Dijital Çağın Getirdiği Sorunlarla Nasıl Baş Edebiliriz?

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

”Dijital dünya” kavramı son birkaç yıldır sıkça kullanılan, birçok araştırmaya konu olan, üzerine birçok makale ve kitap yazılan bir kavram.

Son iki aydır bu kavramı daha önce hiç etmediğimiz kadar tecrübe ettik ve tabiri caizse makinelere iyice entegre olduk. Daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir yaşam stilinin ortasında bulduk kendimizi.

Bu dünyanın getirdiği bir takım kolaylıklar olsa da şu ana kadar insanlar üzerinde yarattığı sistemsel bozukluklar hiç de hafife alıncacak cinsten değil.

Bu yazımda bu sorunlardan birkaçına değindim ve çözüm yolları sundum.

Read more

Kariyerinizi Geliştirecek Sosyal Beceriler

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Sonu bir türlü gelmeyen finansal zorluklar yaşıyorsanız veya kariyerinizde bir türlü istediğiniz gibi bir ilerleme sergileyemiyorsanız sosyal becerilerinizi gözden geçirmeniz gerekebilir.

Çünkü para insanlar ve ilişkiler üzerinden akar. Eğer akmıyorsa bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir.

Bu yazımda Mikeal Krogerus’un ‘’İletişim Kitabı’’ adlı kitabından aldığım notlardan yararlanarak insanlarla daha etkili iletişim kurmak üzerine, işinize yarayacak fikirlerleri seçtim ve derledim.

Read more

En Başarılı İnsanlara Göre Mutlaka Okumanız Gereken Kitaplar

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Kitap okumanın neden önemli olduğunu, sizi nasıl diğerlerinden ayıracağını, haddinizi aşmakta size nasıl yardımcı olacağını fırsat buldukça değiniyorum blogumda ve sosyal medya hesaplarımda.

Bu yazımda ise dünyanın en başarılı insanlarından kitap tavsiyelerini, bu kitapların konularını ve alıntılarını derledim.

Başarılı insanların ortak özelliği, çok fazla kitap okuyor olmaları. Sadece başarılı olmadan önce değil, başarıya ulaştıktan sonra da çok okuyor olmaları. Ancak elbette rastgele kitaplar değil bunlar. Gelin o kitaplardan birkaçına göz atalım.

Read more

”Ortalama İnsan” Devri Kapanıyor!

(Okuma Süresi: 7 Dakika)

Birçoğumuz hem kendimizi hem tanıştığımız insanları ‘’ortalama insan profili’’ ile kıyaslayarak değerlendiriyoruz. 

Eğitimimiz, kariyerimiz veya sosyal hayatımız ortalamadan çok sapınca kaygılanıyoruz. Çocuklarımız ortalamaya göre gelişim kaydetmeyince onlar hakkında türlü endişeler üretiyor zihnimiz.

Çünkü ‘’ortalama olmak’’ güven verdi bugüne kadar. Çünkü güven vermesi istendi. Çünkü sistemin hayatı söz konusuydu. 

Ancak size bir haberim var: Yaşadığımız yüzyılda ’’ortalama olmak’’ artık bir sorun haline geliyor. Bu yüzyıl, başarılı olmak için ortalamanın dışına çıkmamız, kendi yolumuzu kendimiz çizmemiz gereken bir yüzyıl. 

Peki ortalamadan sapmanın tehlike olarak görüldüğü bir dünyada bunu nasıl başaracağız? 

Read more

Hayatı Yaşamaya Değer Kılan Nedir?

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

İnsanlık var olduğundan beri sorar durur kendine bu soruları: Neden yaşıyoruz? Hayatı yaşamaya değer kılan nedir?

Ve sanıyorum insanlık olarak hayatı ve anlamını en çok sorguladığımız dönemlerden birini yaşıyoruz. En çok kendimizle kaldığımız, kendimizi dinleme fırsatı bulduğumuz bir dönem bu.

Şikayet ettiğimiz birçok şey önemini yitirdi bir anda. Aslında şikayet edilecek bir şeyimiz olmadığını gördük hatta. Hayatımız kusursuz olmasa da içinde yaşadığımız o düzenin aslında ne büyük bir nimet olduğunu gördük.

Read more

Bu Yüzyılın Kazananları Duygusal Zekası Yüksek Olanlar Olacak!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

21. Yüzyıl bizi sert bir dönüşüme zorlarken, bireylerin ve toplumların ihtiyaçları da farklılaşıyor. Bugünün dijital dünyası, iş yaşamından beklentileri ve çalışan profillerindeki yetkinlikleri de değiştirmeye devam ediyor.

Dünya Ekonomik Forumu da yayımladığı ‘’İşin Geleceği’’ raporunda 2022 yılına kadar öne çıkan yetkinliklerden birisinin ‘’duygusal zeka’’ olduğunu belirtti.

Geleceğe hazırlanmak ve oyunu bugünden değiştirmek istiyorsanız kolları sıvayıp, bu yetkinliği geliştirmek için kafa yormaya başlamalısınız.

Read more

Yeni Alışkanlıklar Edinmenin Tam Zamanı!

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hepimizin yaşamında gerçekleştirmek istediği önemli değişimler var. Hayalleri, büyük küçük hedefleri var. Ancak bunları nasıl yapacağımız konusunda kafa karışıklığımız asla bitmek bilmiyor ve çoğu zaman bu hayaller istek olarak kalıyor bir köşede.

Bir türlü harekete geçmiyoruz. Günler birbirini tekrar ederken öylece oturup bir şeylerin değişmesini bekliyoruz.

“Krizler, alışkanlıkları değiştirmek ve yenilerini yaratmak için birer fırsattır.” der Charles Duhigg.

Read more

Zorluklarla Baş Etmenizi Kolaylaştıracak Felsefe: Stoacılık

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hiç beklemediğimiz bir anda, beklemediğimiz bir yaşantının tam ortasında bulabiliyoruz kendimizi. Yarının nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrimiz olmayabiliyor. Çok önem verdiğimiz şeyler, bir anda önemini yitirebiliyor.

Çaresiz ve kaygı dolu olduğumuz böyle zamanlarda hayatla başa çıkmamızı kolaylaştıracak, 21. yüzyıl insanın ilacı olan, bu yüzyılda zihin sağlığımızı korumamızı sağlayacak ve bizi her alanda başarıya taşıyacak bir felsefe: Stoacılık.

Bu yazımda Stoa felsefesinden ve bu felsefeyi kendi hayatlarımıza nasıl uygulayabileceğimizden bahsediyorum.

Read more

Evden Verimli Çalışmak İçin Öneriler

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

Corona Virüsün hızla yayılması, tüm dünyada birçok şirkette evden çalışma düzenine geçilmesine mecbur bıraktı. Üstelik bu yeni düzeni daha önce deneyimlemeyen, dolayısıyla evde işlere adapte olmakta, verimini ve motivasyonunu sağlamakta zorlanan birçok çalışan var.

Yıllardır günlerinin büyük kısmını evden çalışarak geçiren bir insan olarak kendimi bu konu hakkında yazmak zorunda hissettim.

Yeni hayata uyum sağlamak için neler yapabiliriz? Etrafımızın dikkat dağıtıcılarla dolu oldu evimizde motivasyonumuzu nasıl sağlayabiliriz?

Read more

Yalnızlığı Nasıl Fırsata Çeviririz?

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

‘’Yalnızlık’’

Birçoğunuza çok korkutucu geldiğine eminim bu kelimenin.

‘’Yapıcı yalnızlık’’

Şimdi nasıl? Daha az ürkütücü oldu sanki.

Yeryüzünün tüm insanlarının bir süre sosyal olmaya ara vermek zorunda olduğu bir dönemden geçiyoruz. Haliyle kendimizle çok fazla baş başa kalacağımız bir dönem olacak bu.

Endişeli olduğunuzu biliyorum, sürekli haberleri takip edip daha da endişelendiğinizi biliyorum. Gündemden uzaklaşmak adına kitap okurken, film izlerken dahi aklınızın bir ton soruyla meşgul olduğunu biliyorum. ‘’Ne zaman bitecek?’’ ‘’İşler ne olacak’’ ‘’Sevdiklerime bir şey olacak mı?’’

Read more

Günümüzün En Çok Aranan Becerisi: Eleştirel Düşünme

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Kendinize karşı ne kadar dürüstsünüz? Bir konu hakkında bilmediklerinizi rahatlıkla kabul ediyor musunuz yoksa genelde fikirlerinizin hatasız olduğunu mu düşünürsünüz?

Bir sorunla karşılaştığınızda bunun sizi geliştirecek, aşılması gereken bir zorluk olarak mı görürsünüz yoksa bir tehdit olarak mı algılarsınız?

Kendinizi meraklı, etrafında olup biteni anlamaya gayret eden bir birey olarak mı tanımlarsınız yoksa ilgisiz ve olup bitenle ilgilenmeyen bir insan olarak mı?

Bu sorulara vereceğiniz cevaplar sizin bir eleştirel düşünür olup olmadığınızı söyler. Sizin bir eleştirel düşünür olup olmamanız ise sizin ne kadar başarılı, kaliteli ve tatmin edici bir hayat yaşayacağınız söyler.

Read more

Bu Yazıyı Ertelemeden Okuyun

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Önemli ve yapılmayı bekleyen bir işimiz vardır. Otururuz başına. Kolları sıvadık, tam başlayacakken bir şey olur.

Deriz ki: ‘’Ben bu işi yapabilecek kadar bilgiye sahip değilim sanki. Hadi çok saçma bir şey çıkarsa ortaya?’’

Bir süre kaygı, şüphe, özgüvensizlik duygularıyla boğuştuktan sonra:

‘’Bu masa çok dağınık ya, önce bir toparlayayım böyle odaklanamam.’’

Masayı toplar, tertemiz yaparız.

‘’Of karnım acıktı. Aç aç da nasıl çalışayım, önce bir şeyler yiyeyim en iyisi.’’

Read more

Dünyanın En Kıymetli Alışkanlığı: Kitap Okumak

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Ben henüz küçük bir çocukken dünyamı rengarenk yapan onlarca arkadaşım vardı. Bu arkadaşlarım bana hayal kurmayı, dünyaya bambaşka pencerelerden bakmayı öğrettiler.

Genç bir delikanlıyken, yaşamı sorgulamaya başladığımda bana çeşit çeşit bakış açıları sundu bu arkadaşlarım. Çok sıkıntılı, stresli zamanlarım oldu. Beni rahatlatan yine onlardı. Onlar beni motive etti. Özgüvenimi arttıran da onlardı.

Üniversite yıllarıma geldiğimde kritik düşünme becerim iyice gelişmişti onlar sayesinde. Daha doğru kararlar verebilmemi ve en önemlisi geleceği anlayabilmemi sağladılar.

Ben bu arkadaşlarımı hiç bırakmadım. Hala onlarla birlikte dünyayı keşfediyor, onlarla birlikte geleceği kavramaya çalışıyorum. Ve bulunduğum noktaya gelebilmemde çok büyük katkıları var bu arkadaşlarımın.

Read more

Haddinizi Aşmak İçin Zihinsel Gücünüzü Kullanın

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

Hiç düşündünüz mü, neden bazı insanlar koyduğu hedeflere ulaşırken bazıları ıskalar başarıyı?

Birini iyi bir girişimci, iyi bir sporcu, iyi bir sanatçı, iyi bir eş, iyi bir ebeveyn yapanın ne olduğunu merak ettiniz mi hiç?

Yetenek, zekâ, çok çalışmak, azim, vizyon, kararlılık gibi birçok etken var, bunu hepimiz biliyoruz.

Fakat o olmadan tüm bu özelliklere sahip olmamızın çok zor olduğu bir şey var. O olmadan ne çok çalışabilecek ne de azmedecek enerjiyi kendimizde buluruz, o olmadan analitik veya duygusal zekâmız bizi bir yere kadar götürür. O olmadan yaratıcılığımızı bir yere kadar kullanabiliriz.

Peki nedir hayatımızı yönlendiren bu şey?

Söylüyorum: ‘’Zihinsel güç’’

Read more

Başarının Sırrı: TEK BİR ŞEY

(Okuma Süresi: 4 Dakika)

‘’Başarı tek bir amaca yönelik hareket etmeyi gerektirir.’’ der Vince Lombardi.

Peki şu günlerde sizin odaklanmaya çalıştığınız kaç iş/görev var?

Eğer cevabınız ‘’birden fazla’’ ise, size kötü bir haberim var: beyninizi öldürüyorsunuz.

Çünkü beynimiz bunun için üretilmedi, aynı anda yalnızca tek bir işe odaklanabilme yeteneğine sahip. Eğer siz beyninize aynı anda birden fazla iş yüklemeye çalışırsanız, kendini zorlayacak ve sonunda zarar görecektir. Üstelik bu zarar kalıcı hasarlara bile yol açabiliyor.

Read more

Tutkulu Girişimcilerin Plansız Adımları

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Dev işler tutkulu girişimcilerin plansız adımlarıyla kuruluyorlar çoğu zaman.

Mesela Elon Musk uzay işi ile ilgilenmeye başladığında aklında SpaceX’i kurma fikrinin kırıntısı bile yokmuş.

Musk PayPal satışından gelen parayla çocukluğundan beri hayallerini süsleyen Mars yolculuğunu gerçekleştirmenin yollarını arıyormuş.

Araştırmaları sırasında Musk, NASA’nın bırakın Mars’ın kolonizasyonu, uzaya insanlı yolculuğu için bile hiç bir planının olmadığını görünce büyük hayal kırıklığına uğruyor.

Read more

Başarıya Giden Yolda Zaman Yönetiminin Önemi

(Okuma Süresi: 6 Dakika)

Dünyada hepimize eşit olarak verilmiş bir şey var. Çok değerli bir şey bu, bir hazine. Ve biliyor musunuz? Bu hazineyi çarçur etmeden, en doğru şekilde kullananlar ödüllendiriliyor. Hayalleri gerçek oluyor, arzu ettiği başarıya ulaşıyor.

Fakat onun kıymetini bilmeyenler, onu umursamayanlar ise oradan oraya savruluyor hayatı boyunca. Ne isteklerini tam olarak yerine getirebiliyor ne de büyük başarılara imza atabiliyorlar. Muhtemelen yolun sonuna geldiklerinde anlıyorlar onlara verilen hazinenin değerini.

Bu hazinenin ne olduğunu tahmin edebildiniz mi?

Read more

Doğru Karar Nasıl Alınırlar?

(Okuma Süresi: 7 Dakika)

Bugün, başarı yolculuğunda çok önemli olduğuna inandığım bir konuyu paylaşmak istiyorum sizlerle: Doğru kararlar almanın sırrını.

Yatırımlarınız, kariyeriniz, ilişkileriniz veya sağlığınız gibi tüm konularda daha doğru kararlar almanın sırrını.

Yatırımcılar ister istemez daha sık ve daha çok kararlar aldıklarından, konuya oradan örneklerle gireceğim. 

Ama daha sonra hayatın hemen her alanında doğru kararlar alabilmenin en büyük sırrını vereceğim: Karar alma sisteminizi kurmak ve sürekli olarak geliştirmek.

Konu ilginizi çektiyse buyrun okumaya. 

Biraz uzunca bir metin ama gerçekten çok yararlı bir yazı okuma olduğunu düşünüyorum sizler için. 

Her zamanki gibi soru ve yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.

Read more

%1’lik İyileşmelerin İnanılmaz Toplam Gücü

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

David Brailsford İngiliz Ulusal Bisiklet takımının başına getirildiğinde takımının başına getirildiği dönemde İngiliz profesyonel bisikletçiler 100 yıla varan karanlık bir dönemden geçmekteydiler. 

1908 yılından bu yana, İngiliz biniciler Olimpiyat Oyunlarında sadece bir altın madalya kazanmışlardı ve son 110 yıldır bisikletin en büyük yarışı Tour de France’da hiçbir İngiliz bisikletçinin birinciliği yoktu.

Durum o kadar vahimdi ki, İngiliz bisiklet üreticileri markalarını kötü etkileyeceğini düşündükleri için  İngiliz milli takımına bisiklet satmayı red ediyorlardı.

Dave Brailsford’un seçilme nedeni onun “marjinal kazanımların toplamı” adını verdiği yönetim stratejisinin bisiklet federasyonu yöneticilerinin çok ilgisini çekmeseydi.

Read more

Çok Başarılı Girişimcilerin Ortak Özellikleri

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Çok başarılı girişimcilerin üç ortak özelliği var.

1) İsyankarlık: Mevcut durumdan hiç memnun değiller ve onu değiştirmek için büyük bir mücadeleye girmeye hazırlar.

2) Özgüven: Dünyayı değiştirebileceklerine tüm kalpleri ile inanıyor, bunu adeta bir sorumluluk olarak görüyorlar.

3) Merak: Bir işi yapmak için uzmanlaşmayı beklemiyorlar. “Bu iş daha şekilde farklı yapılamaz mı?” merakıyla yola çıkıp süreçte öğrendiklerinden ne yapacaklarını keşfediyorlar.

İşin kötüsü eğitim sistemleri bu üç temel niteliği kazandırmak için değil, köreltmek için tasarlanmış durumdalar.

#haddiniaş sloganıma inanıyorsanız kendi eğitiminizi kendi elinize almalısınız. Başka çaresi yok

Yürüyen Ölüler Görüyorum!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Yaşamak sadece nefes alıp vermekten ve temel fiziksel ihtiyaçları karşılamaktan ibaret değildir.

Ya da olmamalıdır.

Evet belki dünya nüfusunun büyük bir kısmı için hala beslenmek ve temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak birer lüks. Ama ortalıkta bu işleri pekala çözmüş olan, ama yine de yürüyen birer ölü gibi gezinen o kadar çok insan var ki.

Yaşamanın ne demek olduğunu tarif edebilecek bir yaşam gurusu filan değilim, beni çok aşar.

Ama çok iyi bildiğim bir şey var: Sevmediğiniz bir işi yıllarca yapmaya devam ediyorsanız, geri dönülmesi her geçen gün zorlaşan bir zombileşme sürecindesiniz demektir.

Sık sık rastlıyorum sevmedikleri işin mesaisinde zombileşen, kimi zaman bunun farkında bile olmayan, kimi zaman ise süreci çaresizce kabullenmiş insanlara.

Belki onları zombi filmlerdeki tuhaf yürüyüşlerinden tanıyamazsınız ama yine de kimin zombileştiğini kokusunu almak oldukça kolay.

Zombiler öğrenme aşkını kaybetmiş, düşük enerjili, dost meclislerinde sarkastik, yöneticilerinin yanındayken ise ödlek ve asla fark yaratamayacaklarına inanan insanlar olarak çıkıyorlar karşıma.

Kendinize sormanız gereken soru şu: Yarın işte zombileşme yolunda bir adım daha mı atacaksınız, yoksa kaderinizi değiştirecek bir girişimde mi bulunacaksınız.

Seçim sizin.

Aldığım En İyi Tavsiyeyi Söylüyorum!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Aldığım en iyi tavsiye: ”Başkalarından daha iyi olmaya çalışma, dünkü senden daha iyi olmaya çalış!“

Başkaları ile rekabet bazen bizi harekete geçirebiliyor, rekabetin tetiklediği değişim hikayeleri hiç de az değiller. Ama pek çok durumda kendinizi başkaları ile kıyaslamanın 2 büyük riski var.

Birincisi ”asla onun gibi olamam” duygusunun yarattığı ümitsizlik ve eylemsizlik.

Spor salonunda olağanüstü vücutlu insanları görünce kapıldığınız türden bir duygu bu. Hani aynadaki kendinizi onlarla kıyaslayınca teslim olduğunuz pes etme duygusu.

İkinci risk ise etrafınızdakilerin vasatlık denizinde boğulmanız, vasatlığı kanıksamanız, hatta o vasatlık denizinden kurtulmak için kulaç atmaktan çekinmeniz.

Çünkü onlar sizin ”çevrenizler“ ve bir sosyal yaratık olarak onlardan kopmak istemiyorsunuz. Yalnızlık hiç kolay iş değil.

Peki ya ”kendinizin dünkü halinden daha iyi olun“ tavsiyesine ne demeli?

Bu tavsiyeyi benimseyenler kendilerini geliştirmek için en iyi yoldalar bence.

Çünkü insan her zaman bir şeyleri dünden birazcık da olsa daha iyi yapmayı başarabilir. Ve hiç kuşkusuz bu küçük adımlar uzun bir yürüyüşte birbiri ardına eklendiklerinde büyük bir değişimi başarabilirler.

Şimdi de sizin aldığınız en iyi tavsiyeyi ve nedenini duymak istiyorum. Paylaşmak ister misiniz?

Öğrenmek İçin Tartışmayı Göze Alıyorum

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bazen genel kabul gören görüşün aksini iddia eden ve tartışma yaratan fikirlerimi paylaşıyorum buradan.

Çoğu süper negatif olan 294 yorum ve 963 etkileşim alan, Porsche Taycan-Tesla Model S karşılaştırma yazım bu tür paylaşımlarıma en güzel örneklerden birisi.

Dostlarımın beni arayıp ”neden böyle paylaşımlarla imajını yıpratıyorsun?“ diye uyardığı bu tür yazılar yerine, suya sabuna dokunmayan, her yerde bulabileceğiniz bilgileri Türkçeleştiren, sadece hoşunuza gitmekten öteye gitmeyen laf salataları da yazabilirim.

Ama ben fikirlerimi geliştirmek için tartışmayı ve gerekirse utanmayı göze alan bir insanım.

Evet, Porsche-Tesla yazıma gelen yorumların bazılarına üzüldüm, bazılarında yanlış bilgimden utandım ve bazılarına ise tarzlarından dolayı öfkelendim.

Ama bu yorumlar Tesla yatırım tezimi gözden geçirmek için her görüşten insanın fikirlerinden muazzam çok şey öğrendiğim bir kaynak oluşturdular.

Çünkü bu tür sert tartışmalar insanların bedavaya paylaşmayacakları bilgilerini ve fikirlerini ortaya koymalarını sağlıyorlar.

Geleceğime yatırım yaptığım alanlarda tartışma yaratacak paylaşımlarıma devam edeceğim anlayacağınız.

Merak ediyorum, bu tür tartışmalar sizin için de öğretici oluyorlar mı?

Not: Tesla yatırımımı artırdım:)

Hayat Sandığından da Kısa Dostum!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Eğer 80 yaşına kadar yaşayacaksan ve bugün 30 yaşındaysan önününde 50 yıllık bir hayat var demektir. Yani 18.250 gün.

Ne var ki günde 8 saatlik ortalamayla 146.000 saat, yani 50 yılın 6.000 gününde uyuyacaksın. Geriye kaldı 12.250 gün.

Yıllık ortalama çalışma günü sayısı 240.

65 yaşında emekli olacaksan 35 yılda 8.400 gün mesain var. Ortalama mesai 8 saatse ve yola 2 saat harcıyorsan hayatının en az 84.000 saatini işe vereceksin demektir.

Bu durumda geriye kalan hayatın 8.750 güne düşüyor.

Günde 2-3 saatini kişisel bakım ve market alışverişi gibi angaryalara ayırdığını varsayabiliriz. Yani yaklaşık 40.000 saatin veya 1.600 gününü de bu işlere gidecek.

Evet dostum, maalesef hayat beklentin 7.150 güne inmiş durumda. Sadece 7.150 güne. Yani kabaca 20 yıla. Ki, bunun 15 yılı da 65’inden sonra.

İnşallah sağlık sorunları yaşamazsın. Tabii eğer işinden çok zevk alıyor ve onu hayatından bir kayıp olarak görmüyorsan başka dostum. Ama eğer öyleysen bil ki süper şanslı azınlıktasın. Araştırmalar işinden mutlu insanların çok az olduğunu gösteriyor.

Şimdi sorum şu sana: Eğer bu süper şanslı azınlıktan değilsen ne yapacaksın dostum? Bu kadar kısacık bir ömre razı mısın hakikaten?

Yoksa hemen bugün bir şeyler değiştirmeye başlayacak mısın?

Çok Büyük Hayaller Kurun!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Herkes size gerçekçi olmanızı söylüyor.

E çünkü gerçekçilik demek, rasyonalite demek, sınırlamaların, kaynak kıtlıklarının farkında olmak demek ve mantıklı davranmak demek.

Ama gerçekçiliğin karanlık yönü tam da bu işte; sizi aşırı mantıklı olmaya itmesi. Ve aşırı mantıklı olmanın da harekete geçmenizi engellemesi.

Çünkü büyük ihtimalle içinde bulunduğunuz gerçek koşullarınız hayalinize doğru yürümenizi desteklemiyorlar.

Paranız yok, çevreniz dar, bilgi ve becerileriniz uygun değil, tecrübesizsiniz, aileniz sizi desteklemiyor, piyasa iyi değil…

Hayaliniz mantığa aykırı yani.

Tamam haklısınız da, şu hayatta gördüğünüz hangi olağanüstü başarı yolculuğuna bütün bu koşullar yerindeyken çıkıldı ki?

Hangi olağanüstü başarı yolculuğu ilk adımda mantıklı gözüküyordu ki?

Bugün olağanüstü başarılarına imrenek baktığımız, kendisini sıfırdan yaratan hangi girişimci, sanatçı, bilim insanı ya da siyasetçi gerçekçiydi ki büyük hayalini kurarken?

Büyük hayaller kurmak lazım dostlar.

Hatta çok büyük hayaller kurmanız lazım.

Çünkü büyük hayallerin bugünün gerçeklerini bükme ve koşullarınızı şekillendirme gücü var.

Ama gerçekçi olmanız gereken bir şey de var. Tek bir şey. O ne mi?

İşte onu yarın ki videomda açıklayacağım. Çekti mi ilginizi?

Beyniniz Düşmanınız Olabilir!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Beynimizin en önemli görevi bizi hayatta tutmak. Bu güzel.

Sorun beynimizin bu görevi yerine getirirken tıpkı aşırı koruyucu bir anne gibi fazla ileri gitmesi ve değişim içeren atılımlarımıza engel olmasında.

Beynimiz kısaca şöyle görüyor dünyayı: ”Eğer şu anda sahibim hala hayattaysa bu şimdiye kadar yaptıklarımın doğru olduğunu gösterir. O halde şimdiye kadar yaptıklarımı aynen yapmaya devam etmeli, her türlü değişime karşı kanımın son damlasına kadar direnmeliyim.”

Peki ya hayatımızdan memnun değilsek ve önemli atılımlar yapmayı istiyorsak? Mesela radikal bir kariyer değişikliğini, kendi işimizi kurmayı veya çok sıkı antrenman yapıp fit bir vücuda kavuşmayı…

Bu tür yenilikçi düşünceler beynimizin bilinçli bölgesinin eseridir. Ama beynimizin asıl efendisi bilinç dışı bölgedir, çünkü o tüm zihinsel işlevlerin %95’ini yerine getirir.

Ve bizi ne pahasına olursa olsun hayatta tutma görevi işte bu beyin bölgesinin işidir.

Bilinçi beyninizde ne kadar güzel hayaller kurarsanız kurun, bilinç dışı beyin değişime ikna olmadığı sürece istediğiniz atılıma asla izin vermeyecektir. Nokta.

Peki bilinç dışı beynimizi yönetebilir, sesini kısabilir miyiz? Elbette yapabiliriz!

Yarın ki videoda anlatacağım yöntemini. İlginizi çekti mi konu?

Gerçek Statü Sembolleri Nelerdir?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Sabahın erken saatlerinde bir plazanın lobisinde etrafımdaki insanları izlerken aklımdan geçen düşünceler:

Kendinize, sevdiklerinize ve sevdiğiniz şeyleri yapmaya ayırdığınız zaman gerçek statü sembolünüzdür.

Fiziksel şeylerle statü sembolleri yaratmak, modası geçmiş, antik çağlara yakışan bir anlayıştır.

Marka kıyafetler, pahallı saatler, lüks evler, havalı restoranlarda yenen yemekler statünüzü değil, zamanınızı boşa harcadığınızı ve hayat zevkinizin gelişmediğini gösterirler sadece.

Az alışveriş edin, az tüketin, bol tasarruf ve yatırım yapın, kendinizi sevmediğiniz işleri yapmaktan kurtarmak için erken emekliliğe hazırlanın derim ben.

Erken emeklilik çalışmamak demek değildir bu arada. Erken emeklilik sevmediğiniz şeyleri yapmaktan özgürleşmiş olmak demektir. Yoksa çok sevdiğiniz bir işiniz varsa elbette doya doya çalışabilirsiniz.

Erken emeklilik hayatı hakkını vererek yaşamak demektir. Ve bence erken emeklilik nihai statü sembolüdür.

Ne dersiniz?

İşi Zamana Yaymanın Alemi Yok!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Girişimci Peter Thiel iş hayatında öğrendiği en önemli şeyin, istenirse işlerin planlanandan çok daha hızlı bitirilebileceğini görmesi olduğunu söylüyor.

Thiel herkese şu zihinsel alıştırmayı yapmalarını öğütlüyor: “10 yıllık hayat planınızı ele alın ve neden bu planı 6 ayda gerçekleştiremeyeceğinizi kendinize sorun”.

Kabul, bazı şeyleri 6 ayda yapmak asla mümkün değil.

Mesela dünya çapında bir tenisçi olacağım deyip bunu altı ayda başarmak fiziken imkansız. Tenis gibi sporlarda başarı yıllara yayılan sabırlı ve sebatlı çalışma gerekiyor.

Ama pek çok planımızı daha yoğun, akıllıca, odaklı ve kararlı bir şekilde çalışarak hızlandırmak mümkün.

İşleri hızlandırmak konusunda en ünlü girişimcilerden birisi, bir zamanlar Paypal girişiminde Peter Thiel’le ortaklık da yapan Elon Musk.

Musk projelerinde herkese inanılmaz gelen terminler vermek, sonra da bu terminleri tam olarak tutturamasa da, o güne kadar görülmemiş bir hızla işi bitirmekle ünlü.

Bu sayede de girdiği endüstrilerin işleyişini kökten değiştiriyor Elon. Yeni iddiası da herkesin 10 yıllar alır dediği tam otonom sürüşü gelecek yıl başaracağı mesela.

Thiel’in sorusu kafa yormaya değecek bir alıştırma değil mi sizce de? Ha, henüz 10 yıllık planınız yoksa o da ayrı sorun tabii🤤

Kimsenin Size Borcu Yok!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Pek çoğumuz hayatta istediğimiz yerde değiliz.Kariyerimiz ilerlemiyor, girişimimiz zararda, evliliğimiz sarsıntıda, çocuklarımız başarısız…

Ve pek çoğumuz bunlar için suçlayacak ve bize borçlu olan birilerini buluyoruz.

Kariyerimiz ilerlemiyor, çünkü yöneticimiz bize terfi sözünü tutmadı.

Girişimimiz para kaybediyor, çünkü seçtiklerimiz ekonomide sözlerini yerine getiremiyorlar.

Evliliğimiz sarsıntıda, çünkü eşimiz bize karşı anlayışlı ve sevecen değil.

Çocuklarımız okulda başarısızlar çünkü tembeller, oysa biz onlar için saçlarımızı süpürge ettik.

Çektiğimiz sıkıntıların nedeni olarak başkalarını suçluyor ve bize borçlarını ödememelerinden dolayı öfkelenerek günlerimizi geçiriyorsak…şey…üzgünüm ama… galiba… ömrümüzün sonuna kadar günlerimizi böyle geçirmeye devam edeceğiz!

Söylenmek, suçlamak, öfkelenmek… Kabul ediyorum, bunlar gayet insani tepkiler ve evet hepimiz zaman zaman haksızlıklara uğruyoruz.

Ama bazılarımızın haksızlıklar karşısında tepkisi farklı oluyor.

Başkalarını suçlamayı bırakıp harekete geçiyor bazılarımız. Kendilerini başkalarının insafına emanet etmekten vazgeçip, hayatlarının kontrolunu kendi ellerine alıyorlar. Suçlamak yerine eyleme geçiyorlar yani.

Peki siz hangisini seçiyorsunuz? Suçlamak mı, eylem mi?

Trendlere Kapılmayın!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Ağzının ortasına terlikle vurmak istediğim bir insan tipi var: Trend Köleleri.

Fotoda korkunç bir örneğini verdiğim trend köleleri hayatlarını en son trendlere göre şekillendiren tiplerdir.

Onları hemen tanırsınız. Çünkü trend obsesiyonları görüntülerine, davranışlarına ve dillerine şiddetle yansır.

Mesela yetişkin bir trend kölesi günde 4-5 kez şöyle cümleler kurabilir: “En büyük trend sağlıklı yaşam, mutlaka buna uygun ürün geliştirmeliyiz!”

“Dar paça bana yakışmamış mı diyorsun, ama son trend bu oğlum, sen ne anlarsın?”

“Arkadaşlar bu yıl en trendi Yunan Adası Patnos, ben yerimi ayırttım bile!”

“Girişimimiz son trend olan sharing economy kavramına uygun, bize mutlaka yatırım yapmalısınız!”

Aslında bu tiplerin beni sinir etmekten daha önemli bir sorunları var: Çok büyük ihtimalle hem iş hem de özel hayatlarında başarısız olacaklar.

Çünkü bir şey trend haline gelmişse çok rekabet oluşmuş demektir. Çok rekabetin olduğu ortamda da para kazanmak zordur, başarı rekabetsiz alanlar bulmaktan geçer.

Çok trend diye gittiğiniz yerlerde kazıklanır ve kalabalıktan dolayı berbat bir hizmet alırsınız. Trendlere uymak sizi farklılaştırmaz, tam tersine sıradanlaştırır.

Sloganı “Haddini Aş” olan bendenizin sıradanlaşmaya yaklaşımını da zaten biliyorsunuz 👊.

Orijinallik Yoksa Yaratıcılık da Yok!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Ne kadar az ”orijinal” insan var.

Özgün bir hayat tarzı, ilginç bir mesleği, giyiminden hobilerine ve düşüncelerine kadar toplumun genelinden ayrılan insanları kast ediyorum ”orijinal” derken.

Orijinallerin sayısı çok az, çünkü orijinal olmak çok zor.

Öncelikle kimse orijinal olmanızı istemiyor.

Toplum ve sistem sıradan insanlardan oluşan işgücüne, tüketiciye ve seçmene ihtiyaç duyuyor. Çünkü sıradanları yönetmek daha kolay.

Eğitim kalıplaştırma için var mesela, özgünleştirme için değil.

Bu kalıba sokan düzen, orijinal insan olmanın ikinci zorluğunu da doğuruyor: KORKU

”Sürüden ayrılanı kurt kapar!” zihniyeti ile büyütülen, ailesinden öğretmenlerinden, arkadaşlarından hep bu yönden telkinler alan bir ölümlünün, kendine özgü davranması ne büyük cesaret işi, değil mi?

Peki ama orijinallik şart mı? Yoo, değil tabii.

Pekala sıradanlığın sıcak kollarına kendinizi bırakıp mutlu mesut yaşamaya devam edebilirsiniz. Ya da mutlu mesut yaşadığınıza inanmaya.

Kalıpların ferahlatıcı bir yönü var elbette.

Ama şu ölümlü hayatta en ufacık bir fark yaratmak, yaşamaya değer bir hayat sürdürmek istiyorsanız orijinallik şart.

Çünkü orijinallik olmadan yaratıcılık olmuyor.

Ve yaratıcılık biz insanları diğer tüm canlılardan ayıran ve hayatı güzelleştiren en önemli özelliğimiz.

Dağa Yeniden Tırmanmaya Var mısınız?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Kariyerinizde belli bir yere geldiniz. Belki zirvede değilsiniz ama karanlık dağ diplerinden de kurtulmuş durumdasınız.

Standartlarınızdan memnunsunuz, faturalarınız ödeniyor, yılda üç hafta izninizi düzgünce kullanabiliyorsunuz.

Ama mutlu değilsiniz

Ve bunun nedenini kendinize bile itiraf etmekten korkuyorsunuz.

Oysa mutsuzluğunuzun nedeni çok açık; işinizden sıkılmış durumdasınız.

İşinizi iyi yapıyorsunuz.

Hatta o kadar iyi yapıyorsunuz ki, çok fazla çalışmanıza bile gerek kalmıyor. Tecrübeniz sayesinde olağanüstü verimli bir şekilde görevlerinizi tamamlıyorsunuz.

Zaten tam bu yüzden sıkılıyor, yeni şeyler öğrenmenin o zorlayıcı hazzını özlüyorsunuz.

Biz insanlar yeni şeyler öğrenmek için tasarlanmış varlıklarız.

Bir ömür boyunca tek bir işi yapmak insan doğasına aykırı. Öyle hayatlar mesela karıncalara uygun, insanlara değil.

Bunu hobilerle telafi edenler var. Ama bu içlerindeki açlığı doyuruyor mu emin değilim.

Bence yeni işler denemelisiniz.

Ama bunun için belki de üçte ikisini tırmandığınız dağdan tekrar dibe inmeyi ve bu kez başka ve bilmediğiniz bir patikadan tırmanmayı göze almalısınız.

Korkutucu değil mi? Peki ama kim size zaman zaman korkutucu şeyler yapmadan tatmin edici bir hayat yaşayabileceğinizi söyledi ki?

Kapanmış Kapıların Ardından Bakakalmayın!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

İş hayatında bazen en ümitli olduğumuz kapılar yüzümüze kapanırlar.

Yanlış bir davranışınızdan dolayı şirketinizde sizi bekleyen parlak bir kariyer kalmamış olabilir mesela.

Ya da bir türlü anlaşamadığınız bir yönetici yükselmenizin önünü kesiyordur belki.

Kişisel gelişiminiz ve eğitiminizdeki eksiklikler yüzünden rüyanızdaki işe bir türlü giremiyor da olabilirsiniz.

Bir girişimciyseniz yanlış bir karar işlerinizi olumsuz etkilemiş, manevra alanınızı çok daraltmış olabilir.

Bunlar hep iş hayatının sevimsiz cilveleri.

Ama sonra size yeni kapılar açılır. Hem de mutlaka açılır.

Yeni kariyer fırsatları, yeni iş imkanları, yeni kişisel girişim alanları, sizi ileriye götürecek yeni insanlarla tanışma fırsatları…

Sorun şu ki pek çoğumuz kapanan kapılara haddinden fazla bakakaldığımızdan, yeni kapıları bir türlü fark edemez, bize bazen altın tepsi ile bazen belli belirsiz ipuçları ile sunulan yeni fırsatları değerlendiremeyiz.

İnsanın başına gelen belaları bir süre düşünmesinde, nedenlerini ve bir sonraki sefer neyi farklı yapacağını irdelemesinde bir sakınca yok.

Hatta bu sağlıklı bir davranış. Hatalarımızdan ders çıkarmamız şart.

Lakin kapanmış kapılardan gözlerinizi ayırmadan yeni açılan kapıları görmeniz de mümkün değil.

Geleceğinizden Pişman Olun!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Hepimizin geçmişinde “keşke yapmasaydım!” dediği şeyler var.

Yanlış girişimler, yanlış ilişkiler, yanlış yatırımlar, yanlış sözler.. Ve bu pişmanlıklar gelecek yolculuğumuz da etkiliyorlar.

Kabul, her pişmanlığın içinde bir de öğrenilmişlik var. İnsan yaptığı hatalardan mutlaka dersler çıkarmalı.

Ama pişmanlıklar yeni şeyler denememizi, bilinmedik okyanuslara açılmamızı da engelliyorlar.

“Yine pişman olacağım bir şey mi yapıyorum yoksa?” sorusuyla kavrulurken riskli kararlar almak hiç kolay değil.

Peki ya o kararı almadığımız için ya da o aksiyona geçmediğimiz için ileride pişman olursak?

Belki harika bir yatırım fırsatını kaçırıyoruzdur? Veya bizi çok mutlu edecek bir kariyer değişikliğini sırf korkumuzdan yapamıyoruzdur?

Gelecekten pişmanlık duymak, bugün almadığınız o hayat değiştirici kararın nimetlerinden yararlanamadığınızı hayal etmek anlamına geliyor.

Ben karar alırken gelecek pişmanlığına geçmiş pişmanlığından çok daha fazla önem veriyorum.

Sıkça duvara toslasam da geçmişimle ilgili “şunu neden yapmamışım ki?” diye bir pişmanlığım olmuyor en azından:)

Yapacağımı yapıyorum, sonrasına sonra bakarım diyorum.

Herkese öneremem bu duruşumu.

Ama mezara “keşke deneseydim” dediğim şeylerle gitmek istemiyorum.

İş Arayan Okurlarıma Tavsiyem Var!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bazıları için uygulamasının zorluğunu bilmekle birlikte, iş arayan okurlarıma küçük bir tavsiyem var: Çalışın!

Kendinizi geliştirmek için çalışın!

Yabancı dilinizi veya kod yazmayı öğrenin, inovasyon ve yaratıcılık gibi yeni çağın kritik becerilerini kazanın ve tabii fiziğinizi geliştirin…

Bugün en başta Youtube ve Podcast olmak üzere o kadar çok dijital ücretsiz öğrenme ortamı var ki, kendinizi geliştirmek için bir bilgisayar ve bir internet bağlantısı yetiyor da artıyor bile.

Ve işsizlik size kendinizi geliştirmeniz için büyük bir fırsat sunuyor olabilir aslında.

Belki hatırlayanlarınız vardır. 1999’da ABD NBA Basketbol Ligi yaşanan bir lokavttan dolayı ancak Şubat ayında başlayabildi.

Bu uzun süreli ve sonu belirsiz süreçte pek çok basketbolcu yan gelip yatar ve geleceği hakkında kararlar bağlarken, Kobe Bryant her gün antrenmana devam etti ve lokavtın sürdüğü aylar boyunca 100.000 şut attı.

Evet tam 100.000 şut.

Lokavt bitip de ligler başlayınca Kobe takımı Lakers ile birlikte 2000, 2001, ve 2003 yıllarında ardı ardına şampiyonluklar yaşadı.

Sizce tesadüf mü?

Hadi siz de şimdi üstünüzdeki durgunluğu atın ve hemen kendinizi geliştirmeye başlayın.

Atalarımız boşuna işleyen demir ışıldar dememişler. Siz de ışıldamaya başlayın, işler o zaman düzelecek!

Üniversite Seçimi Yapan Gençlere Çağrı!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Sevgili Gençler,

Ne yazık ki size iyi bir eğitim vermeyi başaramıyoruz.

Üniversite girişi sınavlarındaki sonuçlar bir skandal.

Ama bundan utanması gereken sizler değil, biz yetişkinleriz.

Seçtiğimiz yöneticilerin başınıza sardığı bu felaketi önleyemedik.

Hepimiz adına samimiyetle özür diliyorum.

Ama aranızda bazılarınız var ki bize rağmen müthiş işler başaracaksınız. Özellikle de matematik, fizik, kimya gibi pozitif bilimlerde ilerlemek isteyen parlak gençlerimizi inanılmaz bir dönem bekliyor.

Siz yeteri ki çok çalışmaya devam edin. Her şeye rağmen başarılı olmayı başaran sizin gibi gençlere tek tavsiyem var; kendinizi dünyayı değiştiren şirketlerde çalışacak şekilde hazırlayın.

Yapay zeka, mikrobiyoloji, alternatif enerji, alternatif gıda, uzay, genetik ve mobilite gibi alanlarda çalışan uluslarası firmaları kendinize hedefleyin.

Bu şirketlerin aradığı elemanların niteliklerini araştırın ve bir gün oralarda çalışacak şekilde kendinizi hazırlayın.

Mesela fotoğraftaki ilan Elon Musk’ın beyin hackleme girişimi Neurolink’in aradığı pozisyonları gösteriyor. Buralara hazırlayın kendinizi.

Eğer inanır ve çok çalışırsanız bize rağmen dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan kahramanların arasına katılabilirsiniz.

Başarının En Önemli Anahtarı: “Zaman Tercihi”

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Şu hayatta çocuğunuza öğretmeniz gereken en önemli kavram, hayatındaki tüm kararlarında “zaman tercihi”ni doğru yapması olmalı.

Zaman tercihi, bugün alınacak bir sonucu gelecekte alacağınız sonuca tercih etme oranınız.

Bu oran çok yüksekse hemen alacağınız bir sonuç uğruna gelecekte alabileceğiniz daha iyi bir sonuçtan vazgeçiyorsunuz demektir.

Mesela düzenli olarak para biriktirip yatırım yaparak gelecekte refaha kavuşmak yerine, anlık arzularımıza yenilip tüm paramızı hemen bugün son kuruşuna kadar harcamak böyledir.

Kısa vadeli hazzı uzun vadeli sonuçlara tercih edenlerimiz maalesef çoğunlukta.

Çünkü bizler sonuçta ölümlü yaratıklarız. Ve bilinmeyen bir gelecek yerine bugün hemen sonuç almayı istememiz insani bir zayıflık.

Sorun şu ki hayatta her türlü harika şey uzun vadeli, yorucu ve yıpratıcı yolculukların sonunda ortaya çıkabiliyor.

Başarılı girişimler, sanat şaheserleri, atletik vücutlar, büyük servetler, iyi eğitimli çocuklar, yüksek verimlilikteki çiftlikler ve hatta mutlu evlilikler hep uzun vadeli bakışın eserleri.

Toplumun geneli ve özellikle de gençlerimizde gittikçe kısa vadeli hazzın daha da fazla prim yaptığını gözlemlediğimden bu yazıyı yazma ihtiyacını duydum.

Aman deyim zaman tercih oranınızı düşürün. Çünkü başarının tek ve en önemli anahtarı bu.

Twitter Olmadan Olmaz!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Biraz sert ve ön yargılı gelecek bazı okuyucularıma ama hayatta iki tür insan olduğuna inanıyorum: Twitter kullananan insanlar ve Twitter kullanmayan insanlar.

Her hafta eğitim ve seminerlerimde onlarca insanla karşılaşan birisi olarak artık eminim ki, Twitter kullanıcıları daha bilgili, daha açık görüşlü, daha güncel, daha haberdar, daha bilimsel ve sonuçta daha yenilikçi insanlar oluyorlar.

Eğitimlerde görüşleri ile ilgilimi çeken birisini ne zaman keşfetsem hemen Twitter hesabına bakıyorum. Hiç sekmiyor, bu arkadaş hem Twitter’de harika insanları takip ediyor, hem de sadece reshare de olsa şahane paylaşımlar yapıyor.

Elbette bu genellemem biraz aşırıya kaçıyor olabilir. Ama benim gözlemim bu işte ve söylediklerimin arkasındayım.

Ha bir de sadece Instagram ya da TikTok kullananlara var ki onlara ayrıca değinmek lazım:)

Sadece Facebook kullananlara ise eğitimlerimde pek rastlamıyorum artık. Ya fazla yaşlandılar, ya da benim konular ilgilerini pek çekmiyor:)

Son Söz: Siz iyisi mi Twitter kullanın.

Son Söz 2: Linkedin de olmazsa olmaz tabii, ne de olsa ben buradayım:)

Kendinizi Evde Bırakın!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Ve tatil! 

İmkanı olanlar tatil beldelerine göç ediyorlar. 

Ama dinlenebilecekler mi şüpheli.

Çünkü dertlerimizi, endişelerimizi ve işlerimizi de götürüyoruz. Geride bırakamıyoruz onları, gittiğimiz yeri de kaçmaya çalıştığımız yere benzetiyoruz.

Bruno Catalano’nun “Les Voyageurs” (Gezginler) isimli heykeller serisini belki bilenler vardır. Fotoğraftaki onlardan sadece birisi.

Bu ünlü heykellerin içlerindeki boşlukların anlamı hep tartışma konusu oldu. 

Kimi yorumcu, bu boşlukların insanların içlerindeki tarifi imkânsız, bir türlü dolmayan boşlukların sebebini aramak yollara düşmelerini ifade ettiğini söyledi mesela.

Benim yorumum farklı.

Ben sanatçının gezginlerin gittiği yere karışmalarını tavsiye ettiğini düşünüyorum.

“Gittiğiniz yerin bir parçası olun” diyor heykeltraş bana kalırsa, “gittiğiniz yerle bütünleşin”. 

Sadece 1 hafta için bile olsa “burada” olan her şeyi geride bırakıp her şeyinizle “orada” olun diyorum ben de. 

Kendinizi gittiğini yere tam anlamıyla kaptırın, yerelleşin, yerellerin hayat tarzına teslim olun, onların yemeklerini yiyin, onların müziklerini dinleyin.

Ben 1 Hafta boyunca Samos’lu olacağım mesela. Samos hakkında yazacak bir şeyler çıkarsa yazacağım, yoksa kendimi Samos’un güzelliklerine kaptıracağım.

Herkese şahane bir tatil diliyorum.

2019’un En Değerli Kariyer Becerileri

(Okuma Süresi: 3 Dakika)

Büyük hızla değişen dünya, değişen yaşam şekillerimiz ile şirketlerin de çalışanlarından beklediği yetenek ve beceriler her geçen gün değişiyor. Sizler için bu yıl yatırım yapabileceğiniz en değerli kariyer becerilerini sıraladım:

  • Çok Yönlü Olmak

Eskiden çok işle ilgilenmek başarısızlığa sebep olur, bu yüzden tek işe yoğunlaşıp tüm potansiyeli ona harcamalıyız düşüncesi vardı. Ancak tek bir alanda uzman olayım, kariyerimi tek bir iş kolu üzerinden planlayıp başka hiçbir şeyle ilgilenmeyeyim devri artık kapandı.

Bugün iş alanlarındaki çeşitlilik, çalışılan pozisyondaki işlerin önceye göre çok daha detaylı oluşu gibi etkenler, birden fazla işe odaklanmamızı gerekli kılıyor.

Ayrıca ekonomi, endüstriler, şirketler her an evrimleşiyor, gelişen teknoloji bir yandan yeni iş kolları doğururken diğer yandan bazı iş kollarını yavaş yavaş yok ediyor. Dolayısıyla bugün size büyük başarılar kazandıran yetkinliğiniz yarın hiçbir işe yaramayabilir.  

Tüm bunların kaçınılmaz sonucu olarak şirketler de işe alacağı insanların birçok alandaki yetkinliklerini ölçüyorlar. Yani gelecek, yıllarca her gün aynı işi yapmak yerine, farklı alanlardaki beceri ve yetkinliklerinizi geliştirenlerin olacak.

Peki ne yapabilirsiniz?

Sahip olduğunuz ilgi alanlarıyla ilgili eğitimlere katılabilirsiniz mesela. Ya da uzun zamandır yapmayı istediğiniz bir iş için harekete geçebilirsiniz. Hem bunu yapmak sizi daha özgüvenli hale getirip daha iyi hissettirecektir.

Kendi alanınız dışındaki konularla ilgili okumalar yapabilirsiniz. Bu okumalar size hem farklı yönlerinizi keşfettirecek hem de yeni ilgi alanları, yetkinlikler getirecektir. Aynı zamanda seminerleri takip etmeli ve bu sayede yeni gelişmelere ayak uydurabilmesiniz.

Bunların yanında hem motivasyonunuzu arttırmak hem de daha verimli olabilmek için hobilerinize zaman ayırmayı ihmal etmemelisiniz.

  • Yaratıcı Olmak

Bugün yaratıcılık becerisi sadece yazarların, ressamların, yapımcıların, sanat yönetmenlerinin değil, iş hayatındaki hemen herkesin sahip olması gereken bir beceri.

Değişen ve dönüşen dünyada şirketlerin büyük kısmı hayatta kalabilmek adına gün geçtikçe daha yenilikçi bir hal alıyor ve değişime ayak uydurmak için çabalıyor. İşte tam bu noktada şirketlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey; Yaratıcı, yeni ve farklı fikirler sunabilecek, sıra dışı çalışanlar.

Artık sıradanların devri kapandı anlayacağınız. Yaratıcı olan, özgün ve orijinal olanların devrindeyiz. Bu yüzden, amacınız ister iş bulmak olsun ister kariyerinde yükselmek olsun, ‘’fark yaratan’’ olmak, farklı bakış açıları sağlamak zorundasınız.

  • Dijital Yetenekler

Nerede yaşıyor olursanız, ne yapıyor olursanız olun bilgisayarla içli dışlı olmanız neredeyse garanti.

Sayılı istisnalar dışında, her seviyeden çalışan, dijital dünyanın öneminin farkında olup buna göre hareket etmek zorunda. İş gücünün başarılı olması için çalışanlar bilgisayar yeteneğine ve eğitimine sahip olmalı. Bu da datanın gizliliğini, teknolojiyi ve dijital pazarlamayı anlamasını gerektirir.

Artık gerçek dünyanın dışında yaşadığımız bir de online dünya var. Müşterilerle ve çalışanlarla ilişkilerin buradan etkili biçimde yürütülmesi, dijital alanda sahip olduğumuz yeteneklere bağlı.

  • İlişki Kurmak

İş hayatında kurduğunuz ilişkilerin kariyerinizin yönünü belirlemede etkisi hafife alınamaz. İlişkiler de en az işinizi iyi yapmak kadar önemli diyebiliriz.

Etkin ve iletişim ağı kuvvetli, ilişkilerin sağlıklı olduğu şirketlerde hem insanlar mutlu ve üretkendir hem de iş yeri başarılı ve itibarlıdır. Fakat zayıf ilişkiler, güven duygusundan, birlik ve takım olma ruhundan yoksun çalışanlar yaratır.

İş arkadaşlarınıza gülümseyin, selam verin, halini hatırını sorun. İletişim kanallarınızı açık tutun, doğrudan ve şeffaf iletişimden vazgeçmeyin. Ve ne olursa olsun dürüstlükten vazgeçmeyin. Bu davranış biçimlerinin size açacağı kapılara, sunacağı fırsatlara inanamazsınız.

  • Organizasyon Becerisi

Etrafımızın dikkat dağıtıcılardan geçilmediği bu günlerde zaman yönetimini en iyi yapanlar, neye odaklanması gerektiğini bilip en üst seviyede verimliliğe ulaşanlar öne çıkıp başarıya ulaşanlar oluyor.

Ayrıca iş planlamalarını en doğru şekilde yapmak, yapılacak işleri her daim güncel tutmak ve öncelik sırasına göre düzenlemek, proje ve takım yönetimine hâkim olmak da iyi derecede organizasyon becerisi gerektirir ve bu yetenekler sizi kariyerinizde yöneticiliğe, liderliğe kadar götürebilir.

Yaş 51, Yeni Kariyerimde İlk Günüm!

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

51 yaşındayım. Bizim annelerimizin, babalarımızın çoktan emeki olup bir sahil kasabasında yaşamlarının gerisinin tadını torunlarının yolunu gözleyerek ya da arkadaşları ile okey oynayarak çıkarmaya başladıkları bir yaş bu.

Ama ben yepyeni projelerin peşindeyim ve kariyerimde önemli değişiklikler yapmayı hedefliyorum.

Şimdiye kadar daha ziyade eğitimcilikten ve konuşmacılıktan para kazanırken, hayatımın bundan sonrasında podcaster olmayı, güçlü bir video blogu kurmayı ve bir yandan da yatırımcılık yapmayı hayal ediyorum.

Beni takip edenleriniz bilirler, bu konularda epey de yol aldım ve almaya devam ediyorum.

Read more

Girişimcilik Hayalleriniz mi Var, O Halde Bugün İşte Daha Fazla Sorumluluk Alın!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Girişimcileri beyaz yakalı profesyonellerden ayıran en önemli fark daha fazla sorumluluk almaları.

Çünkü bir girişimcinin işleri ters gittiğinde başkalarını suçlayarak sorumluluklarından kurtulması mümkün olmaz. 

Maaşların, borçların, vergilerin her ne olursa olsun ödenmesi gerekir, girişimci kendi dışındaki faktörlerden yakınarak bunlardan yırtamaz. Ve eğer bu sorumlulukları yerine getiremezse hayatı mahvolur.

Girişimcilerin profesyonellerden daha fazla para kazanmalarının nedeni de bu zaten; daha fazla sorumluluk almaları.

Read more

Esas Olay Üretmek

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Kimse kusura bakmasın ama yönetenlerin, pazarlayanların ve satanların dünyamıza pek de bir şey kattıklarını düşünmüyorum.

Katkıları ile dünyamızı güzelleştiren, bizi her anlamda zenginleştirenler üretenler.

Yönetmek, pazarlamak ve satmak hep üretmenin alt fonksiyonları benim gözümde. Birisi harika bir şeyler üretecek ki, diğerlerinin yöneteceği, pazarlayacağı ve satacağı bir şeyler olsun ortada, öyle değil mi?

Oysa hayat üretenleri ödüllendirmiyor.

Zenginlik Özgürlüktür!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Zenginleşmenin amacı daha fazla özgürlük elde etmek olmalı.

Ama insanlar zenginleşmek adına özgürlüklerinden o kadar çok taviz veriyorlar ki!

Sevmedikleri işleri yapıp, hoşlanmadıkları insanlarla iş tutup, gurur duymadıkları kariyerlerde ilerlemeye çalışan, en temel özgürlüklerinden vazgeçmiş ne çok insan var.

İşin ilginci bu insanlar daha fazla para kazanınca, daha fazla harcamaya başladıklarından tasarruf da yapamıyor, onlara özgürlük getirecek serveti de biriktiremiyor, yatırım da yapamıyorlar.

Statü merdiveninde bir üst basamağa tırmanma tutkularından dolayı bir türlü döngüden çıkamıyor, tam tersine kariyerlerinde ilerledikçe özgürlüklerinden daha da fazla taviz vermek zorunda kalıyorlar.

Böyle anlatınca sizin de kulağınıza çok tuhaf gelmiyor mu?

Zaten insanoğlu anlaşılması gerçekten çok zor bir canlı vesselam.

Başarıyla Şansın İlişkisi Nedir?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

4 tip şans var.

Birincisi kendiliğinden, sizin kontrolünüzde olmayan nedenlerle başınıza harika bir şey gelmesi. Mesela piyangodan para çıkması. 

Bu tür şansın başarıyla ilişkisi yok. Sadece şanslınız.

İkinci şans tipi, başarılı olmak için çok fazla şey denerken iyi tesadüflerle karşılaşmak. 

Böyle emekle gelen başarılara büyük saygı duyuyorum. Ama bir yandan da bunların insanı çok tüketen ve hayatın güzelliklerinden koparan başarılar olduğunu düşünüyorum.

Üçüncü tip şans açıkgözlere gülen şans.

Çevrelerine başka gözlerle bakan, fırsatları ve eğilimleri keşfeden insanların şansı yakalamalarına her zaman hayranım. 

Ve maalesef onların öğrenilmesi imkansız bir yetenekleri olduğuna inanıyorum.

Son şans türü ise şansın peşinde koşmayan, kendi işlerine bakan, sadece kendi işlerini olağanüstü iyi yapmaya çalışanlara, bir gün yaptıkları işte harika olmalarından dolayı kendiliğinden gülen şans.

Mesela kimsenin okuyup okumadığına aldırmadan yazıyorsunuz. Ve sonra bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda birisi yazdıklarınızı, yeteneğinizi, kalitenizi farkdedip size hiç ummadığınız bir fırsat kapısını açıyor.

İşte bu tür şanslıların hastasıyım. 

Çünkü onlar şans peşinden koşmadan büyük başarıyı elde eden insanlar. 

Onlara büyük saygı duyuyorum. 

Daha Az Tüketin, Daha Az Karar Alın, Daha Mutlu Olun!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Yeni öğrendim, sırf hayatta kalabilmek için günde 300 karar alıyormuşuz.

Ve tabii tek meselemiz hayatta kalmak değil. Mesela tükettiğimiz şeylerle ilgili de bir sürü şeyi de, vakit harcayarak karara bağlıyoruz.

“Netflix’de hangi diziye başlasam?”, “hangi marka spor ayakkabıyı alsam?”, “bana en yakışan gömlek hangisi?” gibi tüketim kararları beynimizin pek kısıtlı kapasitesini yiyip bitiriyorlar.

Araştırmalar bu kadar çok karar almanın yaratıcılık ve mutluluk üzerinde olumsuz etkilerini gösteriyorlar.

Read more

Boş Korkularınızın Mimarı Sizsiniz

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Korkmak bizi tehlikelerden koruyan, başımızı derde sokacak şeyleri yapmaktan alıkoyan yaşamsal önemde bir duygu.

Ama her an korku içinde olmanın yeni şeyleri denemenin, haddimizi aşacağımız maceralı yolculuklara çıkmanın önünü tıkadığı da bir gerçek.

O kadar çok gerçekleşmemiş ihtimallerden dolayı korkuya kapılan, olabileceklerin en kötüsünü hayal edip endişe denizlerinde boğulan ve harekete geçemeyen insan var ki.

İşin ilginci şu; araştırmalar hayatımızda gerçekten korkacak bir şey olmadığı zaman, korkacak şeyleri kendi kendimize yarattığımızı, çevremizde olan bitenleri adeta korkulacak şeyler bulmak hevesiyle incelediğimizi gösteriyor.

Read more

Dijital Minimalizm ile Hayatı Yakalayın

(Okuma Süresi: 5 Dakika)

Akıllı cihazlar, uygulamalar, bitmek bilmeyen bildirimler derken kendimizi bir dijital kaosun ortasında yaşarken bulduk. 

Buraya nasıl mı geldik?

Gelin geçmişe bir yolculuk yapalım: 

2007 yılında Steve Jobs, geleceği şekillendirecek olan iPhone telefonu kullanıcılara sundu. Çok geçmeden android işletim sistemli telefonların da çıkmasıyla insanlar mobil internet ile tanıştı.

Yani öncesinde sadece evde veya işte kullandığımız internet artık cebimize girmişti. Bu teknolojiler ile sosyal medya hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Facebook ve Twitter bir anda sürekli ihtiyaç duyduğumuz mecralar olmaya başladı. Sonrasında İnstagram, whatsapp, sonu gelmeyen uygulamalar derken kendimize karmakarışık bir dünya yarattık. 

Yaşam şeklimizin nasıl değiştiğini göstermek adına sizinle Adam Alter’in bir çalışmasını paylaşmak istiyorum: 

Devamını Oku

62.500 Kat Gelişebilirsiniz!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

İnsanın gelişim kapasitesine dair en büyüleyici bilimsel gerçeği paylaşmak istiyorum sizlerle.

Ebeveynleriniz hangi hangi ırktan, hangi milletten, hangi dinden, hangi sosyokültürel geçmişten, hangi ekonomik refah seviyesinden gelirlerse gelsinler geçerli olan bilimsel bir gerçekliği.

Ebeveynlerinizden DNA’nız yolu ile aldığınız genetik mirastaki verinin toplam büyüklüğü sadece 1.6 GİGABYTE (GB). 1.6 GB internetten indirilebileceğiniz bir filmin sahip olduğu veriye eşit.

Devamını Oku

İş Başvurusu Yapanlara 3 Kritik Tavsiyem

(Okuma Süresi: 3 Dakika)Ülkemizde işsizlik sorunu büyüyor.

Hele genç işsizliğinde sorun çok büyük. Yeni mezunların iş bulması çok ama çok zorlu bir süreç.

Peki bu zor dünyada gençler iş ilanlarına yönelik yazılı başvuru yaparken nelere dikkat etmeliler?

Bir insan kaynakları uzmanı değilim ve yukarıdaki soruya yanıtlarım oldukça subjektif olabilir.

Ama geçen hafta yayınladığımız iş ilanlarına aldığımız başvurulardan yola çıkarak 3 kritik tavsiye verebilirim genç dostlarıma.

Tavsiyelerimin temel kriteri “dikkatimi çekme!”.

2 ayrı pozisyona yapılan 100’e yakın başvurudan hangileri dikkatimi çekti ve ön tarama sürecinden sonra görüşme yapma isteği uyandırdı bende.

Bu kadar basit bir kriter işte.

Bu kritere uygun özgeçmişlerin 3 temel özelliğinden yola çıkarak tavsiyelerim şunlar: Read more

Haftanın Hikayesi: Kutuplara Hazırlanmadan Gidemezsiniz

(Okuma Süresi: 2 Dakika)İçerdiği belirsizlikleri ve zorlukları göz önüne alırsanız, inovasyonun büyük coğrafi keşif maceralarına tıpatıp benzediğini hemen kavrarsınız

Mesela 14 Aralık 1911’de Güney Kutbuna ilk ulaşan insan olan Norveçli kaşif Roald Amundsen’in macerasına.

Aslında Kuzey Kutbu’nu keşfetmek isteyen, ama Amerika’lı Robert Edwin Peary’nin bunu kendisinden önce başarmasından dolayı rotayı güneye çeviren Amundsen’in, bu büyük macera öncesi yaptığı hazırlıklar, inovasyon yolculuğuna çıkanlar için tam bir ders niteliğinde.

Read more

2018’de En Hızlı Büyüyen Yeni İş Alanları

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Ne yazık ki ülkemiz genç işsizliği ve özellikle genç kızların iş gücüne katılım oranları pek içi açıcı bir yerde değil.

Üniversite mezunu olup iş bulamayan gençlerin oranında çok hızlı bir tırmanış var. 2010’da bu sayı 150.000 civarında iken, 2018’de 1.000.000’u geçti.

Genç işsizliği oranındaki artışın elbette pek çok faktörü var. Ama en önemli nedenlerden birisi gençlerimizin dünyanın yeni gereksinimlerine uygun şekilde kendilerini geliştirmemeleri.

Bu nedenle zaman zaman bu köşeden gençlerimizi yeni iş alanları ile ilgili bilgilendirmek istiyorum.

Linkedin’in her yıl hazırladığı ve tamamına şu linkten ulaşabileceğiniz Emerging Jobs Report (Gelişmekte Olan İşler) raporu bu anlamda son derece yol gösterici.

Gelişmekte Olan İşler Read more

LinkedIn’e Göre 2019’da En Çok Aranan Beceriler ve Bunları Geliştirmeniz İçin Eğitimler

(Okuma Süresi: 2 Dakika)ABD ekonomisi iyi gidiyor son dönemde.

Ve şirketler güçlü ekonomide aranan becerilere sahip insanları bulmak da zorlanıyorlar (darısı bizim de başımıza).

Bu nedenle aralarında Google, Bank of America, Apple ve IBM’in de bulunduğu pek çok şirket, üniversite mezunu olma mecburiyetini tamamen kaldırmış durumdalar.

Kimin hangi üniversiteyi bitirdiğinden ziyade hangi becerilere sahip olduğu önemli artık işgücü piyasalarında.

Sayısı çok niteliği düşük üniversite mezunlarımızın durumuna bakınca, Türkiye’de de benzer bir durumun yaşanacağına eminim önümüzdeki yıllarda.

Veritabanındaki iş fırsatlarını araştıran LinkedIn, 2019’da en çok hangi becerilerin şirketler tarafından arandığını aşağıdaki gibi sıralıyor.

Bu arada, dilerseniz bu her konuda Linkedin tarafından sağlanan çevrimiçi eğitimlere becerilerin yanındaki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz: Read more

İmkansız Yoktur

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Elon Musk’ın uzaycılık girişimi SpaceX’i yeni kurduğu yıllardayız.

Henüz yatırım aşamasında olan ve bir tek füzeyi bile uzaya yollamamış SpaceX’in başı derttedir 2003 yılında. Çünkü en büyük müşterisi olabilecek NASA’nın bir türlü ilgisini çekememektedir.

Elon Musk’ı uzay endüstrisinin bilinçsiz çocuğu olarak gören NASA büyük ihaleleri Boeing ve Lockheed gibi devlere vermekte, Elon Musk’ın füzelerini görmeye bile tenezzül etmemektedir.

Duruma sinirlenen Musk kararını verir: NASA ona gelmezse, o NASA’ya gidecektir.

Read more

Hayatınızı Değiştirdiğiniz Anlar

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Çok başarılı insanların hayatlarını her okuduğumda fark ettiğim ortak bir tema var: Hayatlarını değiştirdikleri anlar.

Hayat değiştiren anlar insanların kendilerinden hiç beklenmeyen, yetki ve sorumluluklarını aşan, görevlerinin ötesindeki eylemleri gerçekleştirmeleriyle ortaya çıkıyorlar.

Forbes dergisi tarafından “ABD’nin servetini kendisi yapmış en zengin kadınları” listesinde 19. Sırada yer alan Türk girişimci Eren Özmen’in de benzer bir hikayesi var.

Eren Özmen bugün eşi Fatih Özmen ile birlikte Elon Musk’un SpaceX’i gibi uzay yolculuğu firmaları ile rekabet eden, NASA ve diğer pek çok ABD kamu kuruluşunun milyarlarca dolarlık ihalelerini kazanan Sierra Nevada şirketinin sahibi. Çiftin kişisel servetleri 1.8’er milyar dolar olarak hesaplanıyor.

Eren Hanım Türkiye’de üniversite eğitimini tamamladıktan sonra ABD’ye master yapmak için gidiyor. Öğrencilik yılları boyunca maddi sıkıntılarını aşmak için çok sayıda farklı işler yapan Eren Özmen bir ara yıllar sonra sahibi olacağı Sierra Nevada’nın gece temizlikçisi olarak bile çalışmış.

Okulu bitirdikten sonra bir küçük bir şirkette çalışmaya başlayan Özmen daha işinin ilk gününde muhasebe hesaplarının elle tutulduğunu ve bunun verimsizliğe yol açtığını görmüş. Patronuna bir bilgisayar almayı teklif eden Özmen’in talebi çok maliyetli olduğu gerekçesi ile red edilmiş.

İşte Özmen’in hayat değiştiren hamlesi o anda ortaya çıkmış.

Eren Hanım patronun söylediklerine razı olacağına ilk maaşıyla bir bilgisayar alıp şirkete gitmiş ve süreci çok hızlandıracak şekilde muhasebe süreçlerini yeniden düzenlemiş. Aldığı riskin ve görev tanımını aşmanın ödülünü hızla alan Özmen mali işler müdürlüğüne getirilmiş.

Bu ayın Forbes dergisinde Eren Özmen’in ve yıllar sonra satın alıp hızla büyüttüğü Sierra Nevada şirketinin müthiş hikayesini okuyabilirsiniz.

Elbette Eren Özmen’in tüm başarısını kendi cebinden bilgisayar aldığı tek bir hayat değiştiren hareket ile açıklamak mümkün değil. Ama insan o gün bilgisayar almak yerine elle muhasebe tutmaya devam etseydi hayatının nasıl akacağını merak etmeden de geçemiyor.

Peki siz hayatınızı değiştirecek ne yaptınız? Paylaşsanız ne güzel olur, birbirimizden bir şeyler öğrenebiliriz belki.

Bugün Astronot Olmak İçin Ne Yaptınız?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)Bu ayın StartUp dergisini incelerken Bankalararası Kart Merkezi genel müdürü Soner Canko’nun çok ilham verici bir hikayesine rastladım. Sizlerle paylaşmasam olmazdı.

Soner Canko bir süre önce NASA astronotu ve robotu Dan Barry ile tanışmış. Astronot olma hayalini ancak 40 yaşından sonra gerçekleştirebilen Dan Barry’nin başarıya giden yolu herkese ilham verecek nitelikte.

Çocukluğundan beri astronot olma hayalleri kuran Barry NASA’ya ilk kez 23 yaşındayken başvurmuş. Ama reddedilmiş. Her yıl şansını denemeye devam eden Barry 30 yaşında Michigan Üniversitesi’nde profesör olarak çalışırken bile NASA başvurularını yenilemeye devam etmiş. Ama NASA’nın her seferinde aynı olmuş: Reddedildiniz!

Başarısızlıklarla yılmayan Barry boş durmamış ve kendisini uçuş eğitimleri ve medikal eğitimlerle donatmaya, yani astronot olmaya hazırlamaya devam etmiş. Sonunda 37 yaşındayken NASA’dan iş teklifi almış ve 40 yaşında ilk kez uzaya çıkmış.

Tam bir oyun değiştirici olan Barry’nin hikayesinin en etkileyici yönü ise başarısız denemelerle geçen yıllarda kendisine sormaya devam ettiği soru: “Bugün astronot olmak için ne yaptım?”.

Sahi, siz bugün ne yaptınız hayallerinize ulaşmak için?

Herkes Sizi Başarısız mı Buluyor? Harika, Doğru Yoldasınız!

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Geçmiş başarısızlıklarımızın moral bozukluğundan kurtulmak, yarattıkları yıkıcı psikolojinin etkisini atlatmak zor. Kendi hayal kırıklıklarımdan şahidim.

Hele bir de ne kadar başarısız olduğunuzu ve ömrünüzün gerisinde de bir yere varamayacağınızı söyleyen birileri varsa etrafınızda işiniz daha da çetrefilli.

Ya da tam tersi.

Belki de başarısız olmuşsanız, etrafınızdakiler sizi bir “kaybeden” olarak yaftalamışsa, çok büyük bir başarının eşiğinde olabilirsiniz.

Read more

Yaşasın Cuma Geldi!

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Beyaz yakalı dostlarımın içini perşembe akşamından bir sevinç kaplar.

Yüzdeki stres hafiften silinir, perşembe geceleri daha geç yatılır, arkadaşlarla dışarıda buluşulur. Ne de olsa ertesi gün Cuma! Yani pazar akşam üstlerinin kasvetinin tam tersi.

Yıllardır gözlemleyip üzüldüğüm bir gerçek bu maalesef. Bir çok ofis çalışanından fazla çalıştığım halde çok şükür ki bu durum bana yabancı.

Bunun en büyük nedeni ise basit: Seviyorum ben bu işi!

Read more

Kızınızın Kahramanı Kim?

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Herkes çocuğunun başarılı olmasını ister. Ama çocuklarımızı nasıl eğitmemiz gerektiği konusunda hepimizin kafaları karışık açıkçası.

Belki de doğru eğitimin en iyi yolu onlara doğru kahramanlar kazandırmaktır. Çocukların kahramanlarının davranışlarına ebeveynlerinin nasihatlarından çok daha fazla değer verdikleri malum.

Etrafınızda Barbie ya da Pamuk Prenses gibi davranan, zengin koca, lüks hayat, şık kıyafetler dışında bir hayalleri olmayan genç kızlara bolca rastlıyorsanız ya da Polat Alemdar tavırları sergileyen, gencecik yaşında siyah takım elbiselere bürünen tuhaf delikanlılara, yanlış kahramanlara özenmenin trajik sonuçlarını tecrübe ediyorsunuz demektir. Read more

Van Gogh: Eşek Gibi Çalışan Dahi

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Van Gogh belki de tüm zamanların hem en çok hayranlık duyulan hem de en yanlış anlaşılan sanat dahisidir.

Gauguin ile meşhur kavgası sonrasında kulağını kesmesi, alkole düşkünlüğü, kardeşi Theo ile hiç bitmeyen yazışmaları, psikolojik sorunları, Agostina Segatori ile yaşadığı gizemli aşk hikayesi ve tabii ki sonuçta dramatik şekilde kendi hayatına kıyması…

Van Gogh’un son derece ilgi çekici hayatı “yaratıcı dahi” insanların “çılgın”, bizden çok “farklı”, tanrı vergisi “olağanüstü yetenekler” ödüllendirilmiş ve tabii ki yine tanrı vergisi “ilahi lanetlerle” cezalandırılmış insanüstü varlıklar olduğunu düşündürüyor insanlara, yaratıcılar konusunda bir arketip oluşturuyor zihinlerde.

Read more

Kamiwaza (神業): Sonuçları Düşünmeden İşinize Kapılmak

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Depositphotos_47804175_originalJaponca, harika kavramları ifade eden büyüleyici kelimelerle dolu bir dil.

Geçenlerde bir kitapta denk geldiğim “Kamiwaza” () kelimesine ve temsil ettiği kavrama hayran kaldım mesela.

Kamiwaza Türkçe’ye “tanrılar gibi ya da tanrısal iş yapmak” şeklinde çevrilebilir.

Olağanüstü bir sanat eserini yaratmak, daha önce görülmemiş bir iş modelini hayata geçirmek, mesleğinizde başka kimsenin ulaşamadığı ustalık seviyelerine ulaşmak, sporda insanüstü performans sergilemek gibi tanrısal işler yapmak hep Kamiwaza kelimesinin ifade etmeye çalıştığı davranışlar.

Bir diğer deyişle oyunu kökten değiştiren üretimlere götüren davranışlar bunlar.

Read more

Ya Küçük Kızınız Aşık Olmuşsa Kafanıza Hiç Yatmayan Bir Mesleğe?

(Okuma Süresi: 5 Dakika)whatsapp-image-2016-12-02-at-14-50-30

Bugün İstiklal Caddesi’nde yürürken üzerime üzerime gelen insan kalabalığını gözlemledim. Bu aralar okuduğum kitapların etkisinden olsa gerek “acaba aralarında dünyanın en iyi balerini olacak birisi var mıydı ya da gelmiş geçmiş en büyük bilardocusu?” diye tuhaf düşüncelere daldım.

Oysa çoğunun yüz ifadelerinden, hallerinden, tavırlarından pek de olağanüstü şeyler yapmadıklarını, vasat işlere ve belki de vasat hayat hikayelerine razı olduklarını hissettim. Umarım yanılıyorumdur.

İstiklal Caddesi insanları gözlemlerimi paylaştığım ve bu konuda bir makale yazmak istediğimi anlattığım şahane insan, bana yardım etmek için kısa bir hikaye yazdı. Evet evet şaşırmayın, böyle  insanlar da var bu dünyada:)

Önce o kısa hikayeyi aktarayım size. Zeynep isimli küçük bir kızın kısacık hikayesini…

“Bugün karne günü. Sıcacık yaz tatiline saatler var. Tüm çocuklar okul bahçesine atmış kendini, çığlık çığlığa bir coşku ortalıkta. Read more

Kendi Sesinizle Kendi Şarkınızı Söyleyin Siz!

(Okuma Süresi: 2 Dakika)
İnsanları yeniliklere atılmaktan, başka türlü hayatlar denemekten, güvenli ama öldürücü derecede sıkıcı rutinlerinden çıkmaktan alıkoyan neler var?

Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi para bunlardan birisi tabii, ama çareleri var.

Bence esas önemli korku kaynağı insanların yeteneklerine olan güvensizlikleri.

Acaba girişimci olacak vizyona sahip miyim ben?.. Yazar olmak istiyorum da yazabilir miyim ki?.. Bir kafe açmak istiyorum ama işletebilir miyim?.. Aslında hayatımın gerisi boyunca resim yapmak istiyorum ama resimlerimi satabilir miyim ki?..

Read more

Gönlümü Verebileceğim İşi Nasıl Keşfederim?

(Okuma Süresi: 4 Dakika)
İnsanların ancak gönüllerini verdikleri işte olağanüstü başarılı olabilecekleri çok kuvvetli bir argüman.

Son derece de mantıklı; ister bir girişimci olun, isterseniz bir kariyer savaşçısı, sevdiğiniz işi yapıyorsanız rakiplerinizden daha uzun saatleri, daha büyük bir arzuyla çalışarak ve daha verimli bir şekilde geçirebilirsiniz. Çok çalışma ile başarı arasında da genellikle güçlü bir ilişki olduğuna göre doğru yoldasınız demektir.

Argüman güçlü ve mantıklı ama küçük bir sorunu var: Çoğumuz gönlümüzü verebileceğimiz işi bilmiyoruz ki.

Para Kazanmasam Bu İşi Yapar mıydım?

Bir işi gerçekten çok severek yapıp yapmadığınızı bulmanın kolayı var aslında. Kendinize şu soruyu sorun: “Para vermeseler de bu işi yapmaya devam eder miydim?”. Read more

Başarının Tanımı Size Özel Olmalı

(Okuma Süresi: 3 Dakika)sHepimiz bir şeyler başarmaya çalışıyoruz. Kimimiz başarı konusunda daha iyi sonuçlar alıyor, kimimiz ise başarı oyununda “kaybedenler” kategorisinde yaftalanıyoruz.

Başarı kavramanının hepimiz üzerinde büyük bir baskı unsuru oluşturduğu da kesin.

Bir mezuniyet toplantısına gittiğinizde  fiziksel durumunuzdan, işinizdeki konumunuza, oturduğunuz evden, eşinizin güzelliğine kadar hemen hemen her konuda okul sıralarındaki can arkadaşlarınızla rekabet ettiğinizi itiraf eder misiniz siz de benim gibi?

Read more

Yoksa Siz de Geç Çiçek Açanlardan mısınız?

(Okuma Süresi: 2 Dakika)
Pek çoğumuz gençlik yıllarımızda öğrenme yeteneklerimizin daha yüksek olduğuna inanıyor, öğrenmeyi daha orta yaşlarımıza bile ulaşmadan bir kenara bırakıp kendimizi günlük hayatın koşuşturmasına bırakıyoruz.

Bu kadar öğrenmek yeter, şimdi öğrendiklerimizi uygulama zamanımız geldi diyoruz kendi kendimize.

Oysa son dönemde yapılan araştırmalar beynin öğrenme hızında bir miktar gerileme olsa da, yıllar içinde yapılan zihni birikimlerin yeni kavramsal bağlantılar kurmak konusunda yetişkinlere önemli avantajlar sağladığın ortaya koyuyor. Öğrenmenin yaşı yok anlayacağınız.

Read more

Okullarda Çocuklara Ayrılık Acısı ile Başa Çıkmayı Neden Öğretmiyorlar?

(Okuma Süresi: 3 Dakika)o-couple-breaking-up-facebookBurası benim hem profesyonel, hem de amatör bloğum.

Evet bir yandan tutkum olan işlerle ilgili konularda paylaşımlar yapmayı seviyorum. Ama bir yandan da bir insanım ben ve duygularım var. Duygularından arındırılmış bir robot danışman değilim ki en nihayetinde.

İşte bugün sizinle dertleşmek istiyorum biraz. Yarı amatör, yarı profesyonel bir yazı var aklımda. Biraz da uzun sürecek gibi. Umarım anlayış gösterirsiniz.

“Hayat siz başka planlar yapmakla meşgulken olanlardır” diyor John Lennon .

Read more