Çok Sevdiğim Hikayeler

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

2000 yılında girişimcileri Netflix’i dev video film kiralayıcısı Blockbuster’a 50$ milyon dolara satmak istemişler.

Netflix kurucularından Marc Randolph ”bize güldüler” diyor Blockbuster yöneticilerinin teklife tepkisini anlatırken.

Bugün Netflix’in piyasa değeri $127 milyar dolar. Blockbuster tabelası ise çalışanlarının sahiplendiği 1 adet sembolik mağazanın vitrinini süslüyor sadece.

2009’da Mercedes Tesla’ya 50 milyon dolar yatırım yaparak %10 hissesini almış. Bu para Tesla’nın 2008 finansal krizini atlatmasını sağlamış, yoksa şirket batıyormuş.

2014’e gelindiğinde Mercedes Tesla Model S’in kendi lüks araçlarına rakip olmaya başladığını düşündüğünden %10 hissesini yaklaşık 780 milyon dolara satmış. Kar hiç fena değil işin doğrusu: 730 milyon dolar.

Bugüne geldiğimizde ise Tesla 60.48, Mercedes ise 63.33 milyar dolar piyasa değerine sahipler. Yeni Mercedes hissesini satmasaydı karı 6 milyar doları bulmuş olacaktı.

Ama daha da önemlisi belki Mercedes Tesla ile işbirliğini sürdürse elektrikli araç üretiminde bu kadar geride kalmayacaktı. Kimbilir?

Siz de sevmiyor musunuz böyle hikayeleri:)

Uzlaşarak İnovasyon Olmaz!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Danışmanlık verdiğim pek çok kurumda uzlaşmaya aşırı önem verildiğini görüyorum.

Uzlaşma insani ilişkiler için yararlı elbette. Ve büyük kurumlardaki yüzlerce insanın uyum içinde çalışması için de öyle.

Ama uzlaşma inovasyonun azılı düşmanı.

Eğer gerçekten ilginç bir inovatif fikriniz varsa mevcut düzene, anlayışa ve uygulamalara kökten karşı çıkıyorsunuz demektir.

Bu karşı çıkış aynı zamanda etrafınızdaki insanların iş yapma şekillerini, alışkanlıklarını ve görev tanımlarını da kapsayacaktır.

Bu kadar çok şeye karşı çıkarken herkesle uzlaşmak asla ama asla mümkün değildir.

Onun yerine yapmanız gereken fikrinizi hayata geçirmek için ihtiyacınız olan bir kaç insanı kendinize inandırmak, diğerlerinin ne dediğine ise tamamen kulak tıkamaktır.

Başarılı startupları büyük kurumlardan ayıran en önemli unsur da bu zaten.

Startuplarda bir araya gelen ve kafasına dikine giden bir avuç gencin uzlaşmadan uzak inatçılığı büyük fikirleri hayata geçiriyor.

Departmanlar arası uzlaşmayı bir numaralı öncelik olan büyük kurumların radikal fikirlerde hep başarısız olmasının nedeni de bu.

Uzlaşmanın çok önemli olduğu durumlar var. Ama inovasyon kesinlikle bu durumlardan birisi değil anlayacağınız.

Yıkıcı İnovasyon Dinamikleri

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bir yatırımcı ve iş insanı olarak beni en şaşırtan konulardan birisi en akıllı insanların bile “yıkıcı inovasyon”un dinamiklerini kavrayamamaları.

Dün Tesla’nın Almanya’daki süper hızlı büyümesinden bahseden bir yazı paylaştım.

Tepkiler Tesla’nın çok küçük olduğu, satışlarının hızla artmasının pek bir şey ifade etmediği ve zaten Almanların da eninde sonunda başarılı elektrikli otomobiller üretecekleri şeklindeydi.

Tam da Apple Iphone ile ortaya çıktığında pek çok insanın Nokia’nın mutlaka Apple’i yeneceğine, Iphone’un küçük yaramaz oyuncu olarak piyasadan silineceğine inandığı gibi.

Sonra neler olduğunu grafik çok güzel anlatıyor:)

Oysa yıkıcı inovasyonlar hep yeni oyuncunun küçük bir pazar payını kapması ile başlar.

Büyüklerse yeni oyuncuyu küçümserler ve onun öğrenme sürecindeki acılarına katlanmak istemediklerinden eski iş modellerine sarılmaya devam ederler.

Sanıldığının aksine Alman üreticilerin elektrikli otomobil hazırlıkları çok zayıf.

Audi Etron,Jaguar IPace gibi örneklerin henüz Tesla’nın 2012 enerji verimliliklerini yakalayamadılar. Ayrıca bu modellerde büyük zararlar ediyorlar, Tesla ise son 3 çeyreğin ikisinde kar etmeyi başardı.

Zaman kimin haklı olduğunu ortaya çıkaracak elbet ama inovasyon tarihi “o fakir dediğin genç” hikayeleri ile dolu:)

Butik Otel Gibi Kamp

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Siz de benim gibi doğanın içinde olmaya bayılan, ama konforundan da pek veremeyen bir tatlısu doğaseveri iseniz bu girişime bayılacaksınız.

Bu ay Fast Company dergisi tarafından yayınlanan “En Yaratıcı 100 İş İnsanı” listesinde kendisine 32. sırada yer bulan Neil Dipaola’nın yarattığı Autocamp adlı girişim Santabarbara ve California gibi bölgelerin en güzel yerlerinde butik kamp yerleri kuruyor.

Autocamp’lerde hastası olduğum fotoğraftaki efsanevi Airstreams karavanların yanısıra, lüks çadırlar ve prefabrike kabinler de yer alıyor.

Kurulan kampların şıklığını merak ederseniz şu linke bir göz atın derim. İnsanın kendisini orada hayal etmemesi mümkün değil.

Autocamp şu ana kadar 115 Milyon Dolar yatırım almış.

Dipaola lüks kamplar kurmanın benzer lükste oteller kurmaya göre %30-40 daha düşük maliyetle çok daha kısa sürede gerçekleştiğini söylüyor.

Keşke biz de şu beton deliliğimizden vazgeçip karavancılığı destekleyen daha çevre dostu yöntemleri beslesek. AutoCamp kadar lüks olmaya gerek yok belki ama bugünkülerden daha çekici kamplar kurmamız gerektiği de kesin.

İnovasyon Yapacaksınız Saçmalayın!

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

Mantıklı olmak iş hayatında pek önemsenen bir beceri.

Her kararımızın mantıklı, rasyonel analizlerle beslenebilir ve ön görülebilir sonuçlara dayalı olması ve kapsamlı müşteri anketleri ile desteklenmesi pek kıymetli.

Belki de tam bu yüzden inovasyon yapamıyoruz.

Çünkü saçmalamaktan ödümüz kopuyor. Oysa bugün başarısını hepimizin takdir ettiği pek çok iş fikri başlangıçta inanılmaz saçma gözüküyordu.

İşte size çok başarılı olmuş bazı ürün ve hizmetlerin ilk ortaya atıldıklarında herkese saçma gelene değer önermeleri.

Read more

İnovasyon İçin Hataya Tolerans Gösterin, Yeteneksizliği ve Tembelliği Cezalandırın

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Aralarında benim de olduğum hangi inovasyon uzmanını dinleseniz size şunu söyleyecektir: Kurumunuzda inovasyon kültürünü güçlendirmek istiyorsanız hata toleransını artırmalısınız.

İnovasyon süreçlerinin bol deneme-yanılma-öğrenmeli aşamalardan oluşması uzmanların hata toleransı aşkının arkasındaki temel sebep. Ben de şu linkten ulaşabileceğiniz bir yazımda bu konudaki görüşümü bildirmiştim daha önce.

Ama hata toleransı konusunda atlanan önemli bir mesele var: Bu toleransı kimlere ve hangi hatalar için göstereceğiniz.

Read more

Bilim-Kurgu Tüm İnovasyonların Anasıdır (Uzun Okuma)

(Okuma Süresi: 5 Dakika)1956 yılında Philip K. Dick, bir polis şefinin insanların gelecekte işleyecekleri suçları öngören teknolojiyi kullanarak potansiyel suçlulara önleyici müdahalede bulunduğu ilginç bir hikaye yazdı.

Ve hikayenin yazılmasından yaklaşık 50 yıl sonra Steven Spielberg, üretim tasarımcısı Alex McDowell ile birlikte  bu hikayeyi 100 Milyon dolarlık bir sinema filmine dönüştürmeye karar verdi.

Böylece tüm zamanların en çok izlenen bilimkurgu filmlerinden birisi Minority Report ortaya çıktı.

Minorty Report Neden Geleceği Doğru Tahmin Etti?

Gelmiş geçmiş en büyük hikaye anlatıcılarından olan Spielberg, tam da kendisinden bekleneceği üzere, daha senaryo yazılmadan önce müthiş bir ekiple gelecekte hayatın neye benzeyeceğine dair, gerçekçi ve bilimsel tabanı olan görüşlerin ortaya konması için bir fikir zirvesi organize etti.

Fikir zirvesinin katılımcıları arasında sanal gerçekliğin öncüsü Jaron Lanier, ünlü Whole Earth Catalog yaratıcısı Stewart Brand, ABD’nin Aselsan’ı diyebileceğimiz DARPA’nın önemli üyeleri ile Washington Post yazarları bulunuyordu.

Minority Report’un film olarak başarısı konusunda görüşler kişisel zevklere göre değişebilir elbette. Ben büyük fanatiklerindenim.

Ama Minority Report’un asıl büyük başarısı gelecekte hayatımıza girecek bir çok büyük inovasyon fikrinin ortaya atılmasına öncü olması. Read more

İnovasyon Sunum Şampiyonlarının Değil, Yazabilenlerin İşi…

(Okuma Süresi: 2 Dakika)

İnovasyon ve girişimcilik gittikçe mekanikleşiyor günümüzde. 

Belki yaratıcılığın doğasına aykırı, ama olan da bu sonuçta.

Adına ister yalın girişimcilik, ister tasarımcı düşünce, ister fikir hızlandırma deyin yolculuk hep aynı. Ve bu yolculuğun en önemli duraklarında sunumlar var.

Yöneticiyi proje onayına ikna etmek için sunum, girişimciden para koparmak için sunum, takımına üye kazanmak için sunum, yarışmayı kazanmak için sunum…

Sunum yap, sunum yap, sunum yap.. 

Bu sunumların içerikleri ve formatları da standartlaşmış durumda. 3 dakika sürecek bir sunuma hang slaytların, hangi sırayla anlatılacağı kurala bağlı neredeyse.

Read more

Artık İsyankarları İşe Alın, Bu Kadar Asker Yeterli!

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

İsyankarlar zor insanlardır.

Onlar kuralları bir türlü kabul edemezler.

Hatta kurallara uymamanın başlarını derde sokacağını farkettiklerinde bile kendilerine hakim olamaz, isyana devam ederler.

İsyankarlar çevrelerindeki herkesin yıllardır huzurla uygulaya geldiği süreçleri yıkmak ister, karşılarına kim çıkarsa çıksın doğru bildiklerini söylemekten de çekinmezler.

Ve büyük kurumlar isyankarları işe almaktan hiç haz etmezler, tercihlerini emirlere itaat eden disiplinli askerlerden yana kullanırlar.

Güçlü bir kumanda ve kontrol sistematiğinin  kurumsallaşmanın en önemli unsuru olduğuna inanan liderlerin, emirlerine itaat eden askerlere bayılmalarında şaşılacak bir şey yok. 

Read more

Şirketinizde Kararlar HIPPO Esaslıysa Yandınız (1 Dakikalık Okuma)

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

2006 yılında Intuit ve Microsoft’ta çalışmakta olan veri analizi uzmanları Avinash Kaushik ve Ronny Kohavi bir çok şirketteki hakim karar verme şeklini HIPPO kısaltmasıyla özetlemişler.

“Highest paid person’s opinion”, yani “en yüksek ücreti alan kişinin fikri” kelimelerinin kısaltması olan HIPPO, sanırım ülkemizde çoğu şirketin değil, neredeyse tüm şirketlerin karar alma mekanizmalarını tanımlayabilecek bir sıfat.

Yaratıcılılığın ve inovasyonun bugünkü kadar kritik meseleler olmadığı günlerde HIPPO’nun oldukça geçerli bir karar mekanizması olduğuna şüphem yok.

Read more

Dünyanın En İnovatif Liderleri (2 Dakikalık Okuma)

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Forbes Dergisi bu ay dünyanın en inovatif liderlerini sıraladı.

Listenin hoşuma giden yönü, sıralamanın bir takım kerameti kendinden menkul uzmanların seçimlerine göre değil, liderlerin yönettikleri şirketlerin piyasa değerlerinde meydana gelen artışa ve ‘İnovasyon Primi’ adı verilen bir ölçüte göre yapılmış olması.

Brigham Young Üniversitesi’nden Profesör Jeff Dyer ve Insead İşletme Okulu’ndan Nathan Furr’un İnovasyon Sermayesi adını verdikleri kriter 4 temel niteliğe göre ölçülüyor:

Yenilikçi şöhret (Son beş yıldaki medya ilgisine bakarak), sosyal medya bağlantıları ve ağları (Twitter ve Linkedin), değer yaratımına ilişkin sicil (şirketlerin piyasa değeri artışı temelinde) ve yatırımcıların gelecekteki değer yaratımı beklentileri (yatırımcıların şirket hissesine ödediği primi hesaplayarak).

Sıralama aşağıdaki gibi.

Tabii benim favorim kim gayet iyi biliyorsunuz:)

Üç Yıllık Piyasa Değeri YaratımıÜç Yıllık Piyasa Değeri YaratımıÜç Yıllık Borsa Kazancıİnovasyon Primi
1-Jeffrey Bezos /Amazon450 milyar $%366%72,8
3-Elon Musk / Tesla48 milyar $%819%79,7
3-Mark Zuckerberg / Facebook376 milyar $%563%70
4-Timoty Cook / Apple369 milyar $%123%12
5-Sadya Nadella /Microsoft278 milyar $%84%25

Bu 5 iş liderinin son 3 yılda yarattığı toplam piyasa değeri 1.521 trilyon $’a denk geliyor ki, bu rakam bile tek başına Türk borsasının toplam değerinin 7 katı civarında.

Sevgili Elon Musk’ın yüzdesel olarak bakıldığında en büyük değer kazancını yarattığı da gözlerden kaçmasın lütfen.

Maliyet Eğrileri ile Değişimi Tahmin Etmek

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)Büyük değişimleri teknolojik atılımlar tetiklerler.

Ama değişim yavaş başlar.

Teknolojik devrimlerin önce çok ağır ama sonra ivmelenen yolculukları olur. Çünkü yeni teknolojilerin yüksek maliyet yapıları vardır.

Ancak zaman içinde teknolojinin gelişimi ve yeni girişimcilerin yaratıcı fikirleri ile daha düşük maliyetler yakalanır.

Örneğin genom düzenleme teknolojilerinde son yıllarda ortaya çıkan hızlı atılımın temel nedeni çok güçlenen bilgisayarlar sayesinde DNA dizilemenin gittikçe ucuzlamasıdır.

İlk DNA dizileme çalışması bilgisayarların 13 yıllık işletim gücüne ve 3.7 milyar dolara mal olmuş. Aynı işlem bugünün çok daha güçlü bilgisayarlar ile 1.000 dolara yapılabiliyor.

Sadece 10 yıl önce tek bir insanın DNA dizilimini yapmak 100 milyon dolara mal oluyordu. Yakında bu 100 dolara inecek. 2016’da 700.000 kişinin DNA’sı dizilenmiş ve bir önceki yıla göre %200’lük bir büyüme yakalanmış.

DNA dizileminin ucuzlaması ile birlikte Genom Editasyonu gibi yeni endüstrilerin de hızlanması bekleniyor.

Kısacası yeni bir teknolojinin ivmelenerek düşen bir maliyet eğrisi varsa, onun dünyayı değiştirecek bir sonraki atılım olduğu bahsine girebilirsiniz.

Bir sonraki devrimsel değişimi yakalamanız için ipuçları vermeye devam edeceğim.

Büyük Değişimleri Neden Çok Geç Anlıyoruz?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)Büyük Değişimleri Neden Çok Geç Anlıyoruz?

İster kariyerini yönlendirmeye çalışan bir iş insanı, ister en hızlı büyüme fırsatlarını araştıran bir yatırımcı, ister çocuklarının geleceği için endişelenen bir ebeveyn olun… dünyayı ne gibi köklü değişimlerin beklediğini bilmeyi çok isterseniz.

Ama çoğumuz değişimleri erken yakalamakta pek beceriksizizdir.

Beceriksizliğimizin temelinde radarlarımızı yeterince açmaMAmız yatar. İnternetin ve sosyal medyanın emrimize sunduğu bunca imkana rağmen gelecek hakkında okumuyor, onu anlamaya ve yorumlamaya çalışmıyorsanız hiç şansınız olmaz elbette.

Ama çalışkan bir öğrenciyseniz bile değişimleri gözden kaçırabilirsiniz.

Çünkü büyük değişimlerin ilk belirtileri çok fludur.

Değişimi tetikleyen inovatörler de pek sakar gözükürler.

Devrimci ürünlerin ilk versiyonları çok dandik gözükürler. Ve maliyetleri de çok yüksektir.

Onları destekleyen ekosistem henüz kurulmamıştır ve pazarları da ihmal edilebilecek kadar küçüktür.

Büyük değişimleri gözden kaçırmanız doğaldır bütün bu nedenlerle. Aslında büyük değişimleri erken yakalamak nadir ve çok değerli bir beceridir.

Bu haftaki yazılarımda bu konuyu ele almaya, size büyük değişimleri tahmin etmek konusunda bazı temel yöntemler göstermeye çalışacağım.

Ne dersiniz, ilginizi çeker mi?

Bazen Gereksiz Şeyler Yapmak Lazım

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

Bazen canınız bir şey yapmak ister, ama yaptığınızın size nasıl bir fayda sağlayacağını bilmiyorsunuzdur.

Sadece canınız yapmak istiyordur işte.

Bir amaç uğruna değil, bir hedefi yakalamak için değil, sonunda bir yere varmayı umarak da değil. Sadece onu yapmaktan kendinizi alamıyorsunuzdur.

İçinizden bir ses onu yapmanın doğu olduğunu söylüyordur.. o kadar.

Yukarıda linkini verdiğim TED konuşmacısı Simon Giertz canı robot yapmayı öğrenmek istediği için kendi kendine tuhaf, amaçsız ve eğlenceli robotlar üretmeye başlayan bir genç kız.

Giertz daha sonra da bu birbirinden “zihni sinir” üretimlerini youtube üzerinden paylaşıp bir fenomene dönüşmüş. Şu anda youtube kanalının 1.4 milyona yakın takipçisi var ve geçimini buradan sağlıyor.

Hayat hep sürprizlere gebe, öyle değil mi?

Ben Simon Giertz’in TED konuşmasını hem çok eğlenceli hem de çok ilham verici buldum, paylaşmak istedim bugün. Bir amacım olduğu için değil, sadece canım istediği için.

Peki sizin iç sesiniz bugün ne yapmanızı söylüyor? Hadi onu yapın, belki sonuçta hiç beklemediğiniz güzelliklerle karşılacaksınız. Ya da en azından yolda çok eğleneceksiniz. İyi pazarlar.

Önce Takım Takım, Sonra Fikir

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)2017 yılında büyük kurumlar bünyesinde 40’a yakın inovasyon takımına mentorluk yaptım.

Kurumların fikir sistemlerinden seçilen ham fikirlerin birer hipoteze dönüştürülmesine, hipotezlerin saha çalışmaları ile ispatlanmasına ve geliştirilmesine, hızlı prototiplerden minimum kullanılabilir ürünün tasarımına, iş modellerinin tanımlanmasına ve yatırımcı sunumlarının  kadar tüm adımlarda bu takımlara yardımcı oldum.

40’a yakın fikrin tamamı yüksek potansiyel taşıyan fikirler olmalarına ve her seferinde aynı metodolojileri izlememize rağmen bazı fikirler kurum üst yönetimlerinden yatırım alabildi, bazıları alamadı, bazıları ise yatırımcı sunumu aşamasına ulaşamadan yolda dağıldı.

Metodoloji aynı, fikir kaliteleri de yüksek olduğu halde neden bu farklı sonuçlar alındı diye kendime sorduğumda meselenin inovasyon takımlarında olduğunu farkettim.

Güçlü bir takım ruhu ile çalışan, birbirilerini tamamlayan beceri ve yetenek setlerine sahip, öğrenmeye meraklı ve çalışkan takımlar başarılı olurken, son derece parlak üyelerden oluşsa bile birlikte çalışmayı beceremeyen, fikir ayrılıklarını yönetemeyen, sahadan yeni şeyler öğrenmek yerine ilk fikirlerinde körü körüne ısrarcı olan olan takımların inovasyon yolculukları hep hüsranla bitti.

Tüm inovasyon yöneticilerine önerim takım tasarımına fikir seçiminden daha fazla önem vermeleri. İyi takımlar ortalama fikirleri bile harika inovasyonlara dönüştürürken, vasat takımlar şahane fikirleri bile mahvedebiliyorlar.

 

Hackathonlardan Neden Sonuç Alınmaz?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)İnovasyon yolculuğuna çıkan kurumların sıkça başvurdukları yöntemlerden birisi “Hackhatlon”lar organize etmek.

Wikipedia Hackathon’u yazılımcıların, grafik tasarımcıların, arayüz tasarımcılarının yoğun bir şekilde inovatif yazılım projelerinin geliştirilmesi amacıyla diğer takımlar ile rekabet içerisinde bulunduğu bir olay olarak tanımlıyor. Facebook gibi firmaların Hackathonlar sayesinde önemli fikirler geliştirdikleri de biliniyor.

Lakin büyük ve geleneksel endüstri kurumlarının Hackathon çalışmalarından “PR değeri” dışında önemli bir sonuç alındığını hiç görmedim desem yalan olmaz.

Read more

Sizin Üst Yöneticileriniz de Birer Luddist Olmasın Sakın?

(Okuma Süresi: 2 Dakika)Luddistler 19. Yüzyılı’ın başlarında İngiltere’de gerçekleşen sanayi devrimine -zaman zaman şiddete de başvurarak- karşı çıkan ve bir ara büyüklüğü yüzleri bulan ciddi bir silahlı güç haline gelen bir topluluğun üyeleridir. Bugün de yeni teknolojilere direnenlere Luddist deniyor.

Sanayi devrimi öncesinde hayatlarını dokuma ve tekstil endüstrisinden kazanan zanaatkar ve işçilerden oluşan Luddistler, buhar makinalarının yol açtığı değişikliklerden hiç hoşnut değillerdi. Yeni teknolojiler sayesinde artık onlar gibi çalışanlara ihtiyaç duyulmuyor, vasıfsız işçiler yerlerini alıyordu.

Read more

Bazen Durun, Rüyalara Dalın, Kendinizle Baş Başa Kalın!

(Okuma Süresi: 2 Dakika)İş hayatında koşuşturma hiç bitmez.

Hele hele kurumsal dünyada, toplantıların, sunumların, proje terminlerinin sonu gelmez. Bu tür koşuşturmalı bir hayat yöneticiler tarafından sürekli teşvik de edilir, kimse etrafta boş gözlerle hayallere dalmış insanlara görmeyi istemez.

O yüzden de şirketlerden Einstein’lar çıkmıyor ya zaten; kimsenin hayal kuracak, kendinle baş başa kalacak zamanı yok.

Oysa çok sayıda araştırma ve ünlü inovasyon hikayesi büyük yaratıcı fikirlerin insanların hayal kurduğu, kendileri ile baş başa kaldığı , doğada sakin sakin yürüyüş yaptığı zamanlarda ortaya çıktığını gösteriyor.

Einstein gündüzleri bile hayal kurmaya vakit ayıran şahane yaratıcılardan. Modern fiziğin temellerini atan “izafiyet teorisi” onun gündüzleri bile hayal kurmasının sonucunda ortaya çıkıyor mesela.

Einstein bir ışık hüzmesinin üzerine binip tıpkı yolculuk yapmanın neye benzeyeceğini hayal etmeye çalışıyor bir gün.

Kendisi de ışık hızı ile aynı hızda seyahat ediyor olacağından ışık hüzmesinin kendisine donmuş ve hareketsiz gözükeceğini tahmin ediyor. Belki bu hayali kurduğu anda Einstein ne kadar önemli bir buluş yaptığının farkında bile değildi. Sonrasını ise tarih yazıyor.

Ünlü girişimcilerden, mucitlere ve sanatçılara kadar, yaratıcı fikirleri ile ünlü tüm oyun değiştiricilerin kendilerine, hayallerine ve düşüncelerine zaman ayırmak konusunda ritüelleri var. Mesela Steve Jobs uzun yürüyüşleri ile çok meşhur.

Hadi, kendinize zaman ayırmanın yolunu bulun hemen. Haftada bir kaç saati kendi başınıza, hayallerinizle, düşüncelerinizle baş başa geçirmenin tadına bir varın, bir daha asla vazgeçemeyeceksiniz. Yoksa oyunu değiştirmeniz mümkün değil zaten.

Yürümeyi Nasıl Öğrendiniz?

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)Yürümeyi öğrendiğimiz yaşta, adım atmayı nasıl kıvırdığımızı, bu beceriyi nasıl geliştirdiğimizi hatırlamak imkansız.

O halde çocuğunuzu, yeğeninizi, arkadaşınızın bebeğini vs düşünün.

Şöyle bir diyaloga denk geldiniz mi?

“Hadi şimdi ayakta dur, bir bacağını kaldır öne uzat, diğeri geride kalsın, sonra öteki bacağını alıp diğerinin yanına getirirken, diğer bacağını yine öne doğru uzat..”

Ya da “Yürümeyi öğrenmenin 5 yolu” gibi heyecanlı bir videoya denk geldiniz mi?

Yürümeyi öğrenmenin tek yolu, yapmaktır. Yani denemek!

Herkesin başka yöntemi vardır. Kimi önce emekler, zemine alışır, yol almanın keyfini yasar, sonra yürür. Kimi hiç emeklemeden direkt ayağa kalkar. Ama hepimiz yürümeyi öğrenirken defalarca popomuzun üzerine düşüp yeniden kalkarız, doğru yöntemi deneyerek öğreniriz. Bu doğanın kanunu!

Yapmak istediğiniz hiç bir şeyi birinin size öğretmesini beklemeyin. Öğrenmek; denemekle yani yapmakla başlar.

Aklınızda süper bir fikir var mesela!

Oyun hamuru gibi düşünün. Beklemeyin, hamuru şekillendirmeye girişin. Yaptıkça kendi yolunuzu bulur, eşsiz bir oyunu değiştiren olursunuz.

Hadi atın o ilk adımı!

EQ Yoksa İnovasyon da Yok

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)

iq-vs-eq

Geçen günkü yazımda yapay zekayla baş edebilmek için duygusal zekanın öneminden bahsetmiştim. Yapılan onlarca araştırma EQ’nun aynı zamanda yaratıcılık ve inovasyon süreci için de en önemli parçalardan birisi olduğunu kanıtlıyor. Neden mi?

Duygusal zekayı kısaca; kişinin kendisinin ve başkalarının duygularının farkında olması ve yönetebilmesi olarak tanımlıyoruz.

Ekip olarak bir probleme çözüm bulmaya çalıştığınızı hayal edin ya da yenilikçi bir fikir peşindesiniz. Ekiptekiler duygusal zekadan mahrumsa bakın neler oluyor?

  • Öne sürülen fikirleri dinlemeyen ve anında çürüten bir dizi insan,
  • Yaratıcılık için sağ beyni harekete geçirmeden fikir bulmaya çalışan bir topluluk
  • Gözlem ve empati yoksunluğu nedeniyle müşterinin beklentisini anlayamayıp dönüp dolaşıp aynı kararları verme
  • Rekabetçi ve gergin bir ortamda inovasyonun barınamaması

Daha da sayabilirim..

Günümüzde şirketler yavaş yavaş duygusal zekanın önemini kavrasa da henüz beklediğim seviyede değil. EQ konusu daha çok kişisel gelişim kapsamında değerlendiriliyor ki tamamen yanlış.

Geleceğe hazırlanmak ve oyunu bugünden değiştirmek istiyorsanız kolları sıvayıp, bu konuya kafa yormaya başlayın.

Zamanı geldi de geçiyor!

Üçüncü Türden Tehlikeli Yakınlaşmalar: Startuplar ve Büyük Kurumlar

(Okuma Süresi: 2 Dakika)MV5BMjA1MTIyMjczMV5BMl5BanBnXkFtZTgwNTQ1NzE2NzE@._V1_.jpgİnovasyon dünyasında son akım büyük kurumların içinde girişimci (startup) takımları yaratmak. İşleyiş kabaca şöyle:

  • kurumun içinden bir takım oluştur,
  • bu takımı yalın girişimcilik (lean startup) metodolojileri konusunda eğit,
  • çalışanlar arasında yarışmalar düzenleyerek fikirler oluştur,
  • takımın metedoloji konusunda tecrübeli dış mentorlar ata,
  • takımı kurumsal prosedürlerden geçici olarak kurtar,
  • yoğun bir çalışma ile fikirleri yalın girişimcilik ilkelerine göre geliştir,
  • sonunda fikirleri üst yönetime sun,
  • onay alan fikirleri işe dönüştür.

Temel olarak son derece doğru bir yöntem. Madem startuplar inovasyon konusunda daha hızlılar, onların tekniklerini uyarlamaya çalışmak da fayda var. Ben de sık sık bu tür projelerin içinde yer alıyorum.

Ama…

Read more

İnovasyon Tutkusu İçin “Anlam” Şart!

(Okuma Süresi: 2 Dakika) 

maxresdefault

Büyük kurumlarda iyi fikirlerin hayata geçirilememesinin bir çok nedeni var. Bugün sadece birinin üzerinde duracağım: “Anlam Yoksunluğu”

İnovatif fikirleri hayata geçirecek olan biz fanilerin duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarımızın en temelinde “bir anlam üretmek” yatıyor. Yaptığım iş neye hizmet ediyor sorgulamasıyla başlayan süreç, “ben neden varım, ne yapıyorum”a kadar giden felsefi bir boyuta erişebiliyor.

Yapılan araştırmalar, 21. Yüzyıl insanının en büyük derdinin anlam arayışı olduğunu öne sürüyor. Anlam üretmek bu kadar temel bir ihtiyaçken, büyük bir tutuluyla çalışmayı gerektiren inovasyon bundan nasıl kopuk olabilir ki?

Bugün başarılı inovasyonlar yapan şirketleri incelediğimizde çalışanlara fikirlerin hayata geçmesiyle oluşacak anlamları çok güçlü bir şekilde anlattıklarını görüyoruz.

Read more

İnovasyon İçin Kurumlarınızda Hamamböceklerine İhtiyacınız Var

(Okuma Süresi: < 1 Dakika)AMER COC

İnovasyon çok zorlu yolculuk. Hata yapma, başarısızlığa uğrama ihtimaliniz çok yüksek.

İş modeliniz yanlış olabilir, pazar büyüklüğünü abartılı tahmin etmiş olabilirsiniz, teknolojiniz çalışmayabilir, yatırımcılar fikrinizi itici bulabilirler… Yüzlerce nedenden başarısız olabilirsiniz.

Hamamböceği gibi olmak bu nedenle çok önemli.

Okuduğum ilginç bir makalede AirBnb fikrinin ünlü girişim hızlandırma merkezi Y Combinator tarafından red edilmek üzereyken yaşanan ilginç bir tesadüfle nasıl geriye döndüğünü anlatıyor.

Read more

İnovasyon Kültürü Yaratmak Neden (Neredeyse) İmkansızdır?

(Okuma Süresi: 4 Dakika)slave.png“İnovasyona çok önem veriyoruz” diyen yöneticilerin “bu amaçla kurumsal kültürümüzü değiştireceğiz, inovasyonu en önemli değerimiz haline getireceğiz” tadında konuşmalarına sık sık denk geliyorum.

Palavranın da böylesi!..

Yukarıdaki türden laflar eden bir yöneticinin -çok iyi niyetli de olsa- kurumunu inovasyon konusunda bir adım ileriye götürmesi imkansızdır. Tam tersine bu tür yolculuklara çıkan yöneticiler inovasyon kavramının içinin boşalmasına neden olur, hatta olacak inovasyonu da engeller, insanları safsataları ile bıktırırlar.

Read more

Kadınların Ev İşi Çilesi Bitmiyor, Nerde Bu İnovatörler?

(Okuma Süresi: 2 Dakika)İnovasyonun tanımında müşteri problemlerine çözümler getirmek var. Ev işleri ile uğraşan kadınlar toplumda çok büyük bir kitle oluşturduklarına göre, onların problemlerini çözmek büyük inovasyon fırsatları yaratabilir.

Elektrikli ev aletleri ev işlerini kolaylaştırmak ve kadınlara zaman kazandırmak için tasarlanırlar, öyle değil mi? Elektrikli ev aletlerinin kullanımın artmasının insanların boş zamanlarında artışa neden olması beklenir doğal olarak.

Ama gerçekler farklı.

Read more

Düşman Kardeşler: İnovasyon ve Alışkanlıklar

(Okuma Süresi: 3 Dakika)Biz insanlar alışkanlıklarımızın kölesiyiz.

Yapmayı bir kez iyi öğrendiğimiz şeyleri yapmaya, artık üzerinde hiç kafa yormadan kullanabildiğimiz ürünleri kullanmaya ve bir şekilde alıştığımız markaları satın almaya bayılıyoruz.

Yeni şeyler öğrenmektense, harika olmasalar da, iyi bildiğimiz eski şeylere sadık kalmak, alıştığımız davranışlarımızı devam ettirmek genlerimize işlenmiş bir davranış kodu adeta.

Alışkanlıkların hayatlarımızda bu kadar güçlü bir rol oynamasının nedeni  gayet basit: Enerji tüketimimizi minimize etme çabamız…

Read more

Ya Dünyayı Değiştirirseniz ve Kimse Farketmezse?

(Okuma Süresi: 4 Dakika)9İnovasyona gönül veren insanlarda gördüğüm en önemli ortak özelliklerden birisi “paraya” değil “faydaya” odaklanmaları. İnsanlara, dünyaya, çevremize faydaya… Silikon vadisi girişimcilerinin sık sık kullandığı bir cümle var zaten; “amacımız dünyayı daha iyi bir yer haline getirmektir”.

Bazı girişimcilerin bunu sadece bir pazarlama sloganı olarak kullandığını düşünsem de Google gibi şirketlerin dünyayı değiştirmek konusundaki çabalarını çok gerçekçi buluyorum açıkçası.

Yalnız dünyayı değiştirme iddiasındaki inovatörlerin ve girişimcilerin göz önüne almaları gereken acı bir gerçek var: İnsanlar muhtemelen dünyayı değiştirdiğinizi farketmeyecekler, hatta umursamayacaklar bile. Read more

İnovasyon Elitlerinizi Nasıl Keşfedersiniz?

(Okuma Süresi: 3 Dakika)should-you-be-a-disruptor-or-an-innovator

Geçen yazımda herkesin yaratıcı fikir bulabileceğini ama inovasyon yapamayacağını anlatmıştım. Epey de tepki çektim; kimi olumlu, kimi olumsuz.

Tecrübelerime dayandırdığım tezim ancak belirli beceri, yetenek ve karakteristik özelliklere sahip insanların fikirleri gerçek ürün, hizmet ve iş modellerine dönüştürebileceği şeklinde. Bunun tersini savunanların “gerçek” örneklerini heyecanla bekliyorum, insanlar hakkındaki olumlu inançlarını değil.

Tezimin doğru olduğunu kabul ederseniz kendinize sormanız gereken ilk soru “peki şirketimin inovasyon elitlerini nasıl keşfedebilirim?” olmalıdır haliyle. Neyse ki bunun oldukça kolay kaynakları ve yöntemleri var.

İşte size 4 önerim. Read more