Her Şeyi Bilenlerin Memleketi Burası

Announcing her impressive speechDün televizyonda bir tartışma programına denk geldim. Kendilerine “futurist” ünvanı yakıştıran bir takım insanlarla geleceğin neye benzeyeceği üzerine sohbet ediliyordu.

Güzel, geleceği konuşanları severim.

Yapay zeka dünyayı ele geçirecek, 3 boyutlu baskı ile herkes üretici olacak, Bitcoin devletleri yıkacak tadında geyikleri kim sevmez ki? Hele gelecekte hangi meslekler popüler olacak gibi can alıcı meseleler de konuşuldu ki,  bunlar herkesin ilgini çeker elbette.

Sonra spiker “Sizce gelecekte din adamlığı diye bir meslek olacak mı?” diye soruverdi.

Read more

Montenegro’ya Cennet Betona Teslim Olmadan Gidin

kotor-slider-01

Kızımı sömestr tatilinde Montenegro’ya (Karadağ) götürdüm.

İtiraf etmem gerekirse hem ziyaret, hem ticaretti amaç. Bir iki arkadaşımdan iyi gayrimenkul yatırım fırsatları olduğunu duymuştum. Bir de oldukça düşük maliyetlerle şirket kuranlara hızlı oturma izni çıkarıldığı söyleniyordu. Memleketimizin durumları malum, incelemek istedim Montenegro’yu.

Türkçe ismiyle Karadağ’ın doğasına denilecek söz yok. Dağların dimdik yamaçlarla denizle buluştuğu ülkenin kıyıları boyunca öyle çok güzellik var ki, insan fotoğraf çekmeye doyamıyor.

Read more

Bir İşine Özen Şaheseri: La La Land

la-la-land-afis

Bazı insanlar işlerini o kadar özenerek yapıyorlar ki, sonunda ortaya koydukları ürünün kaçınılmaz bir kaderi oluyor: “Şaheserlik” mertebesine yükselmek.

Bir önceki eseri Whiplash’de caz davulcusu olma yolundaki bir gencin inanılmaz mücadelesini nefes kesici bir filme dönüştüren yönetmen Damien Chazelle, La La Land (Aşıklar Şehri) ile pek çoğumuzun pek de hoşlanmadığı bir türe, yani müzikale, yepyeni bir soluk getiriyor ve kelimenin tek anlamıyla “büyüleyici” bir deneyim yaşatıyor izleyicisine.

Whiplash ve La La Land’in genetik kardeşler olduğu çok açık. Her ikisinde de sanat aşığı gençlerin hayallerine ulaşmak için giriştikleri ümitsiz, yorucu ve yıldırıcı serüvenlere tanık oluyoruz. Ama Whiplash’in sert atmosferinin tersine La La Land aşk, müzik, estetik, romantizm ve şıklık dolu, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir dünyanın içinde anlatıyor hikayesini. Read more

Apple’de Ters Giden Bir Şeyler Var!

Süper karlı ve hala peynir ekmek gibi telefon satan dünyanın en değerli şirketi hakkında olumsuz yorum yazmak biraz ters gelebilir size.

Ama yıllardır olağanüstü ürünlerini büyük bir keyifle kullandığım ve fanatik müşterisi olduğum Apple’in iyiye gitmediğini kendi deneyimlerimle hissediyorum.

Evet son aldığım Apple ürünü olan IPad Pro müthiş bir ürün (saçma sapan kalemi hariç) ama onun dışındaki Apple ürünleri ile olan ilişkilerimde hızlı bir bozulma var. Eski özenli müşteri deneyimini ve harika tasarımları bulamıyorum artık Apple’de. Read more

Cinque Terre, Kurban Bayramı, Değerlerine Sahip Çık!

cinque-terre-italy

Bir süre önce İtalya’nın Cinque Terre bölgesi ve çevresinde kısa bir tatil yaptık. Çok keyif aldığım, herkese şiddetle tavsiye edeceğim türden bir bölge burası.

Nefis mimariye sahip sahil kasabaları, “buralarda zaman durmuş” dedirten bir dokunulmamışlık hissi, pırıl pırıl denizi, şahane ve hiç de pahalı olmayan yeme içme imkanları ile tam bir tatil cenneti Cinque Terre…

Ama bence Cinque Terre’yi özel kılan en önemli faktör bölgede yaşayan İtalyanlar’ın kendilerine has yaşam tarzlarına ve değerlerine sahip çıkmaları.

Read more

Maldivler: Cennet Turizmi

honeymoonZihninizde canlandırdığınız cennet nasıl bir yer? Her birimizin hayal gücünün sınırları bize başka imgeler doğuruyor değil mi? Ben size benimkini anlatayım

Üzerinde neredeyse hiç beton bina olmayan, tropik ağaçların bembeyaz kumların içinden masmavi gökyüzüne yükseldiği ve duyabildiğiniz yegane sesin usul usul kıyıya çarpan dalga sesleri olduğu mavi yeşil bir ada düşünün. Ayak bastığınız andan itibaren, bugüne kadar bildiğiniz, deneyimlediğiniz her şey engin bir durulukta başkalaşıyor ve huzurun sizdeki tanımı değişiyor.

İşte Maldivler’deki 1.200 adadan biri olan Baros’a ilk ayak bastığımız anda kendimizi cennette hissetmemizin sebebi de buydu.

Read more

Kenya’da Safari – Hayata Bakışınızı Değiştirecek Bir Deneyim

Aslında pek de hevesim yoktu Safari yapmaya. Yıllar önce Güney Afrika’da Johannesburg yakınlarında SunCity denen yerde tek günlük bir safari yapmış ve yaşadığım deneyimi oldukça hayal kırıcı bulmuştum.

Bir aracın içinde bir patikayı izleyerek hayvanları zaten bilinen sabit yerlerinde uzaktan dürbünle izlemenin, hayvanat bahçesi gezmekten pek de farklı olmayan, sıkıcı, emeklilik dönemine bırakılması gereken, sıradan bir turistik faaliyet olduğunu düşünmüştüm.

Lakin yeni bitirdiğim Kenya safarisinden sonra anlıyorum ki ben sadece bir safari yaptığımı sanmışım SuncCity’de. Gerçek safari meğerse bambaşka bir şeymiş. Ve bir kez iyi bir safari macerası yaşayan insanın iflah olmaz bir safari bağımlısı haline dönüşmesi gerçekten kaçınılmazmış. Şimdiden Tanzanya Serengeti’deki yeni safarimizi planlamaya başladım, o kadarını söyleyeyim.

İyi bir safari, insanoğlunun keşfetme, kovalama, avlanma (tabii fotoğraf avından bahsediyorum), araştırma ve öğrenme gibi tüm güdülerini harekete geçiren, sabır ve kararlılığını test eden, asla rutinleşmeyen, her gün yeni sürprizler sunan, eğlenceli, kimi zaman ürkütücü, doğaya, hayvanlara ve büyük dengeye hayran kalmanızı sağlayan inanılmaz bir deneyim.

Kenya Safari’si inanıyorum ki benim ve bu eşsiz macerada bana eşlik eden 7 yaşındaki kızım Ece’nin hayat görüşünü değiştirdi, asıl önemli olanın ne olduğunu bize çok güzel gösterdi, doğanın tadına varmanın insanoğlu için nasıl vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu zihinlerimize kazıdı.

Hiç safari yapmamış ve Afrika’yı tanımayan insanlar için nereye gidileceğini belirlemek, mevsime en uygun safari bölgesini seçmek, en iyi rehberleri bulmak, konaklama imkanlarını incelemek ve tabii ki güvenlik sorunlarını çözmek hiç de kolay değil.

Afrika devasa bir kıta, pek çok safari bölgesi var, buralarda yaşayan hayvanlar birbirilerinden çok farklılar, iklim durumu ve hayvanların göç dönemi gibi unsurlar safaride neler yaşayacağınızı kökten değiştirebilir, konaklama imkanları mobil çadır kamplarından, inanılmaz şıklıktaki lodgelara kadar değişiklik gösteriyor, güvenlik çok kritik ve iyi bir rehberiniz yoksa safarinizin sıkıntılı bir yolculuğa dönüşmesi işten bile değil.

Tüm bu nedenlerle bir seyahat acentası ile yola çıkmak en iyisi. Ben de şanslı bir kul olduğumdan mıdır nedir, Far’n Away Travel’e denk geldim araştırmalarım sırasında. Lüks seyahat kategorisinde pek çok ödüle sahip bu acentenin kurucu ortaklarından Meltem İskit’in rehberliği ile tura çıkma çıkma şansını bulmam ise sevilen bir kul olduğumun ispatı bence.

Üsküdar Amerikan Koleji ve Boğaziçi İşletme mezunu olan Meltem İskit turizm sektörünün alışılagelmiş rehberlerine hiç benzemiyor.

Kendim de gençlik yıllarında turist rehberliği yapmış ve bu işleri az çok bilen birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, Meltem Hanım kadar işine çılgınca tutku ile bağlı, gezdirdiği yerlerin her karışını bilen (ve safari boyunca karşılaştığımız tüm hayvanları yakından tanıyan), bildiği her şeyi coşkuyla aktaran, size her adımda yardımcı olan ve hayatınızı kolaylaştıran bir rehbere daha önce hiç rastlamamıştım.

İyi bir acente, harika bir rehber ve son derece keyifli tur arkadaşları ile Kenya Safarisine çıkmak zaten harika bir başlangıçtı. Kızım Ece’nin doğayla bu şekilde tanışacağı fikri beni müthiş heyecanlandırıyordu. Peki turda neler mi oldu, neler gördüm, neler deneyimledim, hangi hayvanlarla karşılaştım ve nelere tanık mı oldum? O da bir sonraki yazımın konusu olsun.

Tokyo Gezisi İzlenimlerim Son – Görülmesi ve Yapılması Gerekenler

Aslında başkalarına neyi görüp görmeyeceklerini, neyi yapıp yapmayacaklarını önermekten biraz çekinirim. Özellikle de Tokyo gibi büyüleyici bir şehri, gizemlerle dolu Japonya’yı ve Japon insanını keşfetmek herkesin bireysel tercihlerine bırakılmalı. Nitekim benim önerilerim de kendi zevklerime ve tercihlerime göre, değerlendirip değerlendirmeyeceğiniz tamamen size kalmış.

İşte Tokyo önerilerim.

Konaklama:

Metro istasyonuna yakın bir yer seçtiğiniz sürece Tokyo’nun her semtinde kalabilirsiniz. Her yer güvenli ve belli standartların üzerinde konaklama olanakları sunuyor. Biz Airbnb’den son anda bulduğumuz Ningyocho İstasyonuna yakın bir evde kaldık. Burası turistik olmayan ama turistik yerlere yakın bir bölge. Son derece rahattı. Read more

Tokyo Gezisi İzlenimlerim-2: Dünya’nın Güvenli Megapolünde Kaybolmaya Ne Dersiniz?

lost_in_translation-window
Tokyo’da Geçen Ünlü Lost in Translation Filminden Bir Sahne

Aslında bu bölümde yazacaklarım Tokyo’ya özel değiller. Bir Japonya gezisinin tamamında burada anlatacaklarımı deneyimliyor olabilirsiniz.

Genelde Japonya özelde ise Tokyo insana iki zıt duyguyu aynı anda yaşatıyorlar.

Birincisi etrafınızda olan bitenlerin çoğunu anlamadığınız için yaşadığınız şiddetli bir kaybolmuşluk duygusu.

Bu duyguya kapılmanızın nedeni metrolardaki istasyon isimlerinin dışında kalan hemen hemen her şeyin sadece Japon alfabesi ile yazılmış olması. Hiç bir şey okuyamıyorsunuz ve kendinizi okuma yazma bilmediği için etrafındaki dünyayı anlamakta zorlanan 6 yaşındaki bir çocuk gibi hissediyorsunuz. Read more

Tokyo Gezisi İzlenimlerim-1: Dünya’nın En Büyük Kentine Hoşgeldiniz!

skytree-tokyo-distance-2
Skytree’den Tokyo Görünümü

Şimdiye kadar gezdiğim yerleri hiç yazmadım.

Ama yeni bir ülkenin keşfinde ve seyahat öncesi hazırlıklarda gezi yazılarının inanılmaz faydalı olduğunu gördükçe benim de çorbada bir tuzum olsun, maceracı gezgin ruhlara bir yararım dokunsun istiyorum. Hem yazdıklarım sayesinde yaşadıklarımı kendim için de güçlü birer anıya dönüştürmüş olacağım.

Gidilecek ülkede nerelerin görülmesi gerektiğine dair rehber niteliğindeki içeriklerden bolca olduğunu gördüğüm için, ben biraz daha farklı bir yol izlemek, gezdiğim yerledeki ilginçlikleri, fark yaratan istatistikleri, kültürleri, insanları, yemekleri, ekonomileri ve oralardaki yaşama dair izlenimlerimi paylaşmayı düşünüyorum.

Ve tabii yeri geldikçe mutlaka görülmesi gereken yerlerden de bahsedeceğim. Read more

Facebook’u Tamamen Yanlış Anlayan Bir Marka: Mea Evleri

Screen Shot 2015-03-24 at 23.07.19Bugün Facebook’tan ilginç bir arkadaşlık teklifi aldım.

Hayır ne yazık ki ilginç bir sanatçıdan, bir bilim adamından ya da ünlü bir iç çamaşırı mankeninden gelmedi teklif.

Teklif Mea Evleri diye Ankara’da pazarlanan bir siteden geldi. Evet, bir site benimle arkadaş olmak istiyordu:)

Onayla tuşuna bassam acaba nasıl bir arkadaşlığımız olur diye düşünmedim değil. O bana sitenin bahçesinde yürüyüş yapmayı ya da akşam pazarlamaya çalıştığı villalardan birisinde romantik bir akşam yemeği önerecekti herhalde?

Değerli Mea Evleri yönetimi. ne yazık ki siz bu Facebook işini tamamen yanlış anlamışsınız. Facebook’da insanlar markalarla değil, diğer markalarla arkadaş olmak istiyorlar. Sırf FB’de değil, insan yer de akranları ile arkadaşlık etmek ister, site markaları ile değil.

Aklınızdan aramızda nasıl bir arkadaşlık oluşacağını geçiriyorsun bilmem ama ben senin bildiğin erkeklerden değilim Eyyy Mea Evler! Lütfen beni bir daha rahatsız etmeyin, kendi akranınız olan diğer sitelerle arkadaşlık edin.

Rica edeceğim.