Haddini Aş Hikayeleri 10: Greta Thunberg

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

8 yaşınızı hatırlıyor musunuz? 

Nelerle meşgul olduğunuzu ya da ne tür hayaller kurduğunuzu… 

Endişelerinizi, korkularınızı?.. 

Hadi yazıyı okumadan önce düşünün bir süre. 

Peki o yaşınızdayken birisi size iklim değişikliği ve küresel ısınmanın tehlikelerinden bahsetseydi, hatta bu tehlikeyi oluşturanların biz insanoğlu olduğunu söyleseydi ne olurdu tepkiniz? 

Dünyanız başınıza yıkılır mıydı? 

İşte asperger sendromlu küçük Greta bunları duyduğunda inanılmaz bir hayal kırıklığı yaşıyor insanlığa karşı.

İzlediği belgesellerde buzulların eridiğine, okyanusların kirlendiğine ve hayvanların soylarının tükendiğine şahit olan Greta, kimsenin bunları değiştirmek için bir şey yapmadığını görünce depresyona giriyor o dönemde.

Tek bir yuvamız var ve onu kendi ellerimizle yok ediyoruz. Bununla da bitmiyor, bu yok oluş karşısında neredeyse hiçbir şey yapmıyoruz… Ve aklında tek bir soru küçük kızın: ‘Bile bile kitlesel bir yok oluşa mı neden oluyoruz? Biz cani miyiz?’

Ne istediğini çok net bir şekilde belirliyor: Geleceği kurtarmak ve buna hemen bugün başlamak.

Bundan 1 yıl önce iklim için okul grevine başlıyor. Tek başına başlatıyor grevi. 

15 yaşındaki Greta, haftada bir gün okula gitmeyi reddediyor ve İsveç parlamentosu önünde tek kişilik dev protesto gösterisini yapıyor, dünya liderlerini harekete geçmeleri için çağırıyor. 

Tek başına çıktığı bu yolda, etrafı gittikçe kalabalıklaşıyor Greta’nın. İsveç’teki arkadaşları okulu kırıp ona destek olmaya, iklim ve çevre için seslerini çıkarmaya başlıyorlar. 

Gittikçe büyüyen hareket İsveç sınırlarını da aşıyor artık. 270 şehirden 70 bin kadar öğrenci gelecekleri için dev çevreci eylemlere katılıyorlar. 

Zamane gençlerinin tüketmekten ve kendilerinden başka bir şey düşünmesinden şikayetçi olanlar yetişkinlerin ön yargılarına meydan okuyor bu müthiş gençler.

Çünkü çoğumuzun aksine dünyayı değiştireceğine inanıyor bu cesur kuşak ve bu yüzden de sesleri gün geçtikçe daha da gür çıkıyor. 

Greta’nın çabaları sadece bu eylemlerle kalmıyor. 

Helsinki’de binlerce kişinin katıldığı iklim yürüyüşüne de katılıyor genç kız. 

Birleşmiş Milletler İklim zirvesi COP24’te iklim değişikliği hakkında kararlar almak için Polonya’da toplanan politikacılara sesleniyor ve şunları söylüyor:

“Eğer böyle davranmaya devam ederseniz başarısız olacaksınız. Eğer başarısız olursanız da insanlık tarihinin en kötüleri olarak anılacaksınız.”

Ardından dünya siyasetine ve ekonomisine yön veren isimlere seslenmek için Dünya Ekonomik Forumu’nun yapıldığı Davos’a gidiyor Greta ve liderleri şu sözlerle uyarıyor: 

‘’Sizden eviniz yanıyormuş gibi harekete geçmenizi bekliyorum, çünkü şu anda olan bu! Yetişkinler hep gençlere umut vermekten söz ediyor ama ben sizin umudunuzu istemiyorum, ben sizin paniklemenizi ve benim her gün hissettiğim korkuyu hissetmenizi istiyorum.’’

“Davos gibi yerlerde insanlar başarı öykülerini anlatmayı seviyor ancak bu ekonomik başarıların çok ağır bir faturası var. İklim değişikliği konusunda da başarısız olduğumuzu kabul etmeliyiz” 

Bugüne dek para ve ekonomik büyüme gibi kavramların hayatın tek gerçek anlamı gibi lanse edilmesi ve iklim krizinin gerçek bir kriz olarak görülmemesinden dolayı, çok sayıda insan bunun tehlikelerinden ve yaratacağı sonuçlarından bihaber olduğunu anlatmaya çalışıyor küçük bedeninden beklenmeyecek güçlü bir sesle. 

Geleceğimiz için, tüm canlılar adına bir mücadele veriyor ve ağzından çıkanlar tüm dünyaya yayılıyor küçük Greta’nın. 

Onun son olarak New York’taki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Eylem Zirvesi’nde izledik.

Hava kirliliğine sebep olduğu için uçağa binmeyi protesto ettiği için Maliza II adında duşsuz ve tuvaletsiz bir yelkenli ile İngiltere’den Atlantik’e bir yelkenle geçti.

Tek başına başlattığı eyleminden bir yıl sonra, Birleşmiş Milletler toplantısında liderlerin karşısına oturup asla unutmayacağımız tarihi bir konuşmaya imza attı.. 

Bu kez daha ateşliydi Greta’nın konuşması. Liderleri eleştirdi, yetersizliklerini yüzüne vurdu. Dünyayı babasının malıymış gibi kullananlara hesap sordu: 

‘’Mesajım şu: Sizi izliyor olacağız… Tüm bu yaşananlar yanlış.  Şu an burada olmamam gerekir. Şu an okyanusun öbür yakasında okulda olmalıydım. Ama siz umudu biz gençlerde arıyorsunuz. Ne cüretle!! Benim çocukluğumu, hayallerimi boş laflarınızla çaldınız. Yine de ben şanslı olanlardanım. İnsanlar acı çekiyor, insanlar ölüyor. Ekosistemler çöküyor. Nesiller toplu olarak tükenmeye başlayacak. Ama tek konuştuğunuz şey para! Ve sonsuz ekonomik büyüme masalları… Ne cüretle! Ne cüretle görmezden geliyorsunuz? Gerekli çözümler ve politikalarla ilgili hiçbir şey yapmazken buraya gelip yeteri kadar çabaladığınızı söylüyorsunuz. Bizi duyduğunuzu ve durumun aciliyetini anladığınızı söylüyorsunuz. Ama ne kadar üzgün ve öfkeli olsam da buna inanmak istemiyorum. Çünkü durumu gerçekten anlamış olup hala bir şey yapmıyorsanız o zaman şeytansınız demektir. Ve ben buna inanmayı reddediyorum.’’

Okula gitmeyen ve iklim değişikliği için sessizce, bir başına başlayan mücadelesi, ardından harekete geçirdiği gençlik, tüm dünyanın umudu oldu Greta’nın. Bugün 185 ülkede 2300 şehirde kitleler onun çağrısı ile eylem yapıyor. 

Onun 1 senedir yapmaya çalıştığı şey, bir farkındalık ve etki yaratarak hepimizi ilgilendiren iklim krizine yönelik kamuoyu desteğini arkasına almak. 

80’lerden beri bilinen küresel ısınmanın varlığı ve bilim adamlarının ikazları hiçbir zaman yeterince dikkate alınmadı. O yüzden Greta’nın hareketinin bu kadar etkili olması bile ona saygı duyulması için yeterli diye düşünüyorum. Siz beğenseniz de beğenmesiniz de O ve onun gibi gençler sayesinde kurtulacak gezegenimiz. 

Fakat bu kızın günlerdir konuşulan mücadelesi bir vahim durumu daha hatırlattı bir kez daha:

Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğine inanan, büyük oyunu çok iyi gördüğünü iddia eden, herkes bize düşman diyerek etrafta gezinen, elini hiçbir taşın altına koymayan ve koyana da mâni olmaya çalışan insanlar çok ama çok fazlalar.

Ve bence eğer bu kafa yapısından kurtulmazsak sonumuz Greta’nın anlattığından daha da kötü olabilir. 

Teşekkür ederiz Greta! Sen ve senin gibi gençlerin varlığı bize umut ve yaşama sevinci veriyor! 

Butik Otel Gibi Kamp

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Siz de benim gibi doğanın içinde olmaya bayılan, ama konforundan da pek veremeyen bir tatlısu doğaseveri iseniz bu girişime bayılacaksınız.

Bu ay Fast Company dergisi tarafından yayınlanan “En Yaratıcı 100 İş İnsanı” listesinde kendisine 32. sırada yer bulan Neil Dipaola’nın yarattığı Autocamp adlı girişim Santabarbara ve California gibi bölgelerin en güzel yerlerinde butik kamp yerleri kuruyor.

Autocamp’lerde hastası olduğum fotoğraftaki efsanevi Airstreams karavanların yanısıra, lüks çadırlar ve prefabrike kabinler de yer alıyor.

Kurulan kampların şıklığını merak ederseniz şu linke bir göz atın derim. İnsanın kendisini orada hayal etmemesi mümkün değil.

Autocamp şu ana kadar 115 Milyon Dolar yatırım almış.

Dipaola lüks kamplar kurmanın benzer lükste oteller kurmaya göre %30-40 daha düşük maliyetle çok daha kısa sürede gerçekleştiğini söylüyor.

Keşke biz de şu beton deliliğimizden vazgeçip karavancılığı destekleyen daha çevre dostu yöntemleri beslesek. AutoCamp kadar lüks olmaya gerek yok belki ama bugünkülerden daha çekici kamplar kurmamız gerektiği de kesin.

Kendinizi Evde Bırakın!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Ve tatil! 

İmkanı olanlar tatil beldelerine göç ediyorlar. 

Ama dinlenebilecekler mi şüpheli.

Çünkü dertlerimizi, endişelerimizi ve işlerimizi de götürüyoruz. Geride bırakamıyoruz onları, gittiğimiz yeri de kaçmaya çalıştığımız yere benzetiyoruz.

Bruno Catalano’nun “Les Voyageurs” (Gezginler) isimli heykeller serisini belki bilenler vardır. Fotoğraftaki onlardan sadece birisi.

Bu ünlü heykellerin içlerindeki boşlukların anlamı hep tartışma konusu oldu. 

Kimi yorumcu, bu boşlukların insanların içlerindeki tarifi imkânsız, bir türlü dolmayan boşlukların sebebini aramak yollara düşmelerini ifade ettiğini söyledi mesela.

Benim yorumum farklı.

Ben sanatçının gezginlerin gittiği yere karışmalarını tavsiye ettiğini düşünüyorum.

“Gittiğiniz yerin bir parçası olun” diyor heykeltraş bana kalırsa, “gittiğiniz yerle bütünleşin”. 

Sadece 1 hafta için bile olsa “burada” olan her şeyi geride bırakıp her şeyinizle “orada” olun diyorum ben de. 

Kendinizi gittiğini yere tam anlamıyla kaptırın, yerelleşin, yerellerin hayat tarzına teslim olun, onların yemeklerini yiyin, onların müziklerini dinleyin.

Ben 1 Hafta boyunca Samos’lu olacağım mesela. Samos hakkında yazacak bir şeyler çıkarsa yazacağım, yoksa kendimi Samos’un güzelliklerine kaptıracağım.

Herkese şahane bir tatil diliyorum.

Artık Elektrikli Araçlara Sahip Olmak İçten Yanmalılardan Daha Ucuz!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Elektrikli otomobiller global pazarı neden ele geçiriyorlar biliyor musunuz?

Hayır ne yazık ki sebep insanların bir anda çevre bilinçlerinin yükselmesi değil. 

Belki Norveç ve Hollanda gibi ülkelerde tüketicilerin çevre bilinci önemli bir rol oynuyordur. Ama küresel dönüşümdeki esas mesele ekonomik. Yani para!

Özellikle teşviklerin uygulandığı yerlere elektrikli otomobil sahipliği, içten yanmalı oto sahipliğinden daha hesaplı hale gelmiş durumda.

Ark Invest’in yaptığı araştırmaya göre ABD’de içten yanmalı motorlu binek araba sahipliğinin maliyeti mil başına 70 sent.  Tesla 3’de bu maliyet 49 sente düşmüş durumda.

Aradaki bu büyük farkın sebepleri arasında enerji tasarrufu ve bakım giderlerinin düşüklüğü büyük önem taşıyor. 

Mevcut durumda teşviklerin de bir rolü var elbette. Ama pil maliyetleri  bugünkü hızıyla aşağıya inmeye devam ederse, teşviklere de gerek kalmayacak birkaç yıl içinde.

Bu arada üretilen elekrikli otomobillerin sayısı arttıkça arabaların kendileri de ucuzlamaya devam ediyor. 

Şu anda en düşük donanımlı Tesla’ların fiyatları 35.000 Dolara kadar inmiş durumda ve tahminlere göre yakın zamanda daha ucuz arabalar da gerçekleşiyor.

Evet, büyük bir devrim tam gözlerimizin önünde gerçekleşiyor.

Siz de bu devrimi benim kadar heyecan verici buluyor musunuz?

Bitcoin’in Öleceğini Öngörenlerin Gülünç Tarihçesi

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

Yenilikçi teknolojilerin öleceğini öngörmek pek çok insanın popüler hobisi.

Bitcoin’in bir gün öleceğini söylemek ise veteran yatırımcı, finansçı ve iş insanlarının en sevdiği iddialardan.

Bu insanlar bir gün haklı çıkabilirler mi?

Belki…

Bitcoin henüz çok yeni bir teknoloji ve geleceğini öngörmek benim gibi sadık Bitcoin yatırımcıları için kolay bir mesele değil.

Ama ilk çıktığı yıl 1.000 dolar yatırsaydınız bugün 2.6 Milyar dolar (Evet, yanlış okumadınız, iki nokta altı milyar) servete ulaşmanızı sağlayabilecek Bitcoin hakkındaki olumsuz görüş sahiplerinin, en azından şimdiye kadar epeyce haksız çıktıkları kesin.

Yukarıdaki resimde bazı ünlü insanların haksız çıkan Bitcoin yorumları yorumu yaptıkları zaman Bitcoin’in değeri var. Şu an itibarı ise Bitcoin 7.600 Dolar seviyelerinde.

Yorumların bazılarını sizin için Türkçe’ye çevirdim:

Peter Shiff – Ünlü Ekonomist (1 Bitcoin 10 Dolarken): “Bitcoin modern zamanların lale balonu hikayesine benziyor.”

Warren Buffet – Gelmiş Geçmiş En Ünlü Yatırımcı (1 Bitocoin 100 Dolarken): “Bitcoinin bir değerinin olduğunun söylenmesi adeta bir şaka. Ondan uzak durun. O temelde sadece bir seraptır.”

Paul Krugman-Nobel Ödüllü İktisatçı (1 Bitcoin 1.000 Dolarken): “Bitcoin kötülüktür.”

Nouriel Roubini- 2008 krizini Öngören Efsanevi İktisatçı (1 Bitcoin 1.000 Dolarken): “Bitcoin bir para birimi değil. O bir ponzi şeması ve kanuni olmayan aktivitelerin kanalı. Ayrıca güvenli de değil çünkü hacklenebiliyor.”

Evet, demek ki neymiş yeni teknolojiler hakkında herkes yanılabiliyormuş.

Eğer ben de yanılıyorsam siz de bu yazıyı bana hatırlatırsınız artık:)

Türkiye Değerli Şirket Üretemiyor!

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Bu aralar çok sayıda dijitalleşme, inovasyon ve girişimcilik konferansına gittim.

Şirketlerimizin ve girişimcilerimizin bu alanlarda yaptıkları o kadar olağanüstü şeyleri dinledim ki, bunca teknoloji ile donanmış şirketlerimizin piyasa değerlerinin uçtuğuna ve yepyeni teknoloji girişimcilerinin inanılmaz değerli şirketler yarattığına inandım ister istemez.

Sonra üşenmedim şirketlerimizin son değerlemelerini bir inceleyim dedim.

Öyle ya, bu kadar muazzam dijitalleşme ve inovasyon işleri yapıldığına göre mevcut şirketlerimizin çok ama çok değerlenmesi, bir yandan da yepyeni teknoloji girişimlerinin anormal değerlemelerle piyasa girmesi gerekir

İncelemelerim sonucunda oluşturduğum tablo aşağıda.

Tablodaki basit ve alçakgönüllü analizim hayallerimi acımasız gerçeklerin zalim denizinde boğuverdi ne yazık ki.

Tablo 10 Mayıs 2019 itibarı ile değerli şirketlerimizin TL ve ABD doları cinsinden değerlerini gösteriyor. (DOLAR/TL Kuru: 6)

Analizimde finansal şirketleri ayrı tuttum (Banka, Leasing Sigorta). Çünkü onlar değer yaratıcı değil, değer yaratmak isteyenlere yardım etmesi gereken kuruluşlar. İşin acısı, halka açık firmalarımızın yarattığı toplam değerin %29’u bu kategoriye ait.

Diğer şirketlerde minimum 10 Milyar TL üzerinde değeri olanları aldım. Buradaki 15 şirketin içinde sanayiciler, telekomcular, holdingler ile bir mağazacı bir de Türk Hava Yolları var. Gördünüz gibi ne yazık ki aralarında 10 Milyar ABD doları değerine bile ulaşan kimse yok.

Finans sektörü şirketleri ve 15 en değerli şirketimizden oluşan liste finansal İstanbul Borsasındaki toplam değerin %71’ini oluşturuyor bu arada. Geriye kalan 500’ün üzerine halka açık firmanın toplam değeri sadece 38 Milyar Dolar civarında.

Tekrar yazıyorum: 500’ün üzerinde şirketimizin toplam değeri sadece 38 Milyar Dolar ediyor.

İlk 15’teki şirketlerimizin tamamı eski endüstrilerin şirketleri ve yaşları da oldukça ileri bu arada. Aralarında bir tane bile yeni teknoloji firması yok. Yine aralarında son 20 yılda kurulmuş bir tane şirket bile yok. İşte listedeki şirketlerimizin kuruluş tarihleri:

Koç Holding 1963, Erdemir 1960, Tüpraş 1955, Turkcell 1994, Enka 1957, Bim 1995, Aselsan 1975, İsdemir 1973, THY 1933, Ford Otosan 1953, Sabancı Holding 1967, Türk Telekom 1840, Şişecam 1935, Arçelik 1954, Anadolu Efes 1976

Aşağıdaki liste ise 2019 itibarı ile Dünya’nın en değerli şirketlerini gösteriyor. 10 şirketin 7’si teknoloji firması. İki finansal kuruluş bir de petrolcu var listenin diplerinde. Şirket değerleri ise Amerikan doları olarak verilmiş.

Bu yedi teknoloji firmasının kuruluş yılları şöyle:

Apple 1976, Amazon 1994, Google 1998, Microsoft 1975, Facebook 2004, 1999, Tencent 1998. Bizim ilk 15 şirketimizden çok daha genç olduklarını kolayca görebiliyorsunuz. Apple ve Microsoft gibi göreceli yaşlı olanlar da kendilerini sürekli olarak yenileyebildikleri için takdiri hak ediyorlar.

Evet, bütün bu dijitalleşme ve inovasyon hikayelerinin sonucu bu işte. Bir tane bile yeni şirketimiz yok. Değerli ve listeye giren şirketlerimizin toplam değeri bile küresel akranlarının küsuratları seviyesinde.

Bundan sonra yeni inovasyon, dijital ve girişimcilik konferanslara daha da büyük bir hevesle gideceğim:)

Starlink Gerçekleşiyor

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Ne yazık ki SpaceX’in yeni uçuşu kötü hava koşulları nedeniyle yarına ertelendi.

Bu uçuşla SpaceX Starlink misyonuna ait 60 internet yayın uydusunu uzaya yerleştirecek.

Elon Musk’ın bugün attığı twite bakılırsa 18.5 tonluk ağırlığı ile bu SpaceX’in şimdiye kadar ki en büyük uzay sevkiyatı olacak.

Gönderilecek ilk 60 uydu sayesinde 1 terabitlik band genişliğinde internet yayınına kavuşacağız. Ancak ilk aktivasyon için 6 seferin daha yapılması ve 360 uydunun daha uzaya yerleştirilmesi gerekiyor.

Bütün Dünya’da ciddi bir kapsama alanına kavuşmak içinse SpaceX’in 12 sefer daha yapması lazım. O zaman dünyanın hemen hemen her yerinden geniş band internet erişimi mümkün olacak.

Elon Musk dünyayı değiştirmeye devam ediyor. Heyecanla takipteyim ve bıkmadan paylaşıyorum.

Umarım siz de bıkmıyorsunuzdur.

Yaş 51, Yeni Kariyerimde İlk Günüm!

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

51 yaşındayım. Bizim annelerimizin, babalarımızın çoktan emeki olup bir sahil kasabasında yaşamlarının gerisinin tadını torunlarının yolunu gözleyerek ya da arkadaşları ile okey oynayarak çıkarmaya başladıkları bir yaş bu.

Ama ben yepyeni projelerin peşindeyim ve kariyerimde önemli değişiklikler yapmayı hedefliyorum.

Şimdiye kadar daha ziyade eğitimcilikten ve konuşmacılıktan para kazanırken, hayatımın bundan sonrasında podcaster olmayı, güçlü bir video blogu kurmayı ve bir yandan da yatırımcılık yapmayı hayal ediyorum.

Beni takip edenleriniz bilirler, bu konularda epey de yol aldım ve almaya devam ediyorum.

Read more

Bitcoin Yükseliyor!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bitcoin 8.000’inin üzerinde açtı günü:)

Umarım Bitcoin burayı yeni destek noktası olarak inşaa ediyordur. Tabii bu Bitcoin, sağı solu hiç belli olmaz. İhtiyatı asla elden bırakmamak lazım:)

Bitcoin’in değerindeki bu ani yükselişi tetikleyen unsurlar kesinlikle manipulatif olabilir.

Benim gibi uzun vadeli yatırımcıları motive eden temel faktörler ise şunlar:

1-) Piyasalarda tırmanan belirsizliklerin insanları Bitcoin’i alternatif bir yatırım aracı olarak görmeye itmesi. Özellikle ekonomisi hızla bozulan Çin’de Bitcoin’e ilgi büyük mesela.

2) Fidelity gibi kurumların müşterilerine Bitcoin yatırımı yaptırmaya başlamaları. Buna “Bitcoin’in Kurumsallaşması” adı veriliyor. Kurumsallaşmak Bitcoin’in ruhuna aykırıysa da fiiliyatta olan bu.

3)Müşterilere dijital varlıklarını basitçe, güvenli ve verimli bir şekilde satın alma, satma, depolama ve harcama olanağı sağlayan açık, kesintisiz bir global şifreleme platformu ve ağı olan Bakkt’ın hizmet verme tarihinin yaklaşması. Bakkt BCG, Microsoft ve Starbucks’ın ortaklaşa kurduğu bir yapı bu arada.

4)Bitcoin’in bankacılık sisteminin zayıf olduğu Sahara Altı Afrika gibi yerlerde en büyük ödeme aracına dönüşmüş olmasının yarattığı dev işlem hacmi.

Evet, heyecan dorukta. Bakalım Bitcoin’i neler bekliyor önümüzdeki günlerde.

İnovasyon Yapacaksınız Saçmalayın!

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

Mantıklı olmak iş hayatında pek önemsenen bir beceri.

Her kararımızın mantıklı, rasyonel analizlerle beslenebilir ve ön görülebilir sonuçlara dayalı olması ve kapsamlı müşteri anketleri ile desteklenmesi pek kıymetli.

Belki de tam bu yüzden inovasyon yapamıyoruz.

Çünkü saçmalamaktan ödümüz kopuyor. Oysa bugün başarısını hepimizin takdir ettiği pek çok iş fikri başlangıçta inanılmaz saçma gözüküyordu.

İşte size çok başarılı olmuş bazı ürün ve hizmetlerin ilk ortaya atıldıklarında herkese saçma gelene değer önermeleri.

Read more

Telegram Kanalım Yayında

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bütün Bağlantılarıma ve Takipçilerime Selamlar,

Bildiğiniz üzere hazırladığım makaleleri, videoları ve podcastleri sizlere LinkedIn, Twitter ve BoraOzkent.Com aracılığıyla düzenli olarak ulaştırıyorum. Ama bu platformların azizliklerinden dolayı bazı içeriklerimi göremiyor olma ihtimaliniz var.

Bu nedenle uzun zamandır size bu içerikleri anlık ulaştırabileceğim bir mesajlaşma uygulamasını kullanmayı düşünüyordum ve sonunda sunduğu birçok avantaj dolayısıyla bir Telegram kanalı oluşturmakta karar kıldım. 

Peki bu kanala abone olduğunuzda nasıl bildirimler alacaksınız? Ne tür içerikler göndereceğim?

1. Değişen ve dönüşen dünyaya ayak uydurmanız için izlemeniz gereken yollar. 

2. Geleceği daha iyi kavramanızı sağlayacak haberler, öneriler, uyarılar. 

3. Sınırlarınızı yıkmak, potansiyelinizi tam anlamıyla kullanabilmeniz için yapmanız gerekenler.

Kısacası Telegram kanalımız günlük bir rehber niteliğinde olacak diyebiliriz.

Haddini aşmak isteyen herkesi beklerim 🙂 

Telegram kanalıma bu linke tıklayarak kanala katılabilirsiniz: https://t.me/boraozkent

Girişimcilik Hayalleriniz mi Var, O Halde Bugün İşte Daha Fazla Sorumluluk Alın!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Girişimcileri beyaz yakalı profesyonellerden ayıran en önemli fark daha fazla sorumluluk almaları.

Çünkü bir girişimcinin işleri ters gittiğinde başkalarını suçlayarak sorumluluklarından kurtulması mümkün olmaz. 

Maaşların, borçların, vergilerin her ne olursa olsun ödenmesi gerekir, girişimci kendi dışındaki faktörlerden yakınarak bunlardan yırtamaz. Ve eğer bu sorumlulukları yerine getiremezse hayatı mahvolur.

Girişimcilerin profesyonellerden daha fazla para kazanmalarının nedeni de bu zaten; daha fazla sorumluluk almaları.

Read more

Bırak Beyinlerimiz Konuşsun!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Washington Üniversitesi’nin bilim insanları gerçek insan beyinlerini birbirilerine bağlamayı başardılar.

Üçer kişiden oluşan beş takım üzerinde yapılan deneylerde denekler kurulan “brainnet”ler (beyin şebekesi) üzerinden birbirileriyle sadece düşünerek iletişim kurmayı başardılar.

BrainNet deneklerin beyinsel faaliyetlerini Electroncephalogram (EEG) üzerinde katalogladıktan sonra transkraniyal manyetik uyarımlarla şebekenin diğer üyelerine mesaj olarak gönderebiliyor.

Tetris’in basitleştirmiş bir versiyonunun oynandığı ve iki deneğin üçüncü deneğe beyin sinyalleri göndererek basit talimatlar verdiği deneylerde %81 oranında başarıya ulaşmış durumda.

Elbette gönderilen sinyaller ve kurulan beyin iletişim seviyesi son derece basit şimdilik. Ama çalışmalar devam ederse ilerde insanların hiç konuşmadan sadece beyin dalgaları ile iletişim kurması mümkün olacak.

Nasıl, fikir ürkütücü mü yoksa ümit verici mi geldi size?

Çevre 1 Numaralı Öncelik Olmalı!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Dünya 4.6 milyar yaşında.

Gelin hesaplamayı basitleştirmek için onun 46 yaşında olduğunu varsayalım.

Bu durumda insanoğlu olarak altı üstü 4 saattir bu güzel gezegeni diğer canlılarla paylaşıyoruz.

Ya da pek paylaşmıyoruz, hepsini kendimiz için istiyoruz.

Çünkü bu hesaba göre sanayi devrimi başlayalı ise sadece 1 dakika oldu ve bu kadar kısa bir sürece ormanların %50’sini yok etmiş durumdayız.

Bu sürdürülemez.

Çevrenin hepimizin bir numaralı önceliği olması gerekiyor.

Bir numaralı.

Hepimizin.