya Fen Lisesini kazanıyor. Lisede Uluslararası Matematik Olimpiyatlarında derece yaptığı için MIT ve Harvard gibi dünyanın en başarılı üniversitelerden teklif alıyor. Buna rağmen ODTÜ’de bilgisayar mühendisliği okumayı tercih ediyor.

“Malatya’dan hiç çıkmamıştım. ABD çok uzak geldi. Ablam ODTÜ’de okuyordu; o korkuyla ODTÜ’ye gittim.”

İçinde bitmek tükenmek bilmeyen bir keşfetme, yeni şeyler üretme arzusu olan Bali, ODTÜ’deki ilk senesinde Bilgisayar Topluluğunun sunucu üzerinden müzik dinlemesini sağlayacak “MP3 server” adlı bir uygulama yazıyor.

‘’Öğrenciler arasında çok popüler oldu ama okulun internetini çok hızlı tüketmiştik” 

Bu deneyimiyle “insanların ihtiyacı olan bir şeyi yapmanın” onu ne kadar mutlu ettiğini anlıyor ve gerçekten ne istediğine karar veriyor o dönem: Başarılı ve dünyada değişime neden olan bir girişimci olmak.

Yine ODTÜ yıllarında ortaokuldan arkadaşı Oktay Çağlar ile proje halindeki binaların 3 boyutlu maketini gösteren ‘’guncelbasin.com’’ isimli internet sitesini kuruyorlar. Fikir pek tutmasa da Udemy’e kadar gidecek olan girişimcilik yoluna çıkmış oluyorlar aslında.

O sıralar ODTÜ Teknokent’e Avrupa ve ABD’den eğitmenler geliyor ve girişimcilere sınıflarda eğitim veriyorlar.

Bali ve Çağlar eğitmenlere şöyle bir teklifte bulunuyorlar: ‘’Bu dersleri dijital ortama taşımaya ne dersiniz?’’

Teklif kabul ediliyor ve eğitmenler, iki arkadaşın geliştirdiği uygulama üzerinden uzaktan eğitim vermeye başlıyorlar.

Böylelikle milyonlarca insana ücretsiz ulaşabileceği ders içerikleri sağlamak olan hayallerine bir adım daha yaklaşıyorlar.

Ertesi sene Eren sadece online eğitim platformu kurmaya odaklanıyor.

“Eğitime demokrasi getireceğiz” mottosuyla harekete geçiyor ve Udemy’yi ilk kez Türkiye’de kuruyor, ancak iflas edince hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşı Oktay ile Silikon Vadisi’ne gitmeye karar veriyorlar.

Elbette hedefe ulaşmak hiç de kolay olmuyor.

Bali’nin çalışma iznini alması çok uzun sürüyor, zor şartlarda yaşamını sürdürüyor bir süre. Beş parasız kalıyor, gündüz tam zamanlı işlerde çalışıp gece sabaha kadar kendi projesi üzerinde çalışıyor.

1 yıl boyunca ABD’de 50’den fazla yatırımcı ile görüşüyorlar ve hepsi fikri beğenmeyip reddediyor, “İnsanlar sertifika alamayacağı bir eğitime niye para ödesin?” diyorlar.

Bali ise insanların bir kez sertifika aldıktan sonra o siteyle bağının kopacağını, amacının süreklilik sağlamak olduğunu söylüyor. Ona göre eğitim devam etmeliydi.

“Öğrenmek ve sadece kendini geliştirmek isteyen insanlar için böyle bir platform bulunmaz bir hazine olacaktır.”

Sonunda bu vizyoner bakış açısı fark ediliyor. Fikre ilk inanan, Dave McClure oluyor ve ardından 11 melek yatırımcı, 2010 yılında Udemy’yi 1 milyon dolar fonluyor.

“Türkiye’de matematik olimpiyatlarına hazırlanırken internet benim tek kaynağımdı. Bu da benim hayatımda ciddi bir değişiklik yaratmama neden oldu. Ancak internette doğru kaynaklara ulaşmada zorlandım. İnternet üzerinden eğitimle başka insanların hayatlarında değişiklik oluşturmalarına olanak sağlamak, nasıl kolay bir hale getirilir, bu iş nasıl büyütülebilir diye düşündüm.”

Sonuç Olarak:

Eren, ‘’insanlar sertifika ya da diplomaya mecbur kalmadan, istediği konuyu, uzman kişilerden öğrenmesini sağlayacağız’’ dedi.

50’den fazla yatırımcı fikri gereksiz ve saçma buldu.

Eren yine de vizyonundan vazgeçmedi. Yolundan sapmadı.

Ve Udemy bugün 40 milyondan fazla öğrenci, 50 bin eğitmenle, tüm alanlarda 60’dan fazla dilde varlığını sürdürüyor.

Dünyanın en iyi ve en yaygın online eğitim platformlarından birisi. Ayrıca dünyanın batısında en çok fonlanan online eğitim şirketi.

Eren’in Bir Diğer Girişimi: Carbon

Eren, dünyanın en iyi sağlık sistemini bulduğunu ve gerçekleştirmeye başladığını söylediği girişimi Carbon Health uygulaması, hastalar ve doktorları online klinik platformunda bir araya getirmeyi amaçlıyor. Ve uygulamanın 30 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu.

“Her sene bir zamanı Malatya’da köyde geçiriyorum. Oranın geçim kaynağı kayısı. Köylüler fiyat oynaklığından ciddi zarar görüyor. Fiyattan çok sonra haberdar oldukları için,  tüccarlar asıl kazancı elde ediyor. Bu sorunu çözebilirim. Ayrıca tarım ve enerji alanlarında bir şeyler yapmak istiyorum. Ancak hepsiyle ilgili şirketler kuramam. Bir ya da iki tane belki kendim yaparım, sonrasında hem yatırımcı olacağım, hem de aktif çalışacağım 4-5 iş planlıyorum”.

Eren’in bu vizyonuyla, daha çok başarılı girişime imza atacağına, adından sıkça söz ettireceğine eminim.

Yolu açık, başarıları daim olsun. 🙂

Tesla Almanları Fena Vurmaya Başladı!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Tesla’nın yarattığı elektrikli araç transformasyonunun Alman üreticilerin canlarını fena yakacağını defalarca yazdım.

Aşağıda 3 büyük üreticinin geçen hafta yaptığı duyuruların linkleri var. Yıkıcı inovasyon işte tam da böyle bir şey!

MERCEDES

Mercedes 300.000 kişilik iş gücünün %3’ünü, yönetici pozisyonlarının da %10’unu tasfiye ediyor. Yani 10.000 kişi işten çıkarılıyor. Amaç elektrikli araçlara transformasyon için tasarruf sağlamak.

https://www.forbes.com/sites/lisettevoytko/2019/11/29/daimler-plans-10000-layoffs-amid-auto-industrys-electric-vehicle-pivot/#117f58735639

AUDI

Almanya’da 9.500 kişiyi işten çıkararak elektrikli araçlara geçişin zorlu yolculuğunu aşmaya çalışıyor.

https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-11-26/audi-to-cull-9-500-german-jobs-to-improve-earnings-over-decade

BMW

BMW prim ödemelerini durdurup, çalışma saatlerini artırıyor. Başka alanlardan yapılacak tasarruflarla birlikte yaratılacak 12 Milyar Avroluk para elektrikli araçlara dönüşüm için harcanacak.

https://www.forbes.com/sites/lisettevoytko/2019/11/29/daimler-plans-10000-layoffs-amid-auto-industrys-electric-vehicle-pivot/#7990cec25639

Kurumsallık Samimiyete Yeniliyor!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Ford elektrikli otomobili Mustang E Mach’yi büyük bir patırtıyla görücüye çıkarıldı geçenlerde.

Profesyonelce tasarlanmış, Ford’un her detayı en ince detayına kadar planlayan kurumsal yapısını yansıtan, epey de para harcanmış bir organizasyondu.

Oscar’lı Idris Alba’nın hem reklam filminde oynadığı, hem de toplantıyı modern ettiği Mach E tanıtımına, onlarca Ford yöneticisi katıldı ve özenle yazılmış metinlerine sadık kalarak açıklamalar yaptılar. Hip hop dansçıları filan da işin cabasıydı.

Daha sonra Tesla Cybertruck tanıtımı yapıldı.

Ancak son iki haftada geliştirilmiş tuhaf görüntülü bir kamyonet sahneye çıkarıldı. Aracın tasarımcısı önce balyozla girişti Cybertruck’a, sonra da kırılmaz dediği cama bir bilye fırlattı.

Ve cam kırıldı.

Ve Elon Musk ”Fazla mı sert attın?“ dedi ve gülerek ”bilye araca girmedi neyse ki!“ diye de ekledi. Sonra aynı hareketi arka cam için de tekrarladılar ve cam yine kırıldı. Ve Elon yine güldü.

Ve araç kırık camları ile sahnede kalmaya devam etti.

Kurumsallıktan uzak rezil bir sunumdu Elon’unki.Ama araç an itibarı ile 250.000 önsipariş almış ve grafikte de görüldüğü gibi Google aramalarında E Mach’ten çok daha fazla ilgi çekmiş durumda.

Ne dersiniz, aşırı kurumsallığın öldüğü bir döneme mi giriyoruz ne?

Haddini Aş Hikayeleri 18: Michelangelo

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

‘’İnsanlar, benim ustalığımı elde etmek için ne kadar sıkı çalıştığımı bilseler, onun o kadar hayret edilecek bir şey olmadığını anlarlar.’’

Tüm zamanların en büyük sanatçılarından biri olarak kabul gören, Rönesans’ı başlatan, inanılmaz vizyon sahibi ve sıra dışı bir insan olan Michelangelo diyor bunu.

Ben hep derim ki: Yaratıcı deha hikayelerine inanmayın. Büyük yaratıcılar aslında eşek gibi çalışan işçilerdir sadece. Yazıyı okuyunca bana hak vereceğinize eminim.

6 Mart 1475’te İtalya’da bir köy olan Caprese’de doğar Michelangelo. Ailesi, o 1 yaşındayken Floransa’ya taşınır. Ve henüz 6 yaşındayken annesini kaybeder.

Çocuk yaşlarında babasına büyüdüğünde sanatçı olmak istediğini söyleyen Mikelanj’a onun bir iş adamı (tüccar) olmasını isteyen babasının cevabı şu olur: “Hiçbir Buonarroti sadece ellerini kullanarak hayatını kazanmayacak.”

Ondaki ilahi yeteneği hiç göremeyen babası tarafından dayak yer sürekli. Sonunda babası onu bir stüdyoya çırak olarak göndermeyi kabul eder.

Baba korkusuyla, sanatını ellerini kullanmadan icra etmeyi öğrenir.

Hatta bir gün şehri ziyarete gelen bir prens atölyesine uğrar ve onu 5 metre uzunluğunda bir mermer bloğa bakarken bulur. Böylelikle Michelangelo’nun, 4 aydır her gün gelip, bu mermere saatlerce bakıp akşam yemeği için eve döndüğü söylentilerinin doğru olduğunu anlar o an.

Ve dayanamaz sorar prens: ”Ne yapıyorsun?”

Mikelanj cevaplar: ‘’Çalışıyorum’’

3 yıl sonra o düz mermer parçası olağanüstü, bugün dahi gören herkesi büyüleyen Davut heykeline dönüşecektir.

Eserleri

Davut Heykeli

Davut’un yontulduğu mermer orta kalitede, kimsenin beğenmediği ve iyi bir eserin çıkmasının imkânsız olarak görüldüğü bir mermer.

O dönem ”yapamazsın, boşa çabalama” diyen kimseye kulak asmıyor ve farkını konuşturuyor 26 yaşındaki Mikelanj. Kusurlu ve mundar edilmiş malzemeyi alıyor ve dünyanın en güzel eserlerinden birini çıkarıyor ortaya.

Kusursuz eserler üretebilmek için insan anatomisini en ince ayrıntısına kadar inceleyip kadavralarla uğraşıyor.

Davut heykelinin sadece eline bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

4 yıllık çalışma sonucu tamamlıyor Davut’u.

Heykel ilk yapıldığında büyüklüğü ve çıplaklığıyla insanları epey hayrete düşürüyor, hatta bazı kesimlerin ağır eleştirisine maruz kalıyor. Fakat daha sonraları Floransa’nın simgesi haline geliyor. Yapımından bu yana asırlar geçmesine rağmen hala şehrin simgesi durumunda ve senede 1,2 milyon insan hayranlıkla izliyor.

Mermerin içinde hapsolmuş meleği gördüm ve o serbest kalana kadar mermeri yonttum…

Michelangelo

Sistine Şapeli

Şapelin 300’den fazla figür ve Eski Ahit’te tarif edilen 9 sahneyi içeren o muazzam tavan fresklerini tam 4 sene boyunca yerden epeyce yükseklikte, kafası tavana dönük zor bir pozisyonda, geceli gündüzlü çalışarak tamamlıyor. Ayrıca kimseden de yardım almıyor.

Artık dayanacak gücüm kalmadı, boyun kemiklerim sırtıma batıyor “ diyor o dönemde yazdığı bir şiirde.

Kendisinin yapmış olduğu Mahşer Freskosu da yine Sistine Şapelinde.

Pieta Heykeli

Mermere adeta ruh verdiği, insan bedenini kusursuz bir şekilde işlediği bir diğer eseri. Meryem’in İsa çarmıhtan indirildikten sonra onu kucaklamasını tasvir ediyor.

Bu eseri yaptığında henüz 24 yaşındaydı Mikelanj ve o zamanlar çok fazla tanınmıyor.

insanlar bu heykelin başka bir sanatçı tarafından yapıldığı düşünüyor ve bu durum zaten agresif bir insan olan Mikelanj’ı epey kızdırıyor. Sonra gidip heykelin üzerine imzasını atıyor:

“Michael angelus bonarotus florentinus faciebat” yani “bu eser Floransalı Michelangelo Buonarroti tarafından yapılmıştır.”

Bu arada Pieta, Michelangelo’nun imzasını attığı tek eseridir.

Musa Heykeli

İnsanoğlunun gördüğü en önemli, en olağanüstü heykellerden biri daha. Öyle ki Freud’un 40.000 kadar yorum yaptığı bir eser.

Bir rivayete göre, Musa heykelini bitirdikten sonra eserin gerçekçiliği karşısında kendini kaybediyor ve “musa konuş!” diye bağırıyor ve elindeki çekici heykele fırlatıyor. Heykelin dizindeki hafif deformasyonun bu darbeden sonra olduğu söyleniyor.

87 yaşındayken ”hala öğreniyorum” diyen Mikelanj, 88 yaşında hayata veda edene dek resim, mimari, heykel ve yazın alanlarında sayısız eserler üretti. Hatta ölümünden 6 gün öncesine kadar Milano’da bulunan Rondanini Pietà üzerinde çalışıyordu.

Dünyaya güzellik katan o şaheserleri bize miras bıraktı ve gitti dahi sanatçı.

”Birçoğu Tanrı tarafından bu iş için seçilmiş olduğuma inanıyor. Ben de inanıyorum. Yaşlılığıma rağmen pes etmek istemiyorum. Tanrı’ya olan sevgimden dolayı çalışıyorum ve tüm umutlarımı O’na iletiyorum.”

Michelangelo

Muazzam bir sanat eseri mi ortaya koymak istiyorsunuz? ya da dünyayı değiştiren bir girişim kurmak? veya en iyi öğreten öğretmen olmak mı istiyorsunuz?

O halde çok çalışmalısınız, herkesten çok. Tutkuyla çalışmalısınız. Mikelanj’ın hikayesi bize işte bunu anlatıyor.

Çok Başarılı Girişimcilerin Ortak Özellikleri

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Çok başarılı girişimcilerin üç ortak özelliği var.

1) İsyankarlık: Mevcut durumdan hiç memnun değiller ve onu değiştirmek için büyük bir mücadeleye girmeye hazırlar.

2) Özgüven: Dünyayı değiştirebileceklerine tüm kalpleri ile inanıyor, bunu adeta bir sorumluluk olarak görüyorlar.

3) Merak: Bir işi yapmak için uzmanlaşmayı beklemiyorlar. “Bu iş daha şekilde farklı yapılamaz mı?” merakıyla yola çıkıp süreçte öğrendiklerinden ne yapacaklarını keşfediyorlar.

İşin kötüsü eğitim sistemleri bu üç temel niteliği kazandırmak için değil, köreltmek için tasarlanmış durumdalar.

#haddiniaş sloganıma inanıyorsanız kendi eğitiminizi kendi elinize almalısınız. Başka çaresi yok

Yapay Zeka Sistemlerinin Hesaplama Gücü Kullanımındaki Artış

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

OpenAI yapay zeka sistemlerinin (YZ) 1960’dan bu yana hesaplama gücü kullanımı artışlarını gösteren bir analiz yayınladı.

Sonuçları tek kelimeyle İNANILMAZ.

Araştırma 2012 yılına kadar YZ girişimlerinin hesaplama güçlerinin Moore Yasası eğrisi ile paralel olarak arttığını, yani 18 ayda bir ikiye katlandığını gösteriyor.

Derin öğrenme teknolojilerinin gündeme geldiği 2012 yılından itibaren yaratılan yapay zeka uygulamalarının bilgisayarların hesaplama gücünden yararlanma hızı ise, SIKI DURUN, sadece 3.4 AYDA BİR ikiye katlanıyor!

Bu inanılması zor üssel büyüme metriğinin etkisini şöyle anlatayım.

2012’den bu yana bu metrik 300.000 kattan daha fazla büyümüş. Metrik eğer Moore yasasına uysaydı sadece 7 kat büyüyecekti.

Yani yapay zeka dünyayı değiştiren ve dijital çağı yaratan Moore yasasından tam 45.857 kat daha hızlı gelişiyor. (Yazıyla: kırkbeşbinsekizyüzelliyedi kat).

Bu büyüme hızı devam ederse yapay zekanın bugünkü uygulamaları ile kıyaslandığında hayal bile edemeyeceğimiz üstünlükte yeteneklere kısa sürede ulaşması mümkün gözüküyor.

Bilgisayar çip teknolojilerinin bu inanılmaz hesaplama gücü talebine nasıl tepki vereceği de ayrı bir mesele tabii.

Yazı fazla mı teknik oldu biraz🤓

Araştırmanın daha da teknik detayları için:

https://openai.com/blog/ai-and-compute/#addendum

Haddini Aş Hikayeleri 17: Jack Dorsey

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

“İlginç bir şey yapmak için sıfırdan başlamak zorunda değilsiniz. Dünya üzerinde büyük bir etki yaratabilmek için sıfırdan başlamak zorunda değilsiniz. İyi bir fikriniz olmalı. Diğer insanları bu iyi fikirlerinize ikna etmek zorundasınız. Ve mümkün olduğunca da çabuk olmalısınız.“

Bu sözler, silikon vadisinin en popüler ve genç girişimcilerinden olan, Dünyanın her yerinden milyonlarca kişinin kullandığı sosyal ağ Twitter’in yaratıcısı Jack Dorsey’e ait.

Ve kendisi sosyal medya sitelerinin kurucuları arasından benim favorim olan. Nedenini ise bence yazıyı okuduktan sonra anlayacaksınız.

Twitter’i Kurmadan Önce

Sene 1994, 14 yaşındaki Dorsey, hala bazı taksi şirketleri tarafından kullanılan, birkaç tane açık kaynaklı sevkiyat yönlendirme yazılımı geliştiriyor.

Başarılı bir öğrenci olsa da, Teknoloji devi şirketlerin çoğu kurucusu gibi Dorsey de eğitim hayatını yarıda bırakanlardan.  Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde kısa bir süre okuyup New York üniversitesine transfer oluyor, ancak aklına gelen bir fikirle okulu yarıda bırakma kararı alıyor.

2000 yılında arkadaşlarına Blackberry ve e-posta aracılığı ile günlük hayat hakkında bilgilendirmede bulunabildiği basit bir prototip yaratıyor, fakat o zamanlar kimse ilgilenmediği için bu fikrini bir süreliğine ertelemek zorunda kalıyor.

Bir süre sonra Odeo isimli bir Podcasting şirketinde işe başlıyor ve burada ileride beraber Twitter’ı kuracağı Evan Williams, Noah Glass ve Biz Stone ile tanışıyor.

Twitter’in Doğuşu

Çalıştığı Odeo şirketi 2006’da battıktan sonra, rafa kaldırdığı mesajlaşma fikrini tekrar gündeme alıyor ve böylelikle Twitter doğuyor. Twitter alan adını yaklaşık 7.000 dolara satın alıyorlar.

Ve 21 Mart 2006’da Jack Dorsey, ilk tweet’ini atıyor.

Twitter’in CEO’su olduğunda 30 yaşındaydı Dorsey.

Yalnızca 140 karakter sınırıyla, giriş yaptığınızda size ”what are you doing” diye soran, insanların fikirlerini, hislerini paylaştığı ve çoğu insan tarafından saçma bir girişim olarak görülen site, yedisinden yetmişine, siyasi liderinden büyük şirketine, her kesimden insanın kullandığı bir sosyal mecra oluyor ve iletişim yeni bir boyut kazanıyor.

“Yapılmış olanları yapmak için burada değilsiniz.“

Jack Dorsey

Twitter’e gösterdiği özen, fikrini sahiplenişi ve sarsılmaz inancı ile Twitter bugünlere kadar devleşerek geliyor. Bugün konuşma veya etkileşim sitesi olmasının yanı sıra, hem şirketler hem bireyler için çok etkili bir reklam aracı da.

Tek Girişimi Twitter Değil

2008’de CEO’luk görevini Evan Williams devralıyor, Dorsey ise Twitter yönetim kurulu başkanlığına geçiyor.

Ardından Foursquare’a yatırım yapıyor ve Square adlı bir ödeme sistemi şirketi kuruyor.

Square girişimi ise şöyle: Mobil ödeme cihazları ile akıllı cihazlara indirilen bir uygulama sayesinde, müşterilerin kredi ya da bankamatik kartıyla ödemelerini alabilmesine imkan tanıyor, küçük mağaza sahipleri, tüccarlar ve küçük işletme sahiplerine daha az masraflı ve kolay kurulabilir ödeme sistemi sunuyordu.

2011 yılında, bir yıl içerisinde, Square çalışan sayısı 10 kişiden 100’e yükseliyor. Öyle ki şirket, 2015’te dünyanın her yerinden yatırımcıların ilgisini çekiyor ve aldığı yatırımlarla hızla büyüyor.

Ve Twitter şirketi, Kasım 2013’te halka açıldıktan sonra Dorsey sadece birkaç saat içinde milyarder oluyor.

“Bir girişimci olarak şansa bağlı kalmanın yanı sıra geliştirebileceğiniz en güçlü şey; fırsat anlarını tanıma ve kullanma yeteneği geliştirmektir.“

Jack Dorsey

Jack, 2008 yılında MIT Technology Review tarafından en iyi 35 mucitten biri olarak gösterilirken, 2012 yılında ise The Wall Street Journal tarafından ‘Yılın Mucidi’ seçildi.

Bugün kendisinin Mal varlığı 4 milyar dolar dolaylarında.

Çevresi tarafından yenilikçi ve umut veren bakış açısına sahip olması ve her zaman “çözüm odaklı” düşünmesi ile tanınan Jack, sadece girişimleri ve başarıları ile değil, hayat tarzı ile de oldukça dikkat çekiyor.

Jack’in Günlük Alışkanlıkları

Sabah 5’te Uyanıp Buz Gibi Suya Giriyor

Güne sabah saat 5’te uyanarak başlıyor Dorsey ve kalkar kalkmaz buz banyosu yapıyor. Nedenini ise şöyle açıklıyor:

“Hiçbir şey bana, oda sıcaklığından çıkıp buz gibi banyoya girmenin verdiği zihinsel özgüveni veremez. Eğer bu kadar küçük görünen ama can yakan bir şeyi yapmaya iradem varsa, hemen her şeyi yapabileceğimi hissediyorum”

Meditasyonsuz Olmaz

20 yıldır meditasyon yaptığını söyleyen Jack, buz banyosundan sonra bir saatini meditasyona ayırıyor. Akşamları da bir saat meditasyon yapıyor.

İşe Yürüyerek Gidiyor

Eviyle ofisi arasındaki mesafenin 8 km olan Jack, “Yürümekten çok koşuyor gibi görünüyorum” diyor bu mesafeyi kat ederken.

Olabildiğince fazla güneş ışığı almaya çalışıyor ve yürürken podcast dinliyor. İşine saat 09.00’da başlıyor.

Kahvaltının Mutlulukla İlgisini Bulamayanlardan

Evden kahvaltı etmeden çıkıyor ve günün ilk ve tek yemeğini akşam 18:00 ile 21:00 arasında yiyor.

Tercih ettiği yiyecekler ise: balık, tavuk ya da et ve yanında roka salatası, ıspanak ya da brüksel lahanası. Tatlı olarak da orman meyveleri ile bitter çikolata tercih ediyormuş, yanında da kırmızı şarap.

Yemek Yemenin de Mutlulukla İlgisini Bulamamış Olsa Gerek

Cuma akşamından pazar akşamına kadar hiç yemek yemiyor, oruç tutuyor. Neden diye sorulduğunda ise “günlerimiz çok yemek odaklı geçiyor. Oruç tutmak ve meditasyon ile işime ve yönettiğim şirketlere daha iyi odaklanıyorum” diyor.

Jack ile ilgili birkaç bilgi daha:

Kripto Paraların Gücüne En Çok İnananlardan

2019 başlarında  “esnek” ve “prensipli” olarak nitelendirdiği Bitcoin’in sıkı bir hayranı kendisi. Hatta Mart ayında yayınlanan bir podcastte Square’s Cash Uygulaması üzerinden Bitcoin satın alınması için haftalık 10.000 $’lık harcama limitini maksimuma çıkardığını belirtti.

En Sevdiği Twitter Kullanıcısı: Elon Musk

Çünkü onun için Musk tweet’leri ile “varoluşsal sorunları çözmeye ve düşünceleri açıkça paylaşmaya odaklanıyor.” 

Haftada 1 Kez Evden Çalışıyor

Her salı günü, evinin mutfağında çalışarak geçirdiğini söylüyor.

İşte basit bir fikirle yola çıkan, vizyonuna sıkı sıkıya bağlı, sabreden ve sonunda kazanan Jack’in hikayesi.  Genç yaşında sahip olduğu tüm yetenekleriyle, başarılarıyla hepimizin örnek alması gereken bir adam o.

“Bu dünyada görmek istediğini inşa et.”

Jack Dorsey

Bu arada beni Twitter’dan takip etmek isterseniz link’i şöyle bırakıyorum: https://twitter.com/BoraOzkent






Tesla Nasıl Dünyanın En Değerli 3. Otomobil Üreticisi Haline Geldi?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Tesla (62.97 Milyar $) piyasa değeri olarak Mercedes’i (60.06 Milyar $) aşarak Toyota ve VW’den sonra dünyanın en değerli 3. otomobil üreticisi haline geldi.

Bu değişimin iki temel nedeni var:

Birincisi Tesla hissesinin karlı üçüncü çeyrek sonuçlarından beri yaşadığı ve değerine 20 Milyar dolar katan artış.

İkinci ve daha önemli neden ise dün Mercedes CEO’sunun yaptığı endişe verici açıklamalarla hissede yaşanan %5’lik düşüş.

CEO Ola Kallenius elektrikli otolara geçişin kar marjları üzerinde yarattığı baskıdan yakındığı açıklamasında, Daimler’in transformasyonunun en az iki yıl daha bilançosunu etkileyeceğini söyledi.

Daimler bu karlılık baskısından kurtulmak için aralarında 1100 civarında yöneticinin bulunduğu ve toplam sayısı açıklanmayan çalışanları işten çıkararak 1.4 Milyar dolar tasarruf etmeyi hedefliyor.

Öte yandan gelecek 2 yılda 20 yeni hibrit veya elektrikli model üretmeyi amaçlayan olan Mercedes bunu başarsa bile yeni AB kirlilik sınırlarına ancak erişebilecek gibi gözüküyor.

Hisse senedi fiyatları çok değişken olmakla birlikte Mercedes’in yaşadığı sorunun köklü ve yapısal olduğunu düşünüyorum.

Detaylar aşağıda. Siz ne düşünüyorsunuz?

https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-11-14/daimler-ceo-faces-showdown-with-investors-amid-industry-shift

Almanya’yı Bekleyen Büyük Yıkım

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Resimdeki tabloda Almanya’yı büyük bir yıkımın beklediğini görüyorum.

Almanya yılda 5.1 Milyon araç üretiyor ve bunun %78’ini ihraç ediyor. Otomobiller Alman ekonomisi ihracat fazlasının %50’sini, otomobil sektörü çalışanları ise toplam işgücünün %4’ünü oluşturuyor. Otomobil yoksa Almanya yok yani.

Gelgelelim UBER, Didi ve Lyft gibi araç paylaşım siteleri hızla büyüyor ve otomobil satın alma motivasyonu azaltıyorlar.

Kaldı ki bu hizmetler Tesla ve Google Waymo gibi oyuncuların otonom araçları geliştirmesiyle müthiş ucuzlayacaklar. Bu da otomobil satın almayı zamanla tamamen gereksiz kılacak. Çok daha ucuza bir yolculuk çözümü varken neden araba satın alınsın ki?

Peki otonom sürüşte Almanlar ne durumda?

Gerçek yollarda yapılan otonom araç testlerinde insan güvenlik sürücüleri var oluyor, bilgisayarın hata yapması durumunda müdahale etmek için buradalar.

Google Waymo testlerinde bu müdahale yalnızca her 11.154 milde bir kez gerekiyor. 2018’de Waymo 111 otomatik sürüş test arabasını kullanmış.

BMW ise yalnızca 5 araçla Kaliforniya’daki geniş çaplı saha testine katılıyor ve araçları ancak 4,6 mil yolu sürücü müdahalesi olmadan gidebiliyor.

Mercedes’in testlerdeki 4 aracı ise sadece 1,5 milden sonra sürücüye ihtiyaç duyuyorlar.

Ne diyorsunuz, yıkım geliyor mu?

Haddini Aş Hikayeleri 16: Netflix Nasıl Kuruldu ve Büyüdü?

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Geçmişten günümüze medya ve televizyonculuk ne kadar büyük bir dönüşüm geçirdi değil mi?

Televizyonun her evde bulunmadığı, tek kanallı, siyah-beyaz yayıncılığın olduğu, bize ne sunulursa onu izlediğimiz dönemlerden geçtik. VCD, DVD, kasetler ile film izlediğimiz dönemlerimiz oldu. Sonra bilgisayarın ve internetin iyice yaygınlaşmasıyla internetten film indirip izleme dönemi geldi. Bir filmin inmesi için saatlerce beklediğimiz o karanlık dönem… Derken online film izleme sitelerinin çıkması ve gelişmesiyle biraz olsun rahatladık.

Sonra Netflix geldi, ‘’Ey izleyiciler, kurtaracağım sizi tüm bu çilelerden’’ diyordu adeta. 🙂

Bugün istediğimiz zaman, istediğimiz yerde, takılma veya indirme derdi olmadan dizi ve filmlerimizi izlediğimiz Netflix’imiz var artık.

Alanının en büyüğü olan Netflix, dünyada yaklaşık 150 milyon üyeye sahip bir online medya servis sağlayıcısı ve çok büyük bir kitlenin alışkanlıklarını değiştirmiş durumda.

Peki bunu nasıl başardı dersiniz?

Kuruluş ve Büyüme

Yıl 1997… DVD’nin henüz yeni çıktığı dönemler. Reed Hastings ve Marc Randolph DVD işinin ivme kazanacağını düşünerek bir DVD satış ve kiralama şirketi kuruyorlar. Hem de film kiralamak isteyenlerin her seferinde film dükkanına gitmek zorunda kalmayacağı bir şirket. Sadece izlemek istediklerini seçip Netflix ile iletişime geçmeleri yeterliydi. Seçilen filmler kargo ile izleyicilere gönderilecekti.

Yıl 1998… Netflix internet sitesini açıyor. Sonra bu site üzerinden bazı anket ve testler ile izleyicinin beğenilerini ve ilgi alanlarını analiz etmeye başlıyor. Çünkü izleyicinin ilgisini çekebilecek önerilerde bulunmayı amaçlıyorlar. Bu arada 30 çalışan ve 925 DVD ile hizmet veriyor ve kira başına ödeme alıyor.

Yıl 1999… Marquee Program isimli bir aylık ödeme sistemi başlatılıyor. 4 DVD aylık olarak 15,95 dolara kiralanabiliyor son teslim tarihi bulunmuyor.

Bu dönemlerde 100.000 DVD kiralamaya başlıyorlar ve kişiselleştirilmiş film öneri sistemi kullanmalarının faydalarını görmeye başlıyorlar.

Yıl 2000… Ve aylık sınırsız DVD kiralama sistemi aktifleştiriliyor.

İnsanlar film kiralama mantığını iyice içselleştirmişlerdi artık. Hatta Sinematik eşleşme sayesinde benzer profile sahip kullanıcılar birbirlerine film öneriyorlardı.

Yıl 2002 ve şirket halka açılıyor. 2005’e gelindiğinde dağıtım yerleri iyice artıp 2005 sonunda 4,2 milyon üye sayısına yükseliyor.

Yıl 2007… Netflix için dönüm noktası diyebiliriz. Şu anki modelinin şekillenmeye başladığı zamanlar, yani internet üzerinden yayına geçiliyor. Kullanıcıların istedikleri zaman istedikleri istedikleri yerden film izleyebilecekleri bir sistem. Üyelikte ise 6 saate kadar yayınlar için ücret 5,99 dolar, 18 saate kadar olan yayınlar için ücret 17,99 dolar olarak belirleniyor.

Yıl 2008… Rakipleri Apple ve Hulu’nun yükselişe geçmesiyle saati 1 dolara sınırsız yayın özelliği başlatılıyor. Yayın alanını genişletmek için Xbox 360 oyun konsolu, Blu-ray disk çalarlar ve TV set üstü kutularında yayın yapılması için tüketici elektroniği firmalarıyla ortaklığa gidiliyor. 2009’da ise PS3 oyun konsolu, internet bağlantılı televizyonlar ve diğer cihazlardan yayın yapmak için ilgili firmalarla ortaklığa gidiliyor.

Yıl 2010… Netflix’in IOS uygulaması yayına alınıyor.

2010’da Kanada’da, 2011’de Karayipler ve Latin Amerika’da, 2012’de başta İngiltere ve İrlanda olmak üzere Avrupa’da faaliyet göstermeye başlıyorlar ve bu dönemde hisse değerleri %200’den fazla artıyor.

Bu arada bir şey fark ediliyor: Yayınladıkları film ve diziler başka kaynaklarda da yayınlanıyor. Bu yüzden kendi yapımlarını piyasaya sunmaları gerektiğini düşünüyorlar ve “Netflix’ten başka yerde olmayan” dizi ve filmlere yoğunlaşıyorlar.

Ve gelsin Netflix