Uzlaşarak İnovasyon Olmaz!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Danışmanlık verdiğim pek çok kurumda uzlaşmaya aşırı önem verildiğini görüyorum.

Uzlaşma insani ilişkiler için yararlı elbette. Ve büyük kurumlardaki yüzlerce insanın uyum içinde çalışması için de öyle.

Ama uzlaşma inovasyonun azılı düşmanı.

Eğer gerçekten ilginç bir inovatif fikriniz varsa mevcut düzene, anlayışa ve uygulamalara kökten karşı çıkıyorsunuz demektir.

Bu karşı çıkış aynı zamanda etrafınızdaki insanların iş yapma şekillerini, alışkanlıklarını ve görev tanımlarını da kapsayacaktır.

Bu kadar çok şeye karşı çıkarken herkesle uzlaşmak asla ama asla mümkün değildir.

Onun yerine yapmanız gereken fikrinizi hayata geçirmek için ihtiyacınız olan bir kaç insanı kendinize inandırmak, diğerlerinin ne dediğine ise tamamen kulak tıkamaktır.

Başarılı startupları büyük kurumlardan ayıran en önemli unsur da bu zaten.

Startuplarda bir araya gelen ve kafasına dikine giden bir avuç gencin uzlaşmadan uzak inatçılığı büyük fikirleri hayata geçiriyor.

Departmanlar arası uzlaşmayı bir numaralı öncelik olan büyük kurumların radikal fikirlerde hep başarısız olmasının nedeni de bu.

Uzlaşmanın çok önemli olduğu durumlar var. Ama inovasyon kesinlikle bu durumlardan birisi değil anlayacağınız.

Twitter Olmadan Olmaz!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Biraz sert ve ön yargılı gelecek bazı okuyucularıma ama hayatta iki tür insan olduğuna inanıyorum: Twitter kullananan insanlar ve Twitter kullanmayan insanlar.

Her hafta eğitim ve seminerlerimde onlarca insanla karşılaşan birisi olarak artık eminim ki, Twitter kullanıcıları daha bilgili, daha açık görüşlü, daha güncel, daha haberdar, daha bilimsel ve sonuçta daha yenilikçi insanlar oluyorlar.

Eğitimlerde görüşleri ile ilgilimi çeken birisini ne zaman keşfetsem hemen Twitter hesabına bakıyorum. Hiç sekmiyor, bu arkadaş hem Twitter’de harika insanları takip ediyor, hem de sadece reshare de olsa şahane paylaşımlar yapıyor.

Elbette bu genellemem biraz aşırıya kaçıyor olabilir. Ama benim gözlemim bu işte ve söylediklerimin arkasındayım.

Ha bir de sadece Instagram ya da TikTok kullananlara var ki onlara ayrıca değinmek lazım:)

Sadece Facebook kullananlara ise eğitimlerimde pek rastlamıyorum artık. Ya fazla yaşlandılar, ya da benim konular ilgilerini pek çekmiyor:)

Son Söz: Siz iyisi mi Twitter kullanın.

Son Söz 2: Linkedin de olmazsa olmaz tabii, ne de olsa ben buradayım:)

Yıkıcı İnovasyon Dinamikleri

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bir yatırımcı ve iş insanı olarak beni en şaşırtan konulardan birisi en akıllı insanların bile “yıkıcı inovasyon”un dinamiklerini kavrayamamaları.

Dün Tesla’nın Almanya’daki süper hızlı büyümesinden bahseden bir yazı paylaştım.

Tepkiler Tesla’nın çok küçük olduğu, satışlarının hızla artmasının pek bir şey ifade etmediği ve zaten Almanların da eninde sonunda başarılı elektrikli otomobiller üretecekleri şeklindeydi.

Tam da Apple Iphone ile ortaya çıktığında pek çok insanın Nokia’nın mutlaka Apple’i yeneceğine, Iphone’un küçük yaramaz oyuncu olarak piyasadan silineceğine inandığı gibi.

Sonra neler olduğunu grafik çok güzel anlatıyor:)

Oysa yıkıcı inovasyonlar hep yeni oyuncunun küçük bir pazar payını kapması ile başlar.

Büyüklerse yeni oyuncuyu küçümserler ve onun öğrenme sürecindeki acılarına katlanmak istemediklerinden eski iş modellerine sarılmaya devam ederler.

Sanıldığının aksine Alman üreticilerin elektrikli otomobil hazırlıkları çok zayıf.

Audi Etron,Jaguar IPace gibi örneklerin henüz Tesla’nın 2012 enerji verimliliklerini yakalayamadılar. Ayrıca bu modellerde büyük zararlar ediyorlar, Tesla ise son 3 çeyreğin ikisinde kar etmeyi başardı.

Zaman kimin haklı olduğunu ortaya çıkaracak elbet ama inovasyon tarihi “o fakir dediğin genç” hikayeleri ile dolu:)

Tesla 2.Çeyrekte Satış Rekoru Kırdı

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Dün gece Tesla’nın Nisan-Mayıs-Haziran aylarını kapsayan 2. çeyrek satışları açıklandı ve yer yerinden oynadı.

Tesla 2019 2.çeyrekte 95.200 araç satarak en iyimser beklentileri bile çok ama çok aştı.

2018 2.çeyrek Tesla satışlarının 40.750 adet olduğunu hesaba katarsanız şirketin yıldan yıla büyüme oranının %233 olduğunu görürsünüz ki bu Ford T’den beri otomobil tarihinde görülmüş bir fenomen değil.

Tesla’nın büyüme hızını biraz daha güzel ifade edebilmek için kurulduğu günden bu yana 2. çeyrek satışlarını sunmak istiyorum (Üretim rakamlarını da içeren 2.çeyrekler büyüme eğilimi grafiğini de ayrıca sunuyorum):

  • 2019 2.Çeyrek: 95,200
  • 2018 2.Çeyrek: 40,740 2
  • 017 2.Çeyrek: 22,000
  • 2016 2.Çeyrek: 14,370
  • 2015 2.Çeyrek: 11,532
  • 2014 2.Çeyrek: 7,579
  • 2013 2.Çeyrek: 5,150
  • 2012 2.Çeyrek: 12
  • 2011 2.Çeyrek: 0

Üssel büyüme ya da yıkıcı yaratım tam da böyle bir şey işte.

Tesla’nın doğrudan rekabet içinde olduğu Porsche, BMW ve Mercedes 2019 Haziran ayında ABD satışlarını bir önceki yılın aynı dönemine göre sırasıyla ancak %6, %4 ve %1 oranında artırabilirken Tesla’daki artış tam %156. Diğer tüm lüks markalarda ise düşüş var.

Bilmem daha fazla rakam vermeme gerek var mı?

Gelmektedir gelmekte olan:)

Nasıl Bir Yerli Otomobil?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Yerli otomobil projesi konusunda pek bir bilgi akışı yok.

En son çizimlerinin tamamlandığına dair bir haber almıştık. Daha önceleri basına sızan fotolarda da elektrikli bir sedan üzerinde çalışıldığını öğrenmiştik.

Ben sedanlar yerine resimde örneğini paylaştığım minik şehiriçi otomobilleri üretmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Trafik yoğunluğundan bunalan büyük şehirlerimize ilaç gibi gelecek bu araçları üretmek daha kolay olacak, daha az AR-GE ve sermaye yatırımı gerektirecektir.

Elektrikli otomobil pazarının lideri Tesla’nın şu ana kadar 28 Milyar Dolar sermaye çektiğini ve 10 yılı aşkın bir süredir AR-GE yaptığın düşünürseniz işimizin ne kadar zor olduğunu daha kolay görebilirsiniz.

Resimdeki Mercedes Smart tabanlı Baojun E100 adlı minik elektrikli canavarın 155 mil menzili var ve fiyatı da sadece 7200$’dan başlıyor mesela.

Şahane değil mi? Ne dersiniz?

Bitcoin Altının Yerini Alacak mı?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Ben Bitcoin’in küresel bir para birimi olacağına inanmıyorum. Blockchain teknolojisinin parayla başa çıkması kolay değil.

Ayrıca devletlerin kafalarına göre para basmak gibi bir ayrıcalığı ellerinden kaçırmamak için ellerinden geleni yapacağını öngörmek için falcı olmaya gerek yok.

Bence Bitcoin’in asıl tahtından indireceği değer altın.

Altın her ne kadar günlük hayatta pek kullanılmasa da hala insanları yatırım aracı olarak sevdiği, ekonominin kötü gittiği günlerde son güvenli kale olarak gördüğü bir meta. Altın’ın bir yatırım ve değer koruma aracı olarak görülmesinin 5.000 yıllık bir tarihçesi var. Şu anda dünyada kullanımda olan altının 7.5 trilyon dolar değere sahip. Bitcoin ise 10 yıldır var ve toplam değeri 200 Milyar dolarlar civarında.

Aşağıdaki tablo altın ile bitcoinin ile ilginç bir kıyaslamasını veriyor. Maddelerin Türkçe karşılıkları sırasıyla şöyle:

  • Dayanıklılık
  • Taşınabilirlik
  • Geri Ödenebilirlik (Nakite dönüştürelebilme)
  • Doğrulanabilirlik
  • Bölünebilirlik (Kuruşlanabilirlik)
  • Kıtlık (Madenciliğin Zor ve Masraflı Olması)
  • Güçlü Tarihçe (Altın 5.000 Yıl, Bitcoin 10 Yıl)
  • Sansüre Dayanıklılık (Devlet Müdahelesi Gibi)

Ben bu tablonun kazananının bitcoin olduğunu düşünüyorum.Ve sizlerin yorumlarını da çok merak ediyorum.

Otomobil Üretmeye Çalışmak Geçmişe Yatırım Yapmak Demektir!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Neden yerli otomobil üretmeye değil de yapay zeka becerilerimizi geliştirmeye odaklanmalıyız konusunda size ilginç bir bilgi sunmak istiyorum.

General Motors 2018 yılında 147 Milyar$ dolar ciro yaptı. Buna karşın halka açık olan bu şirketin değeri sadece 49 Milyar$.

Aynı General Motors 2016 yılında otonom sürüş için yapay zeka çözümleri geliştiren Cruise isimli firmanın tamamını 1 Milyar$’a satın aldı.

Cruise yakın zamanda 19 Milyar$ değerleme üzerinden yeni fon topladı.

Yani Cruise’in değeri koskoca General Motors’un %39’una erişmiş durumda. Ve üstelik Cruise daha bir dolar bile ciro yapmadı.

Sözün özü: Otomobil üretmeye çalışmak geçmiş yatırım yapmak demektir! Yapay zeka gibi teknolojilere odaklanmak ise geleceği inşaa etmek!

Artık yanlış tercihler yapmaktan vazgeçsek mi ülkece?

Kendinizi Evde Bırakın!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Ve tatil! 

İmkanı olanlar tatil beldelerine göç ediyorlar. 

Ama dinlenebilecekler mi şüpheli.

Çünkü dertlerimizi, endişelerimizi ve işlerimizi de götürüyoruz. Geride bırakamıyoruz onları, gittiğimiz yeri de kaçmaya çalıştığımız yere benzetiyoruz.

Bruno Catalano’nun “Les Voyageurs” (Gezginler) isimli heykeller serisini belki bilenler vardır. Fotoğraftaki onlardan sadece birisi.

Bu ünlü heykellerin içlerindeki boşlukların anlamı hep tartışma konusu oldu. 

Kimi yorumcu, bu boşlukların insanların içlerindeki tarifi imkânsız, bir türlü dolmayan boşlukların sebebini aramak yollara düşmelerini ifade ettiğini söyledi mesela.

Benim yorumum farklı.

Ben sanatçının gezginlerin gittiği yere karışmalarını tavsiye ettiğini düşünüyorum.

“Gittiğiniz yerin bir parçası olun” diyor heykeltraş bana kalırsa, “gittiğiniz yerle bütünleşin”. 

Sadece 1 hafta için bile olsa “burada” olan her şeyi geride bırakıp her şeyinizle “orada” olun diyorum ben de. 

Kendinizi gittiğini yere tam anlamıyla kaptırın, yerelleşin, yerellerin hayat tarzına teslim olun, onların yemeklerini yiyin, onların müziklerini dinleyin.

Ben 1 Hafta boyunca Samos’lu olacağım mesela. Samos hakkında yazacak bir şeyler çıkarsa yazacağım, yoksa kendimi Samos’un güzelliklerine kaptıracağım.

Herkese şahane bir tatil diliyorum.

Telegram Kanalım Yayında

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bütün Bağlantılarıma ve Takipçilerime Selamlar,

Bildiğiniz üzere hazırladığım makaleleri, videoları ve podcastleri sizlere LinkedIn, Twitter ve BoraOzkent.Com aracılığıyla düzenli olarak ulaştırıyorum. Ama bu platformların azizliklerinden dolayı bazı içeriklerimi göremiyor olma ihtimaliniz var.

Bu nedenle uzun zamandır size bu içerikleri anlık ulaştırabileceğim bir mesajlaşma uygulamasını kullanmayı düşünüyordum ve sonunda sunduğu birçok avantaj dolayısıyla bir Telegram kanalı oluşturmakta karar kıldım. 

Peki bu kanala abone olduğunuzda nasıl bildirimler alacaksınız? Ne tür içerikler göndereceğim?

1. Değişen ve dönüşen dünyaya ayak uydurmanız için izlemeniz gereken yollar. 

2. Geleceği daha iyi kavramanızı sağlayacak haberler, öneriler, uyarılar. 

3. Sınırlarınızı yıkmak, potansiyelinizi tam anlamıyla kullanabilmeniz için yapmanız gerekenler.

Kısacası Telegram kanalımız günlük bir rehber niteliğinde olacak diyebiliriz.

Haddini aşmak isteyen herkesi beklerim 🙂 

Telegram kanalıma bu linke tıklayarak kanala katılabilirsiniz: https://t.me/boraozkent

Zenginlik Özgürlüktür!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Zenginleşmenin amacı daha fazla özgürlük elde etmek olmalı.

Ama insanlar zenginleşmek adına özgürlüklerinden o kadar çok taviz veriyorlar ki!

Sevmedikleri işleri yapıp, hoşlanmadıkları insanlarla iş tutup, gurur duymadıkları kariyerlerde ilerlemeye çalışan, en temel özgürlüklerinden vazgeçmiş ne çok insan var.

İşin ilginci bu insanlar daha fazla para kazanınca, daha fazla harcamaya başladıklarından tasarruf da yapamıyor, onlara özgürlük getirecek serveti de biriktiremiyor, yatırım da yapamıyorlar.

Statü merdiveninde bir üst basamağa tırmanma tutkularından dolayı bir türlü döngüden çıkamıyor, tam tersine kariyerlerinde ilerledikçe özgürlüklerinden daha da fazla taviz vermek zorunda kalıyorlar.

Böyle anlatınca sizin de kulağınıza çok tuhaf gelmiyor mu?

Zaten insanoğlu anlaşılması gerçekten çok zor bir canlı vesselam.

Haftanın “En 5″i

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bu hafta deneyimlediğim en harika 5 şey. Sizinkiler neler?

Kitap: 

İstanbul’u Dolaşırken/Hilary Sumner/Pan Yayıncılık. İnanılmaz gerçek; İstanbul’luların  %98’i Ayasofya’nın içini görmemiş.  Bu klasikleşmiş kitap herkeste şehri gezme hevesi yaratacak kadar bilgi, dedikodu ve hikayeyle dolu.

Kitapçı:

Hazır İstanbul demişken devam edeyim. İBBB’nin işlettiği Tünel meydanındaki İstanbul Kitapçısı dünyanın en güzel şehirlerinden birisi üzerine yazılmış ne varsa bulabileceğiniz huzur dolu bir mekan.

Makale:

İnovasyon ve dijitalleşme heveslisi şirketlerin çevik liderlere sahip olması şart. Bu konular üzerine yazan Cihan Yılmaz’ın Çevik Lidelik makalesi çok başarılı. http://www.yilmazcihan.com/cevik-lider-nedir/

Podcast: 

Conan O’brien Needs A Friend son Amerikan Başkanı’nın eşi Michelle Obama’yı ağırlıyor. İnsana bu çiftten sonra Trump’u başkan olarak seçen Amerika’lıların başlarına gelecek ekonomik felaketi hakettiklerini düşündürüyor. https://itunes.apple.com/us/podcast/18-michelle-obama/id1438054347?i=1000432142475&mt=2

Semt:

Yıllar geçtikçe çirkinleşmeyip tam tersine güzelleşen pek az semt var İstanbul’da. Bunların en şahanesi de Kuzguncuk tabii. Şahane kafeler, kitapçılar, doğal ürün manavları, organik fırınlar, sanat galerileri. Ve tabii İstanbul’un en iyi balıkçısı İsmet Baba. Hava da güzel bugün, kim tutar sizi. 

Daha Az Tüketin, Daha Az Karar Alın, Daha Mutlu Olun!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Yeni öğrendim, sırf hayatta kalabilmek için günde 300 karar alıyormuşuz.

Ve tabii tek meselemiz hayatta kalmak değil. Mesela tükettiğimiz şeylerle ilgili de bir sürü şeyi de, vakit harcayarak karara bağlıyoruz.

“Netflix’de hangi diziye başlasam?”, “hangi marka spor ayakkabıyı alsam?”, “bana en yakışan gömlek hangisi?” gibi tüketim kararları beynimizin pek kısıtlı kapasitesini yiyip bitiriyorlar.

Araştırmalar bu kadar çok karar almanın yaratıcılık ve mutluluk üzerinde olumsuz etkilerini gösteriyorlar.

Read more

Haftanın En 5’i

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

İşte bu haftaki favorilerim. Sizlerinkiler neler?

İnsan: Andrew Yang, ABD Başkan adayı. Yapay zekanın yaratacağı işsizlere 1.000’er dolar vatandaşlık temettüsü ödenmesi gerektiğini savunan güzel insan. Kampanyası ve kendisi hakkında bilgiler: https://www.yang2020.com

Podcast: Affectiva-Software that detects how you feel. Favorim podcast kanalı “Should This Exist” bu hafta insanların yüzlerine bakarak duygularını anladığını iddia eden Affectiva’yı irdeliyor. Bu tuhaf teknoloji hayatımıza güzellikler mi katacak, yoksa başımıza bela mı olacak? Mutlaka dinlenmeli. https://shouldthisexist.com/affectiva/

Read more

Haftanın ‘En’leri

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Ürkünç Gelişmesi: Yapay zekayla gerçekte var olmayan insanların yüz fotoğraflarını tasarlayan thispersondoesnotexist.com. Simone adlı filmi hatırlayanlar varsa böyle teknolojilerle yapılabilecekleri hayal edebilirler. Fotoğraftaki yüz yaratılan bu hayali karakterlerden birisi. Süper rahatsız edici değil mi sizce de?

Makalesi: The Economist’deki Robots Look After Your Grandma (Robotlar Ninenize Bakıyorlar) adlı makale, nüfusu hızlı yaşlanan ülkelerin robotlara en çok yatırım yapan ülkeler olduğunu açıklıyor. Çünkü yaşlıların bakıma ve desteğe ihtiyaçları var. Makalenin linki: https://www.economist.com/international/2019/02/16/an-ageing-world-needs-more-resourceful-robots

Read more

Haftanın En 5’i

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Haftanın Hayal Kırıklığı: Organize İşler Sazan Sarmalı

Devam filmleri zaten ilkini aratırlar, ama bu film başka bir seviyede kötü. İlk filmle drone ile çekilen şahane İstanbul manzaraları dışında hiç bir ortak yönü yok. Yılmaz Erdoğan dökülüyor, Kıvanç Tatlıtuğ’a da yazık olmuş .

Haftanın TedX Konuşması: Teknolojinin Epik Hikayesi

Kevin Kelly’nin konuşması son dönemde en ilgimi çeken konulardan olan teknoloji ile insanın çetrefilli ilişkisini o kadar güzel anlatıyor ki. Mutlaka izlemelisiniz.

Read more