Ev Güvenlik Sistemlerinin Pabucu Dama Atılıyor, Çok Şükür

Sizde durum nedir bilmiyorum. Ama İstanbul gibi riskli büyük şehirlerde yaşayan insanların evlerini güvenli hale getirmek için epeyce para harcadıkları bir gerçek.

Bizim evimizde de aylık abone ücretini hiç aksatmadan ödediğimiz bir alarm/güvenlik sistemi var. Sorun şu ki, bu sistemden hiç ama hiç memnun değiliz.

İşte size sistemle ilgili bir kaç sorun: Read more

Sizin Üst Yöneticileriniz de Birer Luddist Olmasın Sakın?

Luddistler 19. Yüzyılı’ın başlarında İngiltere’de gerçekleşen sanayi devrimine -zaman zaman şiddete de başvurarak- karşı çıkan ve bir ara büyüklüğü yüzleri bulan ciddi bir silahlı güç haline gelen bir topluluğun üyeleridir. Bugün de yeni teknolojilere direnenlere Luddist deniyor.

Sanayi devrimi öncesinde hayatlarını dokuma ve tekstil endüstrisinden kazanan zanaatkar ve işçilerden oluşan Luddistler, buhar makinalarının yol açtığı değişikliklerden hiç hoşnut değillerdi. Yeni teknolojiler sayesinde artık onlar gibi çalışanlara ihtiyaç duyulmuyor, vasıfsız işçiler yerlerini alıyordu.

Read more

Yapay Zeka Eğitimi Nasıl Değiştiriyor?

Hayır, henüz Matrix filminde olduğu gibi beynimize bir çip takarak yeni becerileri şimşek hızı ile öğrenemiyoruz. Bu tür teknolojilerin yakınında bile değiliz şimdilik.

Ama ünlü yabancı dil öğrenme aplikasyonu Duolingo’nun yapay zekayı ve büyük veriyi kullanarak insanların öğrenme davranışları konusunda elde ettiği iç görüler eğitimin gelecekte neye benzeyeceği konusunda önemli ipuçları sunuyorlar.

Read more

Türkiye İçin Umutlandım

Geçtiğimiz hafta sonu Kocaeli Bilişim Fuarı’nda İnovasyon, Endüstri 4.0 ve Yapay Zeka üzerine bir konuşma yapmak üzere davet edildim.

Fuar alanına girdiğimde misafirlere şöyle bir göz gezdirdim. Bir çoğu hafta sonu çocuğunu robot görsün de oyalansın diye getirmiş aileler veya okul etkinliği olarak zorla otobüse doldurulmuş mutsuz gençlerden oluşuyordu.

Yani bana öyle gelmişti.

Ancak itiraf ediyorum ve çok mutluyum ki, büyük yanılmışım.

Read more

Sağlık Sistemini Yıkacak Girişimciler Yok mu?

Bu aralar ailedeki bazı sağlık sorunları yüzünden yolumuz bolca hastenelere ve doktorlara düşüyor ne yazık ki. Ve gerek hastanelerle, gerekse doktorlarla olan her temasımızda sağlık sisteminin ne kadar ilkel ve çağdışı bir iş modeline sahip olduğunu üzülerek gözlemliyorum.

Klasik sağlık sistemi kabaca şöyle çalışıyor:

Önce hastalanıyor, bir teşhis konması için doktora başvuruyorsunuz. Eğer kanser gibi karmaşık bir hastalığınız varsa tek doktorun teşhisine asla güvenemediğinizden bir kaç hastane geziyorsunuz. Genellikle her doktor farklı teşhis koyuyor ve farklı tedaviler öneriyor. Eğer farklı disiplinlerden doktorlara ihtiyacınız varsa işler daha da karmaşıklaşıyor, birbirinin tam zıttı görüşler dinliyor, aralarında işbirliği yaratmak için şahsen çabalıyorsunuz.

Read more

Bazen Durun, Rüyalara Dalın, Kendinizle Baş Başa Kalın!

beautiful girl sitting at table and looking upİş hayatında koşuşturma hiç bitmez.

Hele hele kurumsal dünyada, toplantıların, sunumların, proje terminlerinin sonu gelmez. Bu tür koşuşturmalı bir hayat yöneticiler tarafından sürekli teşvik de edilir, kimse etrafta boş gözlerle hayallere dalmış insanlara görmeyi istemez.

O yüzden de şirketlerden Einstein’lar çıkmıyor ya zaten; kimsenin hayal kuracak, kendinle baş başa kalacak zamanı yok.

Oysa çok sayıda araştırma ve ünlü inovasyon hikayesi büyük yaratıcı fikirlerin insanların hayal kurduğu, kendileri ile baş başa kaldığı , doğada sakin sakin yürüyüş yaptığı zamanlarda ortaya çıktığını gösteriyor.

Einstein gündüzleri bile hayal kurmaya vakit ayıran şahane yaratıcılardan. Modern fiziğin temellerini atan “izafiyet teorisi” onun gündüzleri bile hayal kurmasının sonucunda ortaya çıkıyor mesela.

Einstein bir ışık hüzmesinin üzerine binip tıpkı yolculuk yapmanın neye benzeyeceğini hayal etmeye çalışıyor bir gün.

Kendisi de ışık hızı ile aynı hızda seyahat ediyor olacağından ışık hüzmesinin kendisine donmuş ve hareketsiz gözükeceğini tahmin ediyor. Belki bu hayali kurduğu anda Einstein ne kadar önemli bir buluş yaptığının farkında bile değildi. Sonrasını ise tarih yazıyor.

Ünlü girişimcilerden, mucitlere ve sanatçılara kadar, yaratıcı fikirleri ile ünlü tüm oyun değiştiricilerin kendilerine, hayallerine ve düşüncelerine zaman ayırmak konusunda ritüelleri var. Mesela Steve Jobs uzun yürüyüşleri ile çok meşhur.

Hadi, kendinize zaman ayırmanın yolunu bulun hemen. Haftada bir kaç saati kendi başınıza, hayallerinizle, düşüncelerinizle baş başa geçirmenin tadına bir varın, bir daha asla vazgeçemeyeceksiniz. Yoksa oyunu değiştirmeniz mümkün değil zaten.

Hoşaf Projesini Çok Beğendim. Nokta.

trt-de-duzenlenen-programda-organik-hosaf-projesi-finale-kaldi-1502106143_0Evet açıkça söylüyorum, girişimcilik ve inovasyon konularında yıllardır danışman olarak çalışan, bu alanlarda kitaplar ve makaleler yazan birisi olarak ben Hoşaf Projesini çok beğendim.

Ve evet projeye yatırım yapmayı detaylarını anladıktan sonra pekala düşünebilirim.

“Annemin yaptığı hoşaf organik değil mi, bunun neresi yaratıcı?” diyenlerin projeyi dinlemediklerine sadece ismine ve girişimci hanımın kıyafetine takıldıklarına eminim.

Read more

Yürümeyi Nasıl Öğrendiniz?

n-TODDLER-WALKING-628x314

Yürümeyi öğrendiğimiz yaşta, adım atmayı nasıl kıvırdığımızı, bu beceriyi nasıl geliştirdiğimizi hatırlamak imkansız.

O halde çocuğunuzu, yeğeninizi, arkadaşınızın bebeğini vs düşünün.

Şöyle bir diyaloga denk geldiniz mi?

“Hadi şimdi ayakta dur, bir bacağını kaldır öne uzat, diğeri geride kalsın, sonra öteki bacağını alıp diğerinin yanına getirirken, diğer bacağını yine öne doğru uzat..”

Ya da “Yürümeyi öğrenmenin 5 yolu” gibi heyecanlı bir videoya denk geldiniz mi?

Yürümeyi öğrenmenin tek yolu, yapmaktır. Yani denemek!

Herkesin başka yöntemi vardır. Kimi önce emekler, zemine alışır, yol almanın keyfini yasar, sonra yürür. Kimi hiç emeklemeden direkt ayağa kalkar. Ama hepimiz yürümeyi öğrenirken defalarca popomuzun üzerine düşüp yeniden kalkarız, doğru yöntemi deneyerek öğreniriz. Bu doğanın kanunu!

Yapmak istediğiniz hiç bir şeyi birinin size öğretmesini beklemeyin. Öğrenmek; denemekle yani yapmakla başlar.

Aklınızda süper bir fikir var mesela!

Oyun hamuru gibi düşünün. Beklemeyin, hamuru şekillendirmeye girişin. Yaptıkça kendi yolunuzu bulur, eşsiz bir oyunu değiştiren olursunuz.

Hadi atın o ilk adımı!

İnovasyon Rüyası Gören Yöneticilere Açık Mektup!

Vintage opened envelope with message on wooden boardSevgili yönetici arkadaşım;

Ekibindeki insanları önemsediğini, başarılı olmalarını istediğini ve harika işlere imza atmayı arzuladığını biliyorum. Ne de olsa ekipteki başarılı işler, senin başarın olacak.

Buraya kadar gayet güzel..

Çalışanlarına yeni şeyler bulalım, fark yaratalım dediğini de duyuyorum, zira hangi yönetici bunu istemez ki?

Gelelim bunların yaratılmazı için çalışanlarına hazırladığın ortama..

Read more

Türk Yöneticilerin Sunum Formatı Tutkusu

778_YW5ncnktYm9zcy1wcm9ncmFtbWVy.jpgEğitim verdiğim hemen hemen tüm şirketlerde, beyaz yakalının yaratıcılığı öldüren çok benzer yaralar var. Bunlardan en önemlilerinden biri de Türk yöneticilerinin sunum formatı tutkusu!

Bir yönetim sunumu mu hazırlanacak, beyaz yakalıya mail geliyor, ekteki formatı kullan! Ya da çalışanın tutkuyla hayata geçireceği bir projesi var ve sunum yapması gerekiyor. Punto x olacak, başlık büyük yazılacak, mutlaka abc bilgileri sunumda yer alacak, KPI’ları unutma vs vs..

Böyle bir sınırlandırma içerisinde bir çalışanın yaratıcı bir iş çıkarması mümkün mü?

Read more

EQ Yoksa İnovasyon da Yok

iq-vs-eq

Geçen günkü yazımda yapay zekayla baş edebilmek için duygusal zekanın öneminden bahsetmiştim. Yapılan onlarca araştırma EQ’nun aynı zamanda yaratıcılık ve inovasyon süreci için de en önemli parçalardan birisi olduğunu kanıtlıyor. Neden mi?

Duygusal zekayı kısaca; kişinin kendisinin ve başkalarının duygularının farkında olması ve yönetebilmesi olarak tanımlıyoruz.

Ekip olarak bir probleme çözüm bulmaya çalıştığınızı hayal edin ya da yenilikçi bir fikir peşindesiniz. Ekiptekiler duygusal zekadan mahrumsa bakın neler oluyor?

  • Öne sürülen fikirleri dinlemeyen ve anında çürüten bir dizi insan,
  • Yaratıcılık için sağ beyni harekete geçirmeden fikir bulmaya çalışan bir topluluk
  • Gözlem ve empati yoksunluğu nedeniyle müşterinin beklentisini anlayamayıp dönüp dolaşıp aynı kararları verme
  • Rekabetçi ve gergin bir ortamda inovasyonun barınamaması

Daha da sayabilirim..

Günümüzde şirketler yavaş yavaş duygusal zekanın önemini kavrasa da henüz beklediğim seviyede değil. EQ konusu daha çok kişisel gelişim kapsamında değerlendiriliyor ki tamamen yanlış.

Geleceğe hazırlanmak ve oyunu bugünden değiştirmek istiyorsanız kolları sıvayıp, bu konuya kafa yormaya başlayın.

Zamanı geldi de geçiyor!

Haplar Hapı Yutmak Üzere

implant6Aranızda antibiyotik tedavisini yarım bırakanlar ya alması gereken ilacı sık sık unutanlar var mı? Ben kesinlikle onlardan birisiyim.

Neyse ki bu probleme oyun değiştirici yeni çözümler geliyor.

Mesela kibrit çöpü büyüklüğünde, deri altına yerleştirilen ve doğru zamanda doğru dozda ilacı doğrudan bünyenize gönderen cihazlara ne dersiniz?

Titan Pharmaceuticals ve Braeburn Pharmaceuticals gibi firmalar tarafından piyasaya sürülmeye başlayan bu tip ürünlerin hem ilaç tüketiminde ciddi tasarruflar sağlayacağı, hem de ilaç tedavilerindeki başarıyı artıracağı düşünülüyor.

Bayılıyorum böyle oyun değiştirici çözümlere ve sabırsızlıkla bekliyorum yaygınlaşmalarını.

Ford Neden Bisiklet İşine Giriyor?

2-why-a-car-company-invested-in-bike-share

T Modeli ile otomobil endüstrisinin gerçek yaratıcısı olan dünyanın en büyük üreticilerinden Ford’un, bisiklet kiralama işini yatırım yapmaya başlamasını nasıl açıklarsınız?

Bence çok akıllı bir yönetim takımının olması ile açıklayabilirsiniz.

Bir süre önce misyonunu otomobil üretiminden, mobilite sağlayıcı hizmetlere dönüştüren Ford, elbette araç üretiminden vazgeçmiyor.

En azından şimdilik.

Ama 2030 yılında dünya nüfusunun %60’ının büyük şehirlerde yaşayacağını öngören Ford, bu yoğun nüfuslu karmaşık yapılar için otomobilden daha iyi çözümler geliştirilmesi gerektiğinin farkında. Read more

Londra’nın Siyah Taksileri Uber’e Karşı…

78878metrocab-1920x1000

Uber bu aralar etik skandallarla sallanıyor. Şirkette kadınların taciz edildiği, Uber sürücülerinin köleleştirildiği gibi iddialar aldı başını gitti. Yatırımcılar bu sevimsiz gelişmelerden sorumlu tuttukları şirketin kurucu CEO’su Travis Kalanick’e zorla el çektirdiler geçenlerde.

Ama Uber yine de büyümeye devam ediyor.

Bu büyümenin bedelini ödeyenlerin en başında ise geleneksel taksilerin sürücüleri geliyor tabii ki.

Read more

Amazon Echo ile Moda Endüstrisini Yıkmaya Hazırlanıyor

71ieIpLFXiL._QL70_Amazon  dünyayı ele geçirmeden rahat etmeyecek sanırım; şimdiki hedefi moda endüstrisindeki geleneksel oyunu kökten değiştirmek.

Amazon’un sesli asistanı Echo’nun gözleri de var artık. Bu gözlerle sizin fotoğrafınızı çekiyor, giyim tercihinizi değerlendiriyor, yağmur gibi bir beklenti varsa sizi uyarıyor ve tabii ki yeni giyim önerilerinde de bulunuyor. Videosu aşağıda. Read more

Bir Günde 467.000.000 Paket Sevk Etmek?

main-picture-e1408432463188-700x329Genelde yazılarımın bir mesaj kaygısı olur. Bugünse hiç bir mesaj kaygım yok. Sadece şaşkınlığımı ve hayranlığımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Büyük oyun değiştirici Jack Ma’nın kurduğu Alibaba, hiç şüphesiz son yılların en göz alıcı girişimlerinden. Size Alibaba ile ilgili bir kaç dudak uçuklatıcı istatistik vereyim.

Tüketiciler 11 kasım 2015’in ilk sekizdakikasında Alibaba’dan tam 1 milyar dolarlık alışveriş yapmışlar. Sadece 8 dakikada.

Amerika’lıların ünlü “Black Friday” indirim günün Çin versiyonu olan “Bekarlar Günü”ne denk gelen 11 Kasım 2015 bittiğinde Alibaba’nın günlük satışı 14 Milyar doları bulmuş.

Bir günde 14 MİLYAR DOLAR…

Peki bu ciroyu elde etmek için kaç paket ürün sevk edilmiş gün içerisinde sizce?

467.000.000 paket.

Yazıyla dörtyüzaltmışyedimilyon paket.

Sadece bir günde.

Jack Ma’nın gerçek bir oyun değiştirici olduğu kesin. Çıtayı fazla yükselttiği de öyle.

 

 

Beyaz Yakalının Yaratıcılıkla İmtihanı 

creative-thinking

Bir gün ofiste yine maillerin içine gömülmüşsünüz, yapmanız gereken koca bir iş listesi var.

O sırada yeni bir mail geliyor. Bilmem ne workshop daveti. Falanca gün, filanca saatte müşterilerimizi nasıl daha memnun ederiz konusuyla ilgili  yaratıcı fikirler bulmak icin toplanıyoruz. Bir de dip not: “Toplantı öncesi yaratıcı fikirlerinizi düşünerek hazırlıklı gelin lütfen!” 

Hiç yabancı gelmedi di mi?

Read more

Üçüncü Türden Tehlikeli Yakınlaşmalar: Startuplar ve Büyük Kurumlar

MV5BMjA1MTIyMjczMV5BMl5BanBnXkFtZTgwNTQ1NzE2NzE@._V1_.jpgİnovasyon dünyasında son akım büyük kurumların içinde girişimci (startup) takımları yaratmak. İşleyiş kabaca şöyle:

  • kurumun içinden bir takım oluştur,
  • bu takımı yalın girişimcilik (lean startup) metodolojileri konusunda eğit,
  • çalışanlar arasında yarışmalar düzenleyerek fikirler oluştur,
  • takımın metedoloji konusunda tecrübeli dış mentorlar ata,
  • takımı kurumsal prosedürlerden geçici olarak kurtar,
  • yoğun bir çalışma ile fikirleri yalın girişimcilik ilkelerine göre geliştir,
  • sonunda fikirleri üst yönetime sun,
  • onay alan fikirleri işe dönüştür.

Temel olarak son derece doğru bir yöntem. Madem startuplar inovasyon konusunda daha hızlılar, onların tekniklerini uyarlamaya çalışmak da fayda var. Ben de sık sık bu tür projelerin içinde yer alıyorum.

Ama…

Read more

“Yaşlılar Yaratıcı Olmazlar”mış… Hadi Oradan!

alfred-hitchcock-www-cinematheia-com_Yaşım yavaştan 50’ye dayandığından mıdır nedir, sadece gençlerin inovatif olabileceği söylendiğinde tüylerim diken diken oluyor.

Evet kabul gençlerin beyni daha hızlı çalışıp daha yeni bağlantıları daha kolay kurabiliyor. Gençlerden yaratıcılık patlamaları beklemek doğal.

Ama tecrübenin, yıllara yayılan deneme-yanılma-öğrenme süreçlerinin yaratıcılığa hiç mi katkısı yok yahu?

Read more

Otomobil Endüstrisi Yerle Bir Oluyor…

1-unbundling-carSefer paylaşımı siteleri, oto-pilotlu araçlara dayanan servisler,  saatlik araç kiralama hizmetlerinin yaygınlaşması…

Bütün bunlar otomobil endüstrisini yıkacak inovasyonlar, girişimler.

Taa ZipCar’dan beri anlatıyorum, kimseleri inandıramıyorum otomobil sektörünün yıkılacağına.

Ama yıkım başladı, hem de ne başladı…

Yeni bir araştırma Amerika’lıların %9’unun son bir yıl içinde bir daha satın almamak üzere otomobillerini sattıklarını ortaya koyuyor. Bu öncü kitle otomobil sahipliği yerine ihtiyaç duydukça kullanacakları servisleri tercih etmişler.

Şu anda Amerika’da 163 milyon otomobil var. 2030’da bu sayının 44 milyona düşeceği öngörülüyor.

Ne yıkım ama?

Sizin sektörününüzün dijitalleşmenin yıkımından etkilenmeyeceğine gerçekten inanıyor musunuz?

Her sektörde oyun değişiyor.

Siz hazır mısınız?