Beyniniz Düşmanınız Olabilir!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Beynimizin en önemli görevi bizi hayatta tutmak. Bu güzel.

Sorun beynimizin bu görevi yerine getirirken tıpkı aşırı koruyucu bir anne gibi fazla ileri gitmesi ve değişim içeren atılımlarımıza engel olmasında.

Beynimiz kısaca şöyle görüyor dünyayı: ”Eğer şu anda sahibim hala hayattaysa bu şimdiye kadar yaptıklarımın doğru olduğunu gösterir. O halde şimdiye kadar yaptıklarımı aynen yapmaya devam etmeli, her türlü değişime karşı kanımın son damlasına kadar direnmeliyim.”

Peki ya hayatımızdan memnun değilsek ve önemli atılımlar yapmayı istiyorsak? Mesela radikal bir kariyer değişikliğini, kendi işimizi kurmayı veya çok sıkı antrenman yapıp fit bir vücuda kavuşmayı…

Bu tür yenilikçi düşünceler beynimizin bilinçli bölgesinin eseridir. Ama beynimizin asıl efendisi bilinç dışı bölgedir, çünkü o tüm zihinsel işlevlerin %95’ini yerine getirir.

Ve bizi ne pahasına olursa olsun hayatta tutma görevi işte bu beyin bölgesinin işidir.

Bilinçi beyninizde ne kadar güzel hayaller kurarsanız kurun, bilinç dışı beyin değişime ikna olmadığı sürece istediğiniz atılıma asla izin vermeyecektir. Nokta.

Peki bilinç dışı beynimizi yönetebilir, sesini kısabilir miyiz? Elbette yapabiliriz!

Yarın ki videoda anlatacağım yöntemini. İlginizi çekti mi konu?

Beyaz Yakalılar İçin Özgürlük Yolu – 6

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Serinin 6. ve son videosuna geldik.

Bugünkü sizlerden gelen sorulara yönelik. Oldukça ilginç ve pek çok izleyicimin ilgisini çekebilecek sorunları yanıtlamaya çalışıyorum.

Serinin diğer videolarına YouTube kanalımdan ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/channel/UCrXj

Youtube kanalıma üye olursanız süper sevinirim!..

Podcast sevenler içinse bugün öğleden sonra kanallara yüklenmeler tamamlanmış olacaklar. Google Podcast, Apple Podcast, Spotify, Stitcher ya da Soundcloud üzerinde ‘Bora Özkent’le Haddini Aş’ diye arama yaparsanız benim güzel sesime ulaşabilirsiniz:)

Her zamanki gibi yorum ve tepkilerinizi heyecanla bekliyorum.

Dağa Yeniden Tırmanmaya Var mısınız?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Kariyerinizde belli bir yere geldiniz. Belki zirvede değilsiniz ama karanlık dağ diplerinden de kurtulmuş durumdasınız.

Standartlarınızdan memnunsunuz, faturalarınız ödeniyor, yılda üç hafta izninizi düzgünce kullanabiliyorsunuz.

Ama mutlu değilsiniz

Ve bunun nedenini kendinize bile itiraf etmekten korkuyorsunuz.

Oysa mutsuzluğunuzun nedeni çok açık; işinizden sıkılmış durumdasınız.

İşinizi iyi yapıyorsunuz.

Hatta o kadar iyi yapıyorsunuz ki, çok fazla çalışmanıza bile gerek kalmıyor. Tecrübeniz sayesinde olağanüstü verimli bir şekilde görevlerinizi tamamlıyorsunuz.

Zaten tam bu yüzden sıkılıyor, yeni şeyler öğrenmenin o zorlayıcı hazzını özlüyorsunuz.

Biz insanlar yeni şeyler öğrenmek için tasarlanmış varlıklarız.

Bir ömür boyunca tek bir işi yapmak insan doğasına aykırı. Öyle hayatlar mesela karıncalara uygun, insanlara değil.

Bunu hobilerle telafi edenler var. Ama bu içlerindeki açlığı doyuruyor mu emin değilim.

Bence yeni işler denemelisiniz.

Ama bunun için belki de üçte ikisini tırmandığınız dağdan tekrar dibe inmeyi ve bu kez başka ve bilmediğiniz bir patikadan tırmanmayı göze almalısınız.

Korkutucu değil mi? Peki ama kim size zaman zaman korkutucu şeyler yapmadan tatmin edici bir hayat yaşayabileceğinizi söyledi ki?

İş Arayan Okurlarıma Tavsiyem Var!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bazıları için uygulamasının zorluğunu bilmekle birlikte, iş arayan okurlarıma küçük bir tavsiyem var: Çalışın!

Kendinizi geliştirmek için çalışın!

Yabancı dilinizi veya kod yazmayı öğrenin, inovasyon ve yaratıcılık gibi yeni çağın kritik becerilerini kazanın ve tabii fiziğinizi geliştirin…

Bugün en başta Youtube ve Podcast olmak üzere o kadar çok dijital ücretsiz öğrenme ortamı var ki, kendinizi geliştirmek için bir bilgisayar ve bir internet bağlantısı yetiyor da artıyor bile.

Ve işsizlik size kendinizi geliştirmeniz için büyük bir fırsat sunuyor olabilir aslında.

Belki hatırlayanlarınız vardır. 1999’da ABD NBA Basketbol Ligi yaşanan bir lokavttan dolayı ancak Şubat ayında başlayabildi.

Bu uzun süreli ve sonu belirsiz süreçte pek çok basketbolcu yan gelip yatar ve geleceği hakkında kararlar bağlarken, Kobe Bryant her gün antrenmana devam etti ve lokavtın sürdüğü aylar boyunca 100.000 şut attı.

Evet tam 100.000 şut.

Lokavt bitip de ligler başlayınca Kobe takımı Lakers ile birlikte 2000, 2001, ve 2003 yıllarında ardı ardına şampiyonluklar yaşadı.

Sizce tesadüf mü?

Hadi siz de şimdi üstünüzdeki durgunluğu atın ve hemen kendinizi geliştirmeye başlayın.

Atalarımız boşuna işleyen demir ışıldar dememişler. Siz de ışıldamaya başlayın, işler o zaman düzelecek!

Üniversite Seçimi Yapan Gençlere Çağrı!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Sevgili Gençler,

Ne yazık ki size iyi bir eğitim vermeyi başaramıyoruz.

Üniversite girişi sınavlarındaki sonuçlar bir skandal.

Ama bundan utanması gereken sizler değil, biz yetişkinleriz.

Seçtiğimiz yöneticilerin başınıza sardığı bu felaketi önleyemedik.

Hepimiz adına samimiyetle özür diliyorum.

Ama aranızda bazılarınız var ki bize rağmen müthiş işler başaracaksınız. Özellikle de matematik, fizik, kimya gibi pozitif bilimlerde ilerlemek isteyen parlak gençlerimizi inanılmaz bir dönem bekliyor.

Siz yeteri ki çok çalışmaya devam edin. Her şeye rağmen başarılı olmayı başaran sizin gibi gençlere tek tavsiyem var; kendinizi dünyayı değiştiren şirketlerde çalışacak şekilde hazırlayın.

Yapay zeka, mikrobiyoloji, alternatif enerji, alternatif gıda, uzay, genetik ve mobilite gibi alanlarda çalışan uluslarası firmaları kendinize hedefleyin.

Bu şirketlerin aradığı elemanların niteliklerini araştırın ve bir gün oralarda çalışacak şekilde kendinizi hazırlayın.

Mesela fotoğraftaki ilan Elon Musk’ın beyin hackleme girişimi Neurolink’in aradığı pozisyonları gösteriyor. Buralara hazırlayın kendinizi.

Eğer inanır ve çok çalışırsanız bize rağmen dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan kahramanların arasına katılabilirsiniz.

Başarının En Önemli Anahtarı: “Zaman Tercihi”

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Şu hayatta çocuğunuza öğretmeniz gereken en önemli kavram, hayatındaki tüm kararlarında “zaman tercihi”ni doğru yapması olmalı.

Zaman tercihi, bugün alınacak bir sonucu gelecekte alacağınız sonuca tercih etme oranınız.

Bu oran çok yüksekse hemen alacağınız bir sonuç uğruna gelecekte alabileceğiniz daha iyi bir sonuçtan vazgeçiyorsunuz demektir.

Mesela düzenli olarak para biriktirip yatırım yaparak gelecekte refaha kavuşmak yerine, anlık arzularımıza yenilip tüm paramızı hemen bugün son kuruşuna kadar harcamak böyledir.

Kısa vadeli hazzı uzun vadeli sonuçlara tercih edenlerimiz maalesef çoğunlukta.

Çünkü bizler sonuçta ölümlü yaratıklarız. Ve bilinmeyen bir gelecek yerine bugün hemen sonuç almayı istememiz insani bir zayıflık.

Sorun şu ki hayatta her türlü harika şey uzun vadeli, yorucu ve yıpratıcı yolculukların sonunda ortaya çıkabiliyor.

Başarılı girişimler, sanat şaheserleri, atletik vücutlar, büyük servetler, iyi eğitimli çocuklar, yüksek verimlilikteki çiftlikler ve hatta mutlu evlilikler hep uzun vadeli bakışın eserleri.

Toplumun geneli ve özellikle de gençlerimizde gittikçe kısa vadeli hazzın daha da fazla prim yaptığını gözlemlediğimden bu yazıyı yazma ihtiyacını duydum.

Aman deyim zaman tercih oranınızı düşürün. Çünkü başarının tek ve en önemli anahtarı bu.

Uzlaşarak İnovasyon Olmaz!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Danışmanlık verdiğim pek çok kurumda uzlaşmaya aşırı önem verildiğini görüyorum.

Uzlaşma insani ilişkiler için yararlı elbette. Ve büyük kurumlardaki yüzlerce insanın uyum içinde çalışması için de öyle.

Ama uzlaşma inovasyonun azılı düşmanı.

Eğer gerçekten ilginç bir inovatif fikriniz varsa mevcut düzene, anlayışa ve uygulamalara kökten karşı çıkıyorsunuz demektir.

Bu karşı çıkış aynı zamanda etrafınızdaki insanların iş yapma şekillerini, alışkanlıklarını ve görev tanımlarını da kapsayacaktır.

Bu kadar çok şeye karşı çıkarken herkesle uzlaşmak asla ama asla mümkün değildir.

Onun yerine yapmanız gereken fikrinizi hayata geçirmek için ihtiyacınız olan bir kaç insanı kendinize inandırmak, diğerlerinin ne dediğine ise tamamen kulak tıkamaktır.

Başarılı startupları büyük kurumlardan ayıran en önemli unsur da bu zaten.

Startuplarda bir araya gelen ve kafasına dikine giden bir avuç gencin uzlaşmadan uzak inatçılığı büyük fikirleri hayata geçiriyor.

Departmanlar arası uzlaşmayı bir numaralı öncelik olan büyük kurumların radikal fikirlerde hep başarısız olmasının nedeni de bu.

Uzlaşmanın çok önemli olduğu durumlar var. Ama inovasyon kesinlikle bu durumlardan birisi değil anlayacağınız.