Geleceğinizden Pişman Olun!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Hepimizin geçmişinde “keşke yapmasaydım!” dediği şeyler var.

Yanlış girişimler, yanlış ilişkiler, yanlış yatırımlar, yanlış sözler.. Ve bu pişmanlıklar gelecek yolculuğumuz da etkiliyorlar.

Kabul, her pişmanlığın içinde bir de öğrenilmişlik var. İnsan yaptığı hatalardan mutlaka dersler çıkarmalı.

Ama pişmanlıklar yeni şeyler denememizi, bilinmedik okyanuslara açılmamızı da engelliyorlar.

“Yine pişman olacağım bir şey mi yapıyorum yoksa?” sorusuyla kavrulurken riskli kararlar almak hiç kolay değil.

Peki ya o kararı almadığımız için ya da o aksiyona geçmediğimiz için ileride pişman olursak?

Belki harika bir yatırım fırsatını kaçırıyoruzdur? Veya bizi çok mutlu edecek bir kariyer değişikliğini sırf korkumuzdan yapamıyoruzdur?

Gelecekten pişmanlık duymak, bugün almadığınız o hayat değiştirici kararın nimetlerinden yararlanamadığınızı hayal etmek anlamına geliyor.

Ben karar alırken gelecek pişmanlığına geçmiş pişmanlığından çok daha fazla önem veriyorum.

Sıkça duvara toslasam da geçmişimle ilgili “şunu neden yapmamışım ki?” diye bir pişmanlığım olmuyor en azından:)

Yapacağımı yapıyorum, sonrasına sonra bakarım diyorum.

Herkese öneremem bu duruşumu.

Ama mezara “keşke deneseydim” dediğim şeylerle gitmek istemiyorum.

İş Arayan Okurlarıma Tavsiyem Var!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Bazıları için uygulamasının zorluğunu bilmekle birlikte, iş arayan okurlarıma küçük bir tavsiyem var: Çalışın!

Kendinizi geliştirmek için çalışın!

Yabancı dilinizi veya kod yazmayı öğrenin, inovasyon ve yaratıcılık gibi yeni çağın kritik becerilerini kazanın ve tabii fiziğinizi geliştirin…

Bugün en başta Youtube ve Podcast olmak üzere o kadar çok dijital ücretsiz öğrenme ortamı var ki, kendinizi geliştirmek için bir bilgisayar ve bir internet bağlantısı yetiyor da artıyor bile.

Ve işsizlik size kendinizi geliştirmeniz için büyük bir fırsat sunuyor olabilir aslında.

Belki hatırlayanlarınız vardır. 1999’da ABD NBA Basketbol Ligi yaşanan bir lokavttan dolayı ancak Şubat ayında başlayabildi.

Bu uzun süreli ve sonu belirsiz süreçte pek çok basketbolcu yan gelip yatar ve geleceği hakkında kararlar bağlarken, Kobe Bryant her gün antrenmana devam etti ve lokavtın sürdüğü aylar boyunca 100.000 şut attı.

Evet tam 100.000 şut.

Lokavt bitip de ligler başlayınca Kobe takımı Lakers ile birlikte 2000, 2001, ve 2003 yıllarında ardı ardına şampiyonluklar yaşadı.

Sizce tesadüf mü?

Hadi siz de şimdi üstünüzdeki durgunluğu atın ve hemen kendinizi geliştirmeye başlayın.

Atalarımız boşuna işleyen demir ışıldar dememişler. Siz de ışıldamaya başlayın, işler o zaman düzelecek!

Üniversite Seçimi Yapan Gençlere Çağrı!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Sevgili Gençler,

Ne yazık ki size iyi bir eğitim vermeyi başaramıyoruz.

Üniversite girişi sınavlarındaki sonuçlar bir skandal.

Ama bundan utanması gereken sizler değil, biz yetişkinleriz.

Seçtiğimiz yöneticilerin başınıza sardığı bu felaketi önleyemedik.

Hepimiz adına samimiyetle özür diliyorum.

Ama aranızda bazılarınız var ki bize rağmen müthiş işler başaracaksınız. Özellikle de matematik, fizik, kimya gibi pozitif bilimlerde ilerlemek isteyen parlak gençlerimizi inanılmaz bir dönem bekliyor.

Siz yeteri ki çok çalışmaya devam edin. Her şeye rağmen başarılı olmayı başaran sizin gibi gençlere tek tavsiyem var; kendinizi dünyayı değiştiren şirketlerde çalışacak şekilde hazırlayın.

Yapay zeka, mikrobiyoloji, alternatif enerji, alternatif gıda, uzay, genetik ve mobilite gibi alanlarda çalışan uluslarası firmaları kendinize hedefleyin.

Bu şirketlerin aradığı elemanların niteliklerini araştırın ve bir gün oralarda çalışacak şekilde kendinizi hazırlayın.

Mesela fotoğraftaki ilan Elon Musk’ın beyin hackleme girişimi Neurolink’in aradığı pozisyonları gösteriyor. Buralara hazırlayın kendinizi.

Eğer inanır ve çok çalışırsanız bize rağmen dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan kahramanların arasına katılabilirsiniz.

Başarının En Önemli Anahtarı: “Zaman Tercihi”

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Şu hayatta çocuğunuza öğretmeniz gereken en önemli kavram, hayatındaki tüm kararlarında “zaman tercihi”ni doğru yapması olmalı.

Zaman tercihi, bugün alınacak bir sonucu gelecekte alacağınız sonuca tercih etme oranınız.

Bu oran çok yüksekse hemen alacağınız bir sonuç uğruna gelecekte alabileceğiniz daha iyi bir sonuçtan vazgeçiyorsunuz demektir.

Mesela düzenli olarak para biriktirip yatırım yaparak gelecekte refaha kavuşmak yerine, anlık arzularımıza yenilip tüm paramızı hemen bugün son kuruşuna kadar harcamak böyledir.

Kısa vadeli hazzı uzun vadeli sonuçlara tercih edenlerimiz maalesef çoğunlukta.

Çünkü bizler sonuçta ölümlü yaratıklarız. Ve bilinmeyen bir gelecek yerine bugün hemen sonuç almayı istememiz insani bir zayıflık.

Sorun şu ki hayatta her türlü harika şey uzun vadeli, yorucu ve yıpratıcı yolculukların sonunda ortaya çıkabiliyor.

Başarılı girişimler, sanat şaheserleri, atletik vücutlar, büyük servetler, iyi eğitimli çocuklar, yüksek verimlilikteki çiftlikler ve hatta mutlu evlilikler hep uzun vadeli bakışın eserleri.

Toplumun geneli ve özellikle de gençlerimizde gittikçe kısa vadeli hazzın daha da fazla prim yaptığını gözlemlediğimden bu yazıyı yazma ihtiyacını duydum.

Aman deyim zaman tercih oranınızı düşürün. Çünkü başarının tek ve en önemli anahtarı bu.

Nasıl Bir Yerli Otomobil?

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Yerli otomobil projesi konusunda pek bir bilgi akışı yok.

En son çizimlerinin tamamlandığına dair bir haber almıştık. Daha önceleri basına sızan fotolarda da elektrikli bir sedan üzerinde çalışıldığını öğrenmiştik.

Ben sedanlar yerine resimde örneğini paylaştığım minik şehiriçi otomobilleri üretmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Trafik yoğunluğundan bunalan büyük şehirlerimize ilaç gibi gelecek bu araçları üretmek daha kolay olacak, daha az AR-GE ve sermaye yatırımı gerektirecektir.

Elektrikli otomobil pazarının lideri Tesla’nın şu ana kadar 28 Milyar Dolar sermaye çektiğini ve 10 yılı aşkın bir süredir AR-GE yaptığın düşünürseniz işimizin ne kadar zor olduğunu daha kolay görebilirsiniz.

Resimdeki Mercedes Smart tabanlı Baojun E100 adlı minik elektrikli canavarın 155 mil menzili var ve fiyatı da sadece 7200$’dan başlıyor mesela.

Şahane değil mi? Ne dersiniz?

Tam Otonom Robotaksiler Hizmet Vermeye Başladı

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Uber’in ABD’de en büyük rakibi olan Lyft Arizona’nın belli bölgelerinde Google’un Waymo girişimi tarafından geliştirilen tam otonom robotaksilerle hizmet vermeye başladı.

Şimdilik sürücü koltuğunda hala bir insan sürücü her ihtimale karşı oturuyor ve hizmet sadece Lyft-Waymo tarafından daha önce test edilmiş sınırlı bir alanda veriliyor.

Arizona’da Uber ve Lyft’in sürücülü hizmetlerinde bir millik yolculuğun maliyeti 80 Cent civarında, otonom araçlarla bu maliyetin 20 Cent’in altına ineceği öngörülüyor.

Bizde mi neler oluyor?

Bizde Uber gibi hizmetlerin tamamı yasak. Sarı taksi sahiplerinin mafyası memleketin yüzyılın en büyük devrimlerinden birisinin dışında kalmasını başardı.

https://www.cnbc.com/2019/06/27/waymo-makes-autonomous-vehicles-available-to-lyft-riders.html?__source=twitter%7Cmain

Otomobil Üretmeye Çalışmak Geçmişe Yatırım Yapmak Demektir!

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Neden yerli otomobil üretmeye değil de yapay zeka becerilerimizi geliştirmeye odaklanmalıyız konusunda size ilginç bir bilgi sunmak istiyorum.

General Motors 2018 yılında 147 Milyar$ dolar ciro yaptı. Buna karşın halka açık olan bu şirketin değeri sadece 49 Milyar$.

Aynı General Motors 2016 yılında otonom sürüş için yapay zeka çözümleri geliştiren Cruise isimli firmanın tamamını 1 Milyar$’a satın aldı.

Cruise yakın zamanda 19 Milyar$ değerleme üzerinden yeni fon topladı.

Yani Cruise’in değeri koskoca General Motors’un %39’una erişmiş durumda. Ve üstelik Cruise daha bir dolar bile ciro yapmadı.

Sözün özü: Otomobil üretmeye çalışmak geçmiş yatırım yapmak demektir! Yapay zeka gibi teknolojilere odaklanmak ise geleceği inşaa etmek!

Artık yanlış tercihler yapmaktan vazgeçsek mi ülkece?

1 Mayıs İşçi Bayramı

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Geleneksel “Taksim’e Yürüyen Grup Gözaltına Alındı!” haberleri ile başlayan ve en başta AVM’lerde çalışanlar olmak üzere işçi kardeşlerimizin yine mesaide geçireceği 1 Mayıs İşçi Bayramınız kutlu olsun.

Robotlar, endüstri 4.0 ve yapay zeka gibi teknolojilerin işçi sınıfının hayatlarını nasıl etkileyeceğine dair en ufacık bir işçi sendika açıklaması, araştırması ya da raporu yok ortalıkta. Amma illaki o Taksim’e yürünecek yine. Ne vizyon ama?

Neyse.. Belki robotların sayısı insan işçilerin sayısını geçtiğinde kafa yormaya başlarız bu yakıcı konuların üzerinde. Ya da belki 2 Mayıs’ı “robot işçiler günü” ilan ederiz olur biter.

Robot işçiler de günü geldiğinde Taksim’e yürümeyi isteyecekler mi acaba?

İstanbul Belediyesinden Beklentilerim

(Okuma Süresi: 1 Dakika)Sonunda İstanbul seçimleri bitti, mazbata verildi. Herkese hayırlı olsun. Ben sıcağı sıcağına yeni yönetimden beklentilerimi sıralamak istiyorum.

1-Girişimcilik Kampüsü: Paris’teki Station F projesini bilenler vardır mutlaka. Eski bir tren istasyonunun dönüştürülmesi ile oluşturulan bu dev girişimcilik kampüsü iş kurmak isteyen insanların her türlü ihtiyaçlarına yardım bulabildikleri bir ekosistem yarattı. Neden İstanbul’umuzun da benzer bir ortamı olmasın?

2-Aktif Yeşil Alan: Lütfen artık inşaatlara değil yeşil alanlara yönlenelim. Ayrıca buraların aktif yeşil alanlar olması lazım. İnsanların içinde spor yapabilecekleri ve temiz havada keyifle vakit geçirecekleri alanlar. Maslak ve Hasdal’daki askeri kışlaların bu amaçla yeniden düzenlenmesi düşünülemez mi mesela?

3-Kültür Alanları: İstanbul tam bir kültür başkenti olmak için her türlü olanağa sahip. Ama ne yazık ki bir kültür başkentinin sahip olması gereken müze, sanat galerisi, tiyatro ve konser salonu gibi alanlarda oldukça zayıf. Avrupa kentlerinde sık sık gördüğümüz Müze Bölgeleri kurmak, özellikle Taksim, Karaköy ve Eminönü gibi bölgelerde hem özel hem de kamu yatırımları aracılığı ile sanatı ve kültürü teşvik etmek şehrimizin değerini çok yükseltir.

Sizlerin beklentileriniz ne yeni yönetimden?

Etrafınızda Aptalların Arttığını mı Düşünüyorsanız, Haklısınız.

(Okuma Süresi: 1 Dakika)

Uzun zamandır şüphelendiğim bir şeydi, meğerse bilimsel gerçekmiş: İnsanoğlu IQ gerilemesi yaşıyor.

20. yüzyıl boyunca her onyılda bir ortlama 3 puan artan IQ seviyemiz, 1970’lerden beri düşüş içindeymiş de bizim haberimiz yokmuş.

Mesela Norveç’te 1970 ile 2009 arasında 730.000 erkeğe askerlik öncesinde yapılan mecburi IQ testlerinde, her nesilde 7 puanlık IQ puanı düşüşü gözlemlenmiş.

Sorun Norveç’e özel de değil.

Araştırmalar aralarında Finlandiya, İngiltere ve Danimarka başka gelişmiş ülkelerinde bulunduğu çok sayıda yerde IQ seviyelerinde benzer sert düşüşler gösteriyor.

Yaşam şartlarının ve eğitim kalitesinin bu kadar yüksek olduğu ülkelerde bile IQ düşüşü trendi varsa, dünyanın gerisi ne haldedir acaba.

Tabii bu rahatsız edici olgunun nedenlerini araştıranlar da var. Ama henüz ortaya konmuş somut bir gerekçe yok.

Zeka gerilemesinin 1970’lerden beri sürüyor olması, çoğumuzun aklına ilk etapta gelen dijitalleşmeyi olağan şüpheli olmaktan çıkarıyor gibi.

Sağlıklı olmayan diyetler, küresel ısınma ve çevresel bozulma, beyin öldüren medya, eğitim kalitesinde gerileme ve tabii ki kitap okuma oranlarındaki düşüş gibi unsurlar da tartışılıyor.

Kim bilir?

Belki de hepsi birdendir.

Ama gidişat hiç iyi değil yani.

 

Yararlandığım Kaynak: https://www.inc.com/jessica-stillman/we-are-all-getting-dumber-new-science-proves-no-one-is-sure-why.html